Anka KuşuAnka KuşuDOWEL ERADICATER KARŞILAŞMASISoğuk bir gecede, nöbetçiler 5. ordu kampmda beklerken, kampın az ilerisinden açılan portalla belirdi Dowel, hizmetkarı Gosh ile birlikte. Sonra azad olmuşçasına sevinen Gosh, portalla birlikte gözden kayboldu. Dowel 5. orduya sızmıştı artık... ERADICATER (Roan), Xeiwier, Radon ve Mia-Era`ya kendini tanıtan Dowel, yüce bir amaca hizmet ettiğim anlattı ilkin, devamında gücünü kanıtladı Anrax Savaşlarında. 5 ay geçmişti Dowel geleli ve gücü ortaydaydı. Herkes onu nimet olarak görüp, bir basamak gibi kullanmak istiyordu. Dolayısıyla Dries Ordu Dövüş Oyunlarına davet edildi. Gücünün ne kadar aşırı, uç bir noktada olduğu Ordu Muhafızı ile ilk dövüşünde belli olmuştu. Zaten tam bir savaşçı görünümündeki Dowel, dövüşlerinde hep fiziksel kuvvetim kullanmışı. Asıl içindeki, o kudret büyücüsü, muhafızın ruhunu karartmasıyla anlaşılmaya başlandı. Ordu dinlenme süresi sona ererken, Dowel amacına bir adım daha yaklaşıyordu. O sıralar kamptaki en büyük amaç Son Kale`de en tehlikeli varlık olarak bilinen Caksır`ı yakalamaktı... Mia-Era`nın (Diaz de üzan) üvey kardeşi, yine Mia`nın dostu Ahimera (Diaz de Irah) sayesinde VakkaruM`dan gelmişti, dinlenmenin 7. ayında orduya. Finzu-Kia (Diaz de Ruha) geldiğinde Mia-Era çok mutlu olmuştu. Çünkü VakkaruM`dan değil kaçabilmek. Cennet Denizi`ni geçmek bile imkânsızdı, ne şimdi ne de geçmişte. Tabi bu tabuları Mia yıkmıştı ilk ve son olarak. Finzu-Kia ise ordu fılosu denetiminde VakkaruM gezegeninden, Barmur gezegenine ziyarete gelmişti, kardeşi Mia`yı görmeye... 2 hafta süren hasret giderimi ve Roan ile sıkı dostlukları yanında, aslında birde Bebbeluz adında savaşçı, aşık bir güzeli bırakarak fılosuyla ayrıldı ordudan Finzu-Kia... Herkes bir şeylerden memnun hareket ederken, bir sabah filo habercisi tarafından Finzu-Kia`nın bulunduğu filonun VakkaruM`a ulaşamadan. Cennet Denizi üzerilerinde imha edildiği öğrenildi. Tüm savaşçılarla büyük toplantı salonunda toplanıp konuyu görüşmeye başlanmıştı. Özel toplantı salonunda göze çarpan Roan için, Mia-Era`ydı. Salon toplantısı ardından, gizli bir anma töreni ile Finzu-Kia ve filo askerleri ebediyete uğurlandı. Mia çıldırmış vaziyette, ilk kez bu kadar solgun duruyordu. Yalnız kalmışlığı bu denli gözler önünde, bu denli belirgindi artık. Ama yinede başta Roan olmak üzere herkeste yanında idi Mia`nın... Birkaç gün sonra Finzu-Kia`nm bulunduğu filonun imhacıları tespit edildi. Bu imhacılar evren teröristleri olarak tanımlanan, ama haklarında pek fazla bilgi sahip olunmayan Mengro`lardı. Teknolojileri evrendeki en ileri düzeydeydi. Bu durum sonrası Mengro ırkına ciddi bir uyarı gerektiği kararlaştırıldı genel kurulda. Ardından, Radon komutasında ordudan bir bölüm, yola çıkmak için hazırlık başlatmıştı... Roan`un aşın isteği üzerine, Xeiwier ile birlikte Radon`un yanma katıldı. Saldırı sonrası izlenimlerin ardından Mengro`ların yol haritası çıkarılmış, yeni planları da dolayısıyla anlaşılmıştı. 7 kavimler... Devamında, Mengro`lann baş üsleri olan Zabrah Gezegeni`ne yola çıktılar. Roan, Radon ve Xeiwier, büyük orduyla geldiklerinde Zabrah`a, büyük şaşkınlıkla karşılanmışlardı. Açıkçası hiçbir şekilde fark edilmeden, oraya, Mengro gezegenlerinin şahı, baş üsleri, Zabrah`a neredeyse ellerini kollarını sallayarak girmişlerdi. Lakin tanımlayamadıkları bu ziyaretçileri çok hoş karşıladı Mengro`lar, kendi geleneklerine ters olarak. Xeiwier, Roan ve Radon bu sıcak, ama bir açıdan oldukça düşündürücü değişik konukseverlikten