“Bazılarının duyduğu zaman tüylerini ürperten birçok kişinin ise oraların hasretiyle yanıp tutuştuğu bir ülke Suudi Arabistan. Başörtüsü meselesinin ayyuka çıktığı bugünlerde bir kısım insanların ‘aman yakında biz de Suudi Arabistan’a döneceğiz’ diye korkuttuğu ‘cıs’ konumunda ki bir yer! Bu kadar önyargılı olmak için en azından oraları bir kere...”
Bazılarının duyduğu zaman tüylerini ürperten birçok kişinin ise oraların hasretiyle yanıp tutuştuğu bir ülke Suudi Arabistan. Başörtüsü meselesinin ayyuka çıktığı bugünlerde bir kısım insanların ‘aman yakında biz de Suudi Arabistan’a döneceğiz’ diye korkuttuğu ‘cıs’ konumunda ki bir yer! Bu kadar önyargılı olmak için en azından oraları bir kere de olsa görmek ve orayı maneviyatıyla yaşamak gerekir. Yıllarca Suudi Arabistan’da yaşayan birisi olarak bu ülke ve insanları hakkında yanlış bilinen bazı gerçekleri açıklamayı uygun gördüm. Ve ne gariptir ki orada yaşayanlar kadınlar da Türkiye’de uygulanan başörtüsü yasağını duyduklarında buna inanamıyor kendileri bazı kısıtlamalara rağmen orada yaşamaktan mutlu olduklarını ifade ediyorlar. Suudi Arabistan Krallığı Arap Yarımadasın da bulunan en büyük ülke özelliğini taşımaktadır. Kuzeybatısın da Ürdün Kuzeydoğusunda ise Irak, doğusunda Kuveyt, Tatar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri, güneydoğusunda Umman, güneyinde Yemen, kuzeydoğusun da Basra Körfezi ve batısında Kızıldeniz ile çevrilidir. Ayrıca burada bulunan ve Müslümanlar için büyük önem taşıyan iki kutsal mekân Mescidi Haram ve Mescidi Nebevi bu ülkenin can damarıdır adeta. Suudi Arabistan da yaşayan yüz on üç bin Türk bulunmaktadır. Türklerin çoğunluğu sırasıyla Mekke, Medine, Cidde, Riyad, Taif, Tebuk, Yanbu ve diğer şehirlerdedir. Suudi Arabistan nüfusu yaklaşık yirmi beş milyon civarındadır. Nüfusun yüzde doksan dördü Arap’tır. Kalan nüfusu da Güney Asyalılar, Türkistan Türkleri oluşturmaktadır. Nüfus artışı ve doğum teşvik edilmektedir. Resmi dini İslam resmi ve konuşulan dili ise Arapçadır. Ama son zamanlarda İngilizce eğitime de önem verilmeye başlanmıştır. Burada yaşayan Müslümanların geneli Sünni ve çoğunluğu da Hanbelidir. Az sayıda Şii vardır. Bunun haricinde çok az olmakla beraber Hıristiyan ve doğu dinlerine mensup insanlarda burada yaşamaktadır. Geçim kaynağı büyük oranda petrole dayanmakla beraber son zamanlarda tarımcılığa da büyük destek verilmiştir. Suudi Arabistan Krallık rejimiyle yönetilmektedir ve şeriat yasalarını anayasa olarak kabul etmiştir. Ancak şeriat yasalarının pratikte uygulanmasın da her zaman birçok pürüzler yaşanmıştır ve halen yaşanmaya devam etmektedir. Şeriatın normalde ayırım yapmaksızın herkese uygulanması gerekirken Kral ve yakınlarının yargı dokunulmazlığı vardır. Suudi insanları yani diğer bir deyişle Araplar genelde cana yakın ve misafirperver insanlardır. Özellikle Mekke ve Medine’de hiçbir zaman kendinizi yabancı hissetmezsiniz. Erkekleri genelde katı görünüşlü olsalar da biraz sohbet ettiğiniz zaman o katı perdenin arkasında ki insani gülümsemeyi fark edersiniz. Suudi kadınları özellikle Mekke ve Medine’de başörtülü olmak durumundadır. ‘Mutavva’ dediğimiz ahlak zabıtaları sokaklarda devamlı dolaşarak gayr-i ahlaki durumlara müdahale etmektedirler. Ama buna benzer olaylar çok nadir yaşanmaktadır. Suudi