Asrın Evliyası10
9 / 5 / 2008 Cuma tarihinde İbrahim Demirkan tarafından eklendi, 125 kez okundu...
“AŞKIN -de HALİASRIN EVLİYASI-10 Öğlene kadar uyudu. Öyle deliksiz bir uyku çekti. Ve öğleden sonra da biraz kendisine gelmiş olacak, çarşıya ineyim dedi. Rüya görmüş müydü. Sanki görmüştü ama hatırlamıyordu. Evden çıktı ve yürüyerek yola koyuldu. O kıldığı sabah namazı değil sanki bir cenaze namazıydı. Düldül’e bir daha çok zorunlu durumlar dı...” Okuyucu Puanı ;
Asrın Evliyası10AŞKIN -de HALİ ASRIN EVLİYASI-10 Öğlene kadar uyudu. Öyle deliksiz bir uyku çekti. Ve öğleden sonra da biraz kendisine gelmiş olacak, çarşıya ineyim dedi. Rüya görmüş müydü. Sanki görmüştü ama hatırlamıyordu. Evden çıktı ve yürüyerek yola koyuldu. O kıldığı sabah namazı değil sanki bir cenaze namazıydı. Düldül’e bir daha çok zorunlu durumlar dışında binmeyecekti. Kutsala saygıyı öğrenecek.. İmtihan buydu, evet, sonunda çözmüştü. Ve çarşıya iner inmez de güzel mi güzel bir ses geldi kulağına, öyle giderken. Güzel ama çok güzel. Yani insanın duyarsız kalamayacağı, geçip de gidemeyeceği kadar güzel.. Bir iki adım attı ve duraladı, ister istemez , sese doğru döndü. Çarpılmıştı resmen ya. Hele de şu haleti ruhiye içinde yani, şu psikolojide.. Gel de çarpılmaydı. Daha önce hiç duymadığı bir ilahiydi bu ve tam insanın içine işleyen bir kıvamda çalınıyordu. Yabancı dilde bir şeydi, tam anlamamıştı sözlerini.. Ve de son olarak.. sanki… evet, sanki ona özel bir şey.. İster istemez böyle bir his gelmişti içine. Ve haleti ruhiyyesi ayrı; şu dükkandan, böyle bir şey hiç duymamıştı, şimdiye kadar. Düşündü, Düldül’e binseydi, belki de hiç de duyamayacak.. Ve ‘kim bu ya’ diye sormak geldi içinden, gayet içten. Ve hayatında hiç yapmadığı bir şey yaptı. Şöyle bir topladı kendisini ve dükkâna doğru yöneldi. Soracaktı.. Yok olmaya yüz tutmuş kırmızı mavi yazıda, Terzi Kemal yazıyordu. Görünce şaşırdı ve biraz yavaşladı. Belki bin defa geçmişti buradan, ama bunu hiç fark etmemişti. Hiç mi hiç hem de.. Ne dükkanı olduğunu bile bilmiyordu. Terziymiş.. Tek bildiği, bu civardaki dükkanların, büyük depremden sonra buraya göç edip gelen esnaflara verildiğiydi. Şöyle bir bakıp geçti, yazıya. Ve ‘selam’ dedi, içeri girer girmez de.. Şu ilklerin de sonu gelmiyordu ya. İlk defa böyle bir selam vermişti, evet, “selam”. Neden böyle bir şey yapmıştı. Ve tam o anda gördüğü başka bir şey, o kadar fazla şaşırtacaktı ki onu, her şeyi silip süpürecek.. Solunda, dükkanın zemininde, kuş kafesine konulmuş iki tane fare vardı resmen. Evde arayıpta bulamadığı tuzağını kurupta yakalayamadığı fareler sanki buradaydı.Dikkatle baktı, şok olmuş vaziyette. Evet, yanılmıyordu, kafeste iki tane fare vardı. “Manyak mıdır nedir bu, ya’ dedi, kendisi kendisine. Ve ‘buyur hocam’ dedi, bu arada da zat-ı muhterem. -Bu fareler ne ya. Yani ayıptır sorması.. -Haa.. besliyoz işte ya, zevk işte. Herkes kuş besler gerçi ama.. -Ee doğru, zevkler ve renkler tartışılmazmış. Hıhı(bunu hiç de inanarak dememişti, evet) -Buyur hocam, emriniz nedir. İçinden ‘bunları hemen, sal’ dedi ama, dışından.. -Eee bu şeyi merak etmiştim de ben. Bu çalan ilahi, geçerken dikkatimi çekti de.. -Evet. -Kimdi söyleyen, baya hoşuma gitti de. -Evet. Reyhan ee (bakar) Raihan, pardon diye bir grup. Raihan -Raihan? -Evet -Peki çok sağolun -Bir şey değil hocam. Bir çayımızı içseydiniz. -Çay mı? Sağolun ben yine uğrarım. Öylesine demişti bunu tabii. Ve görünüşe bakılırsa da yani, adam onu tanıyordu.. Hocam, hocam.. Ve de bunu gözüne sokuyor.. Ee potansiyel, bir müşteriydi onun için. Bir memur olarak.. Terziydi adam. Ve anlaşılan da, tam bir esnafff.. -Sonra uğrarım -Tabii, bekleriz. Ha, istiyorsanız hediye de edebilirim (ve cdyi çıkardı makineden) Cemil, bir an ne diyeceğini bilemeden durdu ve sonra da sanki, ani bir kararla.. -Gerek yok, sağolun ismini aldım zaten. Eee Ra..ra..raiban -Yok yok hıhı, Raihan. O raiban güneş gözlüğü, bu Raihan. -Tamam neyse, Raihan. Hızla çıktı dükkândan. Vitesi hiç düşürmeden çarşının sonuna kadar bir solukla gitti. Kandırılmayı hiç sevmezdi ve kibarlığından mıdır nedir ısrara da pek dayanamaz ama.. Artı, aşağılanmıştı.. O, Raiban şeymişmişmiş.. Reyban, o bir defa reyban, yazılışını ne şeediyorsun. İyi ki bir ‘Raiban’ demişti yani. Fareleri koymuş kafese.. Onu da mı fare sanmıştı. Zevkmiş.. Hay ben senin zevkine.. Ve zor durdurmuştu yani kendisini, öyle tam gaz giderken.. Gerçi doğru ya birden aklına gelmiş..; doğru ya, o geçen günkü iki tip de.. bir ara farelerden bahsetmiştiler. Ve bu olaya cuk oturuyordu dedikleri şeyler.. Rifat’ın Yeri’ndeki şu gençler ya. ‘Depremi haber verdiklerini’ filan söylemişlerdi farelerin, öyle konuşurlarken. Hatta gülesi gelmişti buna o an, hatırladı. Ve bu adamın fare beslemesi.. evet.. Büyük depremden sonra, gelmiştiler.. İşte!, ne zevki’ydi, kimi kandırıyordu. Korkuydu resmen. ‘Vay inek, vay’ dedi içinden. İnek mi, ne oluyordu ya. Ne alıp veremediği vardı yani adamla. Esnaflık yapmışsa yapmıştı, e adam esnaftı. Sakin olmalıydı. Yürüdükçe kızmıştı ve kızdıkça yürümüş.. Başka da bir şey yoktu. Adamı ne suçluyordu. Ve birden o eczacı kızı gördü. Aniden.. Önlüklü olmadığı için zor tanımıştı ama oydu. Bir köpekle geçmişti yanından. Rüzgar gibi.. O muydu lan. Dönüp baktı. Arkadan da tanıyamazdı ya. O muydu ?. (Devam edecek)
Tavsiye Et :
Eylül
5
Eylül
4
Eylül
4
Eylül
4
Eylül
4
Temmuz
24
İbni Fadlan`dan 13savaşçı Filmine2
• İbrahim Demirkan • Tarihsel Makaleler • 84 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Temmuz
24
İbni Fadlan`dan 13savaşçı Filmine1
• İbrahim Demirkan • Tarihsel Makaleler • 96 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Haziran
12
Tevhid Denizinden Bir Katre
• İbrahim Demirkan • Klasik Şiirler • 132 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Mayıs
31
Asrın Evliyası 16 (son)
• İbrahim Demirkan • Toplumsal Hikayeler • 260 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mayıs
29
Mayıs
7
Mayıs
31
Asrın Evliyası 16 (son)
• İbrahim Demirkan • Toplumsal Hikayeler • 260 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mart
24
Mayıs
13
Nisan
24 |
![]() |
|
||||||||||||