Bir Örnek
bir örnek giymişlerdi
ama hiç biri
diğerinin aynı değildi.
aynı gecelerden gelmişlerdi/de
farkları karanlıklarında gizliydi.
aynı ayın ışığında sevişip
tek bir kokuda dinlenmişlerdi.
güneş ortalama bir hızla
döndürürken zamanı
kum taneleri dişinin arasında
güpe gündüz/lük pijamasıyla
açıkça loş bir kadın oturur
patiska perdelerin arkasında
duvar saatlerinde kilitli
tutsak zamanlarda
akvaryumun yanındaki
eski,antenli radyoda
şarkıcı,gidenlere ilenç yağdırmakta.
aşkı söylerken susması
gitmelere küfürdür anlayana...
kırmızı bir balık
kocaman ve gözü kara
yere uzanmış sırt üstü
elleri başının altında
ağzında bir saman parçasıyla
keyifle ıslık çalıp
kendi göğünün yıldızlarını saymakta.
yalnızlık hayatla akran;
makyajın ömrü akıncaya kadarsa
boyanan;
gözlerin dışıdır yalnızca.
bir faninin
yüzü başka,bezi başka olsa da
kendini inkar edip zamanla
murdar yataklara sığınsa da.
o; sahip olamaz aklına
kayar yine de
kahramanı bol aşklara.
genellikle farkında değildir
ama
hayatı sınırlıdır kendi coğrafyasıyla.
rujunun değdiği yakalarda
kalan,izidir yalnızca.
düşünsenize...
hangi bebek sperm kokar doğduğunda?
misler gibi bebek kokusu dışında
var mıdır başka koku kundağında?