“Lütfen okuyun! Hissederek, anlayarak okuyun, lütfen!ONUNCU YIL NUTKU!‘Türk Milleti!Kurtuluş savaşına başladığımızın 15′inci yılındayız. Bugün cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun! Bu anda büyük Türk milletinin bir ferdi olarak bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim. Yurtta...”
‘Türk Milleti! Kurtuluş savaşına başladığımızın 15′inci yılındayız. Bugün cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun! Bu anda büyük Türk milletinin bir ferdi olarak bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim. Yurttaşlarım! Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, Temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir. Bundaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkara ne yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı asla kafi göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Milli kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız. Bunun için, bizce zaman ölçüsü geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçen zamana nispetle, daha çok çalışacağız. Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü, Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir. Şunu da ehemmiyetle tebarüz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihi bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtri zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür. Türk milletine çok yaraşan bu ülkü, onu, bütün beşeriyete hakiki huzurun temini yolunda, kendine düşen medeni vazifeyi yapmakta, muvaffak kılacaktır. Büyük Türk Milleti, On beş yıldan beri giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vaadeden çok sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiçbirinde, milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım. Bugün, aynı iman ve katiyetle söylüyorum ki, milli ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu, bütün medeni alem, az zamanda bir kere daha tanıyacaktır. Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafıyla, atinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş doğacaktır. Türk Milleti! Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim. Ne mutlu Türküm diyene!’ Ankara, 29 Ekim 1933
Bu nutku zaman zaman nutkum kesilerek okur, düşünür, duygulanır hatta ağlayarak okurum! Onuncu yıl nutku. Ata’mın Kurtuluş Savaşı zaferinin 15. Kutlama yılında ağzından dökülen değerli kelimeler! Türk milletinin bir ferdi olarak, duygulanarak seslendirdiği (Sitemizin Atatürk köşesinde ATA’mın kendi sesinden de dinleyebilirsiniz) Türk milletinin hiçbir zamanda, asla unutmaması gereken nutuk.
Sanırım şimdilerde biraz unuttuk bu nutku! Kaçımız açıp okuyor ve düşünüyoruz, onu gerçek anlamda kaçımız anlayabiliyoruz? Bize bıraktığı Cumhuriyet’i, değerleri, hâkikati kaçımız kavrayabiliyoruz ? Yurttaşlarım! Az zamanda çok büyük işler yapan milletimiz, bugün neden bu haldedir diye sorarım sizlere. Yüksek kahramanlığı ve yüksek Türk kültürünü bağrında saklayan Türk Cumhuriyeti! Birlik beraberliği elden bırakmayın Türk Milleti! Bugün en ufacık bir tartışmada dahi birbirine giren, sabrı elinden bırakan, önyargıya açık olan, ekmeğini çalışarak değil farklı yollardan kazanmaya bakan, milli duyguları unutmuş bir halde olan, ananelerini yitirip yeni ananeler aramakta olan Türk Milleti!
Sorarım sizlere! ATALARIMIZ bize bu Cumhuriyeti nasıl emanet etti? Hafızalarınızı bir zorlayın ne kadar doğru anlatılmadığı söylense bile en azından lisedeki tarih derslerinizi hatırlayın, savaşları,ölüleri,bu ülkeyi ne şekilde kazandığımızı… Yok eğer zor geliyorsa yukarıya dönüp bir kez daha okuyun! Çalışkan Türk Millleti! Azimli Türk Milleti! Ülkesini koruyan Türk Milleti! Ne haldeyiz? Atalarımız bu toprakları nasıl kazandı, ayağında kara lastiği bile olmayan Mehmetçiğin kanları kurumadı hala bastığınız topraklarda!
Boşuna mı dedik milli marşımızda; ‘Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı: Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı: Verme! Dünyaları aslanda, bu cennet vatanı.’
Boşuna dedik sanırım şair, Mehmet Âkif Ersoy. Boşuna… Topraklar elden gidiyor, her bir milimi kan kokan topraklar, her bir karışını canlar vererek aldığımız topraklar, üç kuruşa feda ediliyor. Bilirim, hakkınızı helal etmezsiniz, edemezsiniz! Edin de diyemem zaten. Bir asır geçmeden unuttuk sizleri, bir asır geçmeden harcadık topraklarımızı. Evet, çok çalıştık! Topraklarımıza toprak kattık! Bilimle koştuk dünyaya, bilimle yarıştık diğer milletlerle! Çalışkan Türk milletiyiz, çünkü biz (?) ! ‘Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafıyla, atinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş doğacaktır.’
Öyle bir güneş doğurduk ki ATAM! Öyle bir bilimle girdik ki dünya yarışına. Kimse yarışamıyor şu an bizlerle(?) !
‘Türk Milleti! Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.’
Evet ATAM evet, en çok da bu cümleleri okudukça içim yanıyor. Ülkemde öyle bir huzur var ki, öyle bir refah var ki hangi kelimelerle ifade edeceğimi şaşıyorum doğrusu. Ekonomi rahat, dediğin gibi güzel sanatlarda ilerledik, milyonu tutan bir sayıdaki halk açlık sınırında değil! Halk medeniyette ileride! Tartışmalar hep, bilim üzerine, akıl üzerine, ilerlemek üzerine! Sağ-Sol, Türk-Kürt, İmanlı-imansız gibi tartışmalar hatta kavgalar hatta mücadeleler hiç olmuyor! Milli benlik duygusu , birlik duygusu, beraberlik duygusu akıllardan hiç çıkmıyor! İçte ve dışta hiç düşmanımız yok! Her şey tıkırında tabir-i caizse ATAM her şey! Yani sana böyle seslenebilmeyi ne kadar isterdim bir bilsen. Bir anlatabilsem içimdeki duyguları, evet Ata’m emanetine hıyanet etmedik diyebilmeyi,vicdanların rahat olabilmesini ne kadar isterdim bir bilsen ATA’m, bir bilsen. Ama ne yazık ki halimiz anlattıklarımın tam da tersinedir. Kendi içimizde kendimize düşman olduk! Kendi benliğimizi unutup, başka adetler peşinde koşar olduk! Seni anlayamadık Ata’m anlayamadık seni.
Sen güvendin gençlere, ama; gençlerin hali zaten ayrı bir içler acısı. Ondan hiç bahsetmeyeyim en iyisi. Seni anlayamadık ATAM, seni anlayıp da yeni nesillere aktaramadık yüce insan!
Evet sevgili dostlar, size serzenişlerimle başladım bu yazıya, istemeden de olsa zaman zaman kendi kendime yaptığım gibi yine ATAM’la konuştum ve neticede yine sizlere döndüm.
Bir bilseniz içimdeki duyguları, bir anlayabilseniz. İnanın bana, ne kelimeler, ne ifadeler hiçbir şey yetmez bunu anlatmaya. Ben, bir Türk genciyim. Dedelerim Atatürk’ün silah arkadaşıydı. Ben Cumhuriyetine sahip çıkmaya çalışan, onları anlayıp ona göre davranmaya çalışan bir Türk genciyim. Sizden bir tek isteğim var, sadece tek isteğim var. Lütfen, geçmişimizi UNUTMAYALIM, UNUTTURMAYALIM. Lütfen, ATATÜRK’ün ne demek istediğini gerçek anlamda anlayalım. LÜTFEN! Bir Türk olarak, NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Ali Asım Asya / 14.08.2008eleştirdiğimiz durumumuzdan kurtuluş yolu paylaşmak isterim bu nutkun üstüne.
BURSA NUTKU
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!
Adem Memoğlu / 12.08.2008milletimizin okumadığı onuncu yıl nutkundan dahaönemli eserler var kendi kitaplarından uzaklaştırılmış,uzaklaşmış bir milletin onuncu yıl nutkunu okumaması insanı şaşırtmıyor bence.