etkilenmeden Mengro`ların başkomutanı sayesinde Lord de Voox ile görüşmek üzere Konsül`ün yanma gittiler. Görüşmede Mengro`lara artık evrenin başıboş kalmayacağı belirtili?, durmaları ve onun yanında, tüm yaptıkları zararları telafi etmeleri istendi. Bunu önceleri küstahlıkla reddedebilecek olan Lord de Voox, zorunlu olarak kabul etti tüm istenilenleri, çünkü ziyaretçilerin gücü onu gerçekten etkilemişti. Elçi Bölüm büyük orduya döndüğü zaman, ordu dinlenmesinin son çeyreğindeydi. Orduda büyük bir yaprak dökümü olmuş, diğer üslere zorunlu ve gerekli güç kaydırmaları yapılmıştı. Mia-Era kardeşinin ölümüne dayanamayıp VakkaruM`a, Sen Irkinin Cennetine dönmüştü. Çünkü annesi Daynera (Diaz de Moon) ölünce yerine geçen üvey annesi Mashera (Diaz de Kula) kraliçe olmuştu. Mia-Era babası öldükten sonra yalnız kaldığı için ve orduya inandığı için kaçmıştı oradan. Ama artık VakkaruM Kraliçeliğine gitmeliydi, belki de Finzu-Kia`dan hatıralar bulabilecek, kendini affedemese bile onu anımsayabilecekti. O da bu yüzden geri gitmişti. Roan bu duruma karşın çıldırdı ve kimse onu sakinleştiremedi. Bir şekilde bastırılan Roan, bir gün sabahın erken saatlerinde gizlice bir filo gemisine atlayıp VakkaruM gezegenine yola koyuldu. Çünkü en baştan beri evrenin en mükemmel, tek varlığına aşıktı. Bunu ona anlatamamış ve de yaşatamamıştı geçmişte. Arada hisleri yoğunlaşmış, onu defalarca ölüm pahasına korumuş, gelişimim ilerletmiş, savaş tekniklerim olanca hızıyla öğrenmişti ondan. Mia`nın başlardaki soğukluğu Roan`un amacının kesinleşmesiyle yavaş yavaş çözülmüştü. Roan 3 günlük ağır yolculuğun ardından Yukarı VakkaruM`a ulaştı zorda olsa. Oradan VakkaruM`a giden Roan, aracı Egzopih kayalıklarına gizleyip bir köylü aradı ve buldu. Ordudaki en yaşlı ve sözü geçen büyücü Laumar`ın anlattıkları doğruysa VakkaruM, Shomoria dışında birazcık olsun normaldi. Shomoria ise evrenin en özenilmiş, cenneti kıskandıracak bir yeriydi, yerel halkı Sen Irkıyla birlikte. Kendilerim dış evrenden gizlemiş ve saklamışlardı yıllardır Shomoria`lılar. Kendilerim en değerli görüp, mükemmel güçlerine rağmen sadece kendi gezegenlerinde kalıp, özellerine cennetlerim kurmuşlardı. Güzel bir ırk olmaları yanında beyinsel, büyüsel ve içsel güçleri dışında VakkaruM`un gizli doğa güçleriyle 7 kavmin en kutsal noktasıydı aslında burası... Roan bulduğu köylü vasıtasıyla bir kayık benzeri, su üzerinde duran bir araç buldu. Aslında su bile değildi bu yoğun denizin kendi. Özü itibariyle şifa kaynağı olduğu düşünülen engin bir okyanustu. Cennet Denizi`ne girmeye kalkan tamamen gözden kaybolup, bir daha görülemeden uçurumdan düşer gibi gidiyordu ve aslında nereye gittiği de hiçbir zaman bilinemiyordu. Roan kayığa benzeyen, sadece gondol şeklindeki sedeften yaprağa bindi. Olanca gücüyle Cennet Denizi`nde ilerlemeye başladı ve hızının doruklara ulaştığı, kendini kaybetmeye yakın bir anda VakkaruM Korucularının gemisini gördü, o yüce, büyük Sen Korucu Gemisin!. Gözleri hemen Mia-Era`yı aradı Roan`un gemiyi gördüğü gibi. Ve Mia`yı gördüğü gibi ona kilitlendi. Mia`da o anda Roan`u görmüştü ve ilk kez masum yüzüyle görünüyordu artık Roan`a, Mia ve... Mia-Era: Elveda… Dedi içten bir şekilde... Mia için bu son söz Roan için ilk aşkın başlangıcıydı aslında. Ardından, yasak olanı yapan Roan, günah meyveyi çalar gibi son meyveyi da dalından kopardı adeta ve Mia-Era`yı korucuların elinden alarak onu kayığa götürüp, korucularının aşırı hınç dolu saldırıları için onları affetmeden iyice patakladı