kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler

Bebek


Bebek



Evli çiftin ilk çocuğu neredeyse sekiz yaşına gelmistir. Çocuk zaman zaman, kardeş isterim, diye tuttursa da pek dikkate alınmaz. Ama anne ve babası baş başa kaldıklarında , ileride çocuğumuz tek başına kalacak, diye üzülmekteler, ama bir turlu ona kardeş yapmaya cesaret edememektedirler.
Aslında bazen, canı veren Allah, onun ihtiyaçlarını da verecektir, diye düşünerek ikinci bir çocuğa karar verirler kırk defa, ama ardından vazgeçerler kırkbir defa…
İşte böyle günler geçerken, evdeki hesap “yukarıya” uymaz, tarihler karışır ve sonuçta minik bir kalp atmaya başlar, annesinin vücudunda bir yerde…
Ev bayram yerine döner. En başta sekiz yaşındaki çocuk, abla oluyorum, diye bağırır ve havalara zıplar. Adam ve kadın bu görüntüye içleri eriyerek bakarlar. Bugüne kadar alınan hiç bir oyuncak, gidilen hiçbir sinema veya yer çocuklarını bu kadar sevindirmemiştir.
Anlarlar ki, cana can katan, candan bir hediyedir, sadece…
O akşam kardeşine alınacak eşyaları, onun nerede yatacağını, ona hangi oyuncakları vereceğini, onunla neler yapacağını konuşarak uyur, minik abla…
Ama nedendir bilinmez, annesi ve babası ona bir kısıtlama getirmişlerdir. Babasından duymuştur, ilk aylarda kimselere söylememesi gerektiğini, kardeşinin annesinin karnında tutunamama tehlikesinin varlığını…Eğer bebek tutunamazsa diğerlerine dert anlatmanın daha zor olacağını söylemiştir babası ona. Bu aile içinde bir süre kalacak bir sırdır, artık .
Eskiden sabah okula giderken annesini öperken, artık ilkönce annesinin karnını sonra yanağını öpmeye başlamıştır, daha ilk günden. Sevdiği bir şeyi annesinin de ağzına zorla sokar, kardeşim de yesin, der… Okuluna gider, derslerini dinler, ödevlerini yapar, ama asla sırrını kimseye söylemez. Hatta bir seferinde, eve gelen temizlikçi teyzesi, ona annen baban sana bu kadar oyuncak alacağına kardeş alsalardı ya, dediğinde , bana kardeş alıyorlar, diye bağırmak istese de kendini tutmuş, asla söylememiştir, kimselere. Dayanamayıp yan odaya geçmiş, sen öyle san, diye fısıldamıştır, kendi kendine, hatta…
Ama babası maalesef aile sırlarını işyerindeki bazı arkadaşlarına çıtlatmıştır, daha ilk günden. İçi içine sığmamaktadır, adamın. Hatta o kesmemiş sevincini elektronik posta yoluyla paylaşmıştır bazı arkadaşlarıyla, sabırsızca. ! Babanın akıllı kızından ders alması gerekmektedir, ama kim alacak. ?
Arada bir minik abla babasına sormaktadır. Baba kardeşim ne kadar büyüklükte. ? Nerede şimdi.? Hastanede mi? Annemin karnında nasıl büyüyecek, oraya nasıl girdi, nereden çıkacak, gibi tamamen net ve doğal sorularıyla bilgilenmeye çalışmaktadır. Sağlık ansiklopedilerinden kardeşinin nerede olduğu, nasıl büyüdüğü, ne kadar sonra geleceği, kısa ve dürüst cümleler ile kendisine anlatılmakta, eğer anlayamayacağı durumlar oluşursa, bu konuyu biraz daha büyüdüğünde konuşacağız, denmekte ve böylece onun sorup öğrenme içgüdüsü korunmaktadır.
Günler böyle geçerken ilk haftasonu doktora gidilir. Kardeşinin kalp sesleri duyulur. Onun bir üzüm tanesi kadar olduğu öğrenilir…
Hafta başında bazı tahliller yaptırır annesi… Sonuçlar alınınca kaynar sular dökülür başlarından…Aman Allahım, der babası. Bildiği kadarıyla alarm zilleri çalmaktadır bu sonuçlardan sonra… Tahliller çeşitlenir ve telaş artar. Anne acilen hastaneye yatırılır. Baba kız evde kalırlar. Kız hala sormaktadır, baba kardeşim olacağını arkadaşlarıma ne zaman söyleyebilirim, diye. Babası kafası karışık halde az kaldı kızım, diyebilmektedir sadece.
Bir gün anneden telefon gelir. Anne telaşlıdır. Doktorlar kalp seslerini duyamadıklarını söylemişlerdir. Baba içinde bir sızı, acı haberin sızısını duyar. Kızını alıp aceleyle hastaneye gider. Daha dikkatli muayene için anne doktorun muayenehanesine götürülür. Sonuc ne yazık ki kötüdür. Kardeş artık yaşamamaktadır. Dışarıda bekleyen ablaya kötü sonucu nasıl söyleyeceklerdir. Doktorun tavsiyesiyle hemen söylememeye kara verilir.
Yüzlerdeki hüzün gizlenerek dışarı çıkılır. Ama abla sanki hissetmiştir. Kardeşim iyi mi, der sadece. Anne ve babasının yüzündeki hüzünü ve ortamdaki saniyeler süren sessizliği hemen hissetmiştir, temiz kalbiyle. Baba yutkunur, göz yaşlarını içine atar. Dalgın bir şekilde anneyi hastaneye geri götürür.
Baba ve kızı sessizce eve dönerler. Arabada çıt çıkmamaktadır. Arabayı evin önüne park edince anlaşılır ki, kız arkada uyuyakalmıştır. Babası yavaşça onu öperek uyandırır. Çünkü kendisi hep söylemiştir, beni öperek uyandırın, değilse korkuyorum, demiştir. Babasının kucağında eve girer. Babası onu daha bir sıkı kucaklamıştır. Kaybolan kardeşinin acısını bastırırcasına, sanki. Akşam yatarken hiç sormamıştır, kardeşim ne kadar oldu diye.
Ondan sonra da hastaneye gittiklerinde ne annesinin karnını öpmüş, ne de sormuştur. Acaba hissetmiş midir.?
Annesi ve babası ondan acı haberi saklamak isterler, ona rol yaparlar. Belki de küçük ama aslında “büyük” kız her şeyi bilmektedir.
Baba bildiklerini, doktorların dediklerini harmanlayınca minik yüreğin zaten hasta , özürlü olacağı korkusundadır, zaten. Bu acı sonun mutlaka hayırlı son olduğu inancındadır.
Anne de kabulenmiştir artık. Zaten annenin ömür boyu devam edecek olan hastalığının derdine düşmek gerekecektir.
Hastaneden çıkacakları gün, koridorda tanıdık bir yüz babaya selam verir. Ayaküstü birbirlerini hatırlarlar. Yıllar önce aynı işyerinde farklı bölümlerde çalışmışlardır. Babanın sıkıntısı yüzünden bellidir ancak diğer kişi sanki daha bir patlayacak gibidir. Biraz vaktiniz varsa yere şuraya oturalım mı, der… Baba kabul eder, otururlar oradaki sandalyelere… Adamcağız anlatmaya başlar. 6 ay kadar önce trafik kazasında 4 yaşındaki çocuğunu kaybettiğini, o zamandan beri yüreğinde tarif edemediği bir yangın olduğunu, gittiği doktorun elinde gösterdiği ilaçları aylarca kullanması gerektiğini söylediğini bir çırpıda söyler… Baba donmuş kalmıştır. Adamın gözlerinin içine bakar, bakar… Diyecek bir şey bulamaz.
Kendisi daha kucağına bile alamadığı bebeğine o kadar üzülmüşken, karşısındaki adamcağızın acısı karşısında utanır, adeta ve içinden, Allahım şükürler olsun, sen hayırlısını bilirsin, der.
Sanki adamcağız karşısına o ders alsın diye çıkmıştır…..



