Bataklık Yağmuru
27 / 6 / 2008 Cuma tarihinde Deniz Yaşar tarafından eklendi, 55 kez okundu...
“Maltepe sahillerine vurduğum günlerden kalma sonbahar fısıltısı kulaklarımda yankılanıyor. Kıyıya vuran her dalga bir yaprağımı koparıyor. Terk edip gideceğim sözünü vermiştim. Bir daha geri dönmemek üzere Maltepe’nin bütün kafeleri ve sokaklarını içime gömecektim. O günlerden farklı, şimdilerde Fuat yelleri esiyor yüzüme. Sallanmam gereken yeri...” Okuyucu Puanı ;
Bataklık YağmuruMaltepe sahillerine vurduğum günlerden kalma sonbahar fısıltısı kulaklarımda yankılanıyor. Kıyıya vuran her dalga bir yaprağımı koparıyor. Terk edip gideceğim sözünü vermiştim. Bir daha geri dönmemek üzere Maltepe’nin bütün kafeleri ve sokaklarını içime gömecektim. O günlerden farklı, şimdilerde Fuat yelleri esiyor yüzüme. Sallanmam gereken yerin darağacı olması gerekirken, ceketine bürünmüş ‘bali’ niyetine aşk koklamakta olan bir sokak çocuğunun yükseliş hikâyesi ve akabinde sokaklardaki yaşantısına geri dönmesiyle telif edilebilir bir ruh haletinin beşiğinde tıngır mıngır sallanıyorum. Metresi otuz kuruşa yüzümde demet demet teessür ve ızdırap çizgileri savruluyor. Ne çare ki bakın büyüğümüz ne diyor: ‘Teessür ve ızdırabın zatı itibariyle bir kıymeti yoktur; önemli olan onların bir aksiyona dönüşmesidir.’ Buruk bir tebessümle noktalanıyor içimde kıpırdaşan bütün gülücükler. Tenimde devleşen siğiller devasız bir kansere yakalandığım haberini salıklıyor. Bulaşıcı olma ihtimaline karşı buralardan yani bahar havası hâkim bu bereketli topraklardan kuytudaki bir mağaraya göçüp inzivaya çekilme ihtimalim hayli güçlendi. Mahur bir saz semaisi hediye ediyorum son bakışına. Büyüyüp topaklaşan sancıların yerini daha keskin ‘ağrı-dindiriciler’ alacak. Çok yakında rehabilite ve gündelik yaşama oryantasyon için yeniden ‘akıl hastanesine’ müracaat edeceğim. Kaçışımın ardından uzun sürmedi teslim oluşum. Kendisine hürriyet verilmiş kıvırcık saçlı bir kölenin hatası yüzünden efendi kırbaçlanmaz! Yol, mutluluğun ta kendisidir. Hangi şarkıyla seslensem sana, içine girmeni istemediğim bu karanlık odadaki yaşamı daha iyi nasıl anlatsam bilemiyorum. Sözde güzellik varsa yanıltıcılıkta içinde gizlidir. Halden öte doğru söz yoktur. Öyle bir haldeyim ki yüzümü dahi kaldıramıyorum. Utancım üzüntüme de galebe çalıyor. Sandığın içinde saklı altınları haramiler götüreli yıllar oldu. Beni avucuna alsan kül gibi dökülürüm. Kancası bugüne takılı, dünde yaşayan yıpranmış bir maziyim. Hayalperestler dışında benimle bir ‘gelecek’ söz konusu değil. Çuhası yamalar içinde, caddeler ve parklar meskeni olan bir ‘sokak insanı’yım, kıymetten anlamıyorum. Burnum hüzün koyuluğundan sızlıyor, yüzüm utançtan kızarıyor olsa da çekinmeden üzerindeki bütün emanetleri gazoz kapaklarıyla oynanan bir kumarda harcayan umarsız maceracıyım. Şimdi kendimi daha iyi anlıyorum. Güneşle kızaran bir çiçeği dalından kopararak elimde soluşunu izlemeye tahammülüm yok. Bunun hayali dahi öldürücü zehirle boyanmış bir mızrak gibi saplanıyor göğsüme, kana bulanmış ellerimle kendimi zehirliyorum. Bahçıvan elleri olan bir bağbanın yakışığısın sen; ismin lalezar ya da krizantemdir. Arpa ekip saman biçen, arpa suyu içen bir rençperin nasırlı ellerinde ya tohum ya hasat olur adın. Mutlak yarın toprağa gömülürsün; üzerinden kışın soğuğu, yağmurun ıslağı, güneşin sıcağı eksik olmaz! Bugün muhatap olduğum teessür ve ızdırap yarın senin harcın olur, lakin çok geç olur. Güneşler öğüten bir karanlığın gölgesi altında ne kadar üşür insan. Balta kesmez soğuklar toprakları kapladığında solucanlar dahi demir çubuk olur. Bir yere hazan yeli çöktü mü yağmurlar hiç eksik olmaz. Her yağmurda bataklık biraz daha çamurlaşır. Kurbağalar daha çok ötmeye başlar. Bir kurbağadan öğrenebileceğin tek şey bataklıktaki yaşam mücadelesidir. Yağmur mevsimi başlamak üzere, acele edip bataklığı terk etmezsen ‘Bataklık Yağmuru’na yakalanacaksın. En güzel yerinde bırakmak iyidir bazen. Kendimle baş başa kalıp yasımı tutmak istiyorum. Yaşam çemberi içinde yer almak dahi istemiyorum. Tuttuğu en büyük balığı nehire salan bir balıkçı gibiyim. Çürümüş dişleri yüzünden asla yiyemeyeceği ‘pamuk helva’sına uzaktan bakıp iç geçiren yaramaz bir çocuğum. Yaşamın kuytularında dolaşan bir seyyahım; bana hiç gidemeyeceğim uzakları, uzaktaki cennetleri gösterdin. “ben hiç böylesini görmemiştim vurdun kanıma girdin itirazım var”
Ekim
12
Kötülerin Kafasına Düşsem
• Mustafa Çetin • Hayata Dair Denemeler • 51 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Ekim
12
Ekim
12
Ekim
12
Ekim
12
Ekim
10
Ekim
10
Ekim
6
Ekim
1
Ekim
1
Mayıs
12
Mart
1
Ağustos
25
Soğuk Sözlü İlık Yüzlü Sıcak Japon
• Deniz Yaşar • Dostluk Hikayeleri • 308 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
9
Haziran
17 |
![]() |
|
||||||