Beyezid`in Sonu
16 / 1 / 2008 Çarşamba tarihinde Şaban Kutluca tarafından eklendi, 250 kez okundu...
“Aydınoğlu Gazi Umur Bey İzmir Kalesi’ni St. Jean şövalyelerine kaptırmasından kısa bir süre sonra şehre tekrar hakim olmuş ama kaleyi almaya muvaffak olamadan bir okla şehir edilmişti. Deniz gözleri kalenin kara duvarlarına çakılı birer çakır dikeni gibi donmuştu. Daha cesedi soğumadan kumandanları şövalyelerle anlaştılar ve onların jandarmalığı...” Okuyucu Puanı ;
Beyezid`in SonuAydınoğlu Gazi Umur Bey İzmir Kalesi’ni St. Jean şövalyelerine kaptırmasından kısa bir süre sonra şehre tekrar hakim olmuş ama kaleyi almaya muvaffak olamadan bir okla şehir edilmişti. Deniz gözleri kalenin kara duvarlarına çakılı birer çakır dikeni gibi donmuştu. Daha cesedi soğumadan kumandanları şövalyelerle anlaştılar ve onların jandarmalığında yaşamayı kabullendiler. İşte böyle topraklara sinir olurdu Timur. Otağ bozkır tarzı idi. Tam ortasında büyük sayılacak bir ocak vardı. Tazelenmiş ateşte meşe odunu ara sıra çıtırdıyor, birkaç kıvılcımı Türkistan halılarının üzerine doğru fırlatıyordu. Han Bayezid kara gözlerini ocağa dikmiş, üzerine katran dökülmüş ak başlı kartallar gibi saldırmak isteyip de kalkamayan bir savaşçıya benziyordu. Dudakları kıpırdadı azıcık. Sonra nefes gürültüsünde bir şeyler söylemeye başladı. Kara gözlerindeki pus artmıştı sanki. Şemsülmülk sustu. Timur vezirine dönerek: -“Okuyor.” Dedi. “O tanıdığım en ulu hakandı. Girdiğim bu lanetli macerayı tezden bitirip Çin’i tepeleyeceğim. “ Gözlerindeki karanlığı dağıtmaya çalıştı Bayezid, ama pusu dağıtabildi ancak. Gözlerini ocaktan ayıramadan tok bir sesle konuştu: - “Ben Oğuz Kara Han soyundanım. Soyum Oğuz’un en ulusudur. Sen AÇinaoğlu bir değilsin. Sende kut dahi yok. Allah’ın emri seni bulduğunda soyuna bırakacak bir tacın. Oğullarımın ettiği kavgaya benzer bir kavga için oğullarına bırakacağın bir tahtın bile yok. Nedir senin derdin?” Sesi bir bağırdan yuvarlanan kayalara benziyordu. Ya da Timur’a öyle geldi. Çenesi titredi Timur’un. Ak sakalları daha bir dikeldi sanki. - “Uğursuz Anadolu seferimde bile 6 imparator 37 devlet ve yüzden fazla prenslik ele geçirdim. Sibirya’dan Arzın göbeğine kadar Çin Seddi’nden Adriya denizine kadar beş yzden ziyade kralın tacını bir etmişim. Ben birleştirmişim hepsini. Ben gelene kadar Çağatay Hanları ne iş görürlerdi? Ben Cengiz oğlu değilim. Ben Tatar uğrusu değilim. Ben dünyanın sahibiyim. Bütün mülkümü tek başıma elde etmişim. Senin gibi atadan kalanla değil!” sustu. Öfkelenmişti. Az bir süre sessizce burnundan soludu. - “Altın tahtının saçaklarında 72 kralın kafasını sallandırmışım. Seni dahi affetmişim Bayezid. Ben hiçbir muharebede 6 binden ziyade adam kaybetmemişim. Ama senin askerin 40 binden ziyade askerimi harp meydanında katletti. Ben buna saygı duyarım. Sen Niğbolu’da iken Serendip’deki Müslüman bile sana dua ederdi. Avrupalı kralları esir edip de taht şehrine getirdiğin duyulunca Alem-i İslam ayağa kalktı sevincinden. Ben sana gıpta ederdim. Ancak, Çin’e sefer edeceğim ben Ardımda seni, böyle muntazam bir devleti bırakamam.” Sözleri ihtiyar bir dilencinin sesi ile sarf etti. Bunu sözlerini bitirince fark etti ama çok da önemsemedi. “Yarın namazdan sonra beraber duralım. Muhasarayı idare ederken yanımda ol.” Dedi. Aksayarak çıktı. Vezir Şemsülmülk Timur çıkana kadar kenarda eğildi. Sonra Bayezid’i selamlayıp yine iki büklüm, yine geri geri çıktı. Ertesi gün yağmurlu bir aralık günüydü. Anadolu’nun çoğu yeri kar altında olmalıydı şimdi. Körfezin suları sanki ayrı bir kasvetliydi. Kara kalenin kara burçlarında denize kan kusmaya hazır şövalyeler bir görünüp bir kayboluyorlardı. Kale üç taraftan muhasara edilmiş, denize yalnızca karakol sandalları bırakılmıştı. Sandallara bol macun yüklenmişti. Belli etmeden denize döküyorlardı. Denizden bir yardım gelirse denizi ateşe vereceklerdi. Mancınıklar hazır bekliyordu. Kargılar arabalara yüklenmiş, yaylar gerilmiş bekliyorlardı. Timur’u otağında zannediyordu Bayezid. Sırtına verdikleri zırh ağırdı biraz. Ya da dedikleri gibi gerçekten zayıflıyordu. Haritalarında Sarı Bayır dedikleri yerden bir ok fırladı semaya doğru. Bu işareti Ankara Ovası’ndan hatırladı. Sırtına yük yeniden bindi. Azıcık daha beli büküldü. Gözleri doldu. Karanlık bakışlarını muhasaraya çevirdi. Yüzlerce mancınık top yekun kusmaya başladı. Kale duvarları sarsılıyordu. Mancınıklardan atılan taşlar bir de duvarlarda patlıyordu. Anladı. Büyük küpler barutla dolduruluyor, sonra macunla ıslatılıyor, ateşe verilip atılıyordu. Çarpınca kırılıyor ve barut da ateş alıyordu. Az sonra çok kalabalık bir hassa ile Timur geldi. Herkes rüku edercesine eğildi. Bayezid dik durdu ama son zamanlarda gelen öksürük nöbetlerinden biri daha tuttu yine. Timur selam verdi ama öksürüğe aldırmadı. Nöbet bitince Bayezid’in avucunda bir tutam kan vardı. Hemen testi yetiştirdiler. - “Sana..” dedi Timur, “En kıymetli hekimleri getirtiyorum. Ama sen de iyileşmeyi istemelisin.” Bayezid umrumda değil anlamında omzunu silkti. Dalgalar dökülen macunu kalenin liman tarafına kadar getirmişti. Yardıma gelen kara yelkenli gemiler için deniz ateşe verildi. Deniz tutuşmuş, gemiler tutuşmuş, limana yığılı tekneler tutuşmuş yanıyordu. Kaleden ve denizden yükselen kara duman gökyüzünü kapatmış, karanlık yağan yağmurun altında dünyanın en dehşet verici ordusuna karşı, dünyanın en zalim şövalyeleri direnmeye çalışıyorlardı. Kale kapısı açıldı ama hemen geri kapattılar. Kaleden Türk saflarına kadar ak yeleleri kana boyanmış bir at sırtında taşıdığı başsız bir gövdeyle koştu ve en yakın hendekte tökezledi, yıkıldı. Koştular, şehidi çözdüler. At cesedi götürdükleri tarafa tırısta gitti. Kale burçlarından bir şövalye bağırdı. Sesi gürdü hemen her taraftan duydular. Bayezid ile Timur da duydu. “Ad astra per asperaaaaaa..!” ve hemen ardından kesik bir baş ordunun tam ortasına düştü. Bayezid çevirdi: “Latince konuştu. Zorluklarla yıldızlara kadar dedi.” İkindi vaktiydi. Elçi geldi kaleden. Vire istediler. Timur elçinin kafasını kestirdi. Atının da kafasını kestirdi. Kaledeki bütün şövalyelerin kafasını kestireceğini bir deri parçasına yadırarak kaleye attırdı. Akşama doğru kapılar yıkıldı. İçeride zaten mukavemet gösterecek pek az şövalye kalmıştı. Şövalyelerden esir almadı. Dediği yaptı. Atların bile kafasını kestirdi. Bayezid olanları şaşkınlıkla izledi. Anadolu hakanlarının aylarca uşatıp da alamadığı kaleyi bir günde teslim almıştı Timur. Konstantiniyye’ye yürüse alırdı. Vrupa’ya yürüse alırdı. Ama onu bir Çin sevdası yakalamıştı. Sevdalısında gidiyordu. Ertesi sabah kale Aydınoğlu’na imar ve iskan etmesi bırakılarak yola çıkıldı. Bayezid artık kan kusuyordu. Önden göndedi. Kayseri’ye gidecekler orada tedavisi yapılacaktı. Anadolu’da tek Bizans toprağı olarak kalan Phledelphia (Akşehir) kapılarını açtılar. Hasta hükümda için köşk verildi. Akşam saatlerinde kan kusarak kendisinden geçti. Timur ancak sabah ezanında yetişebilmişti. Bayezid’in gözleri açıktı. Karanlık gözlerindeki pus dağılmıştı. Timur bakıyor ama görmüyor sandı. Yaklaşınca başını salladı Bayezid. Altı ayda sakalları kırlaşmıştı. Timur toplayarak geldi. Koltuk verdiler altına ve çıktılar. Bayezid bir şeyle okuyordu. -“Sen Allah’tan korkan bir adamsın.” Dedi Timur. “Güle güle Ulu Hakan” dedi. Bayezid’in başını sağa çevirdi. Göz kapakları birkaç kez titredi. Burun delikleri açıldı. Uzun zamandan beri tutuyormuş gibi bir nefes verdi. Karanlık gözleri yanında duran işlemeli yastıkta kaldı.” Timur bu sefer daha sessiz mırıldandı. “Güle güle” Ulu Hakan Bayezid ne yüzük takmıştı, ne kaşlı yüzük taşımıştı, ne de kaşlı yüzüğünün altına zehir gizlemişti. Ne de bu zehri yutmuştu. Bayezid’i bir ince sızı tutmuştu.
Eylül
1
Haziran
4
Karagöz İle Hacivat Oğulları
• Serdar Yıldırım • Kültür ve Sanat Hikayeleri • 313 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
18
Mayıs
7
Siyahların Müziği
• Zeynep Akıllı • Kültür ve Sanat Hikayeleri • 430 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
7
Ağustos
21
Ağustos
17
Ağustos
15
Ağustos
10
Tanzimat Dönemi Fikir Hareketleri 2
• Şaban Kutluca • Tarihsel Makaleler • 59 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
4
Tanzimat Dönemi Fikir Hareketleri1
• Şaban Kutluca • Tarihsel Makaleler • 67 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ocak
14
Şubat
5
Ocak
22
Ocak
13
Mart
22 |
![]() |
|
||||||