Arafta Bir Zebani
Çok kötü kokuyorsun
Kadınların vücudundan çıkan atık kan gibi, kokuşmuşsun.
Ve berbat gözüküyorsun.
Eski eşyaların doldurulduğu kirli, karanlık bir çuval gibisin.
Üstü tozlanmış, kıyıklar çıkmış her tarafından.
Eskimiş, pörsümüş ve tıka basa doldurulmuşsun.
Biri seni sırtına vursa da şöyle bir savursa denize
Çöksen dibe ve biraz olsun arınabilsen.
Ne mümkün,
Kefeke tutmuşsun.
Şımarık, arsız bir kız çocuğu gibi sesin,
Huzursuz, huysuz, mutsuz
Tiz çığlıklar,
Boğuk boğuk homurdanmalar
Sen konuşurken işitme duyumdan nefret ediyorum,
Sesini algılıyor diye.
Duymak istemiyorum ama mümkün mü?
Arka arkaya soğuk demirler, hilkat garibesine dönmüş çatallar yutar gibiyim,
Durmaksızın havayı kirleten sözcüklerini işitirken.
Tanrıyla biraz daha konuşmalısın.
Seni bu dünyadan kaldırıp götürmeli
Artık nereye bilmem, o bilir.
Tanrı eğer umursamıyorsa kendi başının çaresine bakmalısın.
Öldürmelisin ruhunu
Onu da yapamıyorsan…..
……..
Yap, neden yapamayasın,
Bu kadar kötüyken,
Bu kadar korkunç bir varlığa sahipken?
17 yıl yaşadın, neyine yetmedi;
Bu kadar Araf’tayken?
CEYDA DEMİRCİOĞLU