Bir Sabah UyanmadığımızdaBir Sabah UyanmadığımızdaSevgili okuyucularım,Bir anlatımı evirip çevirip aynı yerlerde dolaşıp durmanın bir anlamı olmamalı artık.Biz Türk toplumu olarak bir zamanlar siyah beyaz camlarda seyrettiğimiz"haydi tonton,hop hop!"devrini çoktan aştık,geçtik ve vardık bir yerlere.Yumuşakça ve uysalca "he"dedik olumsuz bile bulduğumuz dikte ettirilen,ya da ettirilmek istenen pek çok güncel olay ve davranışlara.Ama yine aynı toplum insanları olarak dersimizi de alıp,bir kenara notlarımızı yazdık hissettiklerimizle,Anadolu`luca.Nedir anlatılmak istenen;evirip çevirmeden ve yalınca... Uysalız.Yakasına yapışıp hergeleliğin hesap soruncaya değin.Ataklığımız zor zamanları bekler.Tarihte de böyleymişiz,hala da öyleyiz. Hiç ucuz pahalı dedik mi;metal yığını, hantal kocaman altı silindir, sekiz silindir su gibi yakıt içen,sonraları tenekeden ya da polyester kabinli,emniyet kemersiz neredeyse komşu sayılan ülkelerin bitmiş,artık teknolojilerinin her türlü reklam furyasını beyinlere kazıyarak otuz yıllık kırk yıllık yüzbinlerce isanın kanını döküp karayollarına satın aldığımız otomobillerle nasıl korkunç bir yol aldığımızı,nereye yol aldığımızı. Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze kaç kilometre yol yapıldı ki topluca taşıyıp insanımızı, ekonomimizin dışarıya bağlı olmaması için.Hesaba azıcık aklı eren biri alsın eline kalemi,harcanan petrol ve yan ürünlerini bir çeteleye vursun ve düşünsün.Sonra şu soruyu sorsun hiç kuşkusuz:Kırk-elli yıllık dışarıya boşa akıtılan para niye?Hani o kadar zamandır oto yollar,hızlı trenler,şehir içi toplu ulaşım araç ve yapıları?Farkına varacak ki,bir bu kalemin bize zenginliğinin yeteceğini. Gelişmiş ülkeler renklisini,kumandalısını kullanırken uzak görümün(tv),bizde önce siyah beyazı,sonra renklisi,sonra renklisi uzaktan kumandalısı toplumun ciğerini sökercesine, çocukların mızırdanışına ve hanımların nazlanmalarına kurban gitmedi mi yığınla ailenin serveti... Bir baktık ki uzaktaki yaşamlar farklı.Onlar daha derli toplu,daha zengin ve bakımlı,biz;sıska ve her şeye ne kadar da aç!İçimize işlenen özentinin melun araçları.. Taraflı tarafsız yayınları okuyup gözleyenler gördüler ki,"haa!Biz ve onlar.Bizden üsttekiler ve bizden daha da alttakiler.Paylaşım var dostlar paylaşım.Vahşiden vahşi,bizden aç,doymak nedir bilmeyen türden!O ülkeden, bu ülkeden... Öğretmen olmak bu süreçte.Ve hemen her sabah sınıfa erkenden dönüp sırtını,tahtaya yazıları yazarken gizliden ağlamak.Mustafa`nın annesi kırık cama yastık dayamış soğuk girmesin diye.Baba saf,pazarcı,anne saf ev hanımı yoksul bir örneği insanımızın.Sizi sokağın başında bekliyor elem.Şİmdilerde o da eksildi ya,kar yağardı geçen yıllar,sulu sepken.Aynur, üstten bağlı yazlık ayakkabılarıyla girerdi sınıfa dudağı morarmış.İstanbul`un orta yerinde teknoloji harikası bir bina ve hemen bitişiğinde üçüncü katta ki sınıfları şakır şakır damlayan altmış,yetmiş kişilik sınıflar.Yazın toz,kışın üşüyen çocuklar.