ve gemileriyle Cennet Denizine gömdü. Mia`yı oradan kayığıyla da kaçırdı. Egzopih kayalıklarına giderlerken hava çoktan kararmış, uzun yolculukları başlamıştı, lakin hala kayıktaki sessizlik bozulmamıştı. Roan`da, Mia`da kayığa sırt üstü uzanmış yıldızlarla ve üç hilalle bezenmiş göğün muhteşem görüntüsüne bakakalmışlardı. Ve sonunda sessizlik bozuldu kayıkta. Roan konuştu... Roan: Zamanı geldi... Mia eliyle Roan`u susturdu... Roan: Zamanı geldi... Mia, Roan cümlesini tamamlayamadan onu eliyle susturdu yine ve konuştu... Mia-Era: Seni seviyorum... Ve bir miladın başlangıcı oldu o an. Roan artık son evresine girmiş bir savaşçıydı aslında, kendinden emin ve istekli... Roan: Bütün bu kara örgüde sen vardın hep. Biliyor musun hiçbir şeyden hiçbir zaman pişman olmadım. Çünkü yine sen vardın karşımda. Sen! Sen! Sen... Hmm... Ve kahkahaya boğuldu Roan, sonra Mia`da katıldı ona ve güldü... Roan: Hahahahaha... Ama şimdi ise yanımdasın... Ve aşkımsın... Mia`ya, o evrenin, gelmiş, geçmiş, gelecek en mükemmel varlığına, bir bütün olacakmışçasına sarıldı. İlerleyen zamanda tekrar konuşmaya başladılar. Mia konuştu, Roan ise onu hayranlıkla izledi ve dinledi... Mia-Era: Gökyüzü neden bu kadar berrak burada ve Cennet Denizi neden bu kadar mat ve saf, Yukarı VakkaruM neden bu kadar pırıl pırıl denizle dolu hep düşündüm eskilerden beri bu farkı, ama?.. 7 kavmin, Dualir, Anrax, Rohan, Barmur, Orgon, Darbov ve VakkaruM`un birleşmesi gerçekten ne güzel olmuş. Ama tüm bu gezegenler içinde neden VakkaruM olanca kudretle muhteşem yaratılmış ve neden herkes dışa düşman hiç anlayamadım Roan. Roan: Bu evrende dile getirilemeyecek bir sürü şey var. Ama yinede ben bunu çok kolay açıklayabilirim. VakkaruM`un ihtişamı sensin Mia. Yalnız senin yüceliğin buna kadir. Mia-Era: Bir gün sana yukarıdaki 3 hilalin nedenin! anlatacağım, neden orada olduklarım ve neden yaratıcı tarafından yaratılmadığım da... Sonra tekrar gizli ve güzel tebessümlerle gökyüzünü izlemeye devam ettiler. Kayığa ulaşınca hemen araca binerek Barmur`a, ordu kampına geri döndüler. Ordu kampına geldiklerinde yapılan ani Dens saldırışı ile çoktan savaş başlamıştı Barmur`da ve ordu kampı da sıcak bölge olmuştu. 3 büyük büyücü Laumar, Zeidie ve Noziyauma, kara büyücü Bauer ile birlikte batı yakasını, Kazgo de Miazar, Uralah de Zangar, Viasto ni Zigor ve Wicede nü Zmar, cüce savaşçılar, namı değer 4 balyoz, doğu yakasını, Mia-Era, ERADICATER (Roan) ve Xeiwier kuzey, Radon ve Hugan güney yakasını tutmuşlardı. Roan savaşırken Denslerie, Dowel birden Roan`dan kendini öldürmesin! diledi, bunu yapması içinde onu zorladı. Yapamayacağım anlayınca da Mia-Era`ya saldırı oyunu gibi yapıp Roan`a en güçlü yumruğuyla vurdu Dowel. Sonra dağa çarpıp, onu parçalayan ve dağın altında kalan ERADICATER`ı (Roan) gören Mia-Era onun öldüğünü sanarak yaşlara boğuldu, kaskatı kesilmişti, etraf garip bir karanlığa bürünmüş kara ile aydınlık arası Mia-Era göze batıyordu. O güzel pürüzsüz yüzünün keskin bakışlı masmavi gözlerinden boşaldı ilk damlalar, narin burnundan inemeden yahşi dudaklanna, ilk damlasmda belirdi kanat simgesi... O anda Mia-Era intikam gücünü kullanarak VakkaruM`un en eski ve en kudretli gücünü çağırdı. Mia-Era`nın gözlerinin dolması, ardında dona kalmış bir Dowel bırakmıştı. Mia-Era`nın gözyaşı yere düşmeden VakkaruM`un en kutsal kuşları, Zaur Kuşları belirmişti ufukta. Milyarlarca Zaur Kuşu mükemmel bir düzen içinde aniden oluşup hızla Dowel`a doğru uçmaya başlamışlardı. îçlerinde Rolx`ta vardı, îlk