ArkadaşArkadaşOnu şimdiye kadar buralarda hiç görmemiştim. Benim bulunduğum ortamlarda bulunmamıştı bu zamana kadar. Sürekli konuşuyordu, hareketleri sadeydi. Sürekli etrafa bakmasından bir arkadaş aradığı belliydi.Çıkış kapısının dibindeki yerimden kalktım, yavaş yavaş onun masasına doğru yürümeye başladım. Yanındaki tabureye sessizce oturuverdim. Bana şöyle bir baktı. İçecek bir şey ısmarlamayı düşünmediği belliydi. Ben de böyle bir şey beklemiyordum zaten. Kimse bizimle ilgilenmiyordu. Yan masadan iki kişi kalktı. Çıkmadan ona doğru dönüp kafalarını eğdiler, el salladılar. Bir yarım saat kadar sonra başka biri ona selam verip çıktı. O da diğerleri gibi sanki masada ben yokmuşum gibi davrandı. Sandalyeden indim, gerindim sonra tekrar oturdum. Onda hiçbir değişiklik yoktu. Usulca sandalyesine yaklaştım. Bana gülümsedi, yanağımı okşadı ve ayağa kalkıp çıkış kapısına yöneldi. Onu takip mi etmeliyim yoksa başkasını mı beklemeliyim diye düşündüm. Geç kalmamalıydım yoksa bana bu kadar iyi davranan birini kaybedebilirdim. Kapının açılmasını bekledim. Müşterilerden birisi kapıyı açtı. Ondan önce davranıp hemen çıktım. Teşekkür bile etmeden karşı kaldırıma geçtim. Onu gördüm. Yavaş adımlarla ilerliyordu. Yağmuru daha yeni fark etmiştim. Ona doğru alışkın olduğum hızlı tempoda ilerlemeye başladım. Çıktığım binanın karşısındaki apartmanın ikinci katındaki çocuk elindeki misketi bana fırlattı. Misketin nereye gittiğini bile göremedim. Çocuklar niye böyle saçma hareketler yaparlar hiç anlayamadım. İçerde fazla durmuştum herhalde. Hava kararmaya başlamıştı. Yağmur giderek hızlanıyor , fren yapan arabaların stop lambaları solgun kızıltılar bırakarak karanlığı aydınlatmaya çalışıyor ama başarılı olamıyordu. Ona yetiştim, önüne geçmedim. Arkasında olduğumu biliyordu. Hafifçe yan döndü bana baktı gülümsedi. Bu akşam bana bahşettiği ikinci gülümsemeydi bu. Sessiz yolculuğumuz kısa sürdü. Ben ıslanmaya alışkınım ama o hasta olabilirdi. Apartmanın kapısını açtı. Benim geçmemi bekledi. Asansör yoktu, sevindim. Bir üst kata çıktık. Kapısını açtı. Bana bir şey söylemeden içeri girdi. Ne yapmam gerektiğini anlayamadım. Kapı aralığından içeri şöyle bir göz attım. Görünmüyordu. İçeri mi girmeliydim yoksa onun çıkmasını mı beklemeliydim? Geri mi dönsem diye düşündüm. Belki de onu yanlış anlamışımdır. Ben gitsem mi kalsam mı diye düşünürken kapıda beliriverdi. Nasıl olmuştu da onun gelişini duymamıştım. Halbuki kulaklarım hassastır. Elinde bir kase vardı. �Al bakalım bunu hak ettin� dedi. Mutluluktan kuyruğumu bir o yana bir bu yana sallayıp mis gibi sütü yalamaya başladım. Kasım 2007
Telif Hakkı Uyarısı Arkadaş isimli yazı, Mustafa Çetin tarafından 1/3/2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
4
Kasım
25
Kasım
19
Ah Yaşanamamış Öğrenci Aşkları
• Mustafa Çetin • Aşk Hikayeleri • 190 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Kasım
17
Bir Katilin Durduğu Nokta
• Mustafa Çetin • Deneme / Karalamalar • 72 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Kasım
13
Haziran
8
Haziran
9
Mart
1
Ocak
16
Ağustos
13 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||