Ayakkabı2
Eve yaklaşırken hava kararmıştı bile. Bu yol hiçte güvenli değildi bu saatlerde. Zaten o karanlıktan da korkardı biraz. Hızlanmaya başladı. Hızlandıkça arkasında bir ses, o da hızlandı. Bakmak istemedi dönüp geriye. Hızla çarpan kalbi yavaşlıyordu nedense ve tam o anda "unuttum!" dedi ve kulaklıklarını takıp müziği başlattı. O anda duruverdi vücudu ve geri döndü. Küçük bir kız duruyordu orda. Gülümseyerek bakıyordu. Tanıdık gelmişti aslında ona bu yüz. Karanlıkta da yeterince seçemiyordu ama, evet evet... tanıdıktı.
Ellerini beline koydu küçük kız, "neden?" dedi.
"Bilmiyorum" dedi.
"Neden beni bırakmıyosun?"
"Sana ihtiyacım var. Yapamam!"
"Beni neden bırakmıyosun diye sordum ama küçüğüm diye anlamıyosun. Hesap sormuyorum sana. Sadece neden diyorum"
Dondu kaldı... Kelimeler böyleydi işte. Hayat anlam yüklüyordu onlara. Başını önüne eğdi.
"Onla alakası yok, seni seviyorum ben" dedi küçükten de daha küçük bir masumiyetle.
"işte!" Dedi küçük kız. "Cevaplar düşüncelerinde saklı zaten"
"evet" dedi safça. "Haklısın."
"Hadi kucaklaşalım" dedi küçük kız. "Sen çok seversin"
Belki bir saniye, belki değil, ama bir ömür gibi geldi. İyi geldi...
"Haaa bu arada," dedi küçük kız gülümseyerek "Beyaz ayakkabılarına bayıldım"