Çok uzak değil yıl 2002-2003-...Azar ve dayaktan aptallığın kıyısında onlar daha çok küçükler,ufacık ufacıklar.Altını ıslatmış,kurumadığı için kat kat giydirilip işek kokuları içinde okullara yollanan yavrular.Nasıl bir çaresizliktir ki o annenin o babanın yakasını bırakmayan.Ya da sorunun daha doğrusu:Kim bunları yapan?..Bilinmezler değil mi?Kayıptalar.Belki bir ramazanlıkta ortaya çıkacaklar,vicdanlarını rahatlatacaklar... Bir kıyı kasabasındayım Ege`nin.Cennet koylarında bir köy.Halkı,havası,suyu,denizi cennet mi cennet.Az ileride hurda demir fabrikaları.Üç koy ileride petrolün duman kustuğu rafineri bacaları.Bacalar ve fabrikaların bina üstlerinden yayılan dumanlar.Zehirin her çeşidi.İnsanlık ayıbı.İnsanlığın kaybı.Güncel hani,salınan gazlar,atmosfer,çevre kirliliği,yok olanlar,bir daha olamayacaklar...Hurda yığınları,atıkları avrupanın,ve demir ihracatında bilmem ne kadarla ne kadar zengin olanlar. Zeytin ağaçları can çekiyor.Soframın mübarek iftarlığı.Çayım,simidim,peynirim ve zeytinim.Her sabahı öğrencinin öğretmenin.Ve her öğleni yemeğimin,olursa her akşamı salatamın,yağı gülüm zeytinliklerimizin... Yağmur hani?..Bu kuraklık niye?Emniyet subabı buzullar çatır çatır yıkılyor denizlere.Mantık yürütsün herkes.Ne olur adını felaket tellallığı komayın!Tellal bile yetmez anlatmaya.Hala anlaşılmadı mı?Ne kadar transferi(aktarımı)paranızın bankalardan bankalara,ya da uluslararası ekonomi arenasında dünyayı bitirenlerin kirli ve kana bulanmış paraları? Çocukları hallettik,torunlardan bana ne diyen bir düşüncenin insanına anlatabilecek ne olabilir ki?Peki ya aynı atmosferi soluyacak olan merhametsiz,haksız para kazanıcılarla onların torunları ve torunlarının torunu ile birlikte olmayacak mı diğerlerinin torunları?Hangi bir dünyada yaşayacaklar birlikte.Acaba,satanlar ve satılanların kim alışverişini yapacak bir sabah uyanmadığımızda?.. Ağlaşma zamanı çoktaan geçti sevgili okuyucu dostlar ve güzel dünyamızın güzel insanları!Yazın,çizin,hepiciği iki üç satırdır ilgili yerlere.Uyarın onları.Kalemlerinizle dürtün,bel ki uyandırırsınız,uyanırlar onlar.Yoksa; hep beraber uyumanın zamanı mıdır?Ne dersiniz?..
Yazı Sahibi
Etiketler
bir+sabah+uyanmadigimizda , bir , sabah , uyanmadığımızda , mehmet , necip , özmen , toplumsal , makaleler ,
Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Bir Sabah Uyanmadığımızda isimli yazı, Mehmet Necip Özmen tarafından 10/4/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
1
Kasım
27
Çocuklarınızı Evliliğe Hazırlayın
• Zeynep Akıllı • Toplumsal Makaleler • 36 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
21
Vicdanda Çözülecek Sorun Vicdan Varsa Çözülür
• İbrahim Faik Bayav • Toplumsal Makaleler • 95 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
17
Kasım
16
Aldananlardan Olmayın !
• Ertuğrul Erdoğan • Toplumsal Makaleler • 256 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Kasım
29
Her Dönemi Kapsar/aspirin Şiir
• Mehmet Necip Özmen • Toplumsal Şiirler • 26 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Kasım
28
Kasım
23
Kasım
20
Kasım
18
Şubat
25
Aralık
8
Mart
15
Savaş Çocukları(ırak`taki Çocuklara)
• Mehmet Necip Özmen • Didaktik Şiirler • 1291 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Mart
22
Şubat
25 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||