Nail Asarkaya / 01.08.2008Herbir harfini okuduğum tüylerim diken diken, gözlerim dolu dolu oldu... Ve düşündüm ki hâlâ bu devirde vatanının kıymetini bilen birileri var... Yazınızı anlatacak kelime bulamıyorum... Doğru söze ne denebilir ki zaten...? Ama inanın bir Çanakkaleli olarak yüreğim dağlandı... Yazdığınız yazıdaki gerçekler ne yazık ki o kadar acı ki -misal gençliğin gidişatı- inanın bana sizi çok iyi alıyorum... Çünkü ben Çanakkale`de Çanakkale`yi öğrenirken ilk öğrenidiğim "Geçmişini bilmeyenin geleceği olamaz" sözüydü... Ondan sonra kendimi onlar için yetiştirmeye gerekirse canımı hiç düşünmeden feda etmeye hazırlandım... Onların yaptıklarına karşılık benim canım bir fayda sağlar mı yada yaptıklarına yeter mi bilemem... Ancak şu anda bildiğim 3 şey var... İlki Çanakkale Şehitleri ve diğer Şehitlerimiz sizinle şu anda gurur duyuyorlardır... İkincisi bükülemeyen elleri değil saygı duyulan elleri öpmeyi tercih ederim... Ve üçüncüsü siz ve sizin gibilerin varlığını bilmek beni gururlanrıp, onurlandırıyor... Ümidim odur ki bizim gibilerle Çanakkale`ye yakışır kişiler olup, yakışır kişiler yetişmesine vesile oluruz... Bir Çanakkaleli olarak en içten dileklerimle kutlarım yazınızdan dolayı... Elinize emeğinize yüreğinize sağlık...
Nail Asarkaya / 01.08.2008Herbir harfini okuduğum tüylerim diken diken, gözlerim dolu dolu oldu... Ve düşündüm ki hâlâ bu devirde vatanının kıymetini bilen birileri var... Yazınızı anlatacak kelime bulamıyorum... Doğru söze ne denebilir ki zaten...? Ama inanın bir Çanakkaleli olarak yüreğim dağlandı... Yazdığınız yazıdaki gerçekler ne yazık ki o kadar acı ki -misal gençliğin gidişatı- inanın bana sizi çok iyi alıyorum... Çünkü ben Çanakkale`de Çanakkale`yi öğrenirken ilk öğrenidiğim "Geçmişini bilmeyenin geleceği olamaz" sözüydü... Ondan sonra kendimi onlar için yetiştirmeye gerekirse canımı hiç düşünmeden feda etmeye hazırlandım... Onların yaptıklarına karşılık benim canım bir fayda sağlar mı yada yaptıklarına yeter mi bilemem... Ancak şu anda bildiğim 3 şey var... İlki Çanakkale Şehitleri ve diğer Şehitlerimiz sizinle şu anda gurur duyuyorlardır... İkincisi bükemediğim eli değil bilakis sadece saygı duyulacak elleri öperim ki saygımız bilinsin benden küçük yada benden büyük olması fark etmez... Ve üçüncüsü lütfen siz ve sizin gibilerin varlıkları durum ve şartlar ne olursa olsun bu vatanı son kanına kadar savunacaktır... Ümidim odur ki yanınızda yer alarak beni bu şereften mahsur bırakmamanız... Tekrar tebrik eder yazınızdan ötürü kutlarım... Ellerinize, yüreğinize sağlık...
