Bilgiç Dayı`dan Nükteler 33 (216 / 220)
216) DAĞDAKİ, YASAYI BİLMİYOR
Dağlara çıkıp devlete meydan okuyan kişiler vardı ya! Bunları dağdan indirmek için, bir takım düzenleme yapılması isteniyordu. Devletin Yetkilisi, ``Olmaz`` dedi. ``Kimse bizden, dağdakini ovaya indirmek için yeni düzenleme yapmamızı beklemesin!`` Devlet Yetkilisi, sonra devam etti; ``Mevcut yasamız, pişmanlık gösterip aşağı geleceklere iyi imkanlar sağlıyor. Ama yazık ki örgüt elemanları bu yasayı bilmiyor`` dedi.
Dağa çıkmışların etkisizleşmesini bekleyip duran vatandaşlar, Bilgiç Dayı`ya geldiler. O`na;
``Söyle bize Bilgiç Dayı!`` dediler. ``Dağa çıkmış kişiler, kendilerine iyi imkan sağlayan yasayı niçin bilmiyorlar?``
Bilgiç Dayı;
``Devlet Yetkilisi`nin sözlerini duyacak yakınlıkta olmadıkları için elbette!`` diyerek cevap verdi. Ya da, anlıyacakları dilde bulmadıkları için!`` (04.03.2008)
* * *
217) ÜNİFORMA VE ELBİSE ÇIKARMAK
Devletin üst kesiminde ilginç bir polemik oluşmuştu. Bir kurumun lideri, ülke dışına ait projesini uygulamış, muhalif siyasi lider tarafından eleştiriye maruz kalmıştı. O kurumun lideri dedi ki: ``Bu eleştiri haklıysa, ben, üniformamı çıkarırım!`` Ardından, iktidarın siyasi lideri söz aldı. muhalif siyasi lidere, ``Ben bile, siyasi elbisemi çıkarırım`` deyiverdi.
Vatandaşlar Bilgiç Dayı`ya sordular:
``Üniforma çıkarmak ve elbise çıkarmak ne demek oluyor Bilgiç Dayı?``
Bilgiç Dayı, derin bir nefes aldı. Onlara;
``Şartlar çok değişmiş demek oluyor arkadaşlar, çoook değişmiş demek!..`` diyerek cevap verdi. ``Biz, üniforma çıkarılmadan siyasi elbiselerin çıkarıldığı günleri görmüştük!``
* * *
218) ŞERİAT HUKUKU
Şeriat ve hukuk sözcükleri, toplumun hemen her kesiminde kullanılıyordu. Ama bir an oldu, hukukçu diller tarafından birleştirilerek kullanılmaya başlandı.
Devletin idarecisi, millet fertlerinin af beklentisine cevap verdi birgün. Hukukçu bilinenler de o an ayağa kalktılar; ``Senin dediğin `şeriat kukuku`nda olur; biz ondan anlamayız`` diyerek protesto ettiler.
Vatandaşlar, `biz bu protestodan bir şey anlamadık` deyip kafalarını kaşımaya başladılar. Kafalarını kaşıya kaşıya Bilgiç Dayı`ya geldiler. O`na;
``Hukukçu bilinenlerin, `şeriat hukuku` diye söyledikleri ne menem şeydir, Bilgiç Dayı!`` diye sordular.
Bilgiç Dayı;
``Bakın ben size şöyle söyliyeyim!..`` diyerek cevap vermeye çalıştı. ``Taksi otomobili... şilep gemisi... apartıman binası... cadde yolu... bayan kadını... ne menem şeyse, işte o menem şey!``
* * *
219) İNSAN HAKKINI ANLIYABİLMEK!
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından, Türkiye`yi de içine alan `insan hakları` raporu hazırlanmış. Raporun Türkiye bölümünün içine, cezaevlerinin tıklım tıklım oluşundan tutun, polisin eline düşenlerin işkence görmesine kadar bir sürü şikayet sıralanmış. Hatta, bazı güvenlik elemanlarının cinayet işlediği bile kayda geçmiş.
Vatandaşlar, bu bilgileri edinince şaşırdılar. Bilgiç Dayı`ya geldiler. O`na;
``Amerikan Devleti, bize duyurduğu bu raporla ne demek istiyor`` diye sordular.
Bilgiç Dayı;
``Ülkemizdeki `insanüstü` bilinenlerin varlığını anlatmak istiyor herhâlde!`` diyerek cevap verdi. ``ya da, insanüstü varlıkların da gerekliliğini!..``
* * *
220) KAFASIZ KALMACASINA İDDİA!
Şampiyonlar liginde, Fenerbahçe yetkilileri, rakiplerine karşı kendilerinden emin davranıyorlardı. Bir futbol yetkilisi ters iddiada bulundu. Dedi ki: ``Fener bu maçı alırsa, ben bikini giyeceğim``
Fenerbahçe, oynanan maçı aldı. Ters iddiada bulunan futbol yetkilisi, bikini giyme hazırlığı yapamadan, fotoşoplanmış bikinili rasimleriyle basının sayfalarını şenlendirdi.
İlginç iddialar oluştu bundan sonra. Hıncal Uluç, Fenerbahçe`ye taktı. Onun için; ``Şampiyonlar liginde finale kalırsa kellemi keseceğim`` dedi. Ardından Bekir Hazar çıktı sahneye. O da Hıncal Uluç`a taktı; ``Fenerbahçe finale kalır da Hıncal Uluç kellesini keserse, ben de kafamı koparırım`` deyiverdi.
İstemeseler de, önlerine düşen konuyla ilgilenmek zorunda kalan vatandaşlar, Bilgiç Dayı`ya sordular:
``Kendilerini yuvarlanan topa kaptıranların hâli ne olacak Bilgiç Dayı?``
Bilgiç Dayı;
``Bekir Hazar, iddialar sonucunda zararlı çıkacak galiba!`` diyerek cevap verdi. ``Kesilen kelle, bir fiat verilip işe yarar hâle getirilebilir. Ammaaa, kafa koparsa... kopuş, o kopuş!``
* * *
İbrahim Faik Bayav
(12 Mart 2008)