Benim Annem
Ilık bahar esintilerini getirdiği gülümsemesiyle karlı günlerin hüznünü boğazlardı sahilin kuytusunda. Buram buram anne kokardı tüm sözleri. Serin dağ meltemlerinden, ısırgan otunun dikenlerinden korurdu şefkatli kollarıyla. İlk göz ağrısını, yürek yarısını...
Soğuk kış gecelerinde sobanın başında kestane pişirirken anlatırdı doğduğum günü.Anne olmanın verdiği o ilk heyecanları tadamadan çelimsiz kızının akıbetini düşünmeye başlamasını.Eskiden bizim oralarda analar oğlan doğurmak zorundaymış.Erkek doğuramayan kadın eksikmiş her anlamda.Annem ben doğduktan sonra büyük bir mücadelenin içinde bulmuş kendini.Çünkü bebeğinden kopartılıp baba evine gitmeye zorlanıyormuş.Canım annem günlerce ağlamış,yalvarmış benim için.Her türlü eziyete katlanmış yeter ki ben anasız büyümeyeyim diye.
Hüzünlü ninnilerle uyuturmuş beni. Değiştiremediği kaderine kederli çatkılar yaparmış. Korkunç rüyalar artığı her sabahtan annem diye uyanışlarım bu yüzden.
Elinden tutup her getirdiğimde denizin kenarına iyot kokusunu içime çekişim ve Tanrıdan annemi mutlu etmesini isteyişim hep bu yüzden.
Ay doğsun annemin karanlık gecelerine. Yıldızlar ışıltılı gülüşlerini esirgemesin gün yüzü görmemiş hayalleri üstünden.
Yaşamın o kekre tadından ibaret bir düş ülkesiydi annemin bana öğrettiği her kelime.İnsanları,dünyayı,hayvanları,çiçekleri ve Tanrıyı sevmeyi öğretti bana.Ben bu yüzden hiç kimseyi incitmedim.Göz yaşlarını,içinin cam kırıklıklarını saklardı dehlizlerinde.Dalındaki gülü koklamayı,papatyaları dermeyi,mayıs çileklerini sırt sırta dizip kolye yapmayı,barışa,kardeşliğe,huzura değer vermeyi,ahde vefayı o öğretti bana.
Tarumar edilmiş bir ülkenin sürgün sözlü kızıydım.Yakamozlara bulanmış saçlarının karasında yarına dair bin bir umut asılırdı.O hayatının tüm siyahlıklarına inat beyza düşler kurardı benden yana.Ben onun gün yüzlü yarınıydım.Emek ,sevgi ,merhamet,özveriyle yoğrulmuş destansı bir hikayenin iki kahramanıydık biz.
Bin bir gece masallarındaki mutlu ülkenin mutlu prensesiydim ben annemin maviye çalan düşlerinde.Telaşlı martıların kanat çırpışlarındaki sessiz isyanıydım.Küflü duvarlara çarpan birkaç hırçın cümlesiydim.Apansız yağan bir yaz yağmuruydum çorak toprakların çatlak dudaklarında.Sayfalar dolusu "anne" özlemiydi uzun susmalar sonrası.Üzüm asmalarına değen çocukluk hatıralarımın ufacık ayaklarıydı annemin gül renkli yanakları.
O yüzden diyorum ya benim annem sihirli değneğiyle çiçeksiz bahçelerimi gelincik tarlasına döndüren kocaman yürekli bir kahramandır.
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
|
|
Güngör Demir / 22.07.2008
Kullanılan tasvir ve benzetmeler çok iyi oturtulmuş. İmla ve noktalama ve syntaxda sorun yok. Konu, dolu dolu işlenmiş. Kusursuz bir yazı.
|
|
|
Alper Kuşcu / 08.07.2008
kutsal bir değer olan anaya adanmış dramatik bir deneme ve bizlere hatırlatma ...
|