evrenden, Kautops ile Ravmelx`in tohumu... Agza`nın başım çektiği, Kautops ve Ravmelx`e sonsuz sürgün sağlayıcıları, bu sürgün ardından onların çocuğu Rolx`u bir daha bulamadılar. Çünkü Kautops ile Ravmek çoktan çocukları Rolx`u günümüz evrenine yollamışlardı, hayatta kalan son tohumlarım... Rolx`ta VakkaruM`a inmiş ve orada zamanını beklemişti Zaur Kuşlarıyla... Agza`dan intikam alma içgüdüsüyle yaşayan ve etrafina refah, huzur, mutluluk saçan Rolx yaşamını en iyiye adamıştı. Babası Kautops`un isteği üzerine doğru yolu bulmaya yemin etmiş, babasından da annesi Ravmelx`i koruma yemini de almıştır. Zaur Kuşlarımn arasından sıyrılarak büyük bir hızla Dowel`a doğru uçan Rolx hızla yere indi ve Dowel`a yönelerek... Rolx: Bu bilinçsiz savaşlarının sonu geldi Dowel! Kaçak 2 zebani ve senle 3`ledi evren lanetlileri! Sizin gibi kaçakların yüzünden evren bozguna uğruyor! Hak ettiğini alacaksın ey ucube! Ve hemen, kılıcı Yafüu ile Dowel`a daldı. Dowel onu gördüğü gibi... Dowel: Kendi iradesini kullanması ile lanetlenen Kautops, devamında kaotik boşluğun en derinine yollandı, karanlığın dahilinde kalan son aydınlık Ravmelx ile birlikte... Miganza`yı hiç okumadım ve Agza`nın boğazına az sarılmadım değil hani! Senin yerin burası değil! Bu savaş senin savaşın değil! Giiiiiit! Dedi ve hızıyla Rolx`tan sıyrılarak elinden Yafüu kılıcını kaptı. Ardından, Gosh`tan öğrendiği geçmişe bir portal açarak, Rolx`u ani, güçlü bir tekmeyle portala attı, arkasından da kılıcını firlattı ve portalı kapattı. Mia`nın dona kalmışlığı Zaur Kuşlarım çıldırtırken, Dowel`a o ilahi göz alevleriyle saldırdılar. Dowel belki ustalıkla sıyrılıyordu ışınlardan ilkin fakat yinede en azından anlamıştı Mia-Era`nın gücünü, kudretini, kimse anlamasa da... Tüm Geçmişin Efendisini dize getiren o idi! Mia-Era... Artık yavaş yavaş zorlandığı gözle görülür hale gelmişti ki, Dowel`ın ardında ona yaklaşan Zaur Kuşlarının arasından öyle bir kuş belirdi ki, adeta ateşlerden yaratılmış bir kustu bu... Efsaneleri süsleyen, yüz binlerce yıl dillerden düşmeyen Anka Kuşu`ydu bu. Dowel`a gözleriyle ateş topu yollayan Anka Kuşu, Dowel kaçamadan onu vurdu. Tüm Zaur kuşları tam Dowel`ın etrafım çevirip göğü kararttıkları anda, büyük yara alan Dowel`ın kara pelerin yanılsaması bir parça kırılarak, dışarı onun kutsal Işığının çıkmasına sebep oldu. Bunun ardından da onun Dowel yanılsaması kılığındaki ERADICATER olduğunu anladılar ki, ardmdan Büyük Anka Kuşu ile tüm Zaur Kuşları oradan ayrıldı tüm ihtişamlarıyla, adeta Mia-Era`yı selamlayarak, o kainatın yaradılış nedeni, VakkaruM`un tek varisini... Yaralı Dowel Roan`un geleceğim hissetti ki Mia-Era`ya yöneldi. O sıralarda da Mia-Era konsantre olma fazlalığından yere yığıldı. Ardından bunu hissederek dağı deviren Roan... Roan: Mia-Era ağlamasın asla, barış olsun! Dowel`a, Mia-Era`ya yaklaşmaması için kara ışın saldırışı yaparak onun içinden geçti... Roan: Onu ağlatansa, yok olsun! Ve Dowel`ı öldürdü. Dowel ölürken tüm yanılsaması kırıldı ve bembeyaz kutsal ışığı kapladı her tarafı. Yerde hareketsiz uzanan, ama olan biteni gören Mia-Era ise Dowel`ı son kez ona verdiği, Mia-Era bildiği bir selamla gördü ve ölüşünü izledi Mia-Era, Dowel`ın. Herkes o kadar şaşkın ve huzur doluydu ki, içleri resmen kutsallık dolmuştu... Kutsal ışığıyla göğe yükseldi Dowel yanılsaması ve bir ışın şeklinde göğü yararak yok oldu... Dens`ler o ara öyle çoğaldı, öyle çoğaldı ki etraflarında hepsinin, Roan Mia`yı göremez, duyamaz olmuştu artık. Ama herkes olan