kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Makale / Eleştiri Makaleleri

Beş Kitap Beş Şair (türkan Sönmez Daşkın) 3

10 / 2 / 2008  Pazar tarihinde Abdullah Çağrı Elgün tarafından eklendi, 236 kez okundu...

“TÜRKAN SÖNMEZ DAŞKIN’IN ESERLERİ ÜZERİNE (TOPRAK KAYGILARA BIRAKIR YELKENİNİ) Türkan Sönmez DAŞKIN tarafından yazılan bu kitap, GEÇİT YAYINEVİ(Basım-Yayın-Dağıtım) Ekim 2000, KAYSERİ`de yayımlanmıştır. Şairin seksen sayfadan oluşan kitabının yetmişbir sayfası şiire ayrılmış.Geriye kalan kısmı ise okuyucunun notları adı altında boş bırakılm...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Abdullah Çağrı Elgün

Abdullah Çağrı Elgün







EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Beş Kitap Beş Şair (türkan Sönmez Daşkın) 3


TÜRKAN SÖNMEZ DAŞKIN’IN ESERLERİ ÜZERİNE
(TOPRAK KAYGILARA BIRAKIR YELKENİNİ)

Türkan Sönmez DAŞKIN tarafından yazılan bu kitap, GEÇİT YAYINEVİ(Basım-Yayın-Dağıtım) Ekim 2000, KAYSERİ`de yayımlanmıştır. Şairin seksen sayfadan oluşan kitabının yetmişbir sayfası şiire ayrılmış.Geriye kalan kısmı ise okuyucunun notları adı altında boş bırakılmış.
Türkan Sönmez DAŞKIN otuzdokuz adet şiirinin üçünü, ANA başlığı ile yazmış. Kitabının başlangıç bölümünde de şairin, romancının, yazarın yazdığı her şeyi özel hayatı ile özleştirmenin mümkün olamayaçağını ifade ederek; romanda, hikâyede, senaryoda nasıl ki tam anlamıyla yaşanmamış; fakat yaşanması mümkün olan gerçek veya gerçeğe yakın olaylar tasavvur ediliyorsa şairin anlattıklarının hemen hepsi de yaşanmış şeyler olmayabilir; fakat yaşanması muhtemel olaylar şairin gönlüne yansır. Şair hayâl olan bu olayları yaşamadan da sanki onu yaşamış gibi anlatır. Şair duyan, hisseden, üzülen, aşığın, yaralının, mazlumun, ezilmişin, gönlünden geçenleri terennüm eden ve onları sanki kendisi yaşamış gibi, okuyanlarına aktaran bir kahramandır. Onun için "şiirleri, şairlerin özel hayatları ile bağdaştırılamaz" diyor. "Öyle olsaydı cinayet romanının yazarının katil, hırsızlığı detayı ile işleyen senaristin soyguncu olması gerekirdi." Diyorsa da bu sözlere yüzde yüz katılmak gerekmez. Hele bu bir şairse, o aşkı gönlünde duyacak, hissedecek, aşkı aşkta bulacak, aşk, sevgi, mutluluk sözleri fısıldayacak bunu her şahsa söyletmek mümkün mü?
Romancı, eleştirmen, senarist aşkı duymadan yazabilir mi? Hiç şüphesiz o sanatçının içinde az da olsa yazdığı duygulardan kıyıda köşede gizli kalmış bir hırsızlık, katillik, soygunculuk, şair için de aşk vardır; çünkü kahramanlık romanı yazan bir yazara, mükemmel bir soygunculuk; dedektiflik romanı yazan bir yazara da gerçek anlamda bir aşk romanı yazdıramazsınız.Yazsa da olmaz.Yunus Emre`nin dediği gibi:
"İşitin ey yarenler, aşk bir güneşe benzer,
Aşkı olmayan gönül, misâli taşa benzer"

Fuzûlî devrin en mükemmel şairi:
"Od ile korkutma vaiz bizi kim lâl-ı nigâr
Canımız bizim oda yanmağa mutad eyledi." "Sevgilinin dudağının ateşiyle yanmağa alışmış olan şaire, cehennem ateşi bile vız geliyor, cehenem ateşi bile onu korkutmuyorsa" , "AŞK" vardır. "Aşk" olmadan yanmak, "sevgi" olmadan kucaklamak mümkün mü? Yanan, tutuşan yüreğinde fırtınaların en delisi, gönlünde soylu kısrakların, küheylanların en başkaldıranı, okyanusların gel gitlerinin ve denizin şiddetli kasırgalarının estiği Şaire Türkan Sönmez DAŞKIN:
"Kadın aynaya ağlıyor, kirpikleri ıslak.
Ayna, kadına ağlıyor, sessiz ve de korkak.
Mahşeri andırıyor duyguları…
Hangisinden başlamalı, neyi anlatmalı?
Neyi anlatmalı sır âlemine, diyor.
Yüreğiinde hâlâ buçuklu yaşların
Heyacanlı coşkusu…
Denizi görmeden dalgadan korkutuldum.
Her tebessüme sınır, her sevgiye yasak!..
Yine buçuklu yıllarda başladı
Yasaklara suskun, baş eğişim…

… Kadın aynaya ağlıyor, hıçkırıklar
Düğüm düğüm..
Ayna param parça, dili lâl,
Derdi, kördüğüm!.."

Şaire Türkan Sönmez DAŞKIN, usta şairlerin bir kaç mısraları ile okuyucusuna sesleniyor. Hey ağzına sağlık aşık, sen ne güzel söyledin derler ya işte, öyle bir şey, dertleri tercüman buluyor… "Ağustosta suya girsem balta kesmez buz olur", "Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır", "Yiğidi kılıç kesmez bir kötü söz öldürür", "Gözüm yaşı değirmeni döndürür", "Dağlar seni delik delik delerim, kalbur alır toprağını elerim", "nedendir de kömür gözlüm nedendir, bu geceki benim uyumadığım", "Yar beni anlamaz dinsiz imansız" dedikten sonra :
Candan geçenlerdir, eren Allah`a
Hakikat yolunda ben bu dergaha,
İsteyerek gelmiş kurbanlar gördüm" diyerek bir bakıma bu yolu bizzat kendisinin seçtiğini anlatıyor Şaire.
Kadın aynaya niçin ağlıyor? Pek tabii aynadaki görüntü kendisi. Kendi görüntüsü kendini ağlatıyor. Niçin?.. En güzel cevabı Üstâd Cahit Sıtkı TARANCI`nın şiiriyle verelim:
"Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allah`ım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz?
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?.."

"Hıçkırıklar düğüm düğüm" niçin bardaktan boşanırçasına gözyaşı, serbestçe, özgürce bağıra çağıra haykırışlar yok da "hıçkırıklar düğüm düğüm?!." Türk insanı mayasında, özünde çığırtkanlığı, nafile feryadı, bağırıp çağırmayı barındırmaz. Onu küçüklük, düşüklük, onursuzluk sayar. Acı ve ıstırabı, alnını kırıştırmadan, yüzünü ekşitmeden, sabırla, bir bardaktan suyu yudumlar gibi mübarek"Hayır ve şer Allah`tandır" addederek yudumlar.Teselliyi:
"Hak şerleri hayreyler
Zannetme ki gayr eyler,
Görelim Mevlâ neyler
Neylerse güzel eyler" sözünde bulup, sineye çeker."Sabırla pişen goruğun" pekmez olacağını bilir. Aslında Şaire DAŞKIN`ın gözünde kendini küçülten, kendini aslından farklı gösteren bu ayna utancından, yalan ve iftira atmadan, koğuculuktan, mübarek bir yaratık olan insanı yine insana aslından farklı göstermiş olmasından dolayı paramparça olup, gönlü "dili" Irak`ta Kerbelâ(Hz.Ali`nin oğulları Hasan ve Hüseyin`in şehit edildiği yer) yakınlarında çıkartılan kırmızı renkli "lâl"yakut, taşı gibi kırmızılaşıp, kanlanmış, yüzü kıpkırmızı olup Şaire`ye yaptıklarından utanmıştır. Muaviye`nin oğulları Yezidiler`in Halifelik makamı için, Hz. Hasan ve Hüseyin`i pusuya düşürerek şehit ettiklerinden utandıkları gibi olduğundan bu olay da "lâl" (kırmızı, kanlı )yakut, sözü ile bize hatırlatılarak işaretlenmiş, telmih edilmiştir. "Derdi kördüğüm" Dertlerinin bütün bunlardan sonra berraklaşıp durulmması düşünülemez. Elbette kördüğüm ve bir çıkmaz olacak; çünkü bunca acı, ıstırap, yakut değerinde dökülen kan, paramparça gönül, düğüm düğüm kilitlenmiş hıçkırıklar ve sonuç çıkmaz sokak, "derdi kördüğüm." olacaktır.
Şaire, Türkan Sönmez DAŞKIN, eşine hitaben yazdığı "Adamım" adlı şiirinde:
-"Döneceğin akşamın kızıllı
Birlikte yaşmak umudum.-
Haberini aldım bugün postadan,
Gam ve keder çadır kurmuş yaylana
Rüzgarların hep poyrazdan esermiş,
Çiğ düşmüş harmandaki daneye.
Olur adamım neler neler olur
Sen kaçsan da dert gelip
Kucağına oturur
Yılan döşü emmiş birileri,
Dillerinin çatal,
Sözlerinin zehrinden belli…"
Şaire DAŞKIN şair olmanın zorluğunu yaşıyor.Hele bu bir de kadın, yani şaire ise işler iyce çatallaşıyor.Memleketten uzakta her şeyden habersiz mutlu çiftin mutluluğuna limon sıkılmak isteniyor.Dedikodular yayılıyor. Şairenin yavuklusu, sevgilisi, eşi, hayat arkadaşı, bir yastığa baş koyduğu kocasının, işleri iyi gitmiyor. Hasatı yığdığı harmanda, buğdaylara çiğ düşmüş.Rüzgarlar istenilen isitikamette değil, dertler duman duman, bir yağmur bulutu gibi yüklenmiş, cisilemekte, bir de sıladan, gam ve kederin çadır kurduğu yaylalardan gelen boz bulanık seller işeri iyiden iyiye bozuyor.
Postacının sunduğu haber her zaman sevinç dolu olmuyor.Bazan da insanı gama kedere, boğuyor.Yolların çalılı, dikenli, çetin düşmanlar elinde pusulu olması kavuşma, birleşme vuslat sözcüğünü gölgeliyor. Sözlerinin zehir, dillerinin çatal oluşlarından anlaşılacağı gibi yılan sütü içen birileri, yılan döşünden emen, beslenenlerin çıkardığı iftiralar, uçurduğu yalan dolan haberler sılada ve ve gurbette ekmeğini çıkartmak için uğraşan iki bahtiyarın yüreklerinde endişe ve keder yaratıyor. Uzakta olan gurbetteki, sıladaki habere inanıyor mu? Hayır; ama endişesi var!.. İçine bir şüphedir düşmüş, ondan kurtulamıyor eline kağıt kalem alıp karalıyor bir kaç satır ve soruyor? "Nedir bu söylyenenler?" Diyor. Cevap basit ve tek sözler "zehir" den ibaret.
Bu defa sıra Şaire`ye geliyor: "Adamım, hüznüm, gerçeğim dinle: Geçenlerde karışık bir düş gördüm, üzerime gece vakti kar yağıyordu.Ben ceviz yaprağı gibi bu yağan kara aldırmadan öylece duruyordum.Vakit çok geç, hava soğuk ve soğuk iliklerimde dans ediyordu."Ben bir şarkı tutturmuş: "Dönülmez akşamın ufkundayım, vakit çok geç; bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçcersen geç" diyordum. Teslim oluyordum, senin beni nasıl anladığına, anlayacağına teslim oluyordum kara, ayaza, ayrılığa…Sonra serçe yavruları yuvalarından çıkıp güneşle birlikte uyandılar:"Bu kadın bize ıslak ekmek yedirdi, yediğimiz ekmeğin hatırına bir kez olsun bakıp hal hatır soralım derken, güneş göğün perdelerini yararak mahmur mahmur gözüktü.Sıcacık bakarken karlar hızla eridi.Parmaklarımdan sular akıyor, yere değmeden düğümleniyor, her düğümden kardelenler açıyor: "Sabret sabret" diye sesleniyorlardı.
Sonra gözlerinden akan kan, damlıyordu yüreğimde kuruyup, savruluyordu. Kuşluğa çeyrek kala ben ağlıyordum ve yarı uykulu, bitkin bir haldeyken sen bana muhtaç, bense sensiz ölürüm; çünkü sen benim yüreğimi elinde tutarsın.Eylülü, kasımı bekleme gel. Ayçiçeği güne, elâ göz sana baksın, karınca kıskaçında buğdayı, benim yüreğim sevdayı taşısın. Adamım, ölüm kadar gerçeğim, kavuşmamız başka baharlara kalmadan hasretleğim, sevdam, bekleme gel!..Serçeler de olmasa rüyada donarım ve korkarım ki bir daha sabaha çıkamam." Onun için bu zehir ikimizden birini almadan acele et gel Adamım.
Türkan Sönmez DAŞKIN "Balkondan Balkona" adlı şiirinide ustalığa doğru adım atıyor, şiiri, şairi, ayak sesinden tanır hale geliyor ve diyor ki:
Dedim: Merhaba komşum, nasıldır hatırın?
Dedi:Ne konuştun bende değil satırın.
Dedim:Havalarda bozuldu sağlığın nasıl?
Dedi:Kürk manto aldınya kasıl ha kasıl.
Dedim:Sıkılıyor canım kahve bahane.
Dedi:Dün bir bağ aldık ki , görsen şahane.
Dedim:Bak çatı akıyor, evimizde sel.
Dedi:Bu ara işim çok, bayramlarda gel…

Balkonumuz yan yanaydı gitmedi sesim.
Kalmadı ki o komşuma artık gidesim!..

