Anneden EvladınaAnneden EvladınaGitmemi istiyorsan söylemeliydin,atmamalıydın içine! Gözlerinden okuduktan sonra duramam daha bir dakika buralarda... Aslında gidişim çoktan başlamıştı. Önce bir dizi halinde hikayelerimizi göndermiştim. Ardından da anılarımı-bana ait saydığım hiç vazgeçemediğim anılarımı. Sonunda bende gidecektim elbet peşlerinden ama bu kadar erken, böyle kırgın olmamalıydı gidişim. Doğrusu şu ya sen zaten beni çoktan terketmiştin. Benim buralarda yapayalnız kendimle dolaşık yaşamam anlamsızdı. Hala tereddüt varsa içimde, eşyalarımı toplayıp havadan parfüm kokumu, tabladan sigara izmaritlerimi ayırıp gidemiyorsam, kalkıp döneceğini umduğumdan değil, eğer son kez veda etmek istersen arayıp beni bulamazsın, o son vedanın burukluğunu sonsuza kadar yaşarsın diye... Pişman olmayacak yada yaptığının doğruluğundan asla kuşku duymayacaksın biliyorum. En azından bana üçüncü bir şık bırakmadığını kabul et ve birgün seni andığımda bir ah! çekmeye hakkım olmadığını savunma bari. Ben sadece sevdim seni ama sevgim sana yetmem yada senin bana yetmemen arasında bir bocalamaya dönüşmedi hiç. Ne kadar elimi tuttuğunda sana o eli güven dolu uzatsamda, her zaman aynı içtenlikle tutacağına güvenemedim ve bir gün sen uzanan elimi boşlukta bıraktın. Hatırlarmısın sen bir keresinde hıçkıra hıçkıra ağlıyordun, sana koştum. Gözyaşlarını silen elimi ittin. Seni rahat bırakmamı istedin. Oysa ben o ana kadar seni rahatsız ettiğimin farkında bile değildim. Meğerse varlığım bile bir sıkıntıymış senin için. Sen kızarmış gözlerle ağlıyordun, oysa acınacak halde olan bendim. Sana uzanmaz oldu ellerim. Bakamadı gözlerine gözlerim... Bakışların hep "git" diyordu bana, "beni rahat bırak!" Hep `neden` diye sormak istemedim. Neden her adımını benimle atan, her kelimesini benimle söyleyen sen; yaşamayı benimle öğrenen, benimle büyüyen, benimle hayat bulan... benim bir parçam olan sen,beni artık istemiyordun. Neden? Sana engel mi oluyordum? Öyle engelleri aşmıştık ki beraber, neydi aramıza buzdan dağları koyan sabep? Neydi seni benden uzaklaştıran? Hep sormak istedim ama soramadım. Vereceğin cevabın gün gelip seni incitmesinden korktum. Gün gelip pişman olmandan, seni pişmanlığa itecek sözler sarfetmenden korktum... Sen `sen` olmaktan çıktın zamanla. Sen ayrılığın simgesi oldun. Hiç kimse üzülemezdi benim kadar böyle bir ayrılığa. Acının, soğuğun, sınırsız kaygıların kaynağıydın artık. Sana sert çıktım, sana bağırdım, seni cazalandırdım kendimce. Sebep sormaya cesaretim yokken, seni yargılamaya kalktım. Ama sen-hep kırılacağından korktuğum ince gül dalım-benden güçlü çıktın. Senden ürkmemi, çekinmemi sağladın. Aşağılanmayacak kadar eğildim karşında,bazen yıprandım. Fırtına dindiğin de seni daha çok seviyordum. "Değişiyor" diyordum. Bu değişimin seni benden koparabileceğine inanmıyordum ama kopardı. Şimdi yanlızca çekip gidişini takiben bende gitmeliyim. Seni sevmekten vazgeçmemeli ama kendime de yalan söylememeliyim; dönmeyeceksin. Bu boş eve günün birinde ikimizden birinin ölüm haberi ulaşacak, boş duvarlarından başka mirası kalmayan bu yere başka türlü dönmeyeceğiz. Sadece sana bu satırları bırakıyorum. Hayatından çıkarken ardımda seni anlamadığıma dair soru işaretleri olsun istemiyorum... Seni anlıyorum. Belki en başta söylemeliydim ama ben ancak son anda söyleyebiliyorum. Kalbinin yerinde taş taşımıyorsun kendini kandırma ama o kalbin etrafına bilmediğim sebeplerden kalın duvarlar örüyorsun. Kendini bana kapattığn gibi hayata da kapatıyorsun. Bilmediğin yerlerin büyüsüne kapılıp keşfe çıkarak çocukluğunun mutluluğunu bulabileceğini sanma sakın. Çocukluğun o hayal dolu masum dünyasına bir daha dönemezsin. Benden uzaklaşsan da benimle geçirdiğin yılları hep arayacaksın. Her zaman yumurtadan çıkan civciv olarak kalamazsın. Çitlerin altından geçerken, büyüyüp artık üstünden atlaman gerekir. Seni anlıyorum... Benim de senin yaşlarındayken anneme sitemlerim vardı. Şimdi bir mezar taşına yazılı ismi kaldı. Anılarım ağlatır beni. Umarım sen kollarım yerine toprağımda ağlayacak kadar geç kalmazsın...
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Anneden Evladına isimli yazı, Yasemin Aslan tarafından 1/12/2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Mart
21
Mart
18
Mart
12
Mart
6
Aralık
1
Nisan
10
Ağustos
9
Yaşanmamış Hikayeler/ Yüreğinin Sesini Dinle
• Yasemin Aslan • Düş Hikayeleri • 1259 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Temmuz
10
Haziran
9
Yaşanmamış Hikayeler (2) / Bir Günaydın Hikayesi
• Yasemin Aslan • Düş Hikayeleri • 738 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ekim
13 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||