kadınları modayı ve dünya magazinini uydu vericileri sayesinde diğer ülkelerin kanallarından takip etmektedirler. Bilhassa genç kızların moda alışverişi çılgınlık boyutundadır. Kendi dünyalarıyla televizyonda seyrettiği dünya arasında ki uçurumları ellerinde ki imkânlar sayesinde kat etmektedirler. Düğünleri haremlik selamlık tarzında kadın erkek ayrı salonlarda yapılmasına rağmen kadınlar özellikle giyim kuşam ve makyaj konusunda dünya starlarını aratmayacak şekilde bakımlarına düşkündürler ve bu bakım için dudak uçuklatan fiyatları gözden çıkarırlar. Dışarıda örtülü olmalarının aksine kendi evlerinde ve sadece bayanların olduğu toplantılarda son derece rahat ve özgürdürler. Maddi bakımdan rahat olan her kadının evinde en az iki hizmetçisi ve özel şoförü vardır. Ve bu hizmetçiler ve şoförler genelde Endonezya ve Malezya’dan getirilir. Suudi yasalarına göre dört kadınla evlenmek serbest olmasına karşın bu asla bir zorunluluk değildir. İsteyen dörde kadar evlenmesine rağmen son zamanlarda yetişen genç nesil genelde tek eşliliği tercih etmektedir. Gençlik ise bütün yasaklara rağmen oyunu kuralına göre oynayıp istediklerini sonuna kadar yaşamaktadırlar. Özellikle zengin erkek çocukları daha reşit olmadan lüks jeeplerle dolaşmaya başlarlar. Petrol zengini olmaları ve benzinin sudan ucuz olması nedeniyle son model arabalarla yolları yutarcasına hız yapmaktan ve hız yarışları düzenlemekten geri kalmazlar. Gizli gizli olsa da orada da yaşanır aşklar sonuna kadar. Maneviyattan yoksun her gençlik gibi orada ki gençlerin bir kısmı da almıştır nasibini şuursuzluktan. Orada satışları resmen yasak olmasına rağmen içki tüketimi had safhadadır. Yine alımı satımı ve kullanımı yasak olmasına rağmen uyuşturucu kullanımı da ilerlemiştir. Yani neticede manevi şuursuzluğun boy gösterdiği her yerde bu ve buna benzer her türlü yaşam biçim olacaktır. Bu ister Suudi Arabistan olsun ister bir Avrupa devleti. Önemli olan insanın içindeki niyet ve ihlâsıdır. Amaç ona buna benzemek değil her zaman kendimiz olmaktır. Bir kısım insanların kıyameti kopartırcasına bağırmasına ve ‘aman Suudi Arabistan olacağız’ diye temcit pilavı gibi her fırsatta öne sürmesine karşı burada yaşamak birçok kimse için rüyalar ülkesinde yaşamak gibidir. En önemlisi de yüz sürmeye doyamadığımız mübarek mekânlar orada yaşamak için en büyük sebebimizdir. Çünkü biliriz ki orası en emin yerdir. Orası Allah ve resulünün mekânlarıdır. Orada günah işlenemez kolay kolay. Çünkü orada o yüce peygambere bir nefes kadar yakındır insanlar. Peygamber misafiridir onlar ve bu misafirperverliği O peygamber adına orada bulunan ve gerçekten O’na ümmet olmaya çalışan ve Ensar ruhunu taşıyan seçkin insanlar yaparlar. Oraya gidenler bu manevi hazzı öyle derinden hissederler ki ayrılmak bile işkence olur oralardan. Her namaz vakti bayrama gider gibi koşar insanlar Beytullah`a ve Mescidi Nebevi`ye. Çünkü bilirler oralarda kılınan namazların başka mekânlarda kılınan namazlardan kat kat daha faziletli olduğunu ve yine bilirler O yüce sevgilinin kendilerini beklediğini ve oraya giden herkese şefaatinin vacip olduğunu. Namaz vakitlerinde hayat durur adeta. Alışveriş merkezleri ve dükkânlar kapatılır herkes derin bir huşu içinde O yüce huzura gitmenin hazzını yaşar. Beş vakit semalara yükselen ve