bitenin farkındaydı şaşkınlık içinde. Dens akınının ortalarına doğru birden kötü ruhlar belirmeye, görünmeye başladı ve önceki sene Mia-Era`nın öldürdüğü BwitchB`in intikamım almaya gelen DwitchD oluştu karşılarında, BwitchB`in daimi aşkı... Roan DwitchD`i gördüğü gibi en büyük Begaut vuruşu ile daldı ona, ama kaçındı DwitchD ve uçarak Roan`a savurdu tekmesini, devamında binlerce metre fırlattı ERADICATER`ı (Roan). DwitchD asıl amacı intikamı yerine getirmek için Mia-Era`ya yöneldi. Hugan, Laumar, Zeidie ve Kazgo de Miazar diğerleri gibi meşgul olmadıklarından ve bu güç yoğunluğu fazla olan yaratığı durdurmak için DwitchD`e daldılar. Lakin Hugan, o asil baron dehşet ile öldü DwitchD`in kötü ruhları yüzünden ilkin, ardından Laumar ilk kez Tek El Ateş Büyüsü yaptı, Zeidie`de Voodoo büyüsü yaptı, ama DwitchD hiç etkilenmeden Zeidie ve Laumar`ı içten kırdı ve parçaladı hiç düşünmeden. 4 balyozun en yaşlısı Kazgo de Miazar`da hızla baltasını savurmuştu daha DwitchD diğerlerini henüz öldürmüşken, fakat DwitchD aniden yok olup Kazgo de Miazar`ın kısa şaşkınlığı sırasında aniden arkasında belirerek onun kalbini söktü ve ruhunu aldı sinsice, devamında onu da gömdü yere. Artık önünde kimse kalmamıştı DwitchD`in Mia-Era`ya ulaşmak için. Bunu önceden fark eden ERADICATER (Roan) çoktan en hızlı halini alıp, tüm Aura gücünü aşkı Mia-Era`ya verdi ve olanca gücüyle direkt DwitchD`i hedef aldı ama yetişemeden DwitchD intikam büyüsü ile Mia-Era`yı, o güzel varlığı toz etti. Geride hiçbir iz kalmamışı... Ama bu ERADICATER`ın (Roan) sinir, güç, aşk ve intikam halini tümleyerek onun kara şeytan olmasını sağladı. Black Devil: Haaayııır!.. Black Devil olan Roan uçtuktan sonra yere son sürat vuruşu ile Rugan Depremi ile tüm ruhları dağıttı, yaraladı, hemen ardından yaptığı Zugra Işını ile onları kesti, yok etti. Ama asıl vuruşu Cehennem Ateşi yaparak elde etti. Toprağı ve göğü ateşe çeviren ERADICATER (Roan), DwitchD`e yöneldi. Uçmasınaa rağmen DwitchD dehşet veren çığlığıyla vücudunun yarışım kaybetti. ERADICATER (Roan) ilk kutsal silahım intikam silahı olarak kullanarak, Çift Kol Beyaz Spear ile DwitchD`i yok etti. Ardından o da, DwitchD`in vurulmadan hemen önce attığı Dehşet Büyüsü Topu ile yere çakıldı ve yığıldı günah kokan kanlı toprağa. Ve şeytan görünümü de düzelip Roan halini almıştı... Savaş çoktan bitmiş, aradan 3 ay geçmişti. Herkes yavaştan kayıpları unutmaya, önlerine bakmaya çalışıyordu. Lakin Roan hiç uyandırılamamış, öylece kalakalmıştı yatalak uyur vaziyette. Ne Mia-Era, ne ERADICATER (Roan), ne, Hugan, Laumar, Zeidie, Kazgo de Miazar vardı artık. Xeiwier da 3 aydır görünürlerde yoktu, tüm orduyu ERADICATER (Roan) delirirken koruduktan sonra kayıplara karışmıştı. Bu yüzden de Son Kale görevi de askıya alınmış oluyordu. Günlerden bir gün, gece yansı civarı Roan`ın içinden bir iblis daha kalktı. Bu da 0X0 idi. Tamamen alevden oluşmuş bir yaratıktı bu... Roan`un 0X0 kılığında istem dışı ordudan kaçıp, Truh Çölünü Barmur`a kadar geçerek son Kale`ye dalması kalabalık Cuan Ordusunu çok korkuttu. 