Aşkın Dersi
“Dinle!” dedi aşk; bir kıvılcıma hatasını anlatırken. “Gönlünün öyle her istediği insanı kavuşturamazsın. Sen benim bir parçamsın ve aşk dediğin biraz susmak biraz konuşmaktır.”
İşte o günden sonra aşkın kıvılcımı biraz susar insanoğlunun kağıtlarında, biraz konuşur...
“Yorulma” dedi aşk; özlemi kendi kokusundan uzaklaştırırken. “Sevgililer bırak biraz sana meydan okusun. Sende nedenini bilmedikleri bir duraksamayı yaşasınlar.Bırak, vurgun yemiş gibi ne yapacaklarını bilemesinler. Sen benim uzun bir koşumsun ve aşk dediğin biraz kalabalıklaşmaktır ve biraz yalnız kalmaktır.”
İşte o günden sonra aşkın özlemi kış gecelerinde biraz insanoğlunu kendi haline bırakır, biraz kalabalıktan başının ağrımasını sağlar...
“Susma!” dedi aşk; bir çocuğa kendisi ile baş başa otururken. “ Dön ve izle insanları, kaçı seni benim somut halim olarak gördü ki? Sen benim anne karnına düşüşümsün, gözlerinin içine bir bak yeter ki onların! Aşk; biraz umuttur yeryüzünde doğmuş olan.”
İşte o günden sonra aşkın vücudu insanoğlunu hep izler oldu...
“Yürü!” dedi aşk; bir bakışa kendi yeteneklerini keşfettirirken. “Besle beni, sen benim insanlarda duruşumsun, belin bükük durma orada. Aşk; biraz dik yürümektir aslında.”
İşte o günden beri aşkın bakışı yürüdü hep gözlerden kalbe dimdik bir yürüyüşle...
“Yaşa” dedi aşk, bir göze vazgeçilmezliği gösterecekken. “Bitap düşme sakın ağlamaktan, sen benim ışığımsın, unutma ki aşk; güçsüzlük değildir.”
İşte o günden sonra aşkın gözü hep mutlulukla doldu...
“Yıkan” dedi aşk; terk etmeye dönüşünün cezası olarak. “Öyle istediğin zaman çekip gidemezsin, sen benim kabullenemeyeceğim tek yanımsın, arınmalısın yalanlardan, kinden.” “Ve inat etti terk etme gidip yıkanmadı; beni gözün,bakışın, çocuğun, özlemin ve kıvılcımın yanında aşağıladın” dedi ve aşkın kapısını çarparak gitti.
İşte o zamandan beri aşk terk etmeyi kabul etmez ve terk eden geri dönse de hiçbir zaman aşkta temelli kalmaz, geldiği yerden geri gider büyük bir kinle...