Beyin Bilimi Nedir?Beyin Bilimi Nedir?Bugün bilimsel bilgi üretimi, finansörlerin kâr edeceğini düşündüğü, sınıfının stratejik çalışmaları üzerine odaklanmıştır. Epistamik cemaatler varlıklarını bu “gelişmeye” dayamışlar veya dayamak istemektedirler. Olayların diliyle konuşma işi olan bilim “bilgi cemaatlerine” bırakılmamalıdır. Bizim üniversitelerimiz de genelde çeviri bürosuna dönüşmüştür; “olağan bilim” döneminin sorunlarını onun-bunun eşi, hatırlı yakını, yandaşı – parasıyla –çocuğuyla ezberleme – ezberletme işlevindedir. Her geçen gün bu kadrolarla bilimsel bilgi üretilemeyeceği kanıtlanmaktadır. İnsanından kopartılmış bilim anlayışına da pek kimsenin aldırdığı da yok! Çağımızın teknolojik gelişmeleri, kafa-kol emeklerini birleştirerek ilerlemektedir. Yetenekler toplumunda üniversitelerin vereceği rütbelere de gerek kalmayacaktır. Bilim ve teknoloji, sınıfının kâr güdüsüyle, “doğa bilimleri at gözlüğü”yle evreni anlama ve dönüştürme işinde uzmanlaşarak gelişmektedir. Yeni çağın bilimsel örgütlenmesi, temelde iki ana merkez etrafında olmaktadır: 1) Atom altı çalışmalar ( Cern gibi. Lepton ve kuarkların ve zıtlarının elementin atom tipini belirlemesi, maddenin enerjiye ve enerjinin maddeye çevrilmesi konuları ile kuvvetlerin yasaları gibi konuları kapsar .) 2) Hücre altı çalışmaları ( DNA-enzim birlikteliğinde canlı çeşitliliği, genom projesi ve beyin araştırmalarını kapsar ) Tüm bu çalışmalar çerçevesinde teknoloji de gelişim bulmaktadır. Bilim doğayı dönüştürerek yeni teknolojiler üretmekte ve sınıfı da kâr amacıyla pazar aramaktadır. Sistemin üç temel çelişkisi vardır: Birincisi, silah sanayine ayrılan bütçeler ile entelektüel teknolojiye ayrılan bütçe çelişmektedir. Silah alınarak tüketici mi vurulacaktır? Yoksa, teknolojik rekabet ortamında ürün hep aynı insanlara mı satılacaktır? İkincisi, robot teknolojisi ve yeryüzündeki insanların % 20’sinin çalışmasıyla tüm mallar üretilebilir. Fakat geriye kalanlar nasıl, hangi parayla tüketebileceklerdir?(5) Üçüncüsü, doğayı kâr için, üretim-tüketim azgınlığı için dönüştürmek iklimleri değiştirmektedir. Üstelik insanın üretim arttıkça teknolojiye-üretime ayak uyduramadığı da görülmektedir. Yani teknolojiyi kullanacak ve geliştirecek insan tıkanıklığı baş göstermektedir. Aktif öğrenme teknik ve modelleri, dil-duyu etkileşim programları (NLP) , çoklu zekâ teorisi (6) ,insan kaynakları danışmanlıkları insan davranışlarının sonuçlarını derleyen, sonuçlardan hareketle, uygulama alanını geliştirmek isteyen bilimsel yeni umut kapılarıdır ancak,“yaratıcılığın şafağı” ütopyalarının temelini dolduramayacak dar öngörülerdir ( bu tezlere karşı temel eleştiri noktamız: İnsan çeşitliliğini ve eğitimin evrensel ilkelerini insanlaşma dinamiğinden bağımsız tutmalarıdır.). Diğer çalışmalar ise hep doğa bilimlerinden insana bakmakla ilgidir: Misal, insan biyolojisinin klonlanması (7)... Bilinmelidir ki insan tıkanıklığı insan biyolojisini kopyalayarak çözümlenemez. İnsan sosyal varlıktır ve topyekün insanlık tarihinin çocuğudur. İnsanın özgül yapısı, toplum biçimine göre şekilleniyor olmasıdır! Bu çıkmaz öngörülmüş olacak ki, insan beyni üzerine çalışmalar ve varsayımlar oluşturulmaya, insanın özü felsefelerinden, beynin odağı var mı? İnsanın genetik şifresi çözümlenebilir ve yorumlanabilirse istenilen insan yapılabilir mi? bilimselliği daha net ortaya çıkmaya başladı. Fakat çalışmalar doğa bilimleri aracılığıyla olduğu için, insan, nöron, gen, dentrid, mutasyon olarak görülmekte, doğa yasalarına uyan bir canlı muamelesi görmektedir. Oysa insanın doğa yasalarının kör güdücülüğünden kurtulması 4 milyon yıl sürmüş ve 35 bin yıldır da tür(8) değiştirmemiştir (tarihlemelerde henüz tam bir uzlaşma yoktur). Doğa ve toplum denkliği yasası, türleri değiştirterek (14 insansı türü kadardır) milyon yıllar sonra kararlılıkla tutunabilmiştir. Doğal eleme yasaları “toplumsal eleme yasaları”na(9) dönüşmüştür. İnsan türünün değişimi toplum biçimin değişimidir. İnsan da bu değişime uyum sağlamak için beynini kullanır; beyniyle uyum geliştirir. Böylece beyin bilimimiz “19.yy.da baş gösteren doğa bilimleri-toplum bilimleri bütünleşmesi sorununun, 21.yy.da karşımıza çıkan çekirdek altı bilimlerinin bütünleşmesi sorununda kilit noktadadır”. Beyin bilimi, Tarih biliminin alt dalı, sentez bilim ( doğa ve toplum bilimlerinin çarpıştığı temel alanlardan birisi )olarak düşünülmelidir. Beyin bilimi, sınıfsal ve tarihsel bir sorun olan “bilimsel eğitim projelerinin mihenk taşıdır”. Beyin bilimi, bu yüzyılı algılamada ve eskiye ait ne varsa çağımızı aydınlatan tüm kriterlerin süzgecidir. Beyin bilimi, insanın, toplumun ve beynin gelişim yasalarının yol göstericisidir. İnsanlık sancılı yoldan da olsa hem doğanın hem de toplumun, insanın gelişim – değişim yasalarını kendi kontrolüne alma bilgeliğine erişmektedir. Doğa insanlaşırken insan da doğadan kopma noktasına gelmiştir. Üretim-tüketim anarşisi ve azgınlığı, insan ve doğa denkliğini havaya uçurma pahasına gelişmiştir. Son elli yılda görüldü ki, insan üretime denk değildir. Üretim geliştikçe insan da aynı hızda gelişememektedir. İnsanın denkliği doğayladır. Doğa ne kadar öngörüsüz ve kâr güdüsüyle dönüştürülürse insan o kadar insanlaşma dinamiklerinden yoksun kalmaktadır. Beyin bilimi bu öngörüyle ve amaçla insan beyninin en verimli kullanma yollarının imarlaştırılacağı üniversitelerin ilgili bölümlerinde okutulmalıdır(10). * * * Gazetelerde, dergilerde beyin üzerine çalışmalarda her gün yeni haberler yer almakta. Konu her gün “gören için” hep aynı noktada düğümlenmektedir: “Eskiden bilişsel gelişimin 12 yaşında tamamlandığı düşünülüyordu. Ergenlik dönemindeki çocukların beyinlerini son görüntüleme teknikleri yardımıyla inceleyen bilim adamları, ergenliğe adım atan çocuğun beyninin tam olarak gelişmediğini pek çok bölümünün kapsamlı bir değişim geçirdiğini tespit etti. Bir görüşe göre beynin gelişimi 25 yaşına kadar sürüyor.”(11) Beyin bilimine doğa bilimlerinden bakılınca sorun farmakolojiye havale edilir. “Madem beynin haritasını biliyoruz, normal – anormal beyin yapısının anlaşılabileceğini müjdeleyebiliyoruz”(12), mademki “anatomik olarak beynin bilinmeyen yeri yok”(13) şu halde sorunlar ilaçla tedavi edilebilir. Doğa bilimlerinin reçetesinden bakıldı mı insanın, beynin ve toplumun gelişim yasalarının doğayla bütünlüğü, teknoloji toteminden görünmez olur. İnsan binlerce yıl doğanın doğal bir eki gibi yaşayarak beyinsel gelişimini en sağlıklı yoldan gelecek kuşaklara iletmiştir. Doğayla bütünleşmemiş örgütlenme yoluna sapıldığında konularımız daha yıllarca şunlar alacaktır: “2015’te iki kişiden biri alerji olacak. Araştırmaların söyledikleri doğru çıkarsa, 2015’te arı sokması gibi alerjiler yüzünden yaşam kayıpları çoğalabilecek”(14) , “Çevre kirliliği ikiz doğurtuyor”(15). “Antidepresanlar aşkı da öldürüyor”(16) . “Kıyamet alameti: Küresel sıcaklığın 1.5-5.8 derece yükselmesiyle 1 milyondan fazla canlı türü tarihe karışacak. Isınma sonucu yüksek kesimlere ulaşamayanlar için yaşam son bulacak.”(17) . Beyin bilimi doğa bilimlerinin toplumsal eksikliğini, toplum ve doğa denkliği ile törpüleyeceği “yaşam bilimi”mizdir. BÖLÜMÜN NOTLARI (1) Cumhuriyet, Bilim Teknik , sayı 409, Eylül 1994 , A. Toffler, espresso röportajı çev. Dr .İsmail Kılınç, Courrier International (2) Karşılaştırma için bakn.: Tanilli, Server, İnsanlığı Nasıl Bir Gelecek Bekliyor, Adam yay., 5. bask., İst., sf : 261-266 (3) İstanbul Politikalar Merkezi 2. Dilek Sabancı Araştırma Ödülü “Türkiye’de Eğitimin Finansmanı” konusunda yapılıyormuş. Son katılım tarihi : 30.12.2004 (4) Max Planck, Scientifici Autobiography (bilimsel özyaşam ) çev.F.Gaynor Nevyork,1949 s:33-34’ten aktaran Kuhn S. Thomas, Bilimsel Devrimlerin Yapısı, çev. Nilüfer Kuyaş ,Alan yay.mayıs 2000 ,Ist. ,s:215 (5) Milliyet, 10.04.1996, Le N. Observateur,röportaj, Chantal de Rutter (6) Mithen Steven, Aklın Tarih Öncesi, çev. İrem Kutluk, Dost yay. Ankara, Aralık 1999. Kitapta, çoklu zeka teorisi, insanlaşma süreciyle temellendirilmektedir. Konunuz İnsan olunca isterseniz matematikle uğraşın temele, genetik ve antropolojik atalara kadar gitmekzorunda kalırsınız. İnsanlaşmada temel dinamik nedir ? konusunda Marksizm’in “alet kullanma ve dik yürüme”, Freud’un “cinsel yasaklılık” tezi, Evelyn Reed’in “sosyal yasak olarak yamyamlık yasağı(yemek yasaklılığı)”, Darwin’in “doğal eleme yasası”, P.Kropotkin’nin “karşılıklı yardımlaşması”, S.Mithen’in “kalabalık olma” tezlerini tartışmak bu yazının konusu değildir. Konuyla ilgili tezimizin özeti ileriki notlarda açıklanacaktır. (7) Dolayısıyla, “İnsanları kopyalama zamanı mutlaka gelecektir. Giderek karmaşıklaşan sorunların çözümü için dünyanın olağanüstü insanlarının kopyalanmasına ihtiyacı vardır.(JAMES WATSON 1971) sözü tam adamını (doğa bilimlerini) bulur.Çünkü insana doğa bilimleri gözüyle bakmak maalesef , toplumların, beynin gelişimyasalarını görmezlikten gelmek demektir.İnsanın gelişim yasalarını biliyorsak uygulama mücadelesi verilmelidir. Haliyle bu konudaki tepkimiz şu olmamalıdır :Bilim daha ileri giderek peygamberleri kopyalamayı düşünürse ne olacak ?” (Mısır El Ezher Üni. Prof. Dr. Abdulmuti Bayumi ) veya “Aklın bir sınırı vardır. Orada durun.” İngiltere Kiliseler Birliğinden Roslin Enstitüsüne uyarı. ) (8) Tür: Türleşmenin temel karakteri iki farklı canlının üreyememesidir.John Maynard Smıth , Evrim Kuramı , Çev.Hüseyin Portakal , Evrim yay., Ocak 2002, s:291-297 (9) İnsan olmanın çekirdek altı, beynimizin odağı veya insanlık düğümü hep aynı temellendirişin ifade ediliş tarzlarıdır.Toplumun çekirdek altı düğümü ,devir-daim (Siklus) temeli: Cinsel yasaklardan doğan ve sosyal yasaklarla beslenen enerjinin, toplumcul işlerde kullanılmasıyla, tatmin edilmesiyle, meydana gelen “yücelim”in kararlılığıdır.Sürüyü topluma, bireycil bencilliği toplumculuğa dönüştürme etkinliğidir. Cinsel yasaklılık ve yücelim en temel yapımızdır.Temel zembereğimizdir. Antropolojik ve genetik atalarımızın beyninde sentezleşmiş “yaşama ve üreme genlerini” dönüştürme etkisidir. İnsan kuruluşunun düğümüdür.İnsanlık tarihi boyunca bu temel eğilip bükülmüştür (ve baki kalmıştır).En temel uyum mekanizmamızdır. “TEMEL ZEMBEREK≡ TOPLUM + KİŞİ (BEYİN) + ÜRETİCİ GÜÇLER (TEKNİK ,COĞRAFYA,GELENEK-GÖRENEK (TARİH),İNSAN) ≡ TOPLUMSAL ELEME . TOPLUMSAL ELEME≡ DOĞAL ELEME” (Şaşmaz, Süleyman, Denklik Yasası, Dip,engin matbaacılık,Nisan 2002 ) (10)Beyin bilimi yıllık planı taslağı üniversitelerin ilgili bölümlerine göre değiştirilebilir, ancak, “beyin bütünlüğü” bozulmamalıdır. (11) Cumhuriyet , B.T., 19.06.2004 , sayı : 900 , Time, 07. 06.2004’ten aktaran Reyhan Oksay , “ Gençler niçin taşkınlık yapar”. Bu yazıda beynin anatomik yapısıyla ilgili bilgiler de yer almaktadır. Sanki durduk yerde beyin gelişim gösteriyormuş gibi anlatılıp, şaşkınlık belirten bu bilim adamları tarihten kopuk insan gelişiminin olamayacağını hiç düşünmüyorlar! (12) 28.07.2003 NTV televizyon kanalının teleteksi. (13) 13.12.2003, Gün be Gün programı ( Hakkı Devrim’in programı ), Prof. Dr. Necmettin Pamir ile insan beyni üzerine söyleşi . (14) Milliyet,11.02.2004, Dış haber servisi , “ 2015’te iki kişiden biri alerjik olacak”, araka sayfa . (15) Milliyet ,26.05.2003 ,Dış haber servisi ,Çevre kirliliği ikiz doğurtuyor”, arka sayfa. (16) Milliyet, 05.05.2004, Dış haber servisi , “Antidepresanlar aşkı da öldürüyor”, arka sayfa. Aşkın tarih maddesi ancak insanlaşmanın dinamiğiyle ÇÖzümlenebilir. Zira ,aşk sadece insana ait bir olgudur ve her insanda da farklılık gösterir.Kiminde aşk totemdir , ki ilkel toplumların hiçbirinde anladığımız anlamda aşk yoktur. Aşk kimisi için erkek , kimisi için kadın , kimisi için de müziktir… Doğa bilimcileri aşkın kimyasını bulduk diyerek biraz seratonini, biraz depomini , biraz noreprefrini , testesteronu-östrojeni, oksitoksini aşk maddesi tezini görüş diyerek ortaya atmaktadırlar. Oysa, ilkel toplumlarda aşkın neden bizim anladığımız gibi olmadığını inceleme gereğini duymazlar. Çünkü ,doğa bilimleri insanlık tarihine kapalıdır.Bunca yıl atıştıkları Marks’ın üretici güçler teorisiyle yüzleşmek istemiyorlar. Toplum tarihinin, beyin - insan tarihinin gelişim- değişim yasalarıyla uğraşmak yerine Darwin’in doğal eleme yasalarını insana da uygulatıveriyorlar. İnsanla hayvan ayırtını niceliksel kabul ediyorlar.Ayrımın niteliksel olduğunun kanıtı , doğa ve toplum yasalarını kendi kontrolümüze alma bilgeliğine erişmiş olmamızdır. (17) Milliyet , 09.01.2004, “Kıyamet Alameti”, arka sayfa.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Beyin Bilimi Nedir? isimli yazı, Gürkan Adam tarafından 10/10/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
3
Artık Yeter Bölmeyin Bizi!
• Ali Furkan Karakoyunlu • Başkaldırı Denemeleri • 30 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
2
Kasım
30
Fare Çuval Meselesi
• Ali Furkan Karakoyunlu • Başkaldırı Denemeleri • 48 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ekim
29
Türk’ün Felsefeyle İmtihanı (kısa Film Senaryosu)
• Gürkan Adam • İronik Hikayeler • 176 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ekim
21
Toplam Kalite Yönetimi ve Genel Eleştirisi
• Gürkan Adam • Eleştiri Makaleleri • 182 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ekim
4
Bir İstifa Dilekçesi Örneği
• Gürkan Adam • Eleştiri Makaleleri • 2259 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
4
Organik Ağa (kısa Film Senaryosu)
• Gürkan Adam • İronik Hikayeler • 248 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Temmuz
31
Kansız Oldu! Birinci Cumhuriyeti Gömdük Netekim!
• Gürkan Adam • Siyasi Makaleler • 347 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ekim
10
Yaşlı Adam ve Deniz(kısa Film Senaryosu)
• Gürkan Adam • Yaşamdan Hikayeler • 2585 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Ekim
4
Bir İstifa Dilekçesi Örneği
• Gürkan Adam • Eleştiri Makaleleri • 2259 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
10
Momentten Önce(kısa Film Senaryosu)
• Gürkan Adam • Başkaldırı Hikayeleri • 1922 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
23
Sıralara Kazınmış Hayatlar(kısa Film Senaryosu)
• Gürkan Adam • Dostluk Hikayeleri • 1891 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
14
Duyuyor Musun?(kısa Film Senaryosu)
• Gürkan Adam • Dostluk Hikayeleri • 1806 kez okundu. • 3 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||