Benim Hikayelerim 3 Askerlikten SonraBenim Hikayelerim 3 Askerlikten SonraAskerlikten Sonra ;1993 yılı aralık ayında askerliğim bittikten sonra bir süre dinlendim.Askerlik mantığından ; kafamın içinde uçuşan paranoyak düşüncelerden kurtulmak istedim. - o bana niye öyle baktı ? - bir takip eden mi var ? - o adamın elleri neden arkada ? - kaldırımın biraz içinden yürüyeyim ; gibi bir sürü hayal ürünü düşünceden..... Komşularımızın o alaycı : biz okuyup mühendis olamadık sen de olama , olsan da iş bulama , tavrı beni hiç rahat bırakmıyordu.Fırsat buldukça ; -Senin çocuk ne yapıyor ? -İş buşlamadı mı hala ? -Halbuki o kadar da okudu ? oysaki düne kadar sofrasına oturup yemeğini yiyen , parası bitince Sakinecik’ten (anamdan) para isteyen ,inşaat yapacağı zaman su isteyen ,yardım isteyen insanlar , nedense son zamanlarda içten içe yanan saman gibi bilinmez bir hasetlik içinde hasmane davranıyorlardı. Yüzümüze gülüyorlardı ama gizemli bir soğukluk yaratıyorlardı. GATA’da askerliğimin son zamanlarında menisküs ve ön çapraz bağ ameliyatı olduğumdan beri çok kilo almıştım. Spor yapmak adına her gün çarşıya kadar yürüyordum. Askerden önce çarşı gezilerindeki bu sıradanlıktan rahatsız olmuyordum. Ancak askerlik bittikten sonra ilk başlardaki o sıklık seyrelmeye başladı... Her tanıdık yüzle selamlaşmalar gün içinde aynı yüzü görünce “bak bu da o aylaklardan”ifadesi canımı acıtıyordu. Hayatta pekaz şeyden zevk alır olmuştum . Ailemden ,Karadenizin hırçın ,lacivert dalgalarını görüp duyabildiğimiz , penceresinden erik toplayabildiğimiz evimizden ; sıcak ve menfaatsiz seven hayvanlarımdan başka... Bir iyi gün yüzü görmemiş anam , bütün bunları bildiğinden beni biranönce bir iş bulmam için sürekli tetikte tutuyordu.Ankara’da birinci ligde hentbol oynayan kardeşim Soner’in yanına sık sık gidip iş arıyordum , kursa gidiyordum ; tanıdıklar vasıtasıyla işlere başvuruyordum ama ne yazıkki bir sonuç alamıyordum. Maden mühendisliğini bitirmiş olmamın hiç bir şey ifade etmiyor olması “keşke hiç okumasaydım” gibi, başkalarının komplekslerini tatmin edecek , bir pişmalık oluşturuyordu. Yedek subay olarak askerlik yaptığım için ailem paramı biriktirmişti. İşte bu para beni iş ararken finanse ediyordu.İlk defa okuduğum bir işe yaramıştı..... Seher ablam da P T T’ye girmeden önce vekil öğretmenlik yapmıştı.Bunca çabamın hüsranla sona ermesi ailemdeki herkes gibi onu da üzüyordu.Kalıcı bir iş buluncaya kadar bana vekil öğretmenlik yapmamı önerdi.Hiç olmazsa yüreğimde kopan fırtınaları unutacak , bir işe yaramanın verdiği o tadı tekrar hissedecek ve o kasvetli ortamdan uzaklaşacaktım. Milli Eğitim Müdürlüğü’nden Kilimli Lisesi’nde ihtiyaç olduğunu belirttiler. Dağların ve yeşilliklerin arasına saklamış deniz kıyısında bir belde. Dağların beline dolanmışcasına sarılan yolla otuşbeş-kırk dakikada varılabiliyordu ;bazen minibüs ile bazen de belediye otobüsü ile. Tipik bir kömürcü kasabasıydı.T T K’dan kalma lojmanları , kömür dumanı nedeniyle gri binaları , oturanların yamaçlara ağaçların içine yaptıkları evleri, bayırı tırmanan merdivenleri vardı. Denize ulaşan refüjlü yolun solunda