Bahar Umut Ekti Sinelere
Çiçek kokuları burnumuza gönüllü giriverdi, duvaklarını taktı ağaçlar yapraklarına, yenilendi insan, tabiat gibi.En taze neşeler içimizde kıpırdanırken birde tebesssüm bıraktı yüzümüze.Çiçek böcek bol, heryerde.Gülümsemeler kıymete bindi, sevenler birbirine -al sana bir demet gülücük getirdim diyor gül niyetine.-
Asi rüzgarlarda, kara kışın kara günlerinde iskelede uçuşan martılar kibirlenirdi.Meğer onlarda üşümüş belli etmeselerde.Öyle bir süzülüyorlar ki beyazları daha bir beyaz, bahara yakışırcasına..
Yaşlılar, ilk aşkını bulan yağız delikanlı, utangaç bir genç kız edasıyla bahara ilan-ı aşk ediyorlar.Umut, fakirin ekmeği derler.Hayır, umut tüm insanoğlunun ekmeği..Fakir-zengin, siyah-beyaz-, yaşlı-genç velhasıl herkesin.Yıllarca çöllere bir damla yağmur düşmezde, gün gelir kızıl kumlara serpiştirir rahmetini Yaradan.İşte o an, uçsuz bucaksız vahalarda kaktüsler biter.Yıllarca toprağın neresinde sakladı acaba tohumunu o bitki? Ya bizim umut tohumlarımız? Bağrımızda umut tohumları tükenmedi! Çölde varsa bizde hayli hayli var.Nazım Hikmet`in dizesi ne kadar manidar; "Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşçesine"
"Gecenin ve gündüzün değişmesinde, Allah`ın gökten indirmiş olduğu rızıkta (yağmurda) ve ölümünden sonra yeri onunla diriltmesinde, rüzgarları değişik yönlerden estirmesinde, aklını kullanan toplum için dersler vardır." (Casiye Suresi :5)