gönüllere serinlik veren ezan sesleri bütün müminleri davet eder oralara... Bu davete icabet etme şerefine nail olanlar bu mukaddes duyguyu tekrar tekrar yaşamak için gözyaşlarıyla dualar ederler. Çünkü bu ahir zamanda her türlü fitne ve felaketten emindir o topraklar. O yüce peygamberin duaları koruyucu kalkandır orada yaşayanlar için. Havası latif, insanları ensar ruhu taşırcasına güler yüzlü ve misafirperverdir. İki cihan serverinin şefkatli kollarının himayesinde olmak, bir ana sıcaklığıyla bizi bağrına basması insana kendi ailesinin yanındaymışçasına güven verir. Oralarda yaşamak bir gurbet değil, aksine gönüllerde duyulan ve elem veren firakın son bulduğu bir vuslat diyarı. O yüce peygambere her zaman bir nefes kadar yakın olmak, masum bir çocuğun halini annesine babasına arz edip derdine derman araması gibi O yüce sevgilinin her zaman orada bizi bekliyor olması, en sıkıntılı anlarımızda bile cennet bahçelerinden bir bahçe olan Ravza-ı Mutahhara`da O`na halimizi arz edip şefaat istememiz ne yüce bir duygu Yarabbi! Neticede yüreklerin hasretiyle kavrulduğu o mukaddes topraklara en kısa zamanda gitmenizi ve o güzellikleri bizzat yaşamanızı tavsiye ederiz. Cennette de o yüce peygambere komşu olmak temennisiyle…
Halit Mehdigil / 05.06.2008evet yazınızı okudum. Kur`an ı Kerim i mealinden üç kez okudum.Üçünde de şefaat Ancak Allah`ın izin vereceği kimselerden olacaktır.Kur`an ı Kerim peygamberimizin ya da başka bir peygamberin adını ad be ad vermiyor belirtmiyor. Şimdi size sorarım peygamberimizin şefaati olur diye açık açık sure ve ayetini yazar mısnız,lütfen. Rica ediyorum.Kur`an da olmayanların Kur`an a isnat edilmesi kadar günah bir şey olamaz.Açıkça şunu söyleyeyim Kur`an da Hz Muhammed şefaat edecek yazmıyor.Şefaat etmeyecek diye de yazmıyor. Bu Konuda Kur`an`ı Kerim i okurken şefaat ve bazı şeyler için hep not aldım. Örneğin namazı çok araştırdım.Sabah akşam ve özellikle gece ibadetleri var.İkindi ile öğle namazlarına meal yazanların açıklamalarında n okudum. Nüfsumuzun yüzde 99 u mülüman.Ancak yüzde 99 un belki de yüzde ikisi üç mukaddes kitabımızı ezbere seslendiriyor.Geriye kala yüzde doksanlar kulaktan dolmalarla idare ediyor.Kendi kitabını hiç değilse meal den okumamak tembelliği acınacak bir durum. Yine Yusuf Suresi ikinci ayetle bir likte Şuara ve Ta-Ha surelerindenki bazı ayetlerle gene var şu an yanımda değil mealim Kur`an anlaşılsın diye yazıyor.Bizim insanlarımız seslendirme yapıyor anlamıyor.Bu dine uygun mu? Şimdi savunma yapabilirsiniz Devlet izin verse herkes Arapça okuya ,diye.Peki Osmanlı devleti zamanında devlet dinin içindeydi. Sebebi neydi ki O zaman bile diplomatlar için Fransızca İngilizce öğrenirken hem de ne okudğunu anlarken neden Kur`an ı Kerim i seslendiren ama anlamayan bir eğitim seçilmiştir.Şu anda bile Kur`an Kurslarında İİmam hatiplerde bile Kur`an okunup anlaşılamıyor.Acaba din sömürücüleri neden KuR`an ı okurken aynı anda Arapçasının anlaşılmasından yan değiller. Anlaşılsın değil anlaşılmasın hakim hem Osmanlı Devletinde hem de şimdi. Niçin? Biz ingilizce eğitim verirken aynı anda her kelimenin anlamını ezberliyoruz .Ama Kur`an ın yavaş bir sesle tecvit le okunmasına özen gösteren dini zevat neden Arapça her kelimenin anlamını öğretmiyor.Öte yandan Meale de karşı çıkanlar var.
