Bilgiç Dayı`dan Nükteler 38 (241 / 245)
241) KAFA VE AKIL
Türkiye`de, koltuk kapmış birilerinin, ülkelerini rencide edecek davranışta bulundukları iddia ediliyordu. Gazetecilerden birinin canı sıkıldı. İddiaya uğrayanlara veryansın edip, ``Ülkeyi kötü gösterenlerin kafaları çalışıyor ama, akılları yok`` deyiverdi.
Vatandaşlar Bilgiç Dayı`ya sordular:
``Akıl olmadan kafa çalışır mı Bilgiç Dayı?``
Bilgiç Dayı kafasını sallayıp;
``Çalışır elbette!`` diyerek cevap verdi. ``Bugünün teknolojisi, olmayacak hareket, söylenmiyecek söz bırakmadı ki!``
* * *
242) SAKINCALI SÖZ FAYDA GETİRİR
Ege Cansen, ekonomi yazılarını üç başlık altında kaleme aldığını söylüyordu. Diğer ekonomik yazılanları görünce, dördüncü başlık altında da yazı hazırlamanın gerekliliğini bildirdi. Ve o başlığa `Sağlıklı ekonomi yazıları` adını uygun gördü. Meğer, bu başlık altındaki yazılarda, ``önlem geciktirilmeden alınmalı``, ``bütçe denk olmalı``, ``verimlilik arttırılmalı``, ``gerginlik azaltılmalı`` gibi temenniler yer alıyormuş. Cansen`in tuhafına gitmiş belliki. O tuhaflık içinde, ``Sakıncası olmayan tavsiyenin faydası da yoktur`` teziyle fikrini noktalamış.
Ekonomide sağlık bekleyen vatandaşlar, Cansen`in `son söz`üne anlam verememişlerdi. Bilgiç Dayı`ya geldiler. O`na;
``Verilen tavsiyede nasıl bir sakınca olsun ki, sonrasında faydası bulunsun?`` diye sordular.
Bilgiç Dayı, biraz düşündü. Sonra;
``Yok. Ben bunu söyliyemem arkadaşlar!`` diyerek cevap verdi. ``Çünkü arkamda, Amerika`dan da, Avrupa`dan da destek yok!``
* * *
243) YENİ 301. MADDE
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye`de düşünce özgürlüğünü engelliyor denilen 301. maddeyi görüşmüş, 1. maddede `Türk Milleti`ne ve `Türkiye Cumhuriyeti`ne alenen hakareti, iki yıl cezalık suç kapsamına almıştı. Meclis içinde, olurdu da... olmazdı da... diye birbirlerine yumruk sallayanlar olduysa da, vatandaşlar madde metni içindeki kalimelere dikkat kesildiler. Bu yüzden Bilgiç Dayı`ya geldiler. O`na;
``Türk Milleti ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti terimlerini bize açıkla Bilgiç Dayı!`` dediler.
Bilgiç Dayı, ``hay hay!`` etti önce. Sonra, nazarını vatandaşlara çevirip;
``Türkiye Cumhuriyeti Devleti terimi, bulunduğumuz yeri ifade eder arkadaşlar!`` diyerek cevap verdi. ``Türk Milleti terimi ise, Türk`ün bulunduğu her yeri! Bundan sonra kolaysa, dünyanın yarı yaşayanına bir hakarette bulunulsun bakalım!
* * *
244) ÇOĞUNLUK, ŞİDDET, DEMOKRASİ
Meclis`te, bir yasanın çıkması için uğraşan iktidar üyeleriyle, çıkmaması için uğraşan muhalefet üyeleri arasında tartışma çıkmıştı. İktidarlı üyeler, sivri dilli bir muhalefet üyesinin dilinden hoşanmayıp ona pata-küte giriştiler. Böylece de diğer muhalefet üyelerinin tepkisini çektiler.
Muhalefetteki başka üye, Meclis Başkanı`na yaklaştı. ``Çoğunluğu ele geçirenler şiddete başvurursa, bu demokrasi olur mu Sayın Başkan?`` diye sordu.
Vatandaşlar, vekil tuttuklarının arasındaki olaydan öyle heyecanlanmışlardı ki, Meclis Başkanı`nın verdiği cevabı duyamadılar. Bilgiç Dayı`ya vardılar. O`na;
``Söyle bize Bilgiç Dayı!..`` deyip dertlendiler. ``Mecliste çoğunluğu ele geçirenler şiddete başvurursa, bu, demokrasi olur mu?``
Bilgiç Dayı, yüzünü astı. Başını iki yana sallayıp;
``Olmaz elbette arkadaşlar, olmaz!`` diyerek cevap verdi. ``Tabi, şiddete başvurma heveslileri çoğunluğu elde etmemişse!..``
* * *
245) ŞERİATIN KARARI!
Bir politikacı, reis bilinen politikacıyı, hırsızlık yapmakla, çalıp-çırpmakla, aç gözlü olmakla suçlamıştı. Reis politikacı o politikacıyı, hakaret etti iddiasıyla mahkemeye verdi; onun hakaretinin karşılığı olarak, sadece, on bin lira tazminata hükmedilmesini istedi.
Hakim, bir reis politikacıya baktı, bir politikacıya. Sonra, politikacının sözlerini eleştiri kabul edip, reis politikacının davacılığını reddetti.
Vatandaşlar, reis politikacının daha önce de benzer tarzda sözlerle itham edildiğini, mahkemeye verdiğinde de itham edenin cezalandırıldığını biliyorlardı. Hakimin bu seferki kararına şaşırdılar. İşin hikmetini anlamak için Bilgiç Dayı`ya varıp;
``Hakim, reis politikacının davacılığını niye reddetti Bilgiç Dayı?`` diye sordular:
Bilgiç Dayı, eliyle çenesini avuçladı. Kendisi bile, anlıyamamanın şaşkınlığına düşüp;
``İthamcı politikacıyı on bin lira ödeyecek zenginlikte bulmadı herhâlde!`` diyerek cevap verdi. Ya da, reis politikacıya yapılan ithamı yerinde gördü!``
* * *
İbrahim Faik Bayav
19 Nisan 2008)