Bilgi/felsefe ve İlim Teorisi HakkındaBilgi/felsefe ve İlim Teorisi HakkındaDünyada buna benzer…Adeta uyuyan kişinin gördüğü hayallerdir. (Mesnevi. Cilt IV:3654) Bilgi, insan zihninin eşya ve hadiselere yönelik kavrama faaliyetinin ürünüdür. Genellikle konuşma diline ait kelimelerle veya mantık ve matematik sembolleriyle ifade edilebilen bilgi, doğruluğu deney ve gözlemden bağımsız “apriori” veya gözlem ve deneyle ilişkili a “posteriori” önermelerin muhtevasını oluşturur. Felsefe ve psikolojide önermeler şeklinde ifade edilebilen bilgi, bir önermenin doğru olduğunu bilme keyfiyetidir. Dille ifade edilebilir oluşu mecburi sayılmasa da, bilginin doğru olması kesin bir zorunluluktur. Alfred J. Ayer’in ifadesiyle bilgiden söz edilebilmesi için, “bilindiğine öne sürülen şeyin doğru olması, öne süren kişinin bundan şüphe duymaması ve şüphe duymamakta da haklı olması gerekli ve yeterlidir. Bilgi felsefesi alanında ortaya çıkan temel meselelerden ilki (bakış açılarındaki zıtlıklar sebebiyle) dış dünyanın gerçekliği meselesidir. Bilginin nesnesinin gerçek olup olmadığı dış gerçeklikte bilgi muhtevasının bir karşılığının bulunup bulunmadığı, zihinde mevcut dünya imajı ile öznenin onu bilmesinden bağımsız olarak varlığını sürdüren dış dünyanın birbirlerine ve ölçüde uyduğu, bu temel meseleye bağlı olarak ortaya çıkan problemlerdir. BBC tarafından İngiliz halkına felsefeyi tanıtmak ve sevdirmek gayesiyle hazırlanan on dokuz bölümlük bir dizinin birinci programında sunucu Bryan Maggee ile felsefe tarihçisi ve filozof İsaiah Berlin felsefeyi şöyle tanımlarlar: “Felsefenin temel konuları inanç ve düşünce sistemlerinin temellerini analiz eden ilginç sorulardan oluşur. Felsefenin temel konuları, inanç ve düşünce sistemlerinin temellerini analiz eden ilginç sorulardan oluşur. Felsefenin sahasına giren soruların en belirgin vasfı, cevaplarının nereden, nasıl bulunabileceğinin tarafımızdan bilenememesidir. Adalet nedir? Her olay kendinden önceki olay tarafından mı belirlenir? İnsan, niçin vardır? Mutluluk mu önemlidir yoksa mutluluğa götürmese bile sosyal adalet mi, yoksa bilgi mi? Ve benzeri sorular… Felsefenin temel konuları olan bu soruları cevaplandırmak gerçekten çok zordur. Bilimin, matematik ve mantığın sahasına giren sorulara karşılık bulunması nispeten kolaydır. En azından bunların çözüm yolu bellidir. Mesela, insanoğlunun çevresini anlama ve denetleme çabaları esnasında karşılaştığı problemlerin cevabı, ölçme, gözlem veya deney yoluyla “dünyaya bakarak” bulunabilir. Formel disiplinler olan matematik ve mantıkla ilgili soruların cevabı, sistemin aksiyonları ile teoremleri arasındaki iyi tarif edilmiş işlemlerde ortaya konabilir. Ama Hak nedir? gibi bir soru, ne dünyaya, ne de aksiyomatik bir sistemin birimleri arasındaki ilişkilere bakılarak cevaplandırılabilir. İşte bu tür soruların cevaplarını filozoflar araştırır. Bu açıdan felsefe akla gelebilen her türden kavramları ve insanların muhtemel bütün faaliyetlerini kuşatan bir disiplindir. Fakat ortaya şöyle bir soru ortaya çıkar ki, bir insanın düşüncelerinden gelen bilgi, kendi nefsinden ve hayal dünyasından geldiğinden dolayı söz konusu açıklayıcı bilgileri kendi istekleri ve hayal dünyasından gelip gelmediği, bilinçaltında oluşan şeylerin söylediği sözlere etkisinin olup olmadığı nasıl anlaşılır? (Nefs:Ar. 1.Ruh:Dinlerin ve dinci felsefelerin insanda vücuttan ayrı bir varlık olarak kabul ettiği öz, tin. 2. Benlik: a) Bir kimsenin öz varlığı, kişiliği, onu kendisi yapan şey, kendilik, şahsiyet. b) Kendi kişiliğine önem verme, kişiliğini üstün görme, kibir, gurur. 3.Ego (lat.ego, fel. Ben) Günümüzde önemli olmayan zannettiğimiz bazı şeylerin aslında önemli olduğunu söyleyen dünyaca kabul edilmiş bir düşünür olsa idi, insanların genel kanaatleri nasıl olurdu? İbn-i Arabi’nin Fütuhat-ı Mekiyyesi’nde ilim ve teorik ilim hakkında şöyle demiştir. “Hibeleri yüce ve ihsanları büyük Allah ile baş başa kalan himmet sahibi adına, yeryüzünde söz söyleyen herkesin habersiz olduğu bilgiler meydana gelir. Hatta bu hale sahip ıknatab akılcılar ve kanıttan hareket edenlerin tümü, ona açılan ilimlerden habersizdir. Çünkü söz konusu ilimler, teorik aklın ötesindedir. İlimler üç kısımdır: Birinci kısım, akıl ilmidir. Bu ilim, insanda zorunluluk hükmüyle gerçekleşen veya delilin yönünü öğrenmek tarzıyla delilin yönünü öğrenmek tarzıyla delili incelemekle gerçekleşen ilimlerdir. Bu ilmin kuşkuları da kendi cinsindendir. Bu nedenle, nazar (teorik düşünce, araştırma) hakkında şöyle derler: Bir kısmı doğru, bir kısmı yanlış! İkinci ilim haller ilmidir. Haller ilmi, sadece zevk (yaşama, tatma) oluyla elde dilebilir. Dolayısıyla akılcı kişi, onu tanımlayamaz ve öğrenilmesi için kanıt ortaya koyamaz. Balın tatlılığını, sıbır otunun acılığını ve cinsel ilişkinin hazzını bilmek; aşkı, coşkuyu, arzuyu ve bunlara benzeyen şeyleri bilmek, bu kısma girer. Bu gibi ilimler, kendileriyle nitelenmeden ve tatmadan öğrenilemeyen ilimlerdir. Sahiplerinde bu ilimlerin taşıdığı kuşkular da, kendi cinslerinden olan kuşkulardır. Söz gelişi, tatma duyusuna acı safra baskın gelen kimse balı acı hisseder, hâlbuki bal acı değildir Burada tatma duyusuna temas eden şey sadece safranın acılığıdır. Üçüncü ilim, sır ilimleridir. Sır ilmi, aklın gücünün üzerindeki ilimdir. Başka bir ifadeyle, Ruhu-l – Kuds’ün sırr’a üflediği ilimdir ve peygamber ve veli o ilme tahsis edilmiştir.” (Sır ilimleri de kendi ikiye ayrılır: Bkz. Fütuhat-ı Mekiyye /İbn-i Arabi) “Filozofun bütün bilgileri geçersiz değildir. Bilhassa Hz. Peygamber o bilgiyi dile getirmişse aynı mesele filozofta da doğru olabilir. Bu durum, özellikle hikmetler, arzular ve nefsin tuzaklarından ve iç kötülüklerinden kaçınmakla ilgili görüşlerinde böyledir. Bu konularda gerçekleri bilmiyor isek, bu belirli meselede filozofun görünüşünü benimsemek ve onu doğru saymak zorundayız. Çünkü peygamber veya bir sahabesi veya İmam Malik veya İmam Şafii veya Süfyan es Sevri onu söylemiş olabilir.” “Filozofun dinsiz olduğu iddiana gelince, bir insanın dinsiz olması söylediği her şeyin geçersiz olduğu anlamına