Ben Allah`tan Mustafa Kemal e Rahmet diliyorum.kendi parası ile Elmalılı Hamdi Yazır a meal ettirdiği Kur`an ı Kerim in ilk baskısını 100 bin Buhari nin hadislerinden 12 000 tane bastırmış. En iyi müslüman gelmiş geçmiş Osmanlı nın da en iyisi her dönemde en iyi müslüman Mustafa Kemal Atatürk tür. Ben Osmanlı Devletinde Yıldırım Beyazıt ın Eşi Despipne(?) Timur Tarafından çırılçıplak oynatıldıktan sonra diğer padişahlar nikah yapmamışlardır.Çocukları nikahsız eşlerden doğmuştur. Bu dine ne kadar uygun. Fatih Sultan Mehmet oğullarını Devlet i Ala nın menfaatleri için öldürtmüştür. Kanuni Sultan Süleyman Oğlu Mustafa yı Konya da çadırında boğdurtmuştur. Rus ya da tatar kızı olan Hürrem Sultan Roksalan(?) türlü entrikalarla nikay kıydırmıştır. İçkiler su gibi.Bunların hepsi mevcut.Peki bu millet elbette övünülecek bu padişahlarımızı neden detaylı tanımıyor tanıtılmıyor ki tarihten mukayese yapalar da herkesi her politikayı anlayalar .Bu arada Mustafa kemal i de anlayalar. Size tek söyleyeceğim şey Türkiye yi dini ekonomiyi siyaseti her şeyi bir avuç yahudi yönetiyor.Benzeme benzetşiarıyla 1946 Recep Peker Adnan Menders Celal Bayar Fatin Rüştü Zorlu Hasan Polatkan dan tuun googleden Sabateyistler listesi yazın bakalım ki bizleri kim yönetmiştir. Modayı içkiyi her türlü burjuva yaşantımızı basının medaynın başında kimler var.Kimler sipiker,tiyatrocu. Barış Mançosu,Cem Karacası Nazım Hikmeti Orhan Pamuk ve Yaşar kemal i kim kimler bunlar? Ülkemizin din ekonomi siyaset mllli bilinç ya da bilinçsizliği kimin elinde oyuncak?Verielen tarih din bilgilşeri ne kadar doğru.Kimler güdüyor bizim bilgimizi bilincimizi.Kimler bizi bölüyor.Türk çoğunluk ama neden Türkşiye yi yönetmedi.38 padişahın 34 ünün annesi Türk değil.Saraylarda neden Türk yok Türk dili yok?
Ben yüce Atatürk e Allahtan rahmet diliyorum.Ama devrimleri eksik kaldı.Selamlar diliyorum size.
Tugay Küren / 29.05.2008Sevgili Hicran abla bir kısım toplumumuzun aşağılayıcı gözle baktıgı o kutssal mekanın meneviyatını hazmedim bunları bizlerle paylastıgınız ıcın teşekkur edıyorum...
Ali Özkanlı / 15.05.2008"...İki cihan serverinin şefkatli kollarının himayesinde olmak, bir ana sıcaklığıyla bizi bağrına basması insana kendi ailesinin yanındaymışçasına güven verir.
Oralarda yaşamak bir gurbet değil, aksine gönüllerde duyulan ve elem veren firakın son bulduğu bir vuslat diyarı..."
İşte güzel bir yürekten satırlara yansıyan nadide sözler. Bilgilendirici ve anlamlı yazınızdan dolayı tebrik ve teşekkürlerimi sunuyorum efendim. Selam, saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Rabbime emanet olunuz.
Ziyaretçi Yorumu / 14.05.2008en güzel şekilde açıklamışsınız emeğinize sağlık...
Seyhan Nergiz / 05.05.2008oO Beldeleri hep gönüllerimizdeki izleriyle hatırlamak isteriz; fakat, realite yazdıklarınız, bunları böylece de bilmek doğru olan. açık ifadeleriniz umarım içi kapalı kalmış olanlara iyi örnek olur. at gözlüğünü çıkarıp, konu ne olursa olsun insanca insaflıca görür ve ifade ederler.
Ali Öztorun / 04.05.2008Meğer Suudi Arabistan hakkındaki düşüncelerimiz ne kadar yetersizmiş.Bu kapalı kutuyu bir nebzede olsun aralayıp bizi bigilendirdiğiniziçin sizlere teşekkür ederim.Yazınızı güzel bir temenniyle bitirmenız ayrıca güzel.Bizde İnşallah diyelim.saygılarımla.