Aydın Profilindeki Değişim
7 / 5 / 2008 Çarşamba tarihinde Zeki Üçüncü tarafından eklendi, 104 kez okundu...
“Bu yazımda dilimizde manasını tam olarak bilmediğimiz lakin hep cümlelerde kullandığımız aydın aslında Münevver kelimesi yerine kullanmısızdır. Dilimizde münevver, aydın, entelektüel kelimeleri anlamlarındaki nüanslara dikkat edilmeden sıkça kullanılıyor. Cumhuriyetimizin aydınları kendilerinden önceki tüm kültür değerlerini reddettiler...” Okuyucu Puanı ;
Aydın Profilindeki DeğişimBu yazımda dilimizde manasını tam olarak bilmediğimiz lakin hep cümlelerde kullandığımız aydın aslında Münevver kelimesi yerine kullanmısızdır. Dilimizde münevver, aydın, entelektüel kelimeleri anlamlarındaki nüanslara dikkat edilmeden sıkça kullanılıyor. Cumhuriyetimizin aydınları kendilerinden önceki tüm kültür değerlerini reddettiler. Hatta Melih Cevdet ANDAY, Bulgaristan’ da kendisine “Sizin klasikleriniz nedir?” sorusuna; “Bizim klasiklerimiz yok. Her şeye 1923 de başladık” mealinde cevap vermiştir. Bu reddetme, kelimeler arası nüansı yok etmiştir. Münevver yerine aydın kelimesi kullanılmıştır. Münevverde manevi nurlandırma anlamı da vardır. Aydın kelimesi ise maneviyattan uzak bir semantik anlayıştır. Maneviyat deyip geçmeyin. Yüzün kızarması, ruhun utanmasındandır. Türk aydını 1870’li yıllarda etkili olmaya başladı ülke yönetiminde. Öncesi ulema idi. Tanzimat döneminde, siyasal ve kültürel değişim sancıları başlayınca, ülkeyi koruma güdüsü ve terbiyesiyle aydınlar çare üretmeye çalıştılar. Genel olarak panislamist, pantürkist ve batı medeniyetiyle bütünleşme isteğinde olan grup olarak sınıflanabilir bu durum. Nihayetinde Bati medeniyetini yol gösterici kabul eden aydın grubu, Cumhuriyetin ilk yıllarında etkili oldu. Bu yıllarda, bahsettiğimiz farklı seslerin popülerliğini görüyoruz. Peyami SAFA, Necip Fazıl, Yahya Kemal, Ahmet Hamdi TANPINAR gibi. Çok partili sistemin getirdiği ortam ve dünya konjöktüründeki değişimler ellili yıllardan sonra aydın profilinde de kendini gösterdi. Nasıl olmuşsa olmuş bir tıkanma olmuştur. Aydınımız batı ile doğu arasında sıkışıp kalmıştı. (Bu durumu, halkını tanımaya başlaması olarak da ifade etmek mümkündür) Oğuz ATAY eserlerinde gördüğümüz, gelir durumu iyi, üst düzey sınıf mensubu aydınlarda bir bedbinlik, boş vermişlik ve yok olma isteği -biraz da Herman Hesse ve Franz Kafka modeli- neredeyse aydınlarımızın günlük fotoğrafı olmuştur. Atay’ın kahramanının söylediği gibi; Bat dünya bat. Aynı durum arabesk şarkılarımızda da vardır. Batsın bu dünya. Aynı yıllarda Kolejlilerin gittiği okullarda süveter kazaklı köylü çocukları görülmeye başlandı. Kolejlilerin ‘Çemişkezekli ‘diye alay ettikleri bu çocuklar ülkenin en iyi üniversitelerinde öğrenim görüyorlar, devlet kademelerinde üst düzey bürokrat oluyorlar, dergi çıkarıyorlar, gazete çıkarıyorlar, habire okuyorlar, dengeleri değiştiriyorlardı. Sol dışında sanatçı olmaz sözü sanki anlamını yitiriyordu. Kabuğunu kıran, tabuları yıkan diğer kesimlerden kitap, dergi işlerinde dengeyi değiştiren gelişmeler oldu.(sinema hariç) Yine Tanzimat dönemindeki gibi farklı aydın gruplarımız oluştu. Ve yine ülkeyi kurtarmak için kendilerini sorumlu hissedip çare arıyorlar.
Tavsiye Et :
Ekim
15
Kemal Özer ve Yerel Tanrılar
• İbrahim Faik Bayav • Eleştiri Makaleleri • 18 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
14
Jeopolitik Türkiye
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 33 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
14
Bu Benim Memleketim
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 48 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
14
Ekim
13
Hayvan Geldin Hayvan Gideceksin
• Bahattin Gülyuva • Eleştiri Makaleleri • 98 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Ağustos
17
Ağustos
3
Ağustos
3
Ağustos
2
Temmuz
29
Mayıs
7
Nisan
24
Dünya Özürlüler Günü ve Özürlü Nedir?
• Zeki Üçüncü • Eleştiri Makaleleri • 511 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Nisan
25
Türkiye’de Kürt ve Terör Sorunu
• Zeki Üçüncü • Toplumsal Makaleler • 278 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
24
Mayıs
24 |
![]() |
|
||||||||