Anamız Atamız Mirasınıza Sahip Çıkamadık (pardon ! )
5 / 6 / 2008 Perşembe tarihinde Ahmet Mutluay tarafından eklendi, 85 kez okundu...
“Belki de bu bahsedeceğimiz konu şimdiye kadar bahsettiklerimizin de temelini oluşturan, aslında her şeyi, herkesi ilgilendiren, bence hepsinden de daha önemli, daha can damarı bir konu. TÜRKÇE… Arkadaşlar bu konuda yazmayla ne kadarını anlatabiliriz bilemeyeceğim. Ama benim görevim bu, yazmak, siz değerli insanlarla düşüncelerimi paylaşmak. Aslı...” Okuyucu Puanı ;
Anamız Atamız Mirasınıza Sahip Çıkamadık (pardon ! )Belki de bu bahsedeceğimiz konu şimdiye kadar bahsettiklerimizin de temelini oluşturan, aslında her şeyi, herkesi ilgilendiren, bence hepsinden de daha önemli, daha can damarı bir konu. TÜRKÇE… Arkadaşlar bu konuda yazmayla ne kadarını anlatabiliriz bilemeyeceğim. Ama benim görevim bu, yazmak, siz değerli insanlarla düşüncelerimi paylaşmak. Aslında düşüncelerle beraber, yazarken içimi saran hüzünlerimi ve kaygılarımı aktaracağım desem yalan olmaz. Ana dilimiz Türkçe deriz ya hep. Yani bu ne demek dilimiz anamız, atamız kadar değerli. Atalarımızdan bize hiçbir elle tutulur miras kalmasa bile, bize kalan en güzel mirastır dilimiz, Türkçe. Aslında bizim korumamız gereken ulusal namusumuzdur. Şimdi bazı dalalet mühendisleri, hemen kendi kendilerine, halen namus bekçiliği düşünen mantıkla yaşayan geri kafalılar var bu ülkede diyip, kansızca gülerler. “Çağdaş olun kardeşim, eller gider aya siz kalırsınız yaya.” diyenler de olacaktır. Ama hani bazı yerlere gelmek için namusunu bile sunmaktan çekinmeyen şahıslar vardır ya işte biz onlardan olmak istemiyoruz. Yani onursuzca aya çıkacağıma, başım dik yaya kalırım daha iyi. Peki nereye gidiyor Türkçe. Ne kadar koruyoruz. Öyle bir saldırı oluyor ki dilimize her geçen gün, akıllara zarar. Nerden başlayalım? Bir düşünelim bakalım. Önce hayati önem taşıyan Milli Eğitimden başlayalım. Bakın bu bakanlığımızın isminin önündeki Milli kelimesi boş yere koyulmamıştır. Dikkat ediniz, sadece iki tane bakanlığımızın isminin önünde “Milli” kelimesi var. Bunlardan bir tanesi Milli Savunma Bakanlığı, diğeri ise Milli Eğitim Bakanlığı’dır. Ülke için en önemli şah damarlarıdır bu bakanlıklar. Eğitim kurumlarında ve ders içeriklerinde geçen yabancı kelimelere gelecek olursak. Birkaç tane örnek vereyim. Eskiden “eğitsel kol” olarak anılan öğrencilere yönelik sosyal içeirkli çalışmalar şimdi “kulüp (club)” olarak anılıyor. Sonra “yıllık ödev” denilen, uzun sürece yayılan ödevler, “proje” ödevi olarak adlandırılıyor. “Proje” kelimesi yerine en azından “tasarı” kelimesini kullanalım da bari en azından Türkçe bir kullanım yapalım. Sonra birçok derste halen Türkçeleri kullanılmayan bir sürü kelime ve teknik terime rastlarsınız. Yahu kardeşim bu kitaplar yazılırken hiç mi dikkat etmiyorsunuz? Örneğin bilişim teknolojileri dersinde bazı programların tamamı İngilizce terimlerle dolu. Yani bu ne demek oluyor, ingilizcesini öğren, ingilizce