Apartman veya Küçük DünyaApartman veya Küçük DünyaŞurup gibi güzel bir bayram günüydü. Hava sonbaharın en hoş döneminde, ne soğuk ne sıcak tam demindeydi. Hafif çisentili bir yağmur, havadaki yeşil ağaç yapraklarındaki tozları almış, sokakları ve caddeleri pırıl, pırıl yıkamıştı. Mahallede ve apartmanlarda çocuklar yeni elbise ve ayakkabılarını giymiş, komşularla bayramlaşmaya başlamışlardı… 44 numaranın zili çalındı. Kapıyı evin babası açtı. Gelen kapıcı idi. Bayramlaşmaya gelmişti. Bayram süresince izinli olduğunu, bu yüzden akrabalarına gitmeden bayramlaşmaya geldiğini söyledi. Mehmet Beyle kapıcı Rıza iki dost gibi bayramlaştılar. Zaten eskiden beri araları hep böyle idi. Mehmet Bey Rıza’ya karşı hep bir arkadaşı gibi davranmış, hiçbir zaman onu hor görüp aşağılamamıştı. Mehmet Bey, görevi, işi ve mali durumu ne olursa olsun, her insana, insan gibi davranır, onları hoş tutmaya çalışırdı. Çok konuşmazdı. Konuştuğu zamanda, lafı evirip çevirmeden en kestirmeden maksadını anlatırdı. Doğruluktan ayrılmamaya ve yalan söylememeye çalışırdı. Toplumun çıkarlarını kendi çıkarlarından önde tutardı.Apartmandaki yağcı, yalaka, ve kişilikten yoksun tipler, 6 yıl boyunca yöneticilik yapıp apartmanı düzene koyan, Mehmet Beye gizlice muhalif oldular. Dedikodular yaptılar. Arkasından konuştular. Yolsuzluğa teşvik ettiler. Mehmet Bey bunlara aldırmadı. Kendi bildiği şekilde işine devam etti Ayrılırken en aklı başında ve en olgun kişi diye düşünerek, yöneticiliği 6 numaradaki Ali beye devretti. Ali Bey, hemen kendi ekibini kurmak üzere Mehmet Beye muhalif olanların evlerine karısı Afife Hanımla ile birlikte misafir olmaya başladı. 32 numaradaki Arif Bey ve karşı komşusu, 40 numaradaki Sadık Bey ve avanesi, 3 numardaki kasap, 38 numaradaki Dunkof Muharrem 47 numaradaki Ayşe Hanım, 13 numaradaki Şermin hanım ve kocası, 29 numardaki Hüseyin Bey’le yakın ilişkiler kuruldu. Herkes kendi kontrolündeki komşularını da bu halkaya dahil edecekti. 56 numaradaki topçu Metin’de guruba katılmakta geç kalmamıştı. Halkayı sağlam tutmak, için Afife hanım, Ayşe Hanım Şukufe hanım ve kasabın karısı bu halkadaki evleri, hanımları dolaşarak onları pohpohlayacaklar, onure edecekler ve kontrollerinde tutacaklardı. Ali Beyde komşulara haber salacak, hep beraber camiye vakit namazlarına gidecekti. Genelde Ali Bey, Dunkof Muharrem ve Hüseyin beyle beraber camiye giderler, giderlerken de gördükleri komşuları camiye beraber gidelim diye davet ederlerdi. Hüseyin Bey daha sonraları, bu insanların iç yüzünü öğrenince Ali Bey ve Dunkof Muharrem’le camiye gitmekten kaçmaya başlamıştı. İlk etapta Ali beye çıkar sağlamak işini, Sadık Bey gündeme getirdi. Ali Bey apartmana hizmet ediyordu. Bu yüzden Ali Beyin elektrik, su, telefon faturalarının apartmanın ortak hesabından ödenmesi için apartman genel kurul karar defterine alınmayan kararları ilave etti. Ali beye çıkar sağlandı. Ali Bey bir yıl önce hicaza gitmişti. Hatta Hicaza giderken apartman sakinlerinin her biri, kendisine fukaralara verilmek üzere bir miktar para vermişti. Ali Bey işine geldiği için, Sadık Beyin bu cinliğine ses çıkarmamıştı. Apartman aidatı ödemediği halde birde bile, bile evinin elektrik su ve telefon faturalarını apartman ortak hesabına dahil etmeye başlamıştı. Sadık bey karar defterinin daire, daire dolaşıp genel kurul kararlarının imzalanması işine de bir formül bulmuştu. Genel kurula katıldım diye atılan imzalar, alınan kararların altına yapıştırılmaya başlanmıştı. Halbuki komşulardan bir çoğu ekseriyeti teşkil edebilmek için 5-10 dakikalığına gelip genel kurula katıldım