kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Deneme / Sevgi ve Aşk Denemeleri

Anne Olmak mı? Ana Olmak mı?


Anne Olmak mı? Ana Olmak mı?

Her gün biraz daha yalnızlaşıyoruz:

Önceleri arkadaşlarımızla, dostlarımızla ailemizle daha fazla zaman geçirirken şimdileri evimizin dört duvarı arasında, bilgisayar başında zamanımızın büyük bir bölümünü geçiriyoruz.

Ruhumuz sevgi, dostluk,kardeşlik paylaşmak gibi temel gereksiniminden yoksun kalıyor. Sonunda duygusuz, duyarsız birey, toplum haline geliyoruz.

Daha da yalnızlaştığımız şu günlerde ileride bazı şeyleri çok özleyeceğimizi düşünüyorum. En çok ta neyi özleyeceğiz biliyor musunuz? Ailelerimizi. Daha doğrusu aile ortamını.

İnanmadınız değil mi! Desem ki aile eğitimin vazgeçilmez ilk başladığı yerdir. Herkes evet diyecektir. Ama görüntüler başka şey söylemektedir. Aileler eğitim yeri olmaktan çok artık belli bir zorunluluktan kaynaklanan, otel niyetine kullanılan sıradan yaşam alanı haline gelmiştir. Oysa aile demek bir toplumun, bireyin can simidi demektir. Kendini keşfettiği, mutluluğunu sevincini hüznünü paylaştığı rahatlama merkezleridir. Toplumların bireylerin sigortalarıdır. Bir toplumu bireyi mutsuzlaştırmak, kendinden bi haber haline getirmek aile kavramını küçük adımlarla ya içini boşaltmak ya da yok etmekle mümkündür. Bu da kendi kültürünüzden değerlerinizden uzaklaştırılarak ya da aile kavramını ilgisi olmayan bozuk bilgilerle doldurulduğunda öldürücü mikrop bırakılmış demektir.

Sabahın ilk ışığı penceremden içeri girerken beyaz kâğıdım ve kalemimle birlikte bu düşüncelerle güne merhaba diyorum. Ardından radyodan duyduğum “ Son yıllarda boşanma sayısı % 60 arttı” haberi beni “ zaten kimse ana olmak istemiyor” dedirtiyordu. Ailenin bel kemiği dünyanın en sıcak en içten en fedakâr insanlarını analarımızla ilgili birkaç kelime edemeden geçemiyordum:

İtiraf ediyorum hayatta ne parası olanları ne makamı mevkisi olanları kıskanıyorum sadece ama sadece analarımızı kıskanıyorum. Dikkat ettiniz mi bilmiyorum, anne demiyorum ana diyorum. Evet, herkes anne olabilir ama ana olamaz. Ana olmak dünyanın en kutsal görevidir. “Yaratıcı insanı yaratmıştır. Bu küçük bakıma muhtaç insan yıllarca aciz bir varlık olarak yaşayacaktır. Onu koruması için de bir melek göndermiştir. Yaşınız kaç olursa olsun, o melek sizi koru yacaktır.” O melek ananızdır. Şu dizeler anlamlıdır:

“ Bir melek görmek istiyorsanız, annenizin gözlerine bakın
Bir yürek görmek istiyorsanız, annenizin yüreğine bakın
Bir dilek görmek istiyorsanız, annenizin dudaklarına bakın
Bir emek görmek istiyorsanız, kalkın da kendinize bakın”.

Bu duygulara kimler sahip oluyor, kimler tadıyor sadece analarımız… Neden kıskandığımı şimdi daha iyi anlamış olmalısınız.

Her neyse küçüklüğünüzü hatırlıyor musunuz? Ben dün gibi hatırlıyorum. Ağlarken ne diye ağlardık “Anne” diye. Bizi dövse bile… Elimize bir şey batsa başımıza bir şey gelecek olsa hemencecik anamızın yanına koşardık. Hastalanınca sabahlara kadar başucumuzda anamızdan başka bekleyen kim vardı. Babamız bir ara gelir şöyle bakar yarın işim var der tekrar yatmaya giderdi değil mi? Büyüdük değiştik mi? Hayır. Azıcık başımız sıkışsın ilk başvurduğumuz kişi anamız değil midir? Onun nasihatlerini duasını almak istemez miyiz? Velhasıl ana olmak zordur cunku sadece onlar yaratıcının dünyadaki merhamet, şefkat, fedakârlık temsilcileridir. Analık dünyanın paha biçilmez değeridir, tadıdır, eğlencesidir, zevkidir, sorumluluğudur…

Ama nedense bunları bilmemize rağmen anaların kıymeti ya kaybedince ya da ana baba olunca anlaşılır.
Veya anlaşılmadan “ ben yanarım yavruma, yavrum yanar yavrusuna” anlayışıyla bitecektir hayat.
Tabii bir de evliyseniz “ İş biraz daha karışıktır”. Karşı taraf haline getirilmiştir ana ve eş. Bu insana yapılacak en büyük kötülükten başka bir şey değildir. Eşinizin yeri ayrıdır ananızın yeri ayrıdır. Ananız anne değil ana ise kendinden çok eşini sev diyerek yine inceliğini gösterecektir. Tabii eşiniz de iyi bir eşse annenizi kendi annesi olarak görerek, davranarak en güzel cevabı verecektir.