Bebek
Yazı Sahibi
Haluk Namdar
Haluk Namdar tarafından 6.5.2007 tarihinde eklendi 368 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı

Telif Hakkı Uyarısı
Bebek isimli yazı, Haluk Namdar tarafından 6/5/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
Yaşamdan bir kesit , her şeye rağmen hayat devam ediyor. Tebrikler


6/8/2007 tarihinde yorumlandı.

KALEMİNİZE SAĞLIK. YÜREĞİN VAROLSUN...


6/6/2007 tarihinde yorumlandı.

KALEMİNİZE SAĞLIK. YÜREĞİN VAROLSUN...


6/6/2007 tarihinde yorumlandı.

Hüzünlü bir öykü ama iyi ifadeedilmiş. Kutlarım.


6/5/2007 tarihinde yorumlandı.


Aralık
1
Çelişkifinal
Gülhan TekeYaşamdan Hikayeler • 4 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
1
Çelişki15
Gülhan TekeYaşamdan Hikayeler • 6 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
1
Sudenaz’dan Mektuplar (ııı)
Ersin BaşeğmezYaşamdan Hikayeler • 12 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
1
Leyla İle???
Sabriye NişancıYaşamdan Hikayeler • 18 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
1
Aysel/63
Abdurrahman TümerYaşamdan Hikayeler • 34 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
17
İdealist Olmak Zor mu ?
Haluk NamdarToplumsal Makaleler • 167 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Kasım
16
Hüzün
Haluk NamdarSevgi Şiirleri • 65 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Kasım
11
Artık Sizi Okumuyorum
Haluk NamdarEleştiri Makaleleri • 206 kez okundu. • 17 kez yorumlandı.
Ekim
23
Ölüm
Haluk NamdarHayata Dair Makaleler • 229 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Ekim
13
Başımıza Gelenlerden Kim Sorumlu Dersiniz ?
Haluk NamdarGüncel Makaleler • 204 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Mart
6
Hamam Hikayeleri
Haluk NamdarYaşamdan Hikayeler • 3203 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Ağustos
16
İnsan Nedir?
Haluk NamdarGüncel Makaleler • 2891 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Ağustos
29
Sağlıklı İnsan Denince
Haluk NamdarBilimsel Makaleler • 1981 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ağustos
24
L İ D E R
Haluk NamdarSiyasi Makaleler • 1046 kez okundu. • 23 kez yorumlandı.
Temmuz
29
Doktorun Anıları
Haluk NamdarKişisel Hikayeler • 1034 kez okundu. • 16 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Bebek, Bebek hikayesi, Bebek hikaye, Bebek nedir?, Bebek hakkında bilgi, Bebek hikayeleri, Haluk Namdar hikayeleri, Bebek nedir, Bebek hikayesi, Bebek hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Mortgages | Mortgage | Fast Loans | Buy Anything On eBay | Mortgage Loans | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul