Bayrak
Yıllar sonra ülkeme döndüğümde dikatimi çeken hususlardan birisi de ülkenin her yerinin,özellikle stratejik noktaların,dağ zirvelerinin devasa bayraklarla donatılmış olmasıydı.Böyle bir etkinlikten gurur duysam da içime garip,buruk bir his geldi oturdu.Çünkü yurt dışında yaşarken,türk insanının ezilmişliğine,horlanmışlığına ve aşağalanmasına şahit olmuş ve bu duyguyu bizzat yaşamıştım.Türk devletinin devletler muvazenesinde yerinin bulunmadığını,uluslararası platformda söz sahibi olmadığını biliyordum.Yurt dışında Türk ve Türkiye ibareleri geçtiğinde çehrelerde bir çekinge bir buruşma hatta tiksintiye varan ifadeler görmüştüm.
Bayrağın neyi temsil ettiğini bilmeyenlerden değilim elbet.Milletler için bayraklar ulusal bağımsızlığın,mili birlik ve beraberliğin simgesidir.Bir kültür,dini ve milli sembol alarak bayrak ise Türk insanı için daha derin manalar ifade eder,bayrak sevgisi onun iliklerine kadar işlemiştir.Et ile tırnak gibidirler adeta, birbirlerinden ayrılması çok zordur.Düğünlerde,bayramlarda,milli heyecan anlarında ilk yaptığımız şey elimize bir bayrak alıp sokağa fırlamaktır.İlkokulda 23 nisan kutlamalarında Bayrak adlı şiiri bağıra bağıra ezbere okurduk.Bayrak şehit kanıyla sulanmıştır,bayrak inmeyeceketir ilelebet gönderden ve vatan bölünmeyecektir ve bayrağa,namusa uzanan eller kırılacaktır muhakkak,ancak;
Ülke insanının yarıdan fazlası günlük 1 doların altında gelirle hayatını idame ettirmeye çalışıyorsa,ülkedeki zengin azınlık zevk ve eğlence içinde gününü gün ederek çılgınca yaşıyorsa,rüşvet,irtikap.adam kayırma diz boyu ise ülke haklıların değil çetelerin,güçlülerin ve haksızların ülkesiylse eğer gönderde dünyanın en büyük bayraklarının dalgalanması hiçbir şey ifade etmez.Yurt dışında insanınıza köpek kadar değer verilmiyorsa dağları,taşları bayraklarla donatsanız bence abesle iştigal edersiniz.
2006 dünya kupası Almanya da yapıldı.Bu turnuvada Almanya federasyon başkanı Franz Bekanbauerın hakkını yememek lazım.Kısa zamanda tüm dünyayı gezerek futbolu,organisazyonu ve Almanyanın tesislerini,faaliyetlerini tüm dünyaya anlattı ve bu turnuvada ev sahibi Almanya üçüncü oldu ve turnuvadan çok paralar kazandı.Aynı zamanda Almanlar bayraklarıyla tekrar barıştılar şöyle ki;2.dünya savaşı sonrası Almanyaya ağır yaptırımlar yüklenmişti.Bunlardan birisi de milliyetçi unsurlar içeren sembollerin yasaklanmasıydı.Siyah-kırmızı-sarı renklerinden oluşan bayrakları da bundan nasibini aldı.Almanya da birkaç Kamu binasının gönderinde küçük bir bayraktan başka bayrak göremessiniz.Ancak bu turnuvayla birlikte Alman evleri,işyerleri,arabalar bayraklarla donatıldı,Siyah-sarı-kırmızı renklerin hakim olduğu elbiseler moda oldu,spikerler bu renklerden oluşan kravatları taktılar turnuva boyunca. Ancak işin boyutunu abartmadılar, fazla uzatmadılar.Turnuva bittikten 3 gün sonra tekrar normal yaşamlarına döndüler.Çünkü Alman insanı Almanyanın dünya ihracaat şampiyonu olduğunu bilir.Alman insanının hayat standaratları bakımından yüksek % 10 luk dilimin içinde olduğunu ve tüm dünya insanının mercedes arabasını tercih ettiğini bilir.Benim bayrağım gönderde değil ihracaatımda,refah ve bolluğumda,ve dünya yollarında rercih edilen arabalarımla dalgalanıyor diye düşünür.
Atalarımız ve ecdadımızla övünmek,gururlanmak hepimizin hakkı,ancak kuru hamasi edebiyat ve kahramanlıklara karnımız tok. Kimse kimsein dini ve milli hisleriyle oynamasın.Ev yıkımlarında,kötü amaçlı toplumsal olaylarda ele bayrak,kuran alınmasın.
Ne zaman yollarda Türk arabaları tercih edilir,uzaya türk roketiyle gidilir,insanımın hayat standartları yüksek olur,devletler muvazenesinde benim sözüm geçer,işte o zaman ay yıldızlı al bayrağımın hakkıyla gönderde dalgalanacağına inanacağım.
Dalgalan sen de şafaklarda ilelebet ey nazlı hilal...
Çünki sen nazlı nazlı dalgalanmayı hakediyorsun ancak ruhu kokuşmuş,aklı karışmış,menfeat ve şehvet düşkünü bizler sana layık değiliz.Kimbilir birgün pırıl pırıl bir nesil gelir ve sana layık olduğun muamelede bulbunur.