Geçenlerde anamın dizinin dibine oturdum ve bana çocukluk günlerimden bahsetmesini istedim. Ben isterim de anam kırar mı? Bugüne kadar ne istedim de yapmadı ki! Hemen anlatmaya başladı. O anlattı ben dinledim saatlerce. Az çektirmemişim yüreğimin kardelenine. Canım benim bir kere de olsa yakınmadı çektirdiklerimden. Hep severek yaptığından bahsetti. Konuşmasının sonunda da yaşamda belki bir gün gelir işe yarar, benim çok işime yaradı diye anneannemin şu nasihatlerini de paylaştı.

Canım evladım “ Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen ona,
kazanılan bir liranın, bulunan beş liradan daha değerli olduğunu öğret.
Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duymayı.
Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu.
Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret ona.
Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını...
Eğer yapabilirsen, ona kitapların mucizelerini öğret.
Fakat ona sessiz zamanlar da tanı.
Gökyüzündeki kuşların, güneşin altındaki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği.
Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona.
Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret.
Herkes ona yanlış olduğunu söylediğin de dahi.
Tüm insanları dinlemesini öğret ona, fakat tüm söylediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret.
Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona.
Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.
Ona kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret.
Uğultulu bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona.
Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa, dimdik dikilip savaşmasını öğret.”

Ne zaman ananızı arayıp halini hatırını sordunuz?
Ne zamandır ananızın yanağına öpücük kondurmadınız?
Ne zaman ananıza kırmızı bir gül alıp her şeyiniz olduğunu söylediniz?
Belki bu saydıklarımı şu ana kadar yapmadınız belki de yaptınız. Hiç önemli değil.

Şimdi yaşlı, genç, kız, erkek fark etmez sizlerden bir ricam olacak eğer ananız hayattaysa ananızı ya telefonla arayıp ya da elinize kırmızı bir gül alıp ona ziyarete giderek “ Seni seviyorum” demeye vefat etmişse mezarını ziyaret ederek veya dua ederek hatırlamaya ne dersiniz?
Bu iki sözcüğü onlardan mahrum bırakmayalım ne olur. Bir gün gelir çok geç olabilir…

(Birgul Erdogan`in Annem! siirinin ardindan...)



Anne Olmak mı? Ana Olmak mı?
Yazı Sahibi
Ömer Faruk Yıldız
Ömer Faruk Yıldız tarafından 2.10.2008 tarihinde eklendi 143 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı



Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Bekir Dadaloglu yazıyı tebrik etti...
tebrik Özdemir Celal Kurnaz yazıyı tebrik etti...
tebrik Hatice Taşdelen yazıyı tebrik etti...
tebrik Adem Efiloğlu yazıyı tebrik etti...
tebrik Necla Alptekin yazıyı tebrik etti...
tebrik Cansu Öznan yazıyı tebrik etti...
tebrik Lutuf Veli yazıyı tebrik etti...
tebrik Cafer Oruç yazıyı tebrik etti...
tebrik Başar Besimler yazıyı tebrik etti...
tebrik Eyüp Özgür Kılıçarslan yazıyı tebrik etti...
tebrik Aylin Başdemir yazıyı tebrik etti...
Birgül Erdoğan yazıyı favori listesine aldı...
Hakan Tarık Osmanoğlu yazıyı favori listesine aldı...
Çok içten ve duygu dolu bir yazı.Bu emeğin içinde imla hataları aramak ne kdar doğrudur bilemem.Ben alkışlıyorum...


08.10.2008 tarihinde yorumlandı.

Ömer Bey son bölümdeki tavsiyeler muhteşem olmuş. Hani şu cümleyle başlayan paragraf

Canım evladım � Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen ona,

Paylaşım için sağolun. Bu anne tavsiyelerini dinlesek hayatta neler değişr neler de anlayamıyoruz, beceremiyoruz. Tebrikler.



07.10.2008 tarihinde yorumlandı.

Sevgili Ömer.Paragraflar arası geçişlerde giriş, gelişme(ler),sonuç bölümlerinde yalpaladım. Cümlelerin ya da örneklerin vurgusu yanlış yerlerde geçişlerden dolayı tekledi belkide.Bunun dışında ele aldığın konu, kısa kısa ve yormayan cümlelerle aktarış şeklin ve içtenliğin için seni alkışlıyorum. yüreğine sağlık.