sıradan lise mimarisine sahip bir liseydi. Müdür bey ; güleç yüzlü ,orta boylu , gözlerindeki parıltıdan iyi niyeti yüzünden okunabilen bir insandı. Bana lise bir ve lise iki de coğrafya , felsefe , milli güvenlik derslerinin boş olduğunu söyledi. Programın izin verdiği kadar ders alacaktım.Kabul ettim. Ders kitaplarını ve yardımcı kitapları öğrendim. Tekrar çarşıya indiğimde bir iki gömlek ve kıravat aldım. İlk ders günümün sabahı kadar heyecanlandığım zaman çok azdır ; bir türlü bağlanamayan , alışık olmadığım kıravat , iliklenmeyen inatçı gömlek düğmeleri.Üstümü başımı toparladıktan sonra son kez aynada kendime baktım. Hazırdım.Minibüsten inip karşı kaldırıma geçerken ellerim hala terliydi.Bir dünya çekincelerim vardı, ilk defa böyle bir işim olmuştu . Ama kendime güveniyordum. Sınıfa girdiğim o anı hiç unutamam ; ışıl ışıl gözler merakla bana bakıyordu.Ancak ben onları silindirik bir çerçeveden görüyormuş gibiydim. Başka hiç birşey yoktu o çerçevenin içinde ,sadece öğrencilerim vardı. Sınıf , duvarlar , dışarıdaki sonbaharın puslu sabahı , çatıya yuva yapmış güvercinler ,hiçbirşey yoktu...Gün geçtikçe , onlar bana ben onlara alıştıkça , bu çerçeve yavaş yavaş yok oldu. Öğrencilerimin çoğunun elek altı olduğunu öğrenmem uzun zaman almadı. İşin aksi yanı bunu kendileri de kabullenmişti. “Bizden bir şey olmaz , hiç olmazsa lise diplomamız olsun” düşüncesi bilinç altlarına yerleşmişti. Nasıl yerleşmesin ki ;üniversiye hazırlanmak isteyenler için ayrı sınıflara ayrılmıştı. Dersi onbeşer dakikalık bölümler halinde üçe bölmüştüm. İlk onbeş dakikayı konuşma, bir anlamda dertleşmeye ayırdım. Onların neler istediklerini , hayattan neler beklediklerini dinliyordum. Tabii ki belli bir düzen içinde. Gün içindeki ilginç olayları ya da anlatmak istedikleri her neyse dinliyordum. “Şimdi” diye başlayan bir cümle ile günün konusunu özetle anlatıyordum. Sıkmamaya çalışsam da biliyordum ki derse olan ilgi onbeş dakika sonra dağılacak. Kalan bölümde dersle veya diğer konularla ilgili söyleyecekleri varsa onu dinliyor , yoksa konu ile ilgili yorum yapmaya zorlayacak sorular soruyordum. Düşünerek yapılması gereken , bir soruluk ödev ile dersi bitiriyordum. Bazen basit aritmetik işlemlerinde çektikleri zorlukları görünce tüm konuyu bir kenara bırakıp matematik öğrettiğim de oluyordu. Birileri tarafından dinlenilmek , değer verildiğini hissetmek çocukları derse daha hazır gelmeye sevkediyordu. Her nekadar bazı sınavlarda kopya çekmiş olsalar bile ilk başlarda suskun olanlar ,şimdi birşeyler söyleme çabası içindeydiler. Ve bu benim için çok önemliydi. Önceleri yüzde otuz civarında olan başarı oranları altmışa bazen yetmişe çıkmasından doğru yolda olduğum anlamını çıkarıyordum. Genel bir hal olarak ; hayattan beklentileri kadere bırakılmış bu gençler, kendileri için neyin iyi , neyin kötü olduğunu seçemeyecek kadar düşünmekten uzaklaşmışlardı. Tecrübelerime göre küçüklükten itibaren kendi sorumluluğunu taşımaya alıştırılmamışlarsa , doğru karar vermeyi öğrenememişlerse ya da öğretilmemişse böylesi bir sonuç çok normaldi. Tek çocuklarda veya kendisine ilgi gösterilmediğini