0X0, Barmur Kale`sinde uzun zamandan beri aranan Caksır`ı gördükten sonra, onu yakalamak için kalenin en üst kulesine kadar uçtu ve uzun koridorda ağır ağır ilerlerken onu bulup, Barmur Kalesi`nin en üstündeki kapalı balkonunda Barmur`un dört bir yanım gözlerken Caksır`ı sıkıştırdı. Caksır onu fark ettiği anda da Ölüm Boşluğu adım verdiği portalını açarak onu içine çektirdi... Ve zorlukla, son anda iri çelikten parmaklarıyla pencere taşlarına tutunmuş Caksır`a kudurganca konuştu... oXo: Azad ol Caksır!.. Niahahahahahaha!.. Bunun üzerine kale dışına, uçurumun ilerisine kendi portalını açarak kaçmayı planladı Caksır, çünkü evrenin en üstün portal bekçilerinden biriydi, diğeri de Zamanın Efendisi Nor`du. Portalı açmaya başladı. Caksır: Limman dok Sohen arge Magzu! Caksır portalını açtığı gibi oXo`nun ölüm portalının çekim kuvvetinden kurtularak serbest kaldı. Caksır`ın portala kaçtığım gördüğü gibi 0X0 ışık hızıyla onun içinden geçerek kırmaya çalıştı Caksır`ı, ama yetişemedi. Lakin Caksır çoktan portalına girip kaçmıştı. Dehşete kapılan Barmur Kalesi düşmeye yakın oradan ayrılan oXo kervan tarafinda tutulan tutsaklardan güçlü lordlarla savaşıp onları yok ederken, Xeiwier tarafindan durduruldu. ERADICATER (Roan) kampa getirilip uyutuldu tekrar... Rüya âleminde dolaşan Roan düşünceli ve kafası çok karışıktı. Yağmurlu, güneşin battığı havanın karardığı ıssız topraklarda tamamen kendini kaybetmiş biçimde ilerlerken gökte 3 hilal belirdi. Roan bunu gördüğü gibi çok heyecanlandı ve o anı anımsadı. Yağmur durmuş hava kararmıştı. Îleride parlayan bir şey olduğunu fark eden Roan ona yaklaşınca bunun camdan bir duvar olduğunu gördü. Bir camdı bu ve gökyüzünün uçsuz bucaksız yüksekliklerine kadar, en doğudan en batının ufkuna kadar uzanıyordu. Açıkçası 2 dünyayı birbirinden ayırıyor olduğunu hissettiriyordu. Kafasını camdaki parlaklığın nedeni olan 3 hilale çevirdi ve derin derin düşünmeye başlamıştı ki gözlerim kamaştıran bir ışıma oldu. Gözleri kamaşan Roan, gözlerim tekrar açtığında bu camın diğer tarafinda Mia-Era`yı gördü. Roan`un yüreği öyle bir rahatlama içerisindeydi ki artık, sanki yüreğinden bir hançer sökülmüştü. Mia ellerim cama dayamış, o insanı öldüren bakışlarıyla Roan`a bakıyordu. Roan: En uçtan, en derine, en ezelden, en ebede her şeyin efendisi! Sana sesleniyorum seninle buraya geldim! Sayende açılmamış olanı açacağım! Kır zincirlerimi! Aç bu cam örgüyü! Tüm kuvvetiyle cama yüklendi Roan, ama işe yaramadı. Tekrar, tekrar, tekrar denedi... Devam etmek onu yıldırmıyordu artık, aksine daha çok gücünü topluyor, daha çok konsantre oluyordu. Bir an için Mia-Era`yla göz göze geldi. Mia-Era`nın hüzünlenmiş yüzünü gördüğü anda, tüm kafasının içini boşalttı. Mia-Era ona yapmaması gerektiğim belirtecek ifadelerde bulunmuştu. Her şeye karşın Roan... Roan: En yüce! Yardım etmiyor olabilirsin şu an! Bu beni onaylamaman anlamına gelmez ve beni yıldırmaz! Ben ummam! Yaparım! Yüzünü hiç görülmemişçesine buruşturan Roan, Mia-Era için her şeyi yapabileceğim belirterek, cam duvara en inançlı darbesiyle vurdu. Cam engin uzunluğuyla ani bir sarsıntı geçirdi ve paramparça oldu. Her bir parçası kar tanelerine dönüşerek yere yağdı. Roan tebessüm içerisindeki Mia`nın yanma giderek onunla konuşmaya başladı... Roan: Sen! Sen! Sen... Artık yanımdasın. Buldum seni Mia. Hiçbir zaman senden ayrılmayacağım. Beni affet! Bir daha asla... Mia-Era Roan`u susturarak konuşmaya başladı sakince... Mia-Era: Yine şaşırtmadın beni Roan... Sana bahsedeceğimi söylediğim 3 Hilal`in altındayız yine şimdi... Sanırım şimdi zamanı geldi Roan... 3 Hilal VakkaruM`un eski simgesi, yaratılmayan, kendisi oluşan tek dayanak, göstermese de, yansıtan başkaldıranlardır... 3 Hilal sizsiniz Roan!.. Diğer isimler önemli değil!.. 