Asan Sör (4son)
17 / 7 / 2008 Perşembe tarihinde Deniz İlker Toker tarafından eklendi, 169 kez okundu...
“...Eve geldim, kapıyı açtım. Yine bir kapıyı açışımla dünya dönmekten vazgeçti o an, çünkü evim dağıtılmış ve karıştırılmıştı. Hemen dolaplara ve çekmecelere koştum, çok şükür değerli eşyalarım, kartlarım yerindeydi. Peki, niçindi bu karışıklık? Polisi aramam gerekiyordu ama dün yeterince muhatap olmuştuk kendileriyle ve yine vaktim yoktu. Evden...” Okuyucu Puanı ;
Asan Sör (4son)...Eve geldim, kapıyı açtım. Yine bir kapıyı açışımla dünya dönmekten vazgeçti o an, çünkü evim dağıtılmış ve karıştırılmıştı. Hemen dolaplara ve çekmecelere koştum, çok şükür değerli eşyalarım, kartlarım yerindeydi. Peki, niçindi bu karışıklık? Polisi aramam gerekiyordu ama dün yeterince muhatap olmuştuk kendileriyle ve yine vaktim yoktu. Evden çıktım ve tüm korkularımla asansörü çağırdım. Sanki yine yaşayacaktım aynı ölümü. Gözlerim kapalı kapısı açtım ve attım adımımı. Bu sefer temizdi asansör. İşin ilk günüydü bugün. Aklım ve kalbim zıp zıp zıplıyordu içimde. Moralimin tek kaynağı bana verilecek bir odaydı; ama yine bunu bozmakta geç kalmayan bir telefon geldi ve zebaniler beni çağırıyorlardı cehenneme. Ne yapacaktım şimdi ben. Karakola gitmekten başka çarem yoktu. Ama bunu nasıl açıklayacağımı bilmiyordum. İlk iş günü ve ben izin istiyordum. Komiser, Reşat Amcaların evine hırsız girdiğini söyleyince ben de hemen balıklama atlayıp sabahki durumu anlattım. Yine hemen haber vermediğim için suçlu durumdaydım. Bu olay daha da ciddi bir hal almıştı ve derinlemesine araştırılacaktı. İşle ilgili olan gelişmeleri anlattım. Sanırım az da olsa anladılar beni. . Tabi çalıştığım yer anlamayacaktı ve onlara durumu anlattığımda nitekim öyle oldu. Şu an hemen çalışacak elemana ihtiyaçları vardı, özellikle sorunsuz olanlara. Çünkü iş oldukça yoğundu ve mazeret tanımıyordu. Maalesef beni çıkardılar. En hızlı eleman bendim galiba. O an, enkaz altında kaldığımı hissettim. Uğrunda savaştığım bir amaç, kum taneleri gibi elimden akıp gitti. Anneme bunu ve sabahki olayı anlatınca bir an sustu ve eve çağırdı beni. Babama anlatmalıydık çünkü bir süre evim izlenecekti. Burada daha çok güvende olacaktım. Beklediğim tepkiyi göstermişti babam. Kızgınlığının lavları gururumu eritmiş ve beni üçüncü dereceden yanıklarla bırakmıştı, işten ayrılmam da cabasıydı. Aradan bir hafta geçmişti ve evden dışarıya adım atmamıştım. Artık korkuyordum. Aksilikler ve kötü şans iğneyle tutturulmuştu sanki yakama. Annem bu halime alışamadı ve defalarca konuştu benimle. Ve bir gün yine telefon geldi. Her çalışında ömrümü kemiriyordu fareler. Açmaktan kaçamazdım ve açtım. Polisler olayı çözdüklerini söylediklerinde uzun bir aradan sonra ilk defa sevinebilmiştim. Ne güzelmiş bu duygu. Telefonu kapatıp yola koyulduk annemle. Özür dilermişçesine çay ikram ettiler ve biz yudumlarken onlar açıkladılar. Reşat Amca’nın oğlu, hani şu şeytandan pabucunu çalan, uyuşturucu kullanıyormuş. Annem kadar fırlamasa da gözlerim şaşırmıştım. Bu kadarını beklemiyordum. Bir uyuşturucu çetesine girmiş ve tam bir bağımlı olmuş. Okul kapılarında satan şerefsizlerden birisiymiş o da. Kim bilir kaç çocuğu çekti bu kara deliğe. Polis, evi izlerken bundan habersiz çete üyeleri evi armaya gelmiş. En son malı teslim etmemiş bizim deli oğlan. Vermemek için tüm malı suya karıştırmış. Babası da bundan habersiz suyu içince damarları dayanmamış bu kötü şekere. Kendi de aşırı dozdan ölmüş. Beni bile takip etmişler, onların kapısına sık gidiyorum diye ve evime girip aramışlar belki de emaneti bana getirmiştir diye. Yakalanınca bülbülden güzel ötmüşler. Otopsi sonucu ve yakalananlar, sütten çıkmış ak kaşık yapıyordu beni. Bir o kadar da üzülmüştüm aslında, böylesine bir ölümü hak etmemişti Reşat Amca. Asansöre binecekken fenalaşıp ebediyete kapamış gözlerini. Annemle çekebildiğimiz kadar oksijeni çektik ciğerlerimize. Bir hafta aradan sonra “oh!” diyebilmiştik. Babama da anlatmak zorundaydık bu garip ölüm hikâyesini. Küfürle yıkıyordu sözlerini ve hiç saklayamıyordu çirkin öfkesini. Yıllarca okudum, kendimi geliştirdim, tam donanımlı bir askerdim. Ama hiçbiri yetmemişti ilk işimde başarılı olmak için. Çünkü kader allayıp pulladığı geleceğimi kara sulara batırdı aniden. Üstüme kalabilecek bir cinayet sonrası iyi bile idare ediyordum bu tramvayı. İlk işim fiyaskoydu, bakalım ne olacaktı sonrası. Gelelim ölenlere, başıma ne iş aştınız bir bilseniz ama çoktan gittiniz, tabi bilemezsiniz. Çökertilen bir çete çok fazla umut vermiyordu belki de. Milyonlarca çocuk yapışıp kalıyordu bu örümceğin ağına. İçim acıyordu o çocuklar için. Sonra babamım ezici kuvveti dün gibi kalbimde. Yer etti aşağılayıcı sözleri. Annemse hep tuttu elimden yaşıma aldırmadan. Hep sürdürdü savaşını hem yaşamla hem de huysuz babamla. Hayatım ilk dersinden ortalamayla geçmiştim. Aferin Melih, vicdanınla çağırdığın asansör yeniden indi yere. DeniZ Not: Daha da uzamadan bitmeliydi bu hikaye. Takip edenlere yürekten TEŞEKKÜR ediyorum.
Tavsiye Et :
Eylül
5
Eylül
5
Eylül
5
Eylül
5
Eylül
5
Eylül
3
Eylül
3
Eylül
3
Boş Değil Hoş Kalın!
• Deniz İlker Toker • Hayata Dair Denemeler • 56 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Eylül
2
Öleceksin/ İstesen De Öldüremezsin
• Deniz İlker Toker • Serbest Şiirler • 40 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Eylül
1
Haziran
23
Haziran
15
Haziran
17
Haziran
19
Ağustos
19 |
![]() |
|
||||||||||||||||||||||||||||