Bir Güney Afrika Çocuğunun İlk Avının Dramı Gri Sakal
11 / 2 / 2008 Pazartesi tarihinde Zeynep Akıllı tarafından eklendi, 638 kez okundu...
“güney afrika da natal da minik bir çocukken; umzimkulu vadisinin çiftçileri, yüzlerce yerli çığırtkan ve köpeklerini kullanarak her yıl bir av düzenlerlerdi. vahşi doğa bu yörede, habeş maymunları gibi çeşitli maymunları, geyikleri ve kurnaz gri geyik peşinde koşan az miktarda leoparı ile sürüp gider. gri erkek geyik hızlı, hünerli ve vahşı olma...” Okuyucu Puanı ;
Bir Güney Afrika Çocuğunun İlk Avının Dramı Gri Sakalgüney afrika da natal da minik bir çocukken; umzimkulu vadisinin çiftçileri, yüzlerce yerli çığırtkan ve köpeklerini kullanarak her yıl bir av düzenlerlerdi. vahşi doğa bu yörede, habeş maymunları gibi çeşitli maymunları, geyikleri ve kurnaz gri geyik peşinde koşan az miktarda leoparı ile sürüp gider. gri erkek geyik hızlı, hünerli ve vahşı olmasına karşın, yaralanıp köşeye kıstırıldığında her avcı ona, bu değerli ava tüfeğini yöneltir. gri sakal dediğimiz bir erkek geyik vardı ki; bu şahane ihtiyar yıllardır avlanmaktan kurtulmaktaydı. onu ilk kez on yaşında iken ufak bir açıklık bölgeden gururla geçerken görme fırsatını buldum. boynuzları uzun ve keskindi. derisi beyaz benekli koyu gri renkteydi. onu avlamak her avcının arzusuydu ve ilk gördüğün andan beri benimde tek düşüncem bu oldu. nedense büyüdüğümü kanıtlamak için gri sakalı avlamak gerektiği inancındaydım. babam ava çıkmam için ondört yaşıma varmayı beklememde ısrar ediyordu. bu nedenle üç yılı geyiğimi başka avcının vurmasından korkarak ateşli endişelerle geçirdim. bir keresinde, genç bir geyik avcıların kurşun yağmuruna hedef oldu. o ise avcılar tüfeklerine tekrar kurşun yerleştirirlerken bir sıçrayışta ağaçların arasına daldı. yine bir keresinde, kanunun vurulmasını yasak kıldığı geyiklerin arkasına gizlenerek kurşunlara hedef olmadan karşıya geçmesini becerdi. üçüncü yıl, avcılar hiçbir avın kaçmaması için kurnazca, ateşleme sahaları olarak kayalıklarla nehrin arasını seçtiler. yerli çığırtkanlar çalılara daldıktan sonra gri sakalı gördüklerini belirten heyecanlı haykırışlarını işittim. kayalar üzerine kuş gibi tünediğini gözleme yerinden, onun köpeklerden kaçarak gizlenmiş avcılara doğru koştuğunu gördüm. benden alacağı kurşunu düşünerek yumruklarımı sıktım. birden döndü. peşinden gelin köpekleri yararak ona kargılarını ve sopalarını fırlatmaya hazır gizlenmiş çığırtkanlara doğruldu. yere yıkmalarını korku ile beklerken, havlayan köpeklerin onu çığırtkanların gerisindeki çalılara özlediklerini gördüm ve o anda kurtulduğunu anladım. o gece çiftçiler, gri sakalın bir defa daha çalıların geriseni nasıl kaçabildiğinden başka söz etmediler. koca geyik şerefine içki içildi. övgüler yapıldı ve gelecek yılın avında onu avlayabilene ödüller vadedildi. ben tebessüm ettim çünkü bir yıl sonra avcıların arasına bende girebilecek yaşta olacaktım. bütün yıl boyu bir tek şeyi imgeledim kendimin, ondört yaşındaki cılız çocuğun pek çok avcının öldürmeyi başaramadığı geyiğin üzerinde ata biner gibi dikildiğini..babam bana ilk silahımı sumduğun da, ince yapıma uygun ağır bir silah istediğimi belirttim. av günü şafak vakti hemen vadiye koşmak istedim; ancak babam beni kahvaltı etmeye zorladı. -gri sakal seni bekler, diyerek beni sandalyeye itti. sabahın erkek saatlerinin gri ışığında vadide toplandık. çığırtkanları yukarı uca yollandılar ve avcılar yerleri için kura çektiler. kayalıklara yakın yerler en iyileri idi. çünkü, kovalayan köpeklerden kaçma çabası ile geyikler kayalara tırmanırlardı. bana aşağıda nehire yakın bir yerleşme noktası çıkması, beni çok hayal kırıklığına uğrattı. iyi bir yer çeken babamın: -ben yerimi oğlumla değiştireceğim. ilk avında iyi bir yerden avlanabilmesini isterim, dediğini duydum. yanımdan geçip giderken omuzuma vurdu. -göreyim seni, ihtiyarı avla, diye fısıldadı tebessümle. dik yamaca tırmanırken, başkalarından daha ileri giderek en iyi ve en uygun gizlenme yerine bulmada kararlıydım. çalıların gizlediği parçalanmış kayaların oluşturduğu bir noktayı seçtim. burası, kayalarla benim aramda, bir sıra vuruş yapabileceğim bir açıklığa hakimdi. bir süre hiç ses yoktu. sonra çığırtkanların sopaları ile ağaçları dövmeleri ve köpeklerin haykırışları duyuldu. önce dişi geyikler panik içinde önümden fırtına gibi geçtiler. sonra bir erkek yavru..bıraktım geçti. yerimi belli etmemekte kararlıydım. oysa başka bir hareket yokut. gri sakal acaba aşağı taraftan mı geçmişti!..yoksa aşağıdan işittiğim kurşunlardan birinemi hedef olmuştu!.. sonra birden titreyen bir çalı gözüme ilişti. benden üç metre bile uzaklığı yoktu. gri sakal ağaçların kenarından ilerledi; meydanı aşmadan önce sessizce çevreyi yokluyordu. onu avlamak için tüfeğimi yalnızca azıcık indirmem gerekiyordu. gençliğimin ihtirası tam başarı noktasındaydı. gri sakal önümde sessizce dikiliyordu. onu yere yıkmak için tetiğe basmak yeterdi. ama bilmediğim birşey ateş etmememe neden oldu. geyik başını çevirmiş, kulakları köpeklerin ulumasını duyarak kıpırdıyordu. nemli burnu titredi. parlak yumuşak gözleri korkusuz ve tetikte sanki bana dikilmişti. vücudunun her hattı gururlu ve şerefliydi. nefes kesen birkaç dakika olduğu yerde kaldı. sonra hızlı bir rüzgar insan kokusunu ona iletti. iki koca sıçrayışta meydanı aşıp gözden kayboldu. olduğum yerde sevinçle kendimden geçmiş, kalakaldım. av bittiğinde babam bayıra geldi. tüfeğimi boşalttım, kurşunlarımı kemerimdeki yerlerine yerleştirdim. babam tecrübeli gözlerle yerleştiğim yere, sonra kemerime göz attı. -şansın yok muydu? diye sordu. başımı salladım. -garip, oğlunlar, gri sakalın bu tarafa geldiği söyledi. hiçbir avcı da ona rastlamamış. ben yere baktım. sessizliğim onu şüphelendirmiş olmalı ki, açıklığa yürüdü ve geyiğin sıçrarker yumuşak toprakta bıraktığı izlerin gerisinde durakladı. babamın yüzünde imgelediğim kınamayı görmemek için uzaklaştım. eve giderken gri sakalın genç geyiklerini bir araya toplayarak bir yıl daha geçireceğini düşünerek sevinçle titredim. ancak babamın sessizliği bana sıkıntı vermekteydi sonurda dayanamadı. -ne oldu, diye sordu. utanıp kekeleyerek ona anlatmaya çalıştım. gri sakalı asil ve korkusuz, gördüğüm gibi tanımladım. tam vurabileceğim an geldiğinde, böyle bir ihtişamın pahasına avcıların ödülünü alamayacağımı anladığımı, anlatmaya çalıştım. babam bir zaman sessiz kaldı; sonra sessizce: -bugün birşey öğrendin oğlum. birçok insanın bilmeyerek yaşam boyu öğrendi şeyi.. omuzlarımı tuttu. yumuşak bir sesle: -sevecenliği öğrendin, oğlum. dedi!..
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Ağustos
30
Ağustos
15
Kaplumbağa İle Tavşanın Yarışı
• Mert Sezer • Hayvanlara Ait Hikayeler • 208 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Ağustos
15
Vahsi Orman Masali
• Ömer Faruk Yıldız • Hayvanlara Ait Hikayeler • 185 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Ağustos
4
Temmuz
16
Eylül
1
Eylül
1
Ağustos
28
Ağustos
28
Ağustos
28
Şubat
11
Aralık
12
Haziran
1
Sakızcı Makbule Teyzem ve İsmail Amcam
• Zeynep Akıllı • Yaşamdan Hikayeler • 6601 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
10
Temmuz
1
Köpek Ne Yer? Köpeğe Nasıl Bakmalı?
• Zeynep Akıllı • Eğitim Makaleleri • 2755 kez okundu. • 0 kez yorumlandı. |
![]() |
|
||||||