3 Hilal`in ilk ayağı sensin!.. Bir tripod gibi... Tripodun bir ayağı olmazsa, tripod yere yıkılır... Kendine gel ve ayağa kalk... Arkalarına değil önlerine geçmen lazım... Çünkü sana inananlar var... Lider olmayacaksan da, liderler yarat... Yinede ben senin kim olduğunu biliyorum... Neler yapabileceğim gördüm... Bundan sonra yapman gereken, beni unutman... Unut beni Roan!.. Beni hiç şaşırtma, oldu mu Roan?.. Ve başım öne eğdi Mia-Era... Roan çok duygulanmışı, hayallerinin gerçek olmadığım anlayınca çok üzüldü, ama Mia`ya yemin etti, aşırı titrek sesiyle... Roan: Tamam... Dedi... îlk kez Roan bu kadar yoğun duygular içerisindeydi ve Mia-Era`nın karnındaki şişliği görmesiyle de ağlamaya başladı... ERADICATER (Roan) uyutulmasının ardından rüyasında Mia`yı görmesinden sonra rahatlayarak uyandı. Etraflarım dostları çevirmişti... Son Kale, Barmur Kalesi`ne yapılması zorunlu baskın ile Caksır sıkıştırıldığı yerde bulunabilecekti. O yüzden ani bir saldırıyla savaş başlatıldı. Savaş sırasında Dens`ler hızlı bir biçimde biçilirken aniden müthiş bir Cuan akını başladı, ama bunlar diğerlerinden farklıydı. Bu Cuan`ların elinde Megan-zlu adı verilen çok gelişmiş lav püskürten silahları vardı. Mengro saldırıları sırasında onlardan aldıkları teknoloji silahları olduğu kesindi, çünkü Cuan`lar Caksır nedeniyle teknoloji dışı güçlerle ilgileniyorlardı. Çok zor savuşturulan Cuan`ların ardından kale göründü. O sırada Barmur Kalesi korucularından en kudretlisi, en güçlü Barmur savaşçılarından, en eski efsanelerinden Ejder Katili olarak bilinen Xugondebur, çoktan gelen savaşçıları fark etmişti. Kaleden yere uçarak atladı ve büyük bir kuvvetle yere çarptı. Ardından kendine en yakın güçlü savaşçı, Radon`a doğru iri kanatlarıyla büyük bir hızla uçtu. Radon`a haince saldırdı Xugondebur. Yere savrulan Radon, toparlanıp başa baş savaşırken Xugondebur`la, Biade silahıyla çok sert bir darbede bulunmuştu Xugondebur`a. O anda etrafım çeviren Cuan`lar Megan-zlu`larıyla lav püskürterek Radon`u çaresiz bırakmıştı. Hemen uçarak oradan uzaklaşırken Xugondebur, son darbeyi koymak üzere gelen Megan-dark`lı Cuan Komutanı`da toplu katliam silahıyla lav püskürtmeye başladı. Çıkışı kalmayan Radon, o Rohan`ın en kahraman savaşçısı abluka altında can verdi. Lakin ölmeden Biade silahım toprağa gömmüştü bile... Bu aslında Rohan`da bir tür yemindi. Ölse bile bu görevin bitirileceğine dair... O silah zaten yok edilemeyen nadir kılıçlardan biri olan, Rohan`ın en aranan silahıydı. Oraya hızla gelen Bauer, Radon`un daimi aşkı halen lav püskürten kalleş Cuan`lara kalplerini karartan Azur Büyüsü yaptı ve tüm Cuan`lan gebertti. Cuan Komutanı çoktan tozla duman olmuştu ama... Radon`un ölümünü, başındaki Bauer`in çığlıklarından anlayan Roan, çıldırdı, yanma koştu dostunun ve cesur dostuna bakarak kalben ona yemin ederekten onun Biade silahım sağ eline aldı, ardından sol eliyle de o silahı eşleyerek karşısında duran tüm Cuan Ordusuna daldı. O kadar hızlıydı ki, artık ne Cuanlar ona ulaşabiliyordu ne de lavlar... Çünkü artık Roan hem Mia-Era`yı, hem de Radon`u hissediyordu yüreğinde. Ayrıca Mia-Era`yı rüyasında gördüğünde anladı ki Anka Kuşu aslında Finzu-Kia`ydı. Çünkü VakkaruM`da ölenler Cennet Denizi`ne bırakılırlardı. Cennet Denizi`nde de, gömüldükten sonra Zaur Kuşu olup, ilelebet Vakkaru`m`da kalmaya ve orayı, melekleri korumaya devam ederlerdi. Finzu-Kia`da bir parçasıyla kardeşim korumaya gelmişti yani... Ve o anda Büyük Anka Kuşu tekrar ufukta görünüyordu. O yaşlı nefesiyle, kendinden kaçmaya çalışan Xugondebur`ı ayaklarıyla yakalayıp yere fırlattıktan sonra, onu ateşe boğdu, ardından Xugondebur`u tırnaklarıyla parçaladı. Anka Kuşu yere indiğinde ne kadar yorgun, bitkin olduğu göze çarpıyordu çünkü bu sefer çok uzun bir yolu kat ederek gelmişti yanlarına... O sırada hain Megan-dark`lı Cuan komutanı bu durumu fırsat bilip ve yanında gelen 3 suikastçı Megan-lord`lu Cuan Lord`ları ile birlikte Anka Kuşu`na, o güzelim mahluka lav silahlarıyla saldırarak yakıp kule çevirdi. Roan bu durumdan habersiz uzaklarda Cuan`ları biçiyordu o sırada. Cuan Komutanı ve Cuan Lordları tiksindirici gülüşmeleriyle oradan uzaklaşırlarken gökten bir cemre düştü, küçük ışımasıyla küllerin içine... Bunu gören Cuan`lar anladılar ki bilmedikleri bir şeyler vardı... Küllerinden yeniden dirilen Anka Kuşu, çok daha genç ve çok daha güçlüydü artık. Cuan Komutanı ve Cuan Lordları`nı, onların şaşkın bakışları arasında öyle bir korkuttu ki Anka Kuşu... Hepsi aynı anda lav püskürtmelerine karşın bundan hiç etkilenmediğin! görünce anladılar ki az önce Anka Kuşu sadece zamanı geldiği için kül olmuştu diye ve aynı anda oradan sıvışmayı düşündü Cuan`lar. Lakin artık çok geçti ve Anka Kuşu lavların içinden geçerek, 4 Cuan`ıda yaktı. Sonra da Radon`un yanma uçan Anka Kuşu, dibindeki Bauer`i de görerek Radon`a bir gözyaşı damlattı ve oradan uçarak uzaklaştı. Anka Kuşu muhteşem ihtişamıyla uzaklaşırken Barmur Kalesi`nden Radon birden dirilmeye başladı, Bauer`in şaşkın ve sevinç dolu bakışları arasında... Bu olayı gören herkes bir kez daha Mia-Era`yı hissettiler içlerinde ve daha istekli savaşmaya devam ettiler. O sırada Roan karşısındaki tüm Cuan ordusunu biçmiş ve kaleye dalmış, tüm odaları talan edip sonunda Caksır`ı bulmuştu, ama o tam kaçarken... Portaldan kaçan Caksır`ı, portalı kapanmadan girerek takip etti Roan ve içine girdi portalın. Roan`un ardından da oluşan Xeiwier, Radon ve Bauer`le birlikte Roan`un yanma ışınlandı. Uzayın boşluğunda zamansızlığın ötesindeydiler. Caksır`da, Roan`da sonu anlamışlardı. Bauer dayanamayıp hemen daldı büyük bir hınçla Caksır`a, ama Caksır Geri Tepme Büyüsü ile hasar verdi Bauer`e ve Bauer Caksır`dan hiç darbe almadan oracıkta öldü. Radon çoktan cesaret dolu yüreğiyle Bauer`i korumak için olanca hızıyla Caksır`a dalmıştı. Hatta Caksır açıkça önceleri zorlanmış ama ışınlanma gücüyle sıyrılmasını da bilmiştir. O sıralarda herkes Caksır`a son yumruğu indirmeye hazırlanırlarken, Şeytan belirdi ve kahkahayla teşekkür etti... Şeytan: Büyük bir içtenlikle sunu belirtmek isterim ki her şeyi mükemmel yaptın. Hahahahaha!.. Caksır: Ne?.. Sonra Caksır`ın derin büyüsü çözüldü ve 7. orduya katılarak yeni yolunu çizdi. Tüm ordu dağıldıktan sonra kendi başlarına gerçek düşmanları Şeytan`a doğru emin adımlarla ilerlediler. Çünkü ne arkalarında bıraktıklarından pişmandılar, ne de önündekilerden şüpheliydiler. Bunun nedeni de Anka Kuşu`nun yani Mia-Era`mn hep yanlarında olacağıydı. Çünkü Anka Kuşu asla ölmez, sadece şekil değiştirirdi... BU KISA ÖYKÜLENDİRME ÖZETİNİ CENNETEKİ SEVGİLİYE ARMAĞAN EDİYORUM...
Telif Hakkı Uyarısı Anka Kuşu isimli yazı, Umut Uyan tarafından 27.09.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
• Nursel Çaylak yazıyı favori listesine aldı...
Aralık
1
Kasım
30
Kasım
26
Kasım
24
Kasım
24
Kasım
9
Kasım
6
Kasım
6
Bitmeyen Hikaye 7_baronların Savaşı 1
• Umut Uyan • Fantazi Hikayeleri • 149 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
6
Bitmeyen Hikaye 7_baronların Savaşı 0
• Umut Uyan • Fantazi Hikayeleri • 87 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
6
Ağustos
11
Mart
24
Haziran
27
Mart
24
Ekim
30 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||