Orada değildim. Tv lerden izledim canlı canlı. Sahiden de duygusaldı. Önemliydi. Laiklik adınaydı. Cumhuriyeti korumak adına, vatandaşımın hükümete protestosuydu. Benim Cumhuriyetimin korunacak hale gelmesine, yitirmek korkusuna düştüğümüze inanmak istemesem de, böyle bir gerçek var. Konuşmacılardan biri, Anadolu Kadını Gönül Çil. O kadar gerçek ki konuşması. Ezberletilmiş bir metni, sahiden de can-ı yürekten seslendirdi Ankara’da. Sahiden de hoşuma giderdi, medeni cesareti ya da yürekliliği. Ancak sana gönülden inanabilmem için, keşke adın, o tarihi eser kaçakçılığı olayına karışmamış olsaydı. Keşke...
Amerika’nın yazdığı senaryo kaç perdeden oluşuyor bilemiyorum. Ama yaklaşık 1938-1939 an beri adım adım, perde perde oynanmakta. Başrol oyuncuları değişmekte. Figüranlar hep aynı...Bizler yani. 1980 ihtilalinden sonra son hızla provalarına başlanan “Ilımlı İslam Cumhuriyeti Kurmak” isimli oyun da perdeler hızla değişmekte ve açılmakta. Başrol oyuncularıyla çok derdi olmadı ABD denen yönetmenin. Ama figüranlara söz geçiremiyor. O sebeple de perde kapanamıyor. Senaryo yazıldıkça uzuyor, bitmiyor bu oyun.
Binlerce yıldır süregelmiş bir mozaikten oluşmuş halkım, Terör denen belayı bir salgın hastalıkmışcasına bazen kayıplarla, bazen karantinalarla bazen de doping tedavi yöntemleriyle başından savmaya çalışırken, böl – parçala- yönet, ilkesinden yola çıkan yönetmen ya da yönetmenler, senarist değiştirmeye karar verdiler bence. Benim dinimi bana öğretmeye kalkan, benim karşıma 10-12 yaşında kız çocuklarını “inancım gereği bağlanıyorum” diye karşıma çıkaran, onların özgürlüğünü kısıtladığımızı düşünen bir zihniyet çıkarıyorlar ki karşımıza, onlar başları örtülü sokaklarda sek sek oynarken, ne dua ne namaz olmakta akıllarında. Çocukturlar. Hangi inançtır merak ederim? Yine aynı çocuklar için, “bunlar büyümüştür” diye evlendirenler de aynı zihniyetin sahipleridir. 18 yaşından küçüklere, hırsızlık ya da cinayetten yargılanamaz gibi hükümler getiren bir devlet ya da millet, 12 yaşında bir çocuğun dinini seçmesine yardımcı mı oluyor? Reşit olma yaşına ulaşmamış çocukların yasalarla cezai ehliyeti yokken, dini- milleti seçme ehliyeti de olmamalı diye düşünüyorum. Mantığım böyle diyor yani. (Dini, töreyi, devleti, milleti de evinde öğrenir çocuk. Yanlış varsa okullarda eğitimle düzeltilir bildiğim)
Ama hep deriz ya “tarih tekrardan ibarettir” Aynı sahneleri tekrar kim oynayacak? Hemen seçildi figüranlar ve karekter oyuncuları. Figüranlar delilerden seçilecekti bu defa da. Nerdeydi bu deliler? Ünversitelerde. Adları üstünde, delikanlı ! onlar. Anadandoğma deli değiller, kanları deli. Yaşları gereği deli. En çabuk kimi kışkırtır da kimi kime nasıl kırdırırız? diye düşündüler ve eski senaryolar ısıtılmadan geldi önlerine çocukların. Hem de soğukta muhafaza edilmemiş, en kokmuş haliyle sundular çocuklara kışkırtma planlarını. 1977 deki Taksim 1 Mayısı unutmadık daha. Aynı senaryoyu, kokmuş haliyle koydular ki delikanlılarımın önüne, bir tekrara hazırlama provasıydı Akdeniz üniversitesinde yaşananlar. Aman çocuklar, aman dikkat. Aman delikanlılarım dikkat. Sizi, size , bizi bize yok, bizleri bizlere kırdırmak adına her türlü eylem planı hazırdır. 1 Mayıs gibi, tüm dünyada kutlanacak Devrimci –emekçi İşçi bayramındaki provakatörlere dikkat edesiniz. Acılar yaşamayalım tekrar. Ağlamayalım yine şehitlere ağladığımız gibi.
