Ankara’dan Çıkan Ses!Ankara’dan Çıkan Ses!Müzik dinlemek ne güzel bir eylemdir. Türkü, şarkı sıfatlarını almış müzikler vardır, insanın iç dünyasının rahatlamasına neden olan. Müzik ruhun gıdası derler, evet aynen katılıyorum. Müzik olmadığını düşünün, nasıl geçer hayatınız. İnsan bedeninin susuz kalması gibi olur, insanın manevi dünyası.Türk kültüründe de ayrı bir yeri vardır müziğin. Öyledir ki türküler yazılmıştır, nice destanlar nice olay ve hikaye üzerine. Kahramanlıklar vardır, bir ülkenin geçmişinin izleri vardır. “Eledim eledim höllük eledim” diye devam eden türkü vardır, bilir misiniz? O türküde bir annenin gözü gibi bakıp büyüttüğü, bir tek oğlunu geri dönmeyeceğini bilerek vatan uğruna Çanakkale savaşlarına cepheye gönderdiğini ve oğlunun mezarının dahi nerde olduğunu bilmeyerek yaktığı ağıtlardan bu türkünün doğduğunu bilir misiniz? Sonra daha çocuk yaşta okul bahçelerinde top oynayıp, uzun eşek oynayıp çocukluklarını yaşamaları gerekirken, savaşın ne olduğu bilmeden cepheye giden on beş yaşlarındaki küçük Mehmetçiklere yakılan türküler. Gidip de gelmeyen yavrular, ana kuzuları uğruna yazılan türküler yok mudur? İngilizce şarkılar, Arapça ve diğer milletlerin şarkıları dinlenir. Müzik evrenseldir. Anlamadığınız İngilizce bir müzik bile sizi duygusal anlamda etkileyebilir. Müzik böyle bir etkidir. Dinlediğiniz bir aşk şarkısından duygulanıp gözyaşları dökebilirsiniz. Birçoğumuz nişan, düğün veya özel günlerde çalınan müzikler ile coşup eğlenip üzerimizdeki bütün stresi atmışızdır. Müzik böyle bir eğlencedir. Ülkemizdeki müzik kültürü öyle renklidir ki, sanırım dünyada benzeri yoktur. Ülkemizde, müziğin etkisine kendisini kaptırıp kendi canına kıyan insanlar da vardır. Bu da gösterir ki bizim insanımızın, özellikle genç kesimlerin bilinçaltına müzikler direk etki edebiliyor. Müzikler bir insanı bir yandan bunalıma sokup, diğer taraftan da yüzünde sevinç şekilleri oluşturabilir veya düşündürebilirde. Müzikle yaşayan ekmeğini müzikten kazanan, saz çalan, keman çalan ve dahası türkü, şarkı söyleyen sanatçı ve yorumcu meslek kimliğinde kişiler vardır. Kimisi iyi bir şekilde söyler, kimisi de berbat dinlenemeyecek bir şekilde söyler. Kimisi eğitimli kimisi de başka bir tabirle alaylı sınıfındadır. Ama yaptıkları işin kalitesi sınıf gözetmeksizin kişiden kişiye değişir. Sonuçta dinleyenlere bir şekilde hitap ederler. Genel bir tabirle de şarkı söylemek bir sanat olarak anıldığı için, şarkıcılara sanatçılar da denir. Tartışılır ama şarkı söyleyenlerin bir çoğu kendilerini sanatçı diye takdim ederler. Ülkemizde kınadığım bir durum ise, güzel ses ve şarkıdan ziyade, kendilerini sanatçı sıfatlı kişiler olarak gören, özel hayatlarıyla popülarite kazanıp ülke ekonomisi göz önündeyken, kanun dışı yollarla ceplerini bir hayli fazla şişirebilmektedir. Özgür bir ülke olduğumuz için normaldir. Bizim ülke insanımızın özellikle yeni nesil geçlerin özenti özelliği oldukça yüksek derecededir. Bunun da nedeni eskiye nazaran değişen hayat şartları, sosyal yaşamın kabuk değiştirmesi ve toplum içinde gittikçe artan popüler hayat olsa gerek. Aslında konuşmamız gereken asıl konu vardır ki, yine hiçbir millette görülmemiş(Müslüman bir ülke) köşelere sıkışmış bir konu; Müziklerde kullanılan cümle ve anlatılanların bir kültüre yakışıp yakışmamasının sorgulanması. Sorgulamaya ihtiyaç duymadığımız bir devirde veya kültürde miyiz yoksa! Hayır aslında sorgulamaya ihtiyaç duyduğumuz devir ve kültürdeyiz. Kültürümüzü, dış etkenlerin pençesinde can çekiştirir bir halde bırakmak, içimizin nasıl rahat olmasını sağlar. Zaten dış güçlerin beslemesiyle maşa olan birçok sözde Türk holdinglerin veya şirketlerin sahibi olduğu siyonist ruhlu medya tarafından zihinlere yerleştirilen rezil batı kültürü var iken, birde Türkçe müzik yapan veya yaptıran bazı kişiler tarafından bu kültür çöküşüne destek olunmaktadır. Söyledikleri birçok şarkının sözlerinin nerelere gidip hangi kesimleri rencide ettiğini bilerek veya genç kesimlerin bilinç altlarına nasıl etki edeceğini de tahmin ederek, halen iğrenç müziklerine devam etmektedirler. Bu noktada bir örnek vermiş olsam