kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Aşk Hikayeleri

Bir Varmış Bir Yokmuş

15 / 7 / 2008  Salı tarihinde Defne Duman tarafından eklendi, 280 kez okundu...

“bir varmış, bir yokmuş... var`a da, yok`a da, varken yok olmaya da ne üzülen ne sevinen kent insanının çok yakınında, kimsenin bilmediği, kıyısı olmayan bir masal ülkesi varmış... uçsuz bucaksız mavi suları olan bu ülkenin sularında uzun kızıl saçlı bir deniz kızı yaşarmış... deniz kızı zamanının çoğunu denizin dibinde her gün yeni bir şeyler k...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Defne Duman

Defne Duman







EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bir Varmış Bir Yokmuş


bir varmış, bir yokmuş... var`a da, yok`a da, varken yok olmaya da ne üzülen ne sevinen kent insanının çok yakınında, kimsenin bilmediği, kıyısı olmayan bir masal ülkesi varmış... uçsuz bucaksız mavi suları olan bu ülkenin sularında uzun kızıl saçlı bir deniz kızı yaşarmış... deniz kızı zamanının çoğunu denizin dibinde her gün yeni bir şeyler keşfetmek ve deniz canlılarının binbir renkte çeşitliliğine şaşırmakla geçirirmiş. sadece ara sıra çok sevdiği yunuslara takılır, onlarla güneşin altında yaldızlı bir kağıdı andıran suyun yüzeyine çıkarmış..

böyle zamanlarda aklına hep aynı hikaye takılırmış; nesilden nesile aktarılan ve küçük deniz kızına kadar ulaşmış olan başka bir deniz kızının hikayesi.. karaların sular altında kalmasından çok önce yaşanmış olan bir hikaye.. karada yaşayan bir prense aşık olan, onunla olabilmek için büyücüden sesi karşılığında bir çift bacak alan bir başka deniz kızının hikayesi..

küçük deniz kızı aşka burun kıvırmaz, aşıkken her türlü hatanın yapılabilineceğini bilirmiş.. ama "aşıksan en güzel şarkıları beraber söyleyebilmelisin sevdiğinle!" diye düşünür, bir türlü sesinden vazgeçemezmiş hayallerinde bile.. hikayenin sonunda aşkına karşılık bulamadığı için, büyücüyle yaptığı anlaşma gereği köpük olup sulara karışması bile sesini yitirmiş olmasından daha çok üzmezmiş onu... çünkü deniz kızı bilirmiş, hikayeler acı bir tat bırakmazsa ağızda, nesilden nesle geçmezmiş.. acıyla ilgili başka herkesten daha farklı inanışları varmış onun.. acısına saygı duyması gerektiğini bilir, yaşadığı bir üzüntünün yoğunluğunun, sevinçli bir günde de aynı olacağını bildiğinden kendini şanslı hissedermiş.. gözyaşlarını alır, denizin derinliklerindeki istiridyelere götürür, birer inciye dönüşmelerini izlermiş usulca.. acısı ne kadar büyük olursa, inci de o kadar iri ve parlak olurmuş..

bir keresinde bir deniz yıldızına aşık olmuş küçük deniz kızı.. onunla kıyılara gider, tadını hiç bilmedikleri yemişleri olan ağaçların gölgesinde şarkılar söylermiş.. deniz kızı hep korkarmış elinde tuttuğu deniz yıldızını incitmekten. ama bir gün yıldız küçük kıza "sen dön, ben biraz daha kıyıda kalacağım." demiş. deniz kızı anlamaya çalışmış, tek başına dönemezmiş yıldız.. ama yine de anlamaya çalışmış.. neden sonra haber gelmiş, deniz yıldızı kıyıdayken, onun ölü olduğunu sanan bir balıkçı yıldızı alıp sevgilisine vermiş. kadın onun hala canlı olduğunu anladığında denize bırakmış onu.. deniz yıldızı geri döndüğünde artık çok geç olduğunu anlamış; deniz kızını gördüğünde ellerinde kocaman pembe bir inci varmış, ama gözlerinde aşk yokmuş..

aşk acısı diğer acılardan çok farklıymış, acısını çekerken defalarca ölmeyi dilemiş deniz kızı. o bu acıyı çekerken kıyılar sular altında kalmaya başlamış.. deniz kızı bunda göz yaşlarının payı olduğunu düşünmüş.. böyleymiş o; dünya onun ve duygularının etrafında döner sanarmış.. deniz kızı tek pembe incisini çok sevmiş, ama bir daha aşık olmayacağına dair söz vermiş kendine.. ve bu kararını hiç sorgulamamış. ta ki kırmızı deniz atıyla tanışana kadar.. deniz atı öyle çok, öyle güzel sevmiş ki deniz kızını, karşılık vermemek imkansızmış.. ama o korku yerleşmiş bir kere deniz kızının içine, her sabah uyandıklarında, deniz atını yanında göremediğinde gittiğini düşünürmüş. deniz atı gitmezmiş oysa, küçük kızın kızıl saçlarında uyurmuş.. ve her sabah deniz kızı parmaklarıyla saçlarının arasında onu bulur, uzun uzun dokunurmuş ona.. çok sevmiş deniz kızı deniz atını.. çok arada keşke o da bana dokunabilseydi diye geçirirmiş aklından. ama sonra kızarmış kendine, deniz atının elleri yokmuş, en başından beri biliyormuş bunu.. çok küçük yaşlarda öğrenmiş onların elleri olmayan neşeli yaratıklar olduklarını... deniz yıldızının beş eli varmış, ama ardında sadece koca bir inci kalmış.. bunun düşününce daha da çok sevmiş deniz atını.. ona aşık olmayı dilemiş gizlice..

