Ben Aşıktım
28 / 3 / 2008 Cuma tarihinde Burcu Uzunalan tarafından eklendi, 183 kez okundu...
“Gözlerinin içine baktığımda eriyen ben, her hareketinde işvenle hırslanıyorum… ne zamandı geldiğinde dünyama. En uzun ömür yaşandı mı, ya da en kısa ömür geldi geçti mi?Elini ilk tuttuğum an. Sadece bir tanışmaydı di mi. Günde bir çok kişiyle tanışıp, tokalaşıp, anlaşıp, hesaplaşıp, selamlaşmama rağmen hiç birisini yıllar sonra düşündüğümde bu h...” Okuyucu Puanı ;
Ben AşıktımGözlerinin içine baktığımda eriyen ben, her hareketinde işvenle hırslanıyorum… ne zamandı geldiğinde dünyama. En uzun ömür yaşandı mı, ya da en kısa ömür geldi geçti mi? Elini ilk tuttuğum an. Sadece bir tanışmaydı di mi. Günde bir çok kişiyle tanışıp, tokalaşıp, anlaşıp, hesaplaşıp, selamlaşmama rağmen hiç birisini yıllar sonra düşündüğümde bu heyecanı duymuyorum. Ondan da ziyade dokunduğumda da heyecanlanmıyorum. Ama sen ne vakit düşsen düşüme, içimde bir birikinti denizlerime doğru ılık ılık akıyor, inan ne denizlerim ne kıyılarım öyle soğuk, irkici duramıyoruz. He nasıldı söylesene o ilk geldiğin an. Birbirini tanımamış iki insan, bir bahane ile yan yana işte. Bahane neydi, unuttuk di mi? Oysaki tarihiyle, saatiyle, anlamıyla ne kıymetli bir gündü ama biz sadece bize yansıyanda heyecanlanıyoruz. Merhaba sözcüğünün ağzımdan çıkışının bu kadar karmaşık olmasıydı varlığının gücü. Avucumu öyle iyi kavramıştı ki ellerin parmaklarının bileğime dokunan uçlarını o zaman dikkat etmesem de şimdi düşünürken aynı hazla hissedebiliyorum. Sıkıca kavradığın elimi bırakamayışını da hiç unutmam. Nedense ayrılmak istemiyor gibi, çekip sarılsan ne oluyor diyemeyeceğim gibi, yıllardır o eller hiç ayrılmamış gibi nasıl da kenetliydi hayatın tüm ayrılıklarını görmelerine rağmen… İyi! Tanıştık! güzel de… Kimdin sen? Hiçbir kusur bulmadan beğendiğim, gözlerinde kendimi gördüğüm ve ısrarla dokunmak istediğim sen kimdin? Nasıl bulmalıydım seni yarın yanımda. Neler feda edecektim uğruna, o an sunsalar ne derdim. Ama yıllara neler sığdırdım bir bilsen. Neleri göz ardı ettim gözümde bir tek senin olman için. Buldum seni. O hiç yabancılamadığım ellerini de tuttum ya da tutmadım ne bilinir, belki de çok düşledim. Sarılmak istediğim beline bir şekilde uzandım ya da rüyalarımda hep sana sığındım. Saçını ne yöne tararsan tara hoşuma gittiğini gördüm. Ne giyersen giy bulduğum kusurları kendimce erteledim. Asla dediğim renkleri sen de gördükçe sevdim ben. Seni sevdikçe de renklerimden oldum ya…. neyse. Sana dahil olmaya başladığımı anladığımda çok geç kalmıştım vazgeçmek için. Senin yediklerinden yemeye başladığımda birileri hayrola dediğinde fark ettim. Sen severdin di mi o çiçeği derken kendimin de onu sevmeye başladığını gördüm. İşin gerçeği sen neyi seversen sev, ben o her ne ise ona dokunmayı sana 1 adım daha gelebilmekten saydım. Attığın çöplere bile saygıyla senden geliyor diye baktım. Tanımadan aileni, görmeden odanı, kullanmadan eşyalarını, okumadan kitaplarını, anlamadan düşüncelerini sevdim ve hepsini senin adına senin çizginde yürüttüm. Seni düşünürken o an hayatın tüm endişelerinden, sana ait tüm zorluklardan sıyrıldım. Sana gelmenin yanlış olduğunu bildiğim zamanlarda bile, kovsan da gelmeyi denedim. Kovulduğum da oldu, inan hiç birisinin kinini gütmüyor içim. Yollarda yürürken, uzun yolculuklarda dağlardan geçerken, akşamları soframda iki lokma yerken, geceleri odamda çalışırken, yatağımda uzanırken hep yanımdaydın sen, işte ben bu düşünceyle ne yalnızlık hissettim yıllarca ne de bensizlik. Yollarda yürürken düşündüğüm sadece sendin. Kokunu aldığım aldı çoğu zaman. İçimin nasıl burkulduğunu bir bilsen görmediğim zamanlarda seni, deseler ki o an cennete gitti, yine de bencilce istedim yanımda seni. Odamda kokunu duyardım. Sen hep bakardın köşeden bana. Bazen eski bir kıyafet giyerdim öylesine, pis pis gülümseyip çıakr onu derdin. Çıkarmalıydım.. ya buluşursak gerçekten diye çıkarmalı ve süslenmeliydim. O gün seninle olacakmışım gibi sana hazırlanmalıydım. Üzerimdeki her parça senden bir şeyler taşımalıydı. Taşımalıydı ki benden seni almaya kalktıklarında ben çırılçıplak kalmalıydım. Tüm yollarım sana çıkmalıydı benim. Neden geçmeyeyim evinin yurdunun önünden neden o günü mü sensiz seni görmeden geçirmemeliydim. Yarın ölebileceğimi kesin olarak bildiğim bir dünya da senin kokundan mahrum nefes vermemeliydim. Neden gözlerine bir kez bakmayı tüm bedenimden çalacaktım ki? Evet, geldim yanına, bazen önünden geçtim bazen bir yerlerden izledim ama en çok zevk aldığım da karşılaşmalar yaratmamdı. Bilinçli olduğundan sana gelişim, yüzündeki heyecanı ölçmek, seninde benim kadar huzur duyabilme ihtimalini kalp atışlarımla izlemek işte seni senden zorla almaya çalışmak bizim temellerimizi zamanla sarsacaktı. Ne zaman senin olmadığın bir ortama gitsem acaba buralarda mı diye kapıları kolladım. Oturduğum masalara hiç oturmuş mudur bu bardaktan su içmiş midir diye düşündüm durdum. Belki aynı semtte aynı yolda yürüdük birbirimizi görmeden diye oraya o gün gittiğimi belli edecek her türlü adımı attım. Olabilme ihtimalinin olduğu her yere inan ruhumla baktım, ruhumla dokundum, ben sen oluyordum ama seni yavaş yavaş yitiriyordum… Sen arabaya binip gittiğinde ki çok iyi biliyordum başka birinin ellerini tutmaya gidiyordun, yine de benim olmanı dileyemedim. Belki çok istedim ama hiç gelmeme ihtimalini düşündüğümde, olsun yine de olsun göreyim dedim. Ve seni başkasının kollarında çoğuna göre kıskanılacak bir zevkle dans ederken gördüğümde, ben sadece kahroluyordum. Hayat o an öyle bir devam ediyordu ki benim için, işte o acıya rağmen yaşamalıydım. Akşam yatağıma yattığımda hayalini kurmadan uyumalı, sabah sana süslenmeden yola çıkmalı, yollarımızı kesiştirmeden bir yerlerde günü geçirmeliydim. Aldığım kararlardan sonra daha yastığı yatakta görür görmez seni hissettim. Bir gün canının yandığını duyduğumda yanında olamadığım için kızarken kendime yanında birileri hatta o sevmediklerim dahi olsa olsun diye dualar ettim. Canımın bir parçası acırken bir yerlerde yediğim lokmada tat olmaz, içtiğim suda serinlik bulamazdım. Peki ben neyi seviyordum? Güzelliğini mi, zekanı mı, paranı mı, yapını mı, sensizliği mi? Ben bu soruları sorarken çok yakın bir arkadaşımın beni üzdüğü için hayatımdan çıkarılmasını izledim kendimde. Hani ben karşılıksız