sanırım daha da aydınlatmış olacağım; Ankaralı Namık vardır. Ankara yöresine ait yöresel müzik yapan ve kendine özgü bir tarzı olan şarkıcı. Bir şarkısının küçük bir bölümünü yazarak yazımıza devam edelim. “yakacaksın sobayı ısıtacan odayı saat beşe gelince de göreceksin pompayı arabada 5, evde 15, hoşuma da giderse, bedave! arabada 5, evde 15, hoşuma da giderse, bendensin! arabada 5, evde 15, hoşuma da giderse ağaya beleş! tren gelir düttürür. düdüğünü öttürür. şu zamanın kızları bir sakıza öptürür kutusuylan alayım yavruuuuumm!!” Sonrasında bu yazıyı yazmadan önce küçük bir araştırma yaparak elime geçen Ankaralı başka bir şarkıcının klibini izlemiştim. Klip pavyonda çekilmiş ve yine Ankara yöresine ait oyun havası tarzı şarkı söyleniyor. Ortada oynayan yarı çıplak bayanlar var. Şarkının bir bölümünde Muhammed’ini yerim diye bir cümle geçiyor. Adeta kanım donmuştu. Bu konuda da söyleyecek bir kelime bulamıyor ve takdiri yüce Allah’a ve sizlere bırakıyorum. Tabi bütün bu olanları kastederken Ankara bizim için sadece somut bir örnektir. Bilinçli Müslüman bir Türk ferdi olarak bu sözlerin ne anlama geldiğini anlamışsınızdır sanırım. İşte birçok insanımız bu tip sözlere ait müziklerde eğlenip coşarlar. Ben şahsen kendimi maddi ve manevi yönden enayi yerine konmuş hissederdim. Başka bir millet ve ırktan olsam hiç ehemmiyet vermem, ama ben “Türk oğlu Türk’üm, kanım Türk, soyum Türk. Elhamdülillah Müslüman’ım…” ben vakıf olduğum kültüre ve terbiyeye göre, bu edepsiz sözlerle bezeli müzikleri dinleyemem. İşte sizlere günümüz Türkiye’sinden elle tutulur bir örnek, ahlak ve namusun basit şarkı sözlerinde alaşağı olmasını hazmedemiyorum. En önemlisi gençler üzerindeki etkilerine gelince. Bu anlatacağım duruma belki birçoğunuz şahit olmuştur. Bu tip görüntüler, hayatımızın içine ne yazık ki normal görüntüler olarak empoze olmuştur. Bir gün iş çıkışında, Ankara’da bir lisenin önünden geçerken, öğrencilerin akşam çıkışına denk gelmiştim. Üç kız ve iki erkek öğrenci önümde yürüyorlardı. Erkek öğrencilerden birisi kız arkadaşına bakarak şımarık ve alaycı bir şekilde edepsiz bir şarkı söylüyor, kız arkadaşının yüzünde ise hoşnut bir ifade görüyordum. Genç yaşta bu tarz müziklerle büyüyen veya bu tarz müzikleri benimseyen gençlerin iler ki yaşlarında edep ve namus anlayışında ki düşüş seviyesini tahmin bile edemezsiniz. Bu yazıyı yazmamdaki nedenlerden biride bu gördüğüm kareler olsa gerek. Daha bir çok sanatçının edep sınırlarını aşan şarkıları vardır. Neden bir önlem alınmıyor anlamış değilim. Bu ülkedeki bir çok yetkili vekil yada mevki sahibi kişiler bu şarkıları dinlerken hiç rahatsız olmuyor mu? Kültür ve ahlak çöküşüne destek olan bu dinletilere neden kimsenin sesi çıkmıyor. Herhalde özgürlük çerçevesinde bakıyorlar ondandır diyeceğim ama gel gör ki ahlak, terbiye sınırlarının aşılması özgürlüğe mâl edilemez, hele ki bu Anadolu Kültürüne sahip Müslüman bir ülke ise bu özgürlük değil edepsizlik ve ülkemize yapılan ahlaksızlıktır. Bu da tamamen, eylemi gerçekleştiren ve buna izin veren kişi, kişilerin bu kavramlardaki seviyesini gösterir. Takdir, siz yüce Türk Milleti’nindir.. Saygılarımla, Rıfat ERDEMİR.
Telif Hakkı Uyarısı Ankara’dan Çıkan Ses! isimli yazı, Rıfat Erdemir tarafından 8/5/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
1
Kasım
27
Çocuklarınızı Evliliğe Hazırlayın
• Zeynep Akıllı • Toplumsal Makaleler • 47 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
21
Vicdanda Çözülecek Sorun Vicdan Varsa Çözülür
• İbrahim Faik Bayav • Toplumsal Makaleler • 105 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
17
Kasım
16
Aldananlardan Olmayın !
• Ertuğrul Erdoğan • Toplumsal Makaleler • 262 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Haziran
7
Abd`den Haraç Alan Osmanlıdan Bugüne!
• Rıfat Erdemir • Tarihsel Makaleler • 261 kez okundu. • -1 kez yorumlandı.
Mayıs
10
Mayıs
10
Mayıs
10
Mayıs
10
Mayıs
8
Haziran
10
Haziran
6
Belki Bir İyilik Belki Bir Can!
• Rıfat Erdemir • Kişisel Denemeler • 720 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Mayıs
10
Mayıs
8 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||