05.10.2008 tarihinde yorumlandı.

ÇOK DOĞRU VE ÇOK YERİNDE BİR YAZI OLMUŞ GERÇEKTEN ELİNİZE YÜREĞİĞNİZE SAĞLIK ÇOK AMA ÇOK BEĞENDİM.İNSANIN AKLINI BAŞINA GETİRİYOR ÇÜNKÜ SİZİNDE DEDİĞİĞNİZ GİBİ İNSAN ZAMANLA DEĞERLERİNİ YETİRİYOR.ÇOK YAZIK AMA MAALESEF BÖYLE BU TARZ YAZILARI OKUMAK HEM PSİKOLOJİK OLARAK RAHATLATIYOR HEM DE DEĞERLERİNİ FARKINA BİRKEZ DAHA VARIYORSUN...ÇOK AMA ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.


04.10.2008 tarihinde yorumlandı.

Daha yazılarımı yayınlamadığım için mecburen buradan mesaj yazabiliyorum.Benzetmeler konusunda bir önerim olmayacak veya bir yeri işaret etmeyeceğim.Çünkü benim göz zevkimi belirttim o eleştiride.Bana kötü gelen başkalarına iyi gelebilir.

Bunların dışında ''ama'' ve ''fakat'' bağlaçlarının kullanımında bazı hatalarınızı gördüm.Örneğin cümleye bağlaçla başlanması veya bağlaçtan önce virgül konulması gibi...

Bir de tırnak içinde aktardığınız cümleler de özgün birer cümle gibidir ve tırnağı kapatmadan önce cümleye büyük harfle başlanmasını ve cümle sonuna noktalama işareti konulması gerekir.

Bunlar benim gözüme çarpan ve doğru veya yanlış bilgilerime göre değerlendirdiklerim.Ayrıca bu eleştirilerimi kendimi bu konularda sizden daha üstün veya bilgili olarak gördüğüm için değil yeri geldiğinde sizin de benim yazılarımı rahatça eleştirebileceğinizi anlatabilmek için yapıyorum.Yanlışlarım olabilir.Görülen yanlışlarım düzeltilirse sevinirim.

Yanlış anlaşılmamak dileğiyle.Saygılarımla.



04.10.2008 tarihinde yorumlandı.

Evet duygu dolu...bir yazı okudum.. ne kadar da haklısınız...ben annneme baktığım zaman sanki cennete bakıyorum...ona sarıldığım zaman...dünyayı unutuyorum...ondan ayrıldığım zaman...hasreti buram buram...saygılarımla...ellerinize yüreğinize sağlık...


04.10.2008 tarihinde yorumlandı.

Elestirileriniz icin cok tesekkur ederim Ozdemir Bey. Zira bu devirde ne cesurca insanin yanlislarini yuzune vuracak elestirmen, ne de onu icine sindirebilecek yurek bulunmaz oldu.

Yazim ve imla hatalari olmasi muhtemel, tespit ettiklerinizi bildirirseniz sevinirim. Duzeltmeye calisacagim. Benzetmeler icin de degerli onerilerinizi bekliyorum.

Bunun disinda sozu gecen dortluk bana ait DEGILDIR. Anonim oldugunu tahmin ediyorum. Bu yuzden tirnak icinde yazdim.

Bu ve bunun disinda yazilarim icin de goruslerinizi paylasirsaniz mutesekkir olacagim.



04.10.2008 tarihinde yorumlandı.

İnsana dokunan,samimice yazılmış bir yazı okudum.Ben de kendi annemle yaşadıklarımızı düşündüm.Eksiklerimi tekrar farkettim.

Birkaç küçük eleştirimi ve farklı düşündüğüm br noktayı da paylaşmak isterim.

Öncelikle ana ve anne kelimelerinin farklı anlamlar taşıdığını düşünmüyorum.Sadece ''''ana'''' kelimesi bize daha sıcak geliyor bunu kabul ediyorum.Özellikle yeşilçam filmlerinde esas oğlanın annesine ''''Anam.'''' diyip sarıldığı zamanlar gözlerimin dolmasına engel olamazdım mesela ben de.İkisi de aynı anlamı taşıyıp aynı kişiyi işaret etse de anam kelimesinin farklı bir büyüsü olduğunu kabul ediyorum.

Son eleştirim ise yazınızın bazı yerlerinde yaptığınız imla,yazım hataları ve yer yer cümleye oturmadığını ve tam uyum sağlayamadığını hissettiğim benzetmelerinizedir.

Eleştirinin her zaman yazarı daha ileriye götüreceğini,en azından yazısını bir kez daha okumasını sağlayacağını düşündüğüm için bunları söylemekten çekinmedim..

Yeni yazılarınızı okumak dileğiyle..Saygılarımla..

* Bir melek görmek istiyorsanız, annenizin gözlerine bakın
Bir yürek görmek istiyorsanız, annenizin yüreğine bakın
Bir dilek görmek istiyorsanız, annenizin dudaklarına bakın
Bir emek görmek istiyorsanız, kalkın da kendinize bakın”.

Bu dörtlük harikaydı.Siz mi yazdınız yoksa alıntı mı yaptınız merak ettim.Eğer alıntıysa yazarını biliyorsanız öğrenmek isterim.



04.10.2008 tarihinde yorumlandı.

Ömer bey güzel bir yazıydı. Müsadenizle favorime alıyorum Tebrikler...


04.10.2008 tarihinde yorumlandı.

Yine bir Ömer Faruk klasiği ellerine emeğine sağlık.Söylenecek en güzel kelimeleri yazmışsın dostum bize ancak alkışlamak düşer.


03.10.2008 tarihinde yorumlandı.

Yazın herzamanki gibi güzeldi Ömerim fakat ne kadar çok isterdim anneme anam demeyi fakat öğrenemedim, şanslı değildim, yirmi beşimden sonra annem oldu ama anam olamadı bir türlü diyemedim içimden gelmedi sevemedim acıdım sadece çoğu zaman kızaraktan, şanslısınız ananızın kıymetini bilin benim annem hiç olmadı, olmasını ne kadar çok isterdim. (Babam da hiç olmadı ikisi de hayatta ama olmadılar hayatımda) Yazını kutluyorum böyle yazılar etkiliyor ve hüzünlendiriyor beni...


03.10.2008 tarihinde yorumlandı.

Güzel bir yazı okudum ve her cümlesine aynen katıldığım yerinde tespitler… Kutlarım. Saygımla


03.10.2008 tarihinde yorumlandı.


Aralık
5
Sanki Bizde Herseyi Denemedik Mi?
Zeynep KoçaslanSevgi ve Aşk Denemeleri • 6 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
5
Kalbim Bir Demir
Tuğçe BaykocaSevgi ve Aşk Denemeleri • 9 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
5
Yol Kazası
Fırat AvcıSevgi ve Aşk Denemeleri • 16 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
5
Kiyi Yazilari / Gitmek Düser Size
Nilgün BudakSevgi ve Aşk Denemeleri • 23 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Aralık
4
Mavidir Kirpiklerin
Selahattin YetginSevgi ve Aşk Denemeleri • 35 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Ekim
14
Türkiye’m
Ömer Faruk YıldızGurbet Şiirleri • 110 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Ekim
8
Sarılırım Düşüncelere
Ömer Faruk YıldızHayata Dair Denemeler • 125 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Ekim
2
Anne Olmak mı? Ana Olmak mı?
Ömer Faruk YıldızSevgi ve Aşk Denemeleri • 144 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Eylül
30
İyilerin İntikami
Ömer Faruk YıldızHayata Dair Denemeler • 97 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Eylül
30
Gözlerimdeki Yaşam Ateşi
Ömer Faruk YıldızHayata Dair Denemeler • 86 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Mart
28
Padisahin İsi Ne? (ofy Vers)
Ömer Faruk YıldızEfsane Hikayeler • 1559 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Mayıs
11
Fani
Ömer Faruk YıldızToplumsal Hikayeler • 789 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Ağustos
15
Vahsi Orman Masali
Ömer Faruk YıldızHayvanlara Ait Hikayeler • 665 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Nisan
7
Cinayetlerim
Ömer Faruk YıldızAnı Hikayeler • 505 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Mart
28
Bugunlerde Sokaklardayim
Ömer Faruk YıldızToplumsal Hikayeler • 368 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Anne Olmak mı? Ana Olmak mı?, Anne Olmak mı? Ana Olmak mı? denemesi, Anne Olmak mı? Ana Olmak mı? deneme, Anne Olmak mı? Ana Olmak mı? nedir?, Anne Olmak mı? Ana Olmak mı? hakkında bilgi, Anne Olmak mı? Ana Olmak mı? denemeleri, Ömer Faruk Yıldız denemeleri, Anne nedir, Anne denemesi, Anne denemeleri, Olmak nedir, Olmak denemesi, Olmak denemeleri, mı? nedir, mı? denemesi, mı? denemeleri, Ana nedir, Ana denemesi, Ana denemeleri, Olmak nedir, Olmak denemesi, Olmak denemeleri, mı? nedir, mı? denemesi, mı? denemeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi




ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Ekmek Aslanın Ağzında Hikayesi!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Myspace Proxy | Mortgage Calculator | Currency Converter | Myspace Layouts | Personal Loans | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul