AnkaraAnkaraFilm gibi bir aşktı bizimkisi!Islak dudaklarında ilk öpücük… Rüyalardan kaçan çocuk, Ansızın çıkıvermiştin karşıma… Tenimde yaşamıştın yazı! Vedalar ayırmıyordu seven bedenleri Eller buluşsa da ayırdı eller yeniden elleri… Trenlere binip gittin çocuk, Umutlarımı doldurdun sandıklarına, Çentik attım duvarlara, kilidini kıramadım Eller nefretlere gebe, bir bebek öldü, bir gece! İşte gidiyorum… Fena korkuyorum yalnızlıktan çocuk Islıklar çalıyorum sensizliğin sesine… Rüyalardan kaçıyorum bu sokakta Ansızın karşıma çıkıverirsin diye Trenlere biniyorum! Ölüm durağında inmek üzere… Leşim kokuyor bu satırlar Üstüne ıslıklar çala çala ölüyorum! Martılarla ıslanıyor cesedim Deniziyle buram buram İstanbul kokuyorum… Üstüne baş harflerini kaybede kaybede Rüyalardan kaçıyorum! Pususunda bekler oldum bu gece Rastlantılarda öldürdüklerimi… Ezer oldum yüreğimin başını Nefretime sürünen yılanınki gibi Serzenişlere koşar oldum bu gece bu sokakta Ezildiğim yere doğru! Sarılıp koynuna girdiğim adamı öldürmeye meyilli… Öldürüyorum geceyi şarjörüme karanlıklar doldurup Lanetleri yıldızlara yüklüyorum bu gece Et ve kemik… Yıldızlarla şehirleri bombalıyorum! Nefretimi üzerine, sen uyurken bırakıyorum! Seni öldürüyorum! Fena korkuyorum yalnızlıktan çocuk Isıtmıyor artık bu ranza bu duvar Rüyalardayken sen, gecenin koynunda Ayrılık duvarlarıma çentikler atıyorum Tutsak gözyaşlarımı akıttıkça özgür oluyorum! Gecenin koynunda uyurken sen İşte gidiyorum! Doyup tutsaklığıma kaçıyorum bu şehirden! İstesem de ‘gitme’ demezsin Yüreğimin mahpus parmaklıklarını kırıyorum Onulmaz bir daha biliyorum Rüyalardan kaçıyorum, Uyurken sen, gitsem de bir şehre Mahpusum aynı yasak sevdanın müebbedinde! İşte gidiyorum! Fena korkuyorum bu yalnızlıktan Islıklar çalıyorum Ankara’nın sesine… Rüyalardan kaçıyorum bu sokakta Ansızın karşıma çıkıverirsin diye Trenlere biniyorum… Sokak lambaları sönüyor bir bir Evler karanlığa bürünüyor Nefes oluyor tenimde sönen her ışık… İsmini kaybederek gidiyorum! Sevmemişsin beni bu şehirde, anlıyorum… Eller bir bir ayrılıyor birbirinden Vedalar vazgeçilmezlerimi oluşturuyor İmreniyorum kavuşan ellere Yağmurlarda ıslanarak yürüyorum Onurumu unuttuğum şehirde! Rüyalardan kaçıyorum bu sokakta Umutlar doldurup bavuluma Mutluluğumuza gidiyorum! Sensizliği haykırıyor geçtiğim her sokak, Evim oluyor gezdiğim şehirler Nereye gittiğimi hiç ama hiç bilmiyorum… Sevmiyorsun beni hiç Elbet sevse yüreğin Vurup gitmezdi beni biliyorum… Mahpushanemden kaçıyorum, Ecel rüzgârına inat Seni istediğim şehre gidiyorum! Etten duvarlar örüyorlar önüme Neden ağladığımı hiç ama hiç bilmiyorum! Devrimler yapıyorum yüreğimde, Eskittiğin sevdamızı yineliyorum… Yenileniyorum ve gidiyorum! Fena öldürür yalnızlık Issız sokaklarında Ankara’nın, Rüyalar avutmaz sen yatarken Acımasız gecenin koynunda! Trenler yolcu olur birer birer… Ölümlere alışkındır bu sokaklar Leş kokuları köşe başlarında… Ümitse çoktan başını alıp gitmiştir, Mutluğunu geri istersin oysa sen, Üstüne ıslıklar çala çala gitmek Mirasıdır ölen sevdalı cesetlerin! Pusludur geceler Ankara’da… Rüyalarımda gördüğüm Ezildiğim yüreğimi kucaklayıp götürdüğüm Nafile haykırışlarla… Sensizliğe sesleniyorum şimdi Eskitilmiş sevdamızı bavuluma doldurup Sana geliyorum… Özlemleri istemiyor bedenim Lambalar sarhoş yanıp sönüyor Evler karanlığına bürünürken tenimde Nefretim küçük çocuk… Aşk yerine nefret mi, nefret yerine Şehvet midir aşk? Kim bilebilir ölümü binmeden trenlere? Ölümse öldürdüğün çocuk, Lekelenmiş yazısı çoktan alnının Üstüne gitmelere âşıkken sen Mutluluk yüreğine hapsolmuş Susar yüreğinin gardiyanı giderken Üstüne ıslıklar çalarken sen Zulmettiğin bedenimdir çocuk! Ömür mü aşktan ibaret, ölüm Leşleri midir sokakların? Ey sevdiğim, trenlere binerken Mutluluk neden müebbet suç? Ellerinle beni gömdüğün Mabedimdir sevdam, ölüm sonuç! İşte ölüyorum… Kuruldu mahkeme yüreğinde Acılarımız gardiyanım oldu 3 kala yaşama Rıhtımındayken ölümün Aşkın kurtarabilir mi acaba dedim… Rüyalarına kaçırır mıydın beni çocuk? Sevgim Azrail alacaktı canımı Ezer miydin gururun başını, Nefretin cellâdım mı olurdu yoksa Darağacına giderken ben? Ellerin öldürür mü kurtarır mı acaba dedim… Biniyorum işte trenlere Ellerine kavuşacağım son durakta! Nice garlarda ölecek ruhum bir ana rahminde… Geliyorum işte sana… Etten duvarları yıkarak Leşleri ezerek geliyorum İçimdeki çocuğu kucaklıyorum, çocuğumuzu! Yitik bir ezgidir mahpushane parmaklıklarında Onurdur, özgürlüktür tren çığlıklarında Rüyalardan kaçılan sokakları saklar Umudu karartan sokak lambalarını, bağrında. Mutluluğu çalar ıslıklarında, Ankara…
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
• Yağmur Erdem yazıyı favori listesine aldı...
Aralık
3
Aralık
3
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Ağustos
2
Ağustos
2
Ağustos
2
Ağustos
2
Ağustos
2
Ekim
7
Temmuz
28
Ağustos
7
Temmuz
29
Morg Sokağı (ölüm ve Doğum)
• Tuçe Güler • Sevgi ve Aşk Şiirleri • 492 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ağustos
7 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||