Anladım KiAnladım KiHala bıraktığın yerdeyim…Tahtakurularının yer yer kendini belli ettiği, iki odalı ahşap bir kulübede sensizim. Yerde birkaç kilim parçasının bulunduğu küçük odada, soğuktan demirleri paslanmış bir yatakta seni düşünüyorum. Başucumda ikimizin mutluluk saçan bir resmi var. Aylar öncesine ait bu resme bakıp, hüzün yüklü gözyaşlarımla yüreğimdeki senle başlayan gene senle bitecek olan mezar taşımın son sözlerini yazıyorum. Sen gideli odamızdan içeri tek bir güneş ışığı girmedi. Umutlarımızı aşkımızla yoğurduğumuz, hayata birlikte baktığımız pencere, haftalardır kalın kadife bir kumaşla örtülü. Tıpkı senden sonra hayatın beni örttüğü gibi… Senden sonra masama oturup içimdeki güman yüklü limandan önümdeki umutları beyaz olan bembeyaz bir kâğıda her an binlerce kez sefer düzenleyen yüzlerce vapurdan birine yolcu olup birkaç kelime yazacak takati bulamadım bu aciz ve sensiz yüreğimde. Her yeni doğan güneşle beraber bahçemizdeki birlikte diktiğimiz elma ağacından düşen bir elmanın sesi ile uyanıyorum. Demek sen gideli bir elmanın olgunlaşıp yere düşeceği kadar zaman geçmiş. Aman Allah’ım!.. Oysaki sen daha az evvel gittin. “Ne olur beni affet. Seni tüm kalbimle seviyorum. Ama gitmek zorundayım…” diyen sesin hala kulaklarımda. Kapıdan hızla çıkıp gidişini unutamıyorum. O anı her gün yüzlerce kez yaşıyorum. Ellerim kalkıyor ansızın, arkandan koşup, sana sıkı sıkıya sarılıp “dur, gitme!..” diyorum her defasında. Ama sen hiç tepki vermeden çekip gidiyorsun. Sen gittiğinden beri son gecemizi paylaştığımız, sırtı kapıya dönük olan, insanı zangır zangır titreten yatağımızın üstüne uzanmış, seni bekliyorum. Gözlerim, hızla çıkıp gittiğin tekrar bana döneceğini umduğum kapıda hep seni gözlüyor. Senden sonra kulübede hiçbir şeyin yerini değiştirmedim. Sanki sen hep buradaymış, hiç gitmemiş, hep benimleymişsin gibi… Dün gece bir ara soğuğun etkisi ile kendimden geçmişim. Uyandığımda sana doğum gününde aldığım hırkaya sarılmış, kocaman yatakta büzülmüş bir halde seni sayıklıyordum. Rüyamda gene seni gördüm. Bu kez bana dönüyordun. Uyanır uyanmaz büyük bir mutlulukla hemen kalktım yataktan. Sağı solu toparlayıp odayı havalandırdım. Üstümü değiştirip çeki düzen verdim kendime. Aylar sonra ilk kez aynaya batım. Uzayan saçım sakalım birbirine karışmış. Öğleye doğru hazırlıkları tamamlayıp seni beklemeye koyuldum. Ve sen geldin. Tüm güzelliğin ve cazibenle ağlayarak çıktığın kapıdan tebessüm ederek girdin kulübemize. Seni görünce dayanamadım, ağlamaya başladım. Ama bu seferki mutluluk gözyaşlarıydı. Hemen sana koştum. Sarıldık birbirimize. Ama o anda vücudumda daha evvel hiç hissetmediğim bir acı hissettim. Her geçen saniye vücudumdaki sızlamalar artıyor, kalbim yavaşlıyordu. Anladım ki gelen sen değildin, Azrail’di. Ve canımı almaya gelmişti. Ölüyordum. Azrail’e sen suretinde geldiği için teşekkür bile edemeden, senin hatıralarınla dolu dünyaya hoşça kal bile diyemeden ebediyen gözlerimi kapadım.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
3
Aralık
3
Aralık
3
Aralık
2
Aralık
2
Mayıs
10
Mayıs
10
Sensiz Geceleri De Seviyorum Artık
• Burak Akdemir • Sevgi Şiirleri • 147 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
9
Ocak
19
Dilimden Düşürmediğim Duam Annem
• Burak Akdemir • Hayata Dair Denemeler • 168 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
19
Haziran
7
Aralık
18
Eylül
7
Temmuz
7
Temmuz
7 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||