Celal Demir / 07.07.2008Burcu Hanım, Atatürk gibi muhteşem bir lidere sahip olmanın onuru mutluluğu yaşıyan Türk milletinin ( kendini bu vatan toprağının bir parçası olarak gören her insan) bir neferi olarak size diyorum ki, lütfen birlite yaşamanın, birlikte müreffeh bir toplumun üyeleri olabilmenin yolu, her birey olarak insanları ötekileştirmeden, haklara ve inançlara saygı duyarak yaşamak ve yaşatmak geliştirmeden yana tavır koymmaktan geçmektedir. Şimdi Şeref arkadaşımızın yaptığı sizce fikir açıklamamıdır. Yoksa hakaret etmekmidir. Unutmayalımki ulusumuzun ekseri çoğunluğu bir dine inanmaktadır ve o dinin kutsalları ve değerleri vardır o kutsalara ve değerlere şahıs bazında önem verilmeyebilir ama bunu miyonların önünde saldırı niteliğinde yapmak ne kadar doğrudur? Dini bir bilgi açıklıyorsanız ve bunu sürekli yapıyorsanız, üstelik yanlış olarak, olayları saptırarak, zamanı, mekanı, esas mantığı çarpıtarak... O zaman, Dinayet İşleri Başkanlığı`nın görevi üstlenmek doğru bir yaklaşımmıdır. Atatürk Diyanet İşleri Başkanlığını niye kurmuştur. Atatürk `ün bu düşüncesinin hareket noktası: her fert dini konularda birşey söyleyip toplumun travma yaşamasını önlemek olmazmı? İşte Atatürk`ün liderliği bir kez daha burda kanıtlanmıyormu? Ben diyorum ki Atatürk`ü yaşatmak, onun ilke ve devrimlerini yozlaştırmadan zamana uygun, ruhuna uygun kavramak esas olmalıdır.Bunu başarabilmek tir, Atatürk`çülük.. Emin olunki Türk milleti sizin ve benim hayalinizi kurduğunuz muasır devlet seviyesine ulaşma da, makaleniz de belirtiğiniz endişelerinizi de aşacak güçtedir Ama yeterki demokrasiye insan haklarına ve hukuka saygı duyarak, ancak bu olur... seksenyedi yılda Atatürk devrimlerinin bu toplum da sancılarının yaşanmasının acaba yukarıda saydığım ilkelere ne kadar bağlı olduğumuzun sorgulamasından geçmiyormu dersiniz Şimdilik bur da bitireyim. Saygılar.. c.d.
Ziyaretçi Yorumu / 07.07.2008Birkaç gündür haketmediğin bir kargaşada yer aldın ve sonunda duygularını Atatürk`le akıttın... X. Yılın coşkusunu bir daha iliklerimde hissettirdin. Ateş, barut, duman, kanla dolu 11 yıllık savaşın ardından, 10 yılda gerçekleşen kazanımların coşkusu var Nutuk`ta. İlerde yayınlayacağım CUMHURİYET`İN DESTANI`nı temiz yüreğine şimdiden adıyorum. Tebrikle sevgili Burcu.
Hafize Hanaylı / 06.07.2008Allahımı seviyorum; beni yarattığı için.
Peygamberimi seviyorum; dinimi tebliğ ettiği için. Atatükü seviyorum; vatanımı kurtarıp bana armağan ettiği için. Teşekür ederim Burcu Şener kardeşime bana bunları yeniden Hatırlattığı için. Daha fazla yazmıyorum yazacaklarım bitmez Atam hakkında yazarlara bırakıyorum ben henüz yazar olamadım ama göğsümdeki sevgisevgiyi böyle dile getirebildim ancak.
Ziyaretçi Yorumu / 06.07.2008yazını gözlerim dolarak okudum,yüreğindeki vatan,millet ve büyük liderimizin aşkını hisederek okudum.
ne mutlu ki bizlere bu denli güzel değerlerimiz,böyle büyük bir liderimiz var.
ve günümüzde yaşanan tüm nankörlüklere,geçmişineihanet edenlere rağmen,ben tüm yüreğimle inanıyorum ki hala atasına,vatanına ,milletine ve şehitlerine sahip çıkacak çok bilinçli ve duyarlı gençler var...
yaşadıklarımız efsane değildi,masal hiç değildi,tütk milletinin varlığı,gücü büyük bir gerçekti hala damarlarımızda bizler o asil kanı taşıyoruz.
ve Atamızın yolunda yürüyeceğimizi ve şeref bey`in dediği gibi bu uğurda ölmeyi bile göze alabileceğimizi biliyorum..
ben senin yazında bu duyguları ve cesaretini,yürekliliğini hissettim,sende eğer benim duygularımı ,benim tatürk ilkelerine olan bağlılığımı hissedebiliyorsan bizler yanlız değiliz..
bizler yanlız değiliz..
ne mutlu türküm diyene!..
Dürdane Koç / 06.07.2008Necla ablanında söylediği gibi; fazla söze gerek yok. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!..