gelmez. Bu durum, bütün akıl sahiplerine ilk bakışta anlaşılacak bir husustur. Böyle bir meselede sufiye karşı çıkmakla bilgiden, doğruluktan ve dindarlıktan çıkmış, bilgisiz, yalancı, iftiracı, aklı ve dindarlığı kıt, düşüncesi bozuk sapkın insanların yoluna girmiş oldun. Bir düşün: Gördüğün bir rüya o bilgileri sana getirseydi, onların sadece bir yorumcusu ve anlamlarının araştırıcısı olmaz mıydın? Sufinin sana getirdiği şeyleri de al ve nefsine ‘pek az eğil’, algı mahallini sana gelen şey için boşalt ki, onların anlamı sana da gözüksün. Böyle davranman, kıyamet günü “Biz bundan habersiz idik, dahası zalim olduk”/ El Enbiya 21/97 demekten daha hayırlıdır. Binaenaleyh dile getirildiğinde estetik bir değer taşıyan (kulağa güzel gelen), anlaşılan ya da zihne yaklaşan (akledilir olan) ve onu duyan anlayışlı insanda bir tat meydana getiren her ilim teorik ilimdir. Çünkü o bilgi, teorik aklın algı alanındadır ve –araştırırsa- akıl tek başına onu öğrenebilir. Bir ilim bu özelliklere sahip değilse o zaman, sır ilimlerindendir. Çünkü sır ilmi açıklanmak istenirse çirkinleşir, akıllar tarafından algılanmaya direnir ve belirsizleşir. (Bkz: Hallac-ı Mansur) Muhtemelen tutucu-zayıf akıllar onu anlamsız diye bir kenara atar. Bu nedenle bu ilim sahibi bilgisini çoğunlukla örnekler vererek ve şairane söyleyişlerle aktarır. (Bkz: Hz. Mevlana)
Telif Hakkı Uyarısı Bilgi/felsefe ve İlim Teorisi Hakkında isimli yazı, Emre Sahin tarafından 24.08.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Zeynep Tümöz yazıyı tebrik etti...
İlyas Koyuncu yazıyı tebrik etti...
M.furkan Durgun yazıyı tebrik etti...
Ekim
4
Özdemir İnce`ye Mektup / 3
• İbrahim Faik Bayav • Felsefi Makaleler • 191 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
29
İslami Kesim Olabilmek
• İbrahim Faik Bayav • Felsefi Makaleler • 252 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Eylül
9
Semud Battı Ya Sonrakiler!
• İbrahim Faik Bayav • Felsefi Makaleler • 216 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ağustos
24
Bilgi/felsefe ve İlim Teorisi Hakkında
• Emre Sahin • Felsefi Makaleler • 125 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
22
Filozofların Evrenin Yaratıcısını Kanıtlayamamalarına Dair (1) ve Sorular
• Emre Sahin • Felsefi Makaleler • 167 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Aralık
4
Aralık
3
Eskilerden Anılar ve Mektup
• Emre Sahin • Hayata Dair Denemeler • 15 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Aralık
1
Aralık
1
Ağustos
22
Filozofların Evrenin Yaratıcısını Kanıtlayamamalarına Dair (1) ve Sorular
• Emre Sahin • Felsefi Makaleler • 167 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Ağustos
24
Bilgi/felsefe ve İlim Teorisi Hakkında
• Emre Sahin • Felsefi Makaleler • 125 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
28
Eylül
6
Gülüşlerimin Hüznünün Hikayesi
• Emre Sahin • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 74 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
29 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||