Şşttt, Yönetmen! Sana diyorum.Bizi bizden ayıramayacaksınız. Gelmeyeceğiz sizlerin oyununa buna inanın.
Kim istemez ki bu ülkeyi. Dünyanın en güzel coğrafyasına kurulu düzeni kim istemez sorarım size? Bu vatan bizim evimiz. Biz evimize sadece konuk alırız. Vermeyiz size tapusunu...Çünkü biz bu evi kanımızla, canımızla tırnaklarımızla inşa ettik.
Sözüm size, doğurmadığım delikanlılarım!!! Kemirtmeyin evinizin duvarlarını kimselere. Ata mirasıdır. Kanla karılmıştır tuğlalar arasındaki harç. Ve hanımelleri, sarmaşık gülleriyle güzeldir bizim evimiz. Dağlardaki kayalarıyla, denizin dibindeki kumuyla bir bütündür. Ağrı’daki kar, benim körfezde içtiğim suyumdur. Bu vatan sınırları içinde içtiğimiz her damla su ise, anamızın ak sütü gibi helaldir bize.
Sezer Nişancı 12 Nisan 2008 İzmir
Yazı Sahibi
Sezer Nişancı tarafından 13.4.2008 tarihinde eklendi 450 kez okundu.
Telif Hakkı Uyarısı
Ankara Mitingi isimli yazı, Sezer Nişancı tarafından 13.04.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Ben ziyaretçi olarak yazı yazmadım. Bu hırçınlığınızı da pek anlamadım . Yaşınız da epeyi varmış... Maşallah... Milletini sevmeye “ırkçılık yakıştırması” sizin milliyetiz olmadığından mı, çok merak ettim. Bu sütunlarda herkes fikrini yazabilir. Ben de görüşlerimi yazarak yorumunuzu değerlendirmeye çalıştım. Beğenmezseniz yayınlamazsınız. Bu sizin doğal hakkınız. Ben Türkiye Cumhuriyeti`nin bir ferdi olarak "Türk değilim" demem mi gerekirdi acaba? En azından kendimi Türk hissediyorum. Siz hissetmiyorsanız o sizin tercihiniz... Bana ne? Ben böyleyim. Irkçılık suçlamanıza asla katılmıyorum. Size iade ediyorum. Irkçı değilim. Sadece mensubu olduğum milleti yazıyorum. “Beğenmiyorsam başka sayfayı okumamı” salık vermişsiniz. Benim de size bir tavsiyem olacak: eğer eleştirilere tahammül edemiyorsanız yazmayın. Sizi de kimse eleştirmesin. Ayıp oluyor beyefendi... Fikir hürriyetimi kısıtlamaya hakkınız yok. Okur ve eleştirir; ya da övgüler dizerim. Her yazdığınıza “yağ çekmek” zorunda değilim. Ben de 58 yaşındayım. Çok şey yaşayan ve gören bir insanım. En azından 30 yıl “Türk Milli Eğitiminin” bir “Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni” olarak gençleri yetiştirdim. Kurumumun ve dersimin adına bakarsanız beni daha iyi anlarsınız sanırım. Sözleriniz ve sözlerim amacı aşmış olabilir. Babıali de böyle değil miydi? Hikayeler net. Sitesi bir okuldur. İnsanları yetiştiren. Ben de bu okulun bir öğrencisiyim. Konuşan bir öğrenci istemiyorsanız,ben de öğretmen istemem. Bu da benim en doğal hakkım. Saygı sınırlarını zorlamayalım. Hele hakaret etmeyelim. Misli ile iade etme hakkına herkes sahiptir. ADIM: OZAN TÜRKOĞLU ve ben TÜRK Öğretmeniyim. Sitenin üyesiyim. Yazımın ziyaretçi yorumu olarak ulaşması beni de şaşırttı. Her şeye rağmen sağlık, sabır ve sevgiyle kalın. Bu nu da yayınlamanız temennisi ile…
Lütfen sözlerim yanlış anlaşılıp, çarpıtılmasın. Şahsım herkesi illada Araplar gibi giyinsin demiyor. Kendimde zaten öyle giyinmiyorum. AMA BIRAKALIMDA İSLAM DİNİNDE PEYGAMBERE BENZEMEYE ÇALIŞMAYA GAYRET EDEN VE ADINA SÜNNET DENİLEN BU HASANEYİ (güzelliği) YAŞAMAYA ÇALIŞANLARI SERBEST BIRAKALIM. Zaten 70 milyonluk nufusumuzda bu şekilde giyinenlerin tümünü toplasanız bir milyonu geçmez. SIKMAYIN CANINIZI. Ayrıca dış görünüş hikayelerinide bize söylemeyin bari.Kişi sevdiğine benzemeye çalışır.KİM NEYİ SEVİYORSA ONA ÖZENMESİ EN TABİ YAŞAM TARZIDIR. Bizim annelerimizin yada babalarımızın kıldıkları namazların bize faydası yoktur. Olsa olsa yaşam tarzımızdaki olumlu dengenin (ahlaklı ve erdem sahibi olabilmenin) sağlanmasında etkisi olabileceği düşünülebilinir. HÜRMETLER.