seviyordum dedim aynada yüzüme. Öyleyse senin bana borçlu olduğun koca bir ömürü geri alamayacakken neden sen olaydın içimde. Söküp atamadığım sen niye her bakışımda güncellenip yenileniyordun kalbimde. Neden her görüşüm her dokunuşum benim için en başa dönmekti? İşte beni sen eden, seni de bensiz eden bu sihirli değnek aşk dediler bir gün rüyamda. Nasıl mı? Tam kokluyorken tenini, sarılmışken beline ve bakıyorken göz bebeklerinin Allahtan gelen onca güzelliğine bir hışımla uyandığımda yanımda olmanı ne kadar istediğimi fark edince, hayatımın yanlışlıklar üzerinde gittiğini anladım. İşte o sen olmalıydın. Sabahın köründe uyandıran, akşamında geçinde yatıran, yoğunluğun ortasında düşündüren, herkesin içinde heyecanlandıran, her defasında kandıran, çocuk gibi ağlatan, ne derse desin güldüren, dokunduğu yerde kalan, izleriyle yeni bir ben yaratan o sen olmalıydın, başkaları değil. Öyleyse ben bu yataktan hiç kalkmamalı bu rüyadan hiç uyanmamalıydım. Hayatımı bile verdiğim bu birliktelik sensiz devam ederken ben sende neyi seviyordum da karşılığı karşılanıyordu stoklarından… Olmadığını anladığım bir sabahta, seni arayıp bulamayacak kadar hakkım yokken üzerimde, soğuk mezarın içinde yatıyorken ben, herkesten kopmuş hayatımı bu kadar haksızlıkla örtmüşken, uğrunda bir can tüketecek kadar sen neredeydin benim için. Neden her adımımda en çıkıyordun karşıma da ben bir türlü senden öteye geçemiyordum. Anladım vakti gelince… hayatıma asıl yanlışlıklar girince… zevklerim değişince… ben seni gördüm, dokundum ve hissettim. Ben gerçekten seni sevmiştim. Sana ait olan her şeyi de beraberinde taşıyordun doğal olarak. Ellerini, kokunu, kitaplarını, tanıdıklarını, zevklerini, okulunu senin geçtiğin her yolun içindeydim ben. Ve sen ne olursa olsun değişmiyordun içimde. Eğer benim ki sadece bir sevgi olsaydı bir gün verilenler alınamayacak ve ben gidecektim. Ya da senin gitmeni sağlayacaktım. Ben sana aşıktım. Yarınımı düşünemeyecek kadar, kimseyi arzulayamayacak kadar, önümü göremeyecek kadar, kendimi unutacak kadar sana aşıktım. Ve sen yaşadıkça ben sana soluyacaktım. Ya gidecektin çok uzaklara varlığını unutacak, yokluğunu başka birileri ile paylaşacaktım ya da seni gördükçe seni özleyecek yanlışlıklar üzerine bir hayat kuracaktım. Ben aşıktım, seni bilmem. Eğer gitmeseydin uzaklara, içimdeki aşkı unutmayacaktım. Seni hiç unutmadım ki ben tek unuttuğum seni unutmayacak olduğum.
Tavsiye Et :
Ekim
12
Ekim
12
Ekim
12
Pamuk İpliğine Asıldı Hatıralar!
• M.furkan Durgun • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 35 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ekim
12
Eşsiz Bir Tohumsun Yüreğimde
• Selahattin Yetgin • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 43 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ekim
12
Haziran
27
Nisan
15
Nisan
5
Mart
31
Bir Zamanlardan Şimdilere
• Burcu Uzunalan • Hayata Dair Denemeler • 102 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
28
Nisan
5
Nisan
15
Mart
28
Mart
11
Mart
23
Birlikteyken Söyleyeyim
• Burcu Uzunalan • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 179 kez okundu. • 3 kez yorumlandı. |
![]() |
|
||||||||