Bibi Hatun Külliyesi ve TimurBibi Hatun Külliyesi ve TimurAbdullah Çağrı ELGÜNÖZBEKİSTAN/Semerkant BİBİ HATUN KÜLLİYESİ ve TİMUR Semrkant’taki Bibi Hatun Külliyesi’ne girdiğimizde ulvîyetin, insan ruhunu dinlendiren doyumsuz haz ve lezzeti ile mestolduk. Ruhumuz oradan bir türlü ayrılmak istemiyordu; lakin zaman azdı ve gezeceğimiz daha çok yerler vardı. Anlatılanlara göre, bu külliyeye, Hâkan Timur döneminde başlanılmış; ancak Uluğbek’in tek başına hükümdar olduğu dönemde bitirilmişti. Muhuteşem bir eser olan külliye Özbek Türkü’nün mimarî tarzını ve mahâretini de ortaya koyuyor. Timur Han bu tür eserlere büyük önem vermiştir. Kendinin takvâ sâhibi Müminlerden olduğunu, karakterinin doğruluk, adâlet, ihtişam üzerine kurulduğunu rehberimiz Molla Ahmet belirtmektedir. Ayrıca tarihçiler de bu konuda birleşirler. Evliyâ Çelebi “Seyahatnâme” adlı eserinde Timur’la ilgili olarak şu kıssaya yer vermiştir1. “Antalya şehrini kuran Hâbib-i Neccar, Hz.Yahya ve Hz. İsâ dönemlerinde yaşamış. Bâzı tarihçilere göre Hz. İsâ aleyhiselâm’ın halifelerindendir, ve havârilerin başıdır. Bazıları da nebidir derler... ....Habîb-i Neccar’ın kabri, kale içinde yüksek bir kaya üzerinde , mesire yeri olarak kullanılan bir yerdeki türbede bulunmaktadır. Timur’un buna bakarak tâze hayat bulduğunu söylerler. Habîb-i Neccar şehit olduğundan beri, kabri üzerinde gece ve gündüz ışık sönmemiştir. Timur, Şam’ı fethedip yerle bir etmek için sefere çıktığında, Humus şehrinde Hz. Osman’ın kufî yazı ile yazmış olduğu Kur’an ile karaşılaşınca Şam ülkesi ve ahâlisini affedip harab etmemiştir.2 ” Bu kıssadan hisse de Timur Han’ın bazılarınca zannedildiği gibi acımasız, gaddar biri olmadığı hususunda, bizlere bir fikir vermektedir. Kaf Dağları’nın ardındaki hayâl perdesi kalktığından beri kimilerince esrarlı, nice sırların günışığına çıktığına şahit oluyoruz. Bilge ve Kültiğin Kağanlar, Vezir Tonyukuk, Edip Ahmet Bin Mahmut, Hoca Ahmet Yesevî, Kaşgarlı Mahmut, Dedem Korkut, Hacı Bektaşî Velî, Yunus, Ali Şir Nevâî gibi müşterek değerelerimizin yanında milletimizin yetiştirdiği ünlü düşünür, filozof, mizah üstadı Hoca Nesreddin de buralarda tanınan bilinen ve saygı duyulanlardan biridir. Hoca Nesrettin, tüm Ortaasya’da da tanınmakta fıkraları dilden dile dolaşmaktadır. Özbekistan Türkleri bizim Nasreddin Hoca’yı: Molla Nasreddin, Nasreddin Apendi, Molla Ependi gibi telaffuzlarla anıyor. Eminim ki Cengiz Han’ın 44 milyon kilometre kare, Osmanlının 24 milyon kilometre kare3 toprağının en üçra köşesinde de Hoca Nasrettin’in bir çok fıkraları bilinmekte ve dilden dile söylenmekteydi. Kafkas Türkleri de bizim Nasreddin Hoca’yı çok iyi tanıyorlar. Özellikle Özbek Türkleri Molla Nasreddin ile ilgili bir çok fıkrayı biliyor ve bize mihmandarlıkları esnasında, bunlardan birkaçını anlatıyorlardı. Biz de yeri gelmişken Timur’un Nasreddin Hoca ile olan ilişkisine ve onun bir kıssasına değinmeden geçmeyelim: “Nasreddin Hoca, Timur’un sohbetlerinde bulunmuş, kendini Timur’a sevdirmiş bir zattı. Birgün Timur Hoca ile hamama gidip, birer futa(peştemal, havlu) ile yıkanırlarken Timur: “-Hoca Efendi! Ben ki cihana hükmeden bir pâdişahım; satılmam lâzım geldiğinde beni kaça alırsın?” der. Hoca: “-Kırk akçeye ancak alırdım.” Cevabında bulunur. “-Behey Hocam! Benim futam kırk akçe eder!..” Hoca: “-Yaa!..Zâten ben de kırk akçeyi futaya veriyorum. Yoksa senin gibi biri ne işe yarar.” der. Timur Hoca’nın hazırcevaplığından hoşlanır, kendisine ikram ve iltifatlarda bulunur.4 Özbekistan, ne Kırgız Türkleri’nin ne Kazak Türkleri ne de Yakut Türkleri’nin memleketlerine benziyor!.. Kazakistan’da bir yıldan fazla yaşadığımız “Abaya Pravda” semtinde aylardır ezan sesi duymamıştık. Kazakistan’ın eski başkenti Almatı’da 1995 yılında topu topu bir