düşün, ingilizce olarak yaratıcılığını kullan demek oluyor. Biz bu programlara karşı değiliz çok da güzel bir uygulama ama Türk çocuğu Türkçe konuşup, Türkçe yorumlayıp, Türkçe programlama yapmalıdır ki işin mantığını ve geliştirmesini en iyi şekilde gerçekleştirsin. Bunlara bağlı olarak ta gelecekte başarılı çalışmalara imza atabilsinler. Sonra bir bakıyorsunuz ki bazı köy-kasaba okullarında bile af edersiniz ama öğrenci helalarının kapısında W.C. yazıyor. Çok gülünç bir durum değil mi? Sanki oraya sürekli yabancı vatandaşlar geliyor da hela yı bulmakta zorlanmasınlar diye koymuşuz o yazıyı kapıya. Hakikaten utanıyorum bu durumlardan. Sonra okullara gönderilen bazı yazıları bir görseniz, sanki yabancı ülkelerde yaşıyormuşsunuz gibi tamamen yabancı isimlerle ve kelimelerle gönderilen çalışmaları içeriyor. Öğrenciler yabancı kelimeleri büyük bir ayrıcalık ve kültürmüş gibi kullanmaya çalışıyor. Öğretmenlerin bir kısmı da onları aydınlatmıyor. Kısacası A.B. ve yabancılara hoş görünme adına, küreseliz demek adına öyle önemli şeylerden vazgeçiyoruz ki bunlar saymakla bitmez. Bizim için ayağında çarık olmadan kanının son damlasına kadar savaşan ve geleceği ızdırap çekmesin diye ölen o Çanakkale, o Milli Mücadele, hatta Osmanlı Devletimiz zamanındaki o nice cenklere katılıp bize bu günleri bağışlayan atalarımız, kemikleriniz sızlıyorsa gerçekten “ PARDON” !!! Sizin şereflice ve onurluca, kanınızla, canınızla, namus borcu bilerek bize bıraktığınız değerlere sahip çıkamayıp hediye edercesine kazandıklarımızı kaybetmeye başladık. Konu devam edecek… Bu sadece eğitimle ilgili kısmın daraltılmış hali idi. Günlük yaşantıda karşılaştıklarımız ise gelecek yazıda yer alacak. Her şey Türkiye ve yüce milletimiz için… Saygılar… Alıntı yaparsanız lütfen belirtiniz..
Tavsiye Et :
• Mehmet Kemal Akbaş yazıyı favori listesine aldı...
Eylül
4
Yaşar Nuri Öztürk Hoca`ya Duyurulur
• İbrahim Faik Bayav • Eleştiri Makaleleri • 27 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
3
Eylül
3
Eylül
2
Eylül
2
Temmuz
31
Anamız Atamız Mirasınıza Sahip Çıkamadık ( Pardon ?) 2
• Ahmet Mutluay • Eleştiri Makaleleri • 39 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
24
Haziran
5
Anamız Atamız Mirasınıza Sahip Çıkamadık (pardon ! )
• Ahmet Mutluay • Eleştiri Makaleleri • 86 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
26
Ülke Meselesi 5 (ilköğretim Orta Öğretim ve Sorunlar)
• Ahmet Mutluay • Eleştiri Makaleleri • 106 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
22
Gözlerinle Gülüşün Arası Yaşıyorum
• Ahmet Mutluay • Aşk Şiirleri • 86 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
28
Şehitlere Saygıyla ( Vatan Aşkı ) 1
• Ahmet Mutluay • Toplumsal Şiirler • 540 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Mayıs
23
Giden Gitmiştir ( Ayrılık)
• Ahmet Mutluay • Sevgi ve Aşk Şiirleri • 342 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Kasım
6
Mayıs
21
Kasım
6 |
![]() |
|
||||||||