Celal Demir / 06.07.2008Burcu Hanım,
Atatütk gibi muhteşem bir lidere sahip olmanın onuru mutluluğu yaşıyan
Türk milletinin ( kendini bu vatan toprağının bir parçası olarak gören her insan) bir neferi olarak size diyorum ki lütfen birlite yaşamanın, birlikte müreffeh bir toplumun üyeleri olabilmenin yolu, her birey olarak
insanları ötekileştirmeden, haklara ve inançlara saygı duymak yaşatmak ve geliştirmeden yana tavır koymmaktan geçmektedir.
Şimdi Şeref arkadaşımızın yaptığı
sizce fikir açıklamamıdır. Yoksa hakaret etmekmidir. Unutmayalımki ulusumuzun ekseri çoğunluğu bir dine inanmaktadır ve o dinin kutsaları ve değerleri vardır o kutsalara ve değrlere şahıs bazında önem verilmeyebilir ama bunu miyonların önünde saldırı niteliğinde yapmak ne kadar doğrudur.
Dini bir bilgi açıklıyorsanız ve bunu sürekli yapıyorsanız üstelik yanlış olarak, olayları saptırarak, zamanı, mekanı, esas mantığı çarpıtarak.. O zaman,
Dinayet İşleri Başkanlığı`nın görevi üstlenmek doğrumudur.
Atatürk Dinayet İşleri Başkanlığını niye kurmuştur. Atatürk `ün bu düşüncesinin hareket noktası: her fert dini konularda birşey söyleyip toplumun travma yaşamasını önlemek olmazmı?
İşte Atatürk`ün liderliği bir kez daha burda kanıtlanmıyormu?
Ben diyorum ki Atatürk`ü yaşatmak, onun
ilke ve devrimlerini yozlaştırmadan zamana uygun ruhuna uygun kavramak esas olmalıdır.Bunu başarabilmek tir Atattürk`çülük..
Emin olunki Türk milleti sizin hayalinizi kurduğunuz muasır devlet seviyesine ulaşma da, makaleniz de belirtiğiniz endişelerinizi de aşacak güçtedir Ama yeterki demokrasiye insan haklarına ve hukuka saygı duyarak ancak bu olur...
seksenyedi yılda Atatürk devrimlerinin bu toplum da sancılarının yaşanmasının acaba yukarıda saydığım ilkelere ne kadar bağlı olduğumuzun sorgulamasından geçmiyormu dersiniz
Şimdilik bur da bitireyim.
Saygılar..
c.d.
Ziyaretçi Yorumu / 06.07.2008Atatürk`ü anlamak için sadece sözlerine değil yaptıklarına bakmak yeterlidir.Bakın,yazınızın yanındaki fotoğrafta karlar üzerinde kimbilir kaç uykusuz gecesinden birini yaşıyor,rahattan eser yok.Her fedakarlık yüce Türk Milleti için,onun selameti için.Bu uğurda rahatını bozmayı da,ölümü de göze almış.Onun döneminde dini siyasete alet etmenin cezası vatana ihanetten yargılanmaktı(hıyaneti vataniye kanunu).Şimdi ise dini siyasete ve ticarete alet eden alçaklar her yanı sarmış durumda.Oysa yüzyıllardı kanımızı emen şeyhlerden,şıhlardan,tarikatlerden,tekkelerden o dönemde kurtulmuş ve laik eğitimin önünü açmıştık.İlk defa Türk kadını o dönemde eşit haklara kavuştu ve şeriatın esaretinden kurtuldu.Bir mollanın dört karısından biri olmaktan,yarı miras hakkı almaktan kurtuldu,iki kadının tanıklığının bir erkek tanıklık sayılmasından kurtuldu,seçme ve seçilme hakkını kazandı,çalışma hayatına atıldı,kulluktan vatandaşlığa geçtik,ümmetten millete dönüştük,saltanat ve hilafeti kaldırıp cumhuriyete dönüştük.Laiklik gibi çağdaş yaşam tarzının ve demokrasinin olmazsa olmaz koşuluna kavuştuk.Akıl ve bilim en önemli rehberimiz oldu.Bu millet gerçek bir lidere,kılavuza kavuştuğunda nelere muktedir olduğunu tüm dünyaya ispat etti o dönemde.Yalanlarla,popülizmle,gericilikle halkı uyuşturmak yerine,halkın gerçek çıkarlarına hizmet etmek,onurlu bir dış politika,sanayileşme,uygarlaşma atılımları,bağımsızlık yolu izlenmişti.Yazıyı çok uzatmak mümkün ancak kısaca şunları söylemek isterim;MİNNETTARIZ,YAPTIKLARINA LAYIK OLMAYA ÇALIŞACAĞIZ,EMANETİNE SAHİP ÇIKACAĞIZ.ATAM,YA BAĞIMSIZLIK YA ÖLÜM DEDİĞİNDE VE BİR YABANCI NASIL BÖYLE BİR RİSKE GİRMEYİ DÜŞÜNÜYORSUN DEDİĞİNDE ;DEMİŞTİN Kİ;EFENDİ BU MİLLET ESİR OLMAKTANSA,ONURSUZ YAŞAMAKTANSA ÖLMEYİ TERCİH EDER! Saygıyla ve minnetle anıyoruz.Tebrikler,yazılarınızda başarılar dilerim.