Şaire`nin yine eşi için yazdığı "Yiğitim","Gurbete Mektup" şiirinde hece vezninin 6+5 duraklı 11 li kalıbın dillendiriyor ve Şaire`nin şiir uslûbu hakkında bizi aydınlatıyor :
"Bengissu`ya düşmüş aksin yiğidim,
Kıristal kadehten içeyim seni.
Sırılsıklam, nurdan paksın yiğidim,
Her iki âlemde seçeyim seni. "

"…Kardeşimsin arkadaşım can dostum,
Değerini fazla biçtim bilesin
Canımı veririm çürürse postum,
Sözümden dönersem şayet silesin."

YANLIŞLIKLARI DÜZELTİP GÖNDERİYORUM; AMA MAALESEF NİÇİN AYNI YANLIŞLIKLAR ORADA GÖZÜKÜYOR? Ayrıca dört beş aydır sürekli PROFESYONEL YAZARLIK KONUSUNDA YAZIYORUM. ( İstenilen Kitapları gönderdiğim halde!..)
Dikkate bile alınmadığımı hatırlatıyorum.Sebebi?
Selam ve Saygılar
Abdullah Çağrı ELGÜN





Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :

Eylül
6
Eylül
6
İstifa Ediyorum
Ozan OzgurEleştiri Makaleleri • 34 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Eylül
4
Yaşar Nuri Öztürk Hoca`ya Duyurulur
İbrahim Faik BayavEleştiri Makaleleri • 50 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
3
Meb Ayıbı
Harun AltayEleştiri Makaleleri • 35 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Eylül
3
Kartel Ramazan
Tuğba BalcıEleştiri Makaleleri • 51 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
22
Temmuz
23
Şaire Cemile Düzgün`ün Şiirleri
Abdullah Çağrı ElgünEleştiri Makaleleri • 87 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
23
Musa Merdanoğlu’nun Kitabı
Abdullah Çağrı ElgünEleştiri Makaleleri • 88 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
17
Tanzimat Edebiyatı Yazarları
Abdullah Çağrı ElgünEleştiri Makaleleri • 2147 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ocak
30
Türküler Üzerine
Abdullah Çağrı ElgünEleştiri Makaleleri • 1539 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Şubat
17
Sözlü Edebiyat Dönemimiz
Abdullah Çağrı ElgünEleştiri Makaleleri • 1322 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
23
Duran Tamer`in Hayatı ve Şiirleri
Abdullah Çağrı ElgünEleştiri Makaleleri • 1255 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Şubat
3
Yarnâmede Edebî Söz Sanatları
Abdullah Çağrı ElgünEleştiri Makaleleri • 1164 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Beş Kitap Beş Şair (türkan Sönmez Daşkın) 3, Beş Kitap Beş Şair (türkan Sönmez Daşkın) 3 makalesi, Beş Kitap Beş Şair (türkan Sönmez Daşkın) 3 makale, Beş Kitap Beş Şair (türkan Sönmez Daşkın) 3 nedir?, Beş Kitap Beş Şair (türkan Sönmez Daşkın) 3 hakkında bilgi, Beş Kitap Beş Şair (türkan Sönmez Daşkın) 3 makaleleri, Abdullah Çağrı Elgün makaleleri, Beş nedir, Beş makalesi, Beş makaleleri, Kitap nedir, Kitap makalesi, Kitap makaleleri, Beş nedir, Beş makalesi, Beş makaleleri, Şair nedir, Şair makalesi, Şair makaleleri, (türkan nedir, (türkan makalesi, (türkan makaleleri, Sönmez nedir, Sönmez makalesi, Sönmez makaleleri, Daşkın) nedir, Daşkın) makalesi, Daşkın) makaleleri,

edebiyat

Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası


Yeniler
Yeni Hikayeler Yeni Denemeler
Yeni Şiirler Yeni Makaleler
Yeni Yorumlar

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Eğitimde Reform
Erol Sunat
Taş Helvası

Sezer Nişancı
Coğrafyam Karıştı

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Problem Mortgage | Credit Report | Myspace Proxy | Sandossu | Loans | Video | Arkadaş | Saat