iki mescit ve Hoca Ahmet Yesevî Hazreteleri’nin Medresesi ayakta kalabilmişti; ancak Özbek Türkleri’nin yaşadığı mekân, tam bir kültür şehri idi... Hepsi bizim için birdi. Canları kanları bir kardeşlerimizdi; ama Özbek Türkleri’nin Allah’ın birliğine şahit edercesine haşmet ve ihtişamla gökyüzüne uzanan, yemyeşil çini işlemeleri, ağaç oymacılığı şaheserler, han, hamam, camii, şadırvan, tuvalet kısaca bir çok külliye, kabristanlar, rasathane, Serdar Medresesi, Bibi Hatun Külliyesi, Şah-ı Zinde, Sahabilerin Kabirleri, Uluğbek Akademisi, Alp Er Tunga’nın, Tumur ve atalarının kabiristanı ...vb. insan ruhunu ayrı bir tat, coşku, ulvî bir haz ve cezbeyle sarsıyor. Bu ulvîyet karşısında göz pınarlarına sığmayıp taşan, berrak ve ılık gözyaşlarımız o mübarek topraklara yuvarlanırken toprağa kapanıp hüngür hüngür ağlamaktan kendimizi alamıyoruz... Benim içinde yıllarca yaşadığım vatan toprağım, Kayseri, Konya, Erzurum, hele İstanbul, İstanbul her 500 metre ötesine bir cami sığdırılmış memleket şehirlerim, Türkiye’den koparılmış da buraya Özbekistan’a getirilip konulmuştu. Öylesine benim öylesine benden bir parçaydı. Kısaca burası Türkiye idi... Bir yıldır özlediğim burnumda tützen vatan toprağı, camilerim, medreselerim dinî ve millî bakımdan kutsal ne varsa burdaydı... Bizler Özbekistan topraklarında gezerken kendimizi Türkiye topraklarında gezer gibi hissetemenin hazzını yaşadık. Annemizin, babamızın, kardeşlerimizin yanlarında imişcesine Özbekisitan’ı bahtiyar dolaştık. Atalarımızın o muhteşem âbidelerinin bunca yılların bakımsız; ve âdetâ terkedilmiş senelerine, soğuğuna, karına, rüzgarına, depremlerine inatla direnmiş şaheserlerini görmenin mutluluğunu yüreklerimizde hissederek oradan ayrıldık.
Telif Hakkı Uyarısı Bibi Hatun Külliyesi ve Timur isimli yazı, Abdullah Çağrı Elgün tarafından 02.10.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Nida Kara yazıyı tebrik etti...
Selim Uyar yazıyı tebrik etti...
Halis Gürses yazıyı tebrik etti...
Hayal Sun yazıyı tebrik etti...
Aralık
3
İrak Savaşı Başlamadan Yazılmış Bir Makale
• Tolga Akpınar • Eleştiri Makaleleri • 28 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
29
Kasım
29
Kasım
27
Bizimle Başa Çıkamazsınız
• Rasim Canbolat • Eleştiri Makaleleri • 76 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Kasım
27
Kasım
6
Ahmet Ayaz’ın Sanatı Üzerine Düşünceler
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 156 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
14
Jeopolitik Türkiye
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 190 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
14
Bu Benim Memleketim
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 161 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ekim
2
Bibi Hatun Külliyesi ve Timur
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 154 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
18
Erbay Kücet’in Hayatı ve Eserleri
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 175 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
17
Tanzimat Edebiyatı Yazarları
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 4121 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
17
Sözlü Edebiyat Dönemimiz
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 2502 kez okundu. • -1 kez yorumlandı.
Şubat
17
Kafiye(ayak Uyak)
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 2365 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ocak
30
Türküler Üzerine
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 2022 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
23
Duran Tamer`in Hayatı ve Şiirleri
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 1655 kez okundu. • 1 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||