Oktay Çomak / 06.07.2008Bizim bu yaramıza merhem gene biz olacağız...
Necla Alptekin / 06.07.2008NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE! Sanıyorum fazla söze gerek yok.
Adem Efiloğlu / 06.07.2008sevgili burcu yazından dolayı seni tebrik ediyorum.şunu söylemek istiyorum atatürk`ü anlamak aslında çok kolay ama anlamayaçalışan yok neden?herkes kendi koltuk sevdasında yöneticiler olarak halk olarak bizde ekmek derdindeyiz.diğer husus günümüzde ulu önderimizi çıkarları için kullanalar var atatürçülük kisvesi altında canlı örnek sinan aygün daha dün tutuklandı.
gözaltına niye alınıyorsunuz sözüne ne dedi atatürk`ü sevdiğim için dedi.bir haberci sormuş ama kasadan çıkan paralarda atatürk resmi yoktu.inşallah atamızı iyi anlayabilirizde memleketimiz için hayırlı şeyler yaparız.
Çiğdem Bekar Abilov / 06.07.2008Bizim topraklarımızda yaşayıp bizim dedelerimizin kanı sayesinde nefes alıyorsunuz.Nankörsünüz,inkarınız sizi daha nerelere sürükleyecek kim bilir? Bu yazıyı okuyup da "Benden de selam söyle Ata`na" diyebilecek kadar aslından uzaklaşmış insanlarla bir arada yaşıyoruz.Uyanırlar mı?Hiç sanmam, ama onlar da yarın ellerinden mülk ve hakları birer birer alınmaya başlandığında pişman olmayacaklarını sanmasınlar sakın.Sevgili Burcu,değerlerimize sahip olduğun ve kimselere ezdirmemek için çaba gösterdiğin için kutlarım seni.
Hakan Can Öztürk / 06.07.2008Burcu öncelikle yazından ötürü seni çok kutlarım, aslında söylenmesi gereken çok şeyi söylemişsin yine çoşkulu kaleminle anlayana tabi :) Atatürk`ü anlaya bilmek... ben bazen insanların çevresinde olan kişileri bile anlaya bildiğini sanmıyorum... tekrar kutlarım saygımla...
Barış Öztürk / 06.07.2008Ne Mutlu Türk`üm diyerek Atatürk`ün bize bıraktığı değerlere ve ahlaka ve inanca saygılı olalım birlik ve beraberlik bu şekilde gerçekleşir, Ata`m ne demişti `` Beni övme sözlerini bırakınız Vatan Millet için neler yaparız `` paylaşım için tşk...
Ersin Başeğmez / 06.07.2008O`nu anlayanlar zaten O`nun izlerini bir an önce silmek için uğraşıyorlar. Anlayamayanlar da hiç unutmam 80 sonrası gırgır dergisinde bir karikatür vardı. hayali ihracat yapan birisi gelen polislerden kirli dosyalarını saklamak için o dosyaları Atatürk büstünün altına koymuştu. evet anlamayanlar da anlar gibi yaparak işlerini yürütüyorlar.