Bana Yazdığım Mektup
ne yapmalıyım diye düşünmekten uyuştu beynim.karıncalarımın hareketleriyle tüm hüsrelerini kaybediyor sanki,yenilenmemek suretiyle.kendi görüntümden,amaçlarımdan uzaklaşıyor,bilinmezliğe sürüklüyorum rotasız gemimi.okyanusumda derinden,sessiz sedasız fırtınalarımın mahkumuyum sanki.boğulmaya bir adım kala,kurtuluşum olan ıssız adamsa çok uzaklarda.görünmezlik ve bilinmezliğe teslim olmuş bir gelecek,en ağır gelense silinmeyen geçmiş.baside indirgediğim hayatımın görmezlikten geldiğim kısmı;en gerçek parçam.kapattım sanarken açılan yırtık sayfalarla dolu kara kaplı defterim,çok karanlık,çok soğuk ama benin ta kendisi.yaralarımın sancısı,üstüne üstlük kaybettiğim yarın inancının çınlayan inleme sesleri;boğuk,yırtıcı...en acıyan anında,en tutunmaya çalıştığın,kazandığın o yalan dostlarının hep yanında olma ümidine kapıldığın anda,bilmekten kaçtığın gerçeklerin aynanda gördüğün aksi...
ve artık artar çınlamalar.kalmaz takat dayanmaya.herşeyi kaybetmeye çok mu cesaretlisin peki?sanmıyorsun değil mi?evet bende öyle düşünmüştüm.yaşayacak kadar yalancı,kendini katledebilecek kadar güçlü değilsin.ey karşımdaki ben,sen hiç birşeysin.oturdun tam derinime,gitmek için zaman gözlüyorsun.anlaşılan tam anyamadın,artık burda istenmiyorsun.ne bana ihtiyacım var ne de bana...