düşünen çocuklarda bulunan bir düşünce yapısı içinde anne ve babalarını bu hareketleri ile cezalandırıyorlardı. “Madem ki herşeyi benim yerime onlar düşünüyor bu durumu da hallederler” diyebiliyorlardı. Kötümserlik kılıfı içindeki bu davranışları vurdumduymazlıkla sonlanıyordu. Bütün bu olanbiteni anlayıp da süregelenin devam etmesine izin veremezdim. Eğer ben buradaysam mutlaka olumlu bir fark yaratmalıydım. Bir izim olmalıydı. Her zaman karşı olduğum tekdüze eğitim sisteminde çalışıyordum. Kendi kendime “işte aradığın fırsat , düzelt bakalım “dedim. Sonuçlardan daha çok , sonuca giden yolları öğretmeyi istedim.Nasıl yapıldığını, mümkün olduğunca çok öğrenciyi tahtaya kaldırarak sordum ki burada söylenenler kolay unutulmuyor. Yeri geldiğinde gırgır şamata , yeri geldiğinde ders yaptık. Onların kademe kademe nekadar iyiye gittiğini dışarıdan bakanlardan öğreniyordum. Giderek ben de sadece yol ve yemek parasına denk gelen ücreti için değil; birşeyler öğretebilmenin , ileride yalnızca birkaç insanın bile olsa hayatında olumlu bir değişiklik yaratabiliyor olmanın verdiği doyurucu hazzı için ders günlerini iple çekiyordum. Nasıl geçtiğini anlamadığım bir dönem sonunda kendi içinde bulunduğum durumu tamamen unutmuştum. İlelebet böyle gitmeyeceğini bildiğim bu mesleğe kendimi kaptırmıştım. İkinci dönemin sonunda bir hafta sonu kardeşimi ziyerete gittiğimde aynı zamanda orada bulunan Mustafa adındaki arkadaşım Enka’da müdür olarak çalışan yakınları olduğunu , İstanbul’a gidip onu bulursam Rusya’daki şantiyelerde çalışabileceğimi söyledi. Hiç bilmediğim İstanbul’da kardeşimin eski ev ve takım arkadaşı Beyhan beni karşıladı. Beşiktaş Balmumcu’daki merkez binaya vardığımızda mesai henüz başlamamıştı.Buarada güvenlikteki memurla kanuştuk biraz . Mesai başladığında özgeçmişimi doldurdum tanıdık adam , umutsuz gözlerle baktı: - Maden mühendisine pek ihtiyacımız olmaz , dedi. İçim buruk bir şekilde binadan çıkarken , güvenlikteki memur ; - Ne oldu , ne yaptın ? diye sordu. Olanları anlattıktan sonra , özgeçmişime bakıp “ sen sanat okulu elektrik bölümü mezunu musun ?”dedi. - Evet , - Eğer gücenmezsen elektrikçi olarak şu an eleman alıyorlar... Bir yol ayrımındaydım ; ya mesleki olarak doymak ya da karnımın doyması... Karnımın doymasını seçtim....
Yazı Sahibi
Etiketler
benim+hikayelerim+3+askerlikten+sonra , benim , hikayelerim , 3 , askerlikten , sonra , sedat , akyaz , yaşamdan , hikayeler ,
Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Benim Hikayelerim 3 Askerlikten Sonra isimli yazı, Sedat Akyaz tarafından 20.08.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Eylül
24
Eylül
16
Eylül
4
Ağustos
20
Benim Hikayelerim 3 Askerlikten Sonra
• Sedat Akyaz • Yaşamdan Hikayeler • 562 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
14
Benim Hikayelerim 2 Fakülteden Sonra
• Sedat Akyaz • Yaşamdan Hikayeler • 170 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ocak
22
Şubat
13
Mart
5
Şubat
22
Ağustos
20
Benim Hikayelerim 3 Askerlikten Sonra
• Sedat Akyaz • Yaşamdan Hikayeler • 562 kez okundu. • 1 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||