yunuslarla denizin üstüne çıktığı bir gün bir martı sürüsü görmüş deniz kızı. uçmanın nasıl bir his olduğunu merak etmiş. bilmediği her şeyi merak edermiş zaten.. niye içinin ürperdiğini anlayamamış.. gel zaman git zaman yunuslarla daha çok vakit geçirir olmuş. deniz atı hiç kızmaz, hiç üzülmezmiş.. deniz kızı mutlu olduğunda onun da gözleri parlarmış! oysa deniz kızının gözleri yunuslarla olduğunda -aslında martı sürüsünü gördüğünde- parlar olmuş. deniz yıldızı geliyormuş aklına, sık sık.. pembe inciyi değil, yıldızın ona hissettiklerini düşünür olmuş tehlikeli bir şekilde.. martılardan biri iri gövdesi ve büyük kanatlarıyla dikkatini çekiyormuş.. bir süre sonra yunuslardan ayrılıp, tek başına kayalıklara oturarak sürüyü izlemeye başlamış..

nereden gelip nereye gittiğini bilmediği martı sürüsünü izlemek en büyük eğlencesi olmuş zamanla.. ama en çok içlerinden birini merak edermiş. bir gün sürüsünden uzaklaştığı bir anda "baksana, ben buradayım!" diye seslenmiş deniz kızı martıya.. martı bir çırpıda uçup yanına gelmiş, "ne var, niye çağırdın beni?" demiş. "merhaba" demiş deniz kızı, "sizi buralarda görüyorum kaç zamandır, çok güzel bir sürü..".. aslında "ne biçim martısın sen, hiç mi şaşırmadın bir deniz kızı gördüğüne?" demek istemiş. daha sonra da hep böyle olmuş, deniz kızı martıya aslında söylemek istediği şeyler yerine başka şeyler söylemiş hep.. duymak istemeyeceği şeyleri söylemek istediğinde susamayıp, başka başka şeyler söylemiş deniz kızı.. sesini kaybetmek böyle zamanlarda iyi olabilirdi diye düşünmeye başlamış.. ama o gün, martıya seslendiği o ilk gün, onun hiçbir şeye şaşırmadığını, onu kızdırmak için anlatacağı hikayelere bile tepkisiz kalacağını bilmiyormuş henüz.. "teşekkürler." demiş martı.. "sen dünyayı denizlerden ibaret sanıyorsun ama öyle değil!".. deniz kızı neden ona kaba davrandığını bilememiş.. kaç zamandır hayranlıkla izlediği martının bu tavrına kızmış ama uçup gitmesini istemediği için sesini çıkartmamış.. "aşık olduğun için sessiz kalabiliyormuşsun demek ki, ne çok şeyi yanlış biliyormuşum.." demiş kendi kendine.. ama aşık olduğunu söylediğini duymamış, pembe inciyi de hatırlamaz olmuş artık.. "hadi" demiş martı, "bugün seni hiç bilmediğin bir yere götüreceğim!" deniz kızı atlamış martının sırtına, beraber kayalıklara gitmişler. orada hiç görmediği çiçeklerin hiç tatmadığı özlerini içmişler beraber. "ne değişik biri bu martı.. bu kokular, bu tatlardan benim kadar zevk alıyor olmalı, ama hep o sakin tavrı var üstünde.." diye geçirmiş deniz kızı içinden.. bir gün yine deniz kızı martının sırtında uçarken, martı dönüp "üşüyor musun?" diye sormuş, "o da beni seviyor!" diye düşünebilmiş deniz kızı.. o an onun yumuşacık beyaz tüylerinden kurtulup o hislerle denize düşüp ölmeyi dilemiş.. kıyısı olmayan masal ülkesinde yaşayan deniz kızı, ancak bir martı sırtında uçmaya kalkarsa düşüp ölme tehlikesi olurmuş, bilememiş.. çünkü pembe inciyi çoktan unutmuş o.. uçarak çıktıkları geziler birbirini izlemiş, ama nedense martı deniz kızına bakarken hiç gözleri parlamamış. "çok mu yorgun acaba?" diye merak etmiş deniz kızı.. ama yine susmuş..

bir gün su yüzünde martıyı beklerken, martıyı beklediği zamanlarda ne çok sıkıldığını farketmiş. düşünmüş taşınmış, fikrini martıyla paylaşmaya karar vermiş.. "sen benim denizimde yaşayamazsın, bana da son zamanlarda bir yükseklik korkusu geldi, artık daha fazla uçmak istemiyorum. ben hep senle olmak istiyorum, bunun için kuyruğumdan -ki kuyruğu onun için deniz demekmiş- vazgeçmeye razıyım. sen de kanatlarını verdin mi büyücü bize birer çift bacak verecektir. böylece masallara layık bir şekilde sonsuza dek birlikte kayalıklarda yaşayabiliriz mutluca. kimbilir başka hangi çiçeklerin kokusuyla bayılacağım kollarında.." demeyi planlamış. ama önce ona deniz kızının hikayesini anlatmaya karar vermiş..

nihayet martı geldiğinde "bugün sana bir hikaye anlatacağım" demiş deniz kızı.. "istemem!.." demiş martı, "..hikayeler üzgün biterse değerli olur.. üzgün bir hikaye dinlemek istemiyorum ben.. tam deniz kızının kalbi kırılacakmış ki, "bugün ben sana bir masal anlatacağım." demiş martı, "..hadi atla sırtıma". çok sevinmiş deniz kızı, ama martı bu sefer o kadar çok yükselmiş ki denizin maviliği seçilmez olmuş.. simsiyah bir zemin varmış artık altlarında.. deniz kızı sımsıkı sarılmış martının yumuşacık tüylerine.. deniz atı gelmiş o an aklına, onun kendi kızıl saçlarında kaybolması gibi