NOT= Bazen yorum yazıp, ismimizin ziyaretçi gibi geçmesi oluyor malesef. Bu neden kaynaklanıyor tam bilemiyorum. Sanırım biz yorum yazarken düşüp yeniden bağlanmamızdan kaynaklanıyorda olabilri. Ama madem sizin yaşınızda ki bir büyüğümüzsünüz bizde dedik ki sadece bu yazı benimdir ve isimsiz gitmiştir. Madem yazıyorsunuz bari okunmasına izin verip yorum yapılmasına üzülmeyin. Maksadımız sizi incitmek değil. SADECE FİKİR ALIŞVERİŞİNDE OLMAK. Umulur ki doğru yol bulunur.SAYGILAR.
Hayrettin APAYDIN.
SON KEZ UYARIMDIR!!!
BU SİTEDE YAYINLADIĞIM HİÇ BİR YAZI VE ŞİİRİMİN ALTINA "ZİYARETÇİ YORUMU" ADINDAKİ İSİMSİZ YORUMLARA ONAY VERMEYECEĞİM.
Yaşım 52.Çok meraK ETTİN YA ondan dedim.. Çoğunuz giderken ben dönüyordum o meydanlardan.
uSANDIM BEN SİZİN ŞU Türk`ün adını kullanıp da ırkçı yaklaşımlarınızdan sahiden.(Edirne`den Ardahan`a sınırları çizili bir ülkem var ki adına Türkiye Cumhuriyeti denmiştir. Benim Cumhuriyetimdir. Benim ülkemdir burası) İşine gelmedi de, onaylamadı yazımı demeyesin , diye onayladım ve son kez. Kardeşim işine gelmedi mi, beğenmedin mi çevir sayfayı başka yazı oku. Senin Kafatasçı düşüncelerini yazanları,onları alkışlayanları oku olmaz mı?
Dişe diş demem ben, kaleme kalem derim.
Mozaik yerine başka bir kelime bul. Yap -boz mesela , yada modren ismiyle puzlle.. Oldu mu
Bunu da mı beğenmedin. Adını sen koy. Ve benden, hele de hizipçi ve adını bile yazamayan korkak davranışlarınızla uzak durun benden . Hatta ve hatta sayfama gelmeyin beni okumayın.
Sezer Nişancı
"Binlerce yıldır süregelmiş bir mozaikten oluşmuş halkım" Siz da mi bu mozaik modasına ayak uydurdunuz. Binlerce yıldır iç içe yaşayan ,kökü tarihte, gövdesi kültürde; dalları ,çiçekleri yüreklerde; yemişleri birlik ve beraberlikte olan; kederde, kıvançta ,tasada bir olan koskoca bir milleti, (-ki bu milletin adı Türk’tür-) on altı devlet kurmuş özü- sözü-sazı her şeyi bir milleti mozaike benzetme modası da yeni çıktı. Herkes bir mozaikten bahsetmeye başladı. Mozaik ayrı ayrı parçaları (renkleri ayrı, şekilleri ayrı, hacimleri ayrı; basınç altında tuz olacak basit maddeyi koskoca Türk milletine yakıştırmak…v.s.) yapay bir biçimde birleştirmekle oluşur. Bilmeyenler öğrensin. Mozaik ayrılıkların habercisidir. Hiçbir zaman birbirlerine kenetlenemezler- özetle ve beşeri manada sarılamazlar;birbirlerine hep uzaktırlar…Hayatları harcın kuvvetine bağlıdır. Biline ki mozaik yoktur; demir vardır; çelik vardır… Erirse hepsi bir erir. Yok olursa, hepsi bir yok olur. Bu bizi zayıf düşürmek isteyenlerin bir hilesidir.
“Böl – parçala- yönet, ilkesinden yola çıkan yönetmen ya da yönetmenler…” Bu cümleler de sizin… Yapmayın Allah aşkına… Mozaikçilere uymayın…
Yaşınız kaç bilmiyorum ama, fikir hanenizin ve geçmişe ait bilgilerinizin yeterli olmadığını görüyorum. Dinimizi bilmediğiniz kanaati ile, dilimizi de bilmediğinizi anlıyorum yazınızdan…Havadan sudan; klasik ve dinleye dinleye doyduğumuz satırlar… Siz 1 Mayısta olanlardan da haberdar değilsiniz. Alanlardaki pankartlara, resimlere, fotoğraflara ve Sloganlara bir bakın…. Kökü dışarıda olanlar kimlerdi? Gençliği birbirine kırdıranlar kimlerdi? Sonra da hesap sorduranlar… Güzel kardeşim, biliniz ki on yıllardır bu filmleri seyrediyoruz. Hiç değişmedi. Herkes vatansever gibi, ama pek çoğu başka yerlerle irtibatta… Yazınızda çok noktaya da katılıyorum. Ama bu kadar dağınık ve birbiriyle çelişen yazıyı nasıl yazdınız? Şaşıyorum. Lütfen daha dinamik yazılar yazalım. Başkalarını değil, kendimizi ,içimizdekileri!!! Adam edelim önce, dışarıdakiler adam olmak zorunda kalsınlar…. Kolay gelsin.
Şu isimsiz kahramanlara (ziyaretçi yorumları)bayılıyorum desem yalan!!! sinir oluyorum.
Ankara mitinginden geldik ya Derviş Yunus`un giysisine...
Anlamanın diger adı "izan" dır yanılmıyorsam.
Bir daha pes. Hatta binlerce pes.
Anamı da alıp! gideceğim ama yok kii.
Lütfen sözlerim yanlış anlaşılıp, çarpıtılmasın. Şahsım herkesi illada Araplar gibi giyinsin demiyor. Kendimde zaten öyle giyinmiyorum. AMA BIRAKALIMDA İSLAM DİNİNDE PEYGAMBERE BENZEMEYE ÇALIŞMAYA GAYRET EDEN VE ADINA SÜNNET DENİLEN BU HASANEYİ (güzelliği) YAŞAMAYA ÇALIŞANLARI SERBEST BIRAKALIM. Zaten 70 milyonluk nufusumuzda bu şekilde giyinenlerin tümünü toplasanız bir milyonu geçmez. SIKMAYIN CANINIZI. Ayrıca dış görünüş hikayelerinide bize söylemeyin bari.Kişi sevdiğine benzemeye çalışır.KİM NEYİ SEVİYORSA ONA ÖZENMESİ EN TABİ YAŞAM TARZIDIR. Bizim annelerimizin yada babalarımızın kıldıkları namazların bize faydası yoktur. Olsa olsa yaşam tarzımızdaki olumlu dengenin (ahlaklı ve erdem sahibi olabilmenin) sağlanmasında etkisi olabileceği düşünülebilinir.
HÜRMETLER.
Benim anlamadığım insanların anlamadıkları konularda ahkam kesmeleri.Hele de her şeye söyleyecek bir lafları yok mu, pes dedirtecek cinsten. Ah o ince? zekalarını bir de doğruyu görebilmek için kullanabilseler. Benim annemle babam beş vakit namazlarını kılan insanlar. Dinin ne olduğunu ya da ne olmadığını çok şükür öğrettiler bize ve dine giden en büyük yolun erdemli bir insan olabilmek olduğunu. Keşke o yoz kafalara o erdemi bir sokabilsek!Dinin sadece görünüşten ibaret olmadığını ve her şeyden önce dinin bir siyaset aracı olmadığını onlara bir öğretebilsek! Saygılar...
Hayretler içindeyim , pes ve de bre bre pes. ,Anlamadığım birşey var. Hz. Muhammedin ne kadar aydın ve bilge bir kişi olduğunun farkına varamamışlara diyorum elbette.
Arabistanın iklim koşulları ve o çağ öyle gerektirirmiş.Öyle giyinirlermiş. Şu çağda yüreğinden dinine inananlara bir de Yunus Emre gibi, sahiden de derviş ve ermiş bir kişiyi nasıl örnek gösterebilirsiniz ki? O zaman ben şunu anlarım ki, bugün çağdaş giysiyle dindarım diye makamlarda oturan sayın baylar, Ne Hz Muhammed`in , ne de Yunus`un yolundalar. Baksana adamlara iki dirhem bir çekirdek. Üstelik fenerbahçeli)))
Sevgili kardeşim bütün meselede burada gizli zaten. Yaratılmışı severiz yaratndan ötürü deriz. Ondan sonrada sözümüze sadık olmayız. Bu sözü sadece edebi manada dilimizde telafuz eder dururuz. Düşünmeyizki bu sözün sahibi Yunus (k.s.) hazretleri bir Allah dostu, bir peygamber aşığıdır. Hayatını peygambere benzemek için geçirmiş bir aşık, hep onun adımlarını takip etmiş.Onun gibi giyinmiş,onun gibi gibi kucaklamış;onun gibi düşünüp,onun gibi çağırmış diye düşünmüyoruz. Nerede ALLAH diyen görsek dindarlık yapıyor deyip takiyyeci ilan ediyoruz. Sakallı yada sarıklı görsek ona savaş ilan edip arap düşmanlığı yapıyoruz. DEMİYORUZ Kİ BİZ YAPAMIYORUZ AMA YAPANA DA HELAL OLSUN. Yani Yunus`un kapısında toz olsaydım dediği peygamberi seven birini ne hikmetse biz sevmeyi düşünemiyoruz. HEMAN TAKİYYECİ DAMGASINI VURUYORUZ VESSELAM.
SAYGILARIMLA H.APAYDIN.
Sayın Emre Sertaç Yelden ve Sayın Hayrettin Apaydın arkadaşlara ayrı ayrı ama tek kerede yazılmış cevaptır.
Evet arkadaşım yazmak için okumak lazım... Bunu elimden geldiğince yapıyorum . Ama okuduğunu anlamak diye ikinci bir marifet vardır ki, bu daha önemldir. Yazımda Figüranlara BİZLER tanımlamasını zaten koymuşum, sizler, dememişim yani.
Ülkeden kovama işine gelice, yemin ederim benim suçum yok , biz böyle demeyi yönetenlerden !!!ögrendik.
Yoksa şimdiye kadar nasıl sığdıysak bu ülkeye, aynen devam ederiz. Ama aydın görüşlü ve gerçeği yazanaların inançsız olduğuna inanmıyorum. Yoksa inançlı olup ya da bunun reklamlamını yapanlarla da hiç işim olmadı.
Biz "Yaradılanı severiz, Yaradandan ötürü" diyenlerden olduk hep.
Gene ve bir kez daha diyorum ki, okuduğunu anlamak, anladığını çarpıtmamak gibi bir bilgi birikimi gerekiyor bu tür makaleleri okumak için.
Gerçekleri baskı altında da olsak haykırmak gerekiyor.
Laik devlete layık olmak gerekiyor sahiden de.
peki şu an siz de o filmde rol aldığınızın(figüran olarak değil) farkında mısınız?
daha çok okumak,daha çok aydınlamak lazım üstadım.iyi yoldasınız.umarım siz de doğruyu bulursunuz biz de ne diyelim. bu arada bu mitinglerin finansmanını da araştırmanızı şiddetle tavsiye ediyorum.yönetmenden çok şey bulacaksınız.saygılar..
Valla süpersiniz. Hatta bir haylide mükemmelsiniz. Bu ülke sizin kıymetinizi bilememiş malesef. En kestirme çözümler yine sizde. Sıkıştığınızda hemencecik yön gösterip Irak ve İrana sürüveriyorsunuz insacıkları.
Gelin insanları sürmektense koyun sürüsü gibi gördüğünüz bu kitleleri yakalım en iyisi. Yada kavga gürültü istemiyorsunuzya... O zamanda Hürriyet gazetesinin yaptığını yapın. Bölün ülkeyi atın koyunları o taraf... SÜPERSİNİZ SÜPER.
Bir ev içinde kardeşi, kardeşe kim düşürür ? Ya annedir bu, ki çocuklar arasındaki diyaloğu birbirlerine aktarıp, denge görevini sağlamaz ya da el kızı-el oğlu.
Az kalsın Cumhuriyet mitingi tutacaktı demişsiniz ya, sahi az kaldı tutuyordu sizce değil mi?(Allah korudu yani) Bir uçan balon demetiydi uçurulan. O da bir senaryoydu.BU devlettin içindeki kardeşleri birbirinden ayırmaya uğraşan ana, üvey anadan beter tahtına kurulmuşken, elin oğlu-kızı da boş durmamakta haliyle.
Ancak öyle bir kardeş ki bu ülkenin tüm halkları, kardeş değil sahiden de karındaşız.
Dini alet edip de hala yandaş olanlara o kadar şaşırmaktayım ki. Hem kim dedi size solcudan dindar olmaz diye? Öylesine örümcek tutmuş ki kafalar, ortanın solu ya da sol siyasi görüşe sahip herkes sizce dinsiz değil mi.
Solcu vatnını sever de dindar biri sevmez mi? Bu da saçma bir görüş.
Ama dinini reklam aracı yapmayan herkes sizelere göre dinsiz değil mi? Oysa ben, içimde yaşarım bunu sizle de paylaşmaya ihtiyacı yoktur inancımın.
Eşkiya eline verecek çocuğumuz kalmamıştır. Sizlere sömürtülecek, dar kafalı, şahsi menfaatlerini, vatan bölünmezliğinin- üstünde tutanlara çanak tutanlara ise çocuk değil, tırnağımın kirini vermek istemez canım.
Belliki sizlerin canı yanmamış evlkettan yana. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın deyip çekmişsiniz yorganız tepenize...(İran-Irak sağ taraf da. Vermiştim güzergahı daha önce)
Kusura bakmayın da sonradan yorum yapan arkadaş, Ankarada insanlar elinde Türk Bayrağı ile alanlarda haykırdılar. Türban`la değil.
Kardeşlik dostluktan briliktelikten bahsederken ülkenin halini unutmayın. Özelleşmeyen hiç bir kurum kalmamış, vatandaşın ahli içler acısı, kaderdir deyip kandırılmışlar.
Bu mudur komşusu açken tok yatmamak... Sosyal güvenlişk yasası değişmiş, kadınların var olan haklarıda elinden alınmış erkeklerde zaten hak kalmamış.
Açın gözünüzü açın, karışmayın kımsenin dinine imanına.
Bi evin içinde ,aynı anne ve babadan olan çoçukların bile ruh ve karekterleri farklıdır.Nede bu güzelim ülkede kardeşçe yaşamayalım,neden birbirimize hep at gözlükleri ile bakalım,neden hep birbirimizi ötekileştiriyoruz.
Çumhuriyet mitingleri secimlerden öönce askalsın tutaçaktı,amma bu millet bu oyunu bozdu.Ülkemin her yanına taşınan insanların topluluğu,gösterildiği gibi etkili olamadı.Olan birbirimize olan kardeşlik bağımıza oldu.İşte bunu kucalayanlar,bunula oynayanlara dikkat edelim lütfen.Bunların arkasında kimlerin olduğu belli,tel tel dökülmeye başladılar şimdiden...
bu mitingler sosyal toplum kuruluşları tarafından,yapılır..
ve tandoğan mitinginde hiç bir provakasyona izin verilmedi,hatta yanlış anlaşılmasın diye hiç bir parti bayrağı açılmadı..
söz laiklikti,söyleyen halk tı..
bu tür mitingleri kullanmaya çalışan tabiki farklı kesimler olacaktır,önemli olan onlara fırsat vermeden halkın bütünlüğü ve söylemek istediklerini en güzel biçimde ifade etmeleri..
bu halk uyumuyor,her şeyin farkında..
evet hayal kırıklığı çok fazla şimdiye kadar meydanlara döküldü de ne oldu?önemli olan sandıkta hakkını aramak...
bu mitinglerin arkasında bir şeyleri aramaktansa ,o sandıkların arkasındakilere de bir göz atmak lazım...
tebrikler ...
Ankara mitinginin arkasında bir el olmadığınından eminmisiniz?
On tane, yüz tane, bin tane yanlış bir doğru etmez.
Bu mitingin adının laiklik olması doğru mu sizce? Gerçekten amaç sadece laiklik miydi?
Onları yönlendiren kimseler yokmuydu?
Kim nerede ne derse desin.
Bu ülke için hep yetmiş milyon derler.
Acaba o mitingte kaç milyon kişi vardı?
Ben diyorum ki. Bu ülkede mitingler yerine sandıklar var.
Millet kararını orada verir.
Dilediğini ata bindirir, dilemediğini indirir.
Çiftçisi de köylüsüde memuruda görüyor aslında hepsini.
Üniversitede sıralarda boşu boşuna kalabalık yapan gençlere hiç bir sözüm yok.
Deli kanlıymışlar. Masummuşlar. Hiçte masum değiller. Onların yakın tarihinden ders bile alamaycak kapasite ve düşüncede olmasından dolayı derin bir üzüntü içindeyim.
Güya onlar geleceğimizin teminatı gençler. Korkuyorum bu gençlerin eline düşmekten.
Ben bu yüzyılda artık gençlerimiz arkadaşlarımız bu tür olaylarda aklı selim haraket ederler. Bunun bedelini canıyla kanıyla ödeyenlerin kemiklerini sızlatmazlar diye düşünüyordum. Yanılmışım.
Sandıklar eğitilmedikçe mitingler gövde gösterisinden ileri gidemez.
Ayrıca kurunun yanında yanan yaşlara ihtiyacımız olacak. Nezaman vatan millet denilse ölmek için "Allah, Allah" diye koşacak gençlerede ihtiyacımız var.
Dini yada politik bu ülkeyi bölmek istemeyenler bile bazen bu oyunlara alet oluyorlar.
Sonuç olarak sözümü şöyle bitirmek istiyorum.
Yakın tarih okullarda ders olarak zorunlu okutulmalıdır.
Yoksa bütün suç ülkesine sahip çıkmayan gençlerin Anne babalarındadır...
Saygılar.
Dün gece ailemle parka gitmiştik.Geçmiş yıllarda yaşamadığım bir organizasyon vardı, Afişleri asılmış, yanda ki kapalı salon da düzenlenen program; "Kutlu Doğum Haftası" etkinliğinde Peygamberimize dua edilecek. Parkta türbanlı benden çok küçük 14/15 yaşlarında iki kız ailelerinden kaçmış cep telefonu ile sevgilisine mesaj yazıyor. Sonra kızlardan bir tanesi dedi ki; "Peygamberimiz zaten Allah katında , onun duaya ihtiyacı yok ki, ne demeye böyle bir program yaptılar anlamadım". Sadece tanık olduğum bu olayı paylaşmak istedim. Yazınız gerçekçi içeriği çok anlamlı. Sevgi ve Saygılarımla
Evet Sezer hanım bu yazınız daha bir araya getirici. Öncelikle bu nedenle kutlamak isterim. Amerikanın çok seneryolarının olduğunu ve hangisinin oynandığını bilemediğinizi ifade etmişsiniz. Hangisi oynanırsa oynansın ama bilinsinki OYNADIĞI HER OYUN KENDİ ÇIKARLARI DOĞRULTUSUNDA OLACAKTIR. Hele bizde oyunumuz bir değiştirebilseydik...Yılllardır "BURNUMUZUN UCUNU GÖREMİYORUZ" oyununu sergilip duruyoruz. Hiç sormuyoruz bahsettiğiniz bu COĞRAFYAYA SAHİP ATALARIMIZ nasıl sahip oldu ve nasıl korudu yıllardır diye...SORMAK NASİP OLA İNŞALLAH.
Kutlarım güzel bir yazı okudum.
Saygılarımla. H.Apaydın.
Ilımlı İslam Cumhuriyeti,Yeşil Demokrasi Kandırmacası...Ne dersek diyelim adına,reddetmenin anlamı kalmadı artık.Önlem alma zamanı geldi!Yoksasını yazmaya elim varmıyor.Kutlarım,oldukça yerinde uyarılar var yazıda