Anne Olmak mı? Ana Olmak mı?Anne Olmak mı? Ana Olmak mı?Her gün biraz daha yalnızlaşıyoruz:Önceleri arkadaşlarımızla, dostlarımızla ailemizle daha fazla zaman geçirirken şimdileri evimizin dört duvarı arasında, bilgisayar başında zamanımızın büyük bir bölümünü geçiriyoruz. Ruhumuz sevgi, dostluk,kardeşlik paylaşmak gibi temel gereksiniminden yoksun kalıyor. Sonunda duygusuz, duyarsız birey, toplum haline geliyoruz. Daha da yalnızlaştığımız şu günlerde ileride bazı şeyleri çok özleyeceğimizi düşünüyorum. En çok ta neyi özleyeceğiz biliyor musunuz? Ailelerimizi. Daha doğrusu aile ortamını. İnanmadınız değil mi! Desem ki aile eğitimin vazgeçilmez ilk başladığı yerdir. Herkes evet diyecektir. Ama görüntüler başka şey söylemektedir. Aileler eğitim yeri olmaktan çok artık belli bir zorunluluktan kaynaklanan, otel niyetine kullanılan sıradan yaşam alanı haline gelmiştir. Oysa aile demek bir toplumun, bireyin can simidi demektir. Kendini keşfettiği, mutluluğunu sevincini hüznünü paylaştığı rahatlama merkezleridir. Toplumların bireylerin sigortalarıdır. Bir toplumu bireyi mutsuzlaştırmak, kendinden bi haber haline getirmek aile kavramını küçük adımlarla ya içini boşaltmak ya da yok etmekle mümkündür. Bu da kendi kültürünüzden değerlerinizden uzaklaştırılarak ya da aile kavramını ilgisi olmayan bozuk bilgilerle doldurulduğunda öldürücü mikrop bırakılmış demektir. Sabahın ilk ışığı penceremden içeri girerken beyaz kâğıdım ve kalemimle birlikte bu düşüncelerle güne merhaba diyorum. Ardından radyodan duyduğum “ Son yıllarda boşanma sayısı % 60 arttı” haberi beni “ zaten kimse ana olmak istemiyor” dedirtiyordu. Ailenin bel kemiği dünyanın en sıcak en içten en fedakâr insanlarını analarımızla ilgili birkaç kelime edemeden geçemiyordum: İtiraf ediyorum hayatta ne parası olanları ne makamı mevkisi olanları kıskanıyorum sadece ama sadece analarımızı kıskanıyorum. Dikkat ettiniz mi bilmiyorum, anne demiyorum ana diyorum. Evet, herkes anne olabilir ama ana olamaz. Ana olmak dünyanın en kutsal görevidir. “Yaratıcı insanı yaratmıştır. Bu küçük bakıma muhtaç insan yıllarca aciz bir varlık olarak yaşayacaktır. Onu koruması için de bir melek göndermiştir. Yaşınız kaç olursa olsun, o melek sizi koru yacaktır.” O melek ananızdır. Şu dizeler anlamlıdır: “ Bir melek görmek istiyorsanız, annenizin gözlerine bakın Bir yürek görmek istiyorsanız, annenizin yüreğine bakın Bir dilek görmek istiyorsanız, annenizin dudaklarına bakın Bir emek görmek istiyorsanız, kalkın da kendinize bakın”. Bu duygulara kimler sahip oluyor, kimler tadıyor sadece analarımız… Neden kıskandığımı şimdi daha iyi anlamış olmalısınız. Her neyse küçüklüğünüzü hatırlıyor musunuz? Ben dün gibi hatırlıyorum. Ağlarken ne diye ağlardık “Anne” diye. Bizi dövse bile… Elimize bir şey batsa başımıza bir şey gelecek olsa hemencecik anamızın yanına koşardık. Hastalanınca sabahlara kadar başucumuzda anamızdan başka bekleyen kim vardı. Babamız bir ara gelir şöyle bakar yarın işim var der tekrar yatmaya giderdi değil mi? Büyüdük değiştik mi? Hayır. Azıcık başımız sıkışsın ilk başvurduğumuz kişi anamız değil midir? Onun nasihatlerini duasını almak istemez miyiz? Velhasıl ana olmak zordur cunku sadece onlar yaratıcının dünyadaki merhamet, şefkat, fedakârlık temsilcileridir. Analık dünyanın paha biçilmez değeridir, tadıdır, eğlencesidir, zevkidir, sorumluluğudur… Ama nedense bunları bilmemize rağmen anaların kıymeti ya kaybedince ya da ana baba olunca anlaşılır. Veya anlaşılmadan “ ben yanarım yavruma, yavrum yanar yavrusuna” anlayışıyla bitecektir hayat. Tabii bir de evliyseniz “ İş biraz daha karışıktır”. Karşı taraf haline getirilmiştir ana ve eş. Bu insana yapılacak en büyük kötülükten başka bir şey değildir. Eşinizin yeri ayrıdır ananızın yeri ayrıdır. Ananız anne değil ana ise kendinden çok eşini sev diyerek yine inceliğini gösterecektir. Tabii eşiniz de iyi bir eşse annenizi kendi annesi olarak görerek, davranarak en güzel cevabı verecektir. Geçenlerde anamın dizinin dibine oturdum ve bana çocukluk günlerimden bahsetmesini istedim. Ben isterim de anam kırar mı? Bugüne kadar ne istedim de yapmadı ki! Hemen anlatmaya başladı. O anlattı ben dinledim saatlerce. Az çektirmemişim yüreğimin kardelenine. Canım benim bir kere de olsa yakınmadı çektirdiklerimden. Hep severek yaptığından bahsetti. Konuşmasının sonunda da yaşamda belki bir gün gelir işe yarar, benim çok işime yaradı diye anneannemin şu nasihatlerini de paylaştı. Canım evladım “ Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen ona, kazanılan bir liranın, bulunan beş liradan daha değerli olduğunu öğret. Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duymayı. Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu. Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret ona. Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını... Eğer yapabilirsen, ona kitapların mucizelerini öğret. Fakat ona sessiz zamanlar da tanı. Gökyüzündeki kuşların, güneşin altındaki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği. Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona. Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret. Herkes ona yanlış olduğunu söylediğin de dahi. Tüm insanları dinlemesini öğret ona, fakat tüm söylediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret. Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona. Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret. Ona kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret. Uğultulu bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona. Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa, dimdik dikilip savaşmasını öğret.” Ne zaman ananızı arayıp halini hatırını sordunuz? Ne zamandır ananızın yanağına öpücük kondurmadınız? Ne zaman ananıza kırmızı bir gül alıp her şeyiniz olduğunu söylediniz? Belki bu saydıklarımı şu ana kadar yapmadınız belki de yaptınız. Hiç önemli değil. Şimdi yaşlı, genç, kız, erkek fark etmez sizlerden bir ricam olacak eğer ananız hayattaysa ananızı ya telefonla arayıp ya da elinize kırmızı bir gül alıp ona ziyarete giderek “ Seni seviyorum” demeye vefat etmişse mezarını ziyaret ederek veya dua ederek hatırlamaya ne dersiniz? Bu iki sözcüğü onlardan mahrum bırakmayalım ne olur. Bir gün gelir çok geç olabilir… (Birgul Erdogan`in Annem! siirinin ardindan...)
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Bekir Dadaloglu yazıyı tebrik etti...
Özdemir Celal Kurnaz yazıyı tebrik etti...
Hatice Taşdelen yazıyı tebrik etti...
Adem Efiloğlu yazıyı tebrik etti...
Necla Alptekin yazıyı tebrik etti...
Cansu Öznan yazıyı tebrik etti...
Lutuf Veli yazıyı tebrik etti...
Cafer Oruç yazıyı tebrik etti...
Başar Besimler yazıyı tebrik etti...
Eyüp Özgür Kılıçarslan yazıyı tebrik etti...
Aylin Başdemir yazıyı tebrik etti...
• Birgül Erdoğan yazıyı favori listesine aldı...
• Hakan Tarık Osmanoğlu yazıyı favori listesine aldı...
Aralık
5
Sanki Bizde Herseyi Denemedik Mi?
• Zeynep Koçaslan • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 6 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Kiyi Yazilari / Gitmek Düser Size
• Nilgün Budak • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 23 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Aralık
4
Mavidir Kirpiklerin
• Selahattin Yetgin • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 35 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Ekim
14
Ekim
8
Sarılırım Düşüncelere
• Ömer Faruk Yıldız • Hayata Dair Denemeler • 125 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Ekim
2
Anne Olmak mı? Ana Olmak mı?
• Ömer Faruk Yıldız • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 144 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Eylül
30
Eylül
30
Gözlerimdeki Yaşam Ateşi
• Ömer Faruk Yıldız • Hayata Dair Denemeler • 86 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Mart
28
Padisahin İsi Ne? (ofy Vers)
• Ömer Faruk Yıldız • Efsane Hikayeler • 1559 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Mayıs
11
Ağustos
15
Vahsi Orman Masali
• Ömer Faruk Yıldız • Hayvanlara Ait Hikayeler • 665 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Nisan
7
Mart
28
Bugunlerde Sokaklardayim
• Ömer Faruk Yıldız • Toplumsal Hikayeler • 368 kez okundu. • 5 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||