imzası attıktan sonra gidiyordu. Konuşulanları sorsanız “benim işim çıktığı için ayrıldım.” Diye size mazeretlerini beyan ederlerdi. Bu imzalar genel kurul kararlarının altına yapıştırılmaya başlanınca resmen her türlü kararı almak mümkün oluyordu. Her ne kadar kararlar çoğaltılıp dairelere dağıtılıyorsa da kimse alınan kararların bu şekilde olmadığını söylemeye cesaret edemiyordu. Bunu söyleyebilen kişilerin sayısı 3 kişiden yukarıya çıkmıyordu. Sadık Bey, pişkinlikle Hacıyı istediği gibi yönetmeye devam ediyordu. Halbuki daha önceleri Mehmet Bey zamanında yapılan işleri hiç beğenmez, yapılanların yanlış olduğunu iddia eder, doğruluk abidesi gibi tavırlar takınırdı. Konuşmaya başladığı zaman mangalda kül bırakmayan ama aslında çok hilekar bir tip olduğunu aslında herkes bilirdi. Zamanında çalıştığı şirketi de böyle yöntemlerle soyduğu anlaşılınca işten atılmış, uzunca bir müddet işsiz kalmıştı. Daha sonra bulduğu işte patronları Sadık Beyin bu yönünü keşfedemedikleri için onu çalıştırmaya ve soyulmaya devam ediyorlar. Arif bey önceleri başka işte çalışırken, her nasıl olmuşsa hukuk fakültesini bitirmiş, kafası oldukça kalın biriydi. Yüzünüze, gözünüzün içine bakar, sizi dinler görünür ama aslında söylediklerinizin tek kelimesini anlamazdı. Boş bulunup kendisine bir iş verirseniz, sizi anlamadığı için işinizi yapmaz. “Niçin işimi yapmadınız?” Diye sorunca size “Bana söylemediniz ki” diye cevap verirdi. Elinden 99 luk tespihini hiç düşürmez, edebi cümleler kurarak size birlik beraberlik ve insanlıktan söz eder. Hukukçu olmasına karşılık, hukuktan hiç anlamayan, hukukun insanlara sağlayacağı faydadan çok kendi faydası nerdeyse oraya doğru hareketlenen bir tipti. İşi gücü ne şekilde para kazanırım diye düşünmek olan Arif Bey hasbelkader bir kuruma başkan olunca ilk işi bürosunda kullandığı eski hurda bilgisayarı, çalıştığı kuruma yüksek bir fiyata satmak olmuştu. Bu yüzden kurumda birçok olaylar olmuş, ancak Arif Bey pişkinliği elden bırakmamıştı ve yüzü de kızarmamıştı. Sonuçta yaptığı bir ticaretti. Yaptığı ufak yolsuzluk için “Gözlerini açsalardı, aldanmasalardı.” diye kendini savunmuştu. Böylece yavaş, yavaş bu konuda büyük işler yapmaya başlayarak usta kesilmeye başladı. Ancak lafı dolandıra, dolandıra anlatıp size bıkkınlık veren 39 numaradaki Cavit Bey, seçimde Arif Beyin koltuğunu elinden aldı. Devam edecek...
Telif Hakkı Uyarısı Apartman veya Küçük Dünya isimli yazı, Mehmet Sabri Haberveren tarafından 10/13/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
4
Sevdanın Adı Lacivert Geçmişte Bildiğiniz Aslında Mavi`ydi Düşlediğiniz
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 32 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
23
Ekim
31
Eylül
10
Eylül
2
Müfettiş Düşmanları
• Mehmet Sabri Haberveren • Eleştiri Makaleleri • 146 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Ağustos
9
Mayıs
12
Sapık Gözünde Kadın!
• Mehmet Sabri Haberveren • Eleştiri Makaleleri • 1201 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Eylül
9
Övüleceği Öven Sövüleceğe Söven Cansız Hoca
• Mehmet Sabri Haberveren • Hayata Dair Denemeler • 992 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ekim
10
Bakmak ve Görmek
• Mehmet Sabri Haberveren • Toplumsal Makaleler • 925 kez okundu. • 14 kez yorumlandı.
Haziran
30
Sevmeyi Bilmek
• Mehmet Sabri Haberveren • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 897 kez okundu. • 15 kez yorumlandı.
Ağustos
31
Kaybedeceklerimiz !
• Mehmet Sabri Haberveren • Siyasi Makaleler • 587 kez okundu. • 18 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||