Ankara`ymışAnkara`ymışGüneş doğup da gözlerimi açtığımda,Farklı bir dünya gibi gelmişti Ankara. Herşey yalan olmuştu... Denizi,suyu,havası... Toprağın rengi bile değişikti Ankara`da. Elimi kaldırıp camdaki buğuyu sildiğimde; Tüm pisliği ile Ankara`ydı karşımdaki. Keşke silebilseydim onu da, Camdaki su damlacıklarını acımasızca sildiğim gibi Muavinin verdiği çayın bile tadı değişmişti akşamdan sabaha; İnsanın boğazında düğümleniyordu sanki İzin vermiyordu rahatça nefes almaya insanı da değiştiriyordu sanki; Koltuğunu düzelt diye aniden çıkışan Sigara içmekten bıyıkları sararmış, Hafif saçları dökülmüş adamı düşünürsek... Oysa akşam öyle pozitifti ki... "Ankara`ya hoşgeldiniz"`i duyduktan ininceye kadar hep dünü düşündüm... Dünü,önceki günü,geçen yılı... Köyümü düşündüm doğup büyüdüğüm; Kırlarını,ormanını,ağacını,tarlasını... Evimizin önündeki zeytin ağaçlarını bayram yerine çeviren, Hepsi bir senfoni üyesi gibi şarkılar söyleyen serçe kuşlarını... Yağmur yağdığı zaman baharı bekleyen asma iskeletini, Ve onun kiremitlerle birleştiği yerden bir bir düşen yağmur damlalarını düşündüm. Baharda açan ,alı moruna, moru beyazına karışmış laleri düşündüm Nergisleri,o topraktan kurtulurmuşçasına dikleşen nergisleri.... Yazın Görkem`le oturup , Hani derlerya çocukla çocuk olduğum günleri düşündüm... Beraber yaptığımız uçurtmaları, Ve onların gazete kağıdından kuyruklarını, Uçurduğumuzda Görkem`in gözlerindeki sevinci, O ipini kaçırdığı zaman tutmak için arkasından koştuğum günleri... Okulu düşündüm köydeki ilkokulu; Bakımsızlıktan duvarları çatlamış; Ama öğretmenleri sapasağlam okulumu. Bana her seferinde Türkçe`den dört vermeyi ihmal etmeyen öğretmenimi... Yedinci sınıftayken bir yerel gazetede yayınlanan şiirimi düşündüm sonra... Hocalarımı düşündüm emeği geçen, Arkadaşları;değerli değersiz... Liseye giderken yürüdüğüm toprak yolu, Ve yolun sonunda beklediğim külüstür belediye otobüsünü, Otobüsten inip de içinden geçtiğim devlet hastanesini; Hastanenin kulübe gibi küçük polikliniklerini Ve tepedeki tek parça beyaz binayı.. Belki daha neler gelip geçti gözümün önünden, Ama onlarda bunlara benziyor işte... Bilmiyorum, beni düşünen varmıydı o an; Annem babamdan başka... Koca bir şehir kalmıştı geride, koca bir ilçe, Koca bir köy,koca bir aile... nasıl sığarki ufacık dizelere? İndiğimde farkına vardım; Koca bir şehir bekliyordu beni Hoşgeldin diyordu alaycı;samimi? İner inmez besmeleden önce sigarasını yakmıştı arkamdaki, Birisi çay satma derdindeydi; Diğeri yere dökülen simitlerini toplamanın telaşında... Herkesin derdi ayrıydı; Simitlerde arda kalan susam tanelerini yutan kuşun bile... Geçen bir yılı aşkın sürede neler yaşattın bana; dostlarım oldu,dost bildiklerim oldu... Otobüs biletine E,G,O dedim diye tersleyen belediye memuru oldu, Ne bileyim EGO`ymuş,sonra öğrendim Ama çözdüm seni Ankara... O,gün boyu üstünden kalkmayan pislik havanı çözdüm, İnsanlarının çıkar için yaşadıklarını çözdüm senin Koca koca iş merkezlerinin önünde eline süpürgesini almış; Ağababaların çöpe atma nezaketini gösteremedikleri sigara izmaritlerini, Atana küfredercesine temizleyen belediye işçisini gördüğümde çözdüm. Otobüste, zaten hayattan yorulmuş, Ama bir o kadar da yetişmek için yorulmuş yaşlı teyzeye yer vermek yerine, Sevgilisiyle bir daha görmeyecekmiş gibi oturan insanını gördüğümde çözdüm seni. Sırf göze girmek için doğallıktan kaçan Bir o kadar da telaşlı insanlarını çözdüm. Bunda eminim birşey yapamazsın artık bana Ama şu Kimya Dersi`nde bana kendini yazdırdınya Helal olsun sana Ankara,helal olsun sana!....
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
3
Aralık
3
İki Element Yahut Geceleyin Bir Keder
• Turgut Yaşar • Serbest Şiirler • 1 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
1
Şubat
1
Aralık
31
Aralık
31
Aralık
31
Aralık
27
Aralık
27
Aralık
31
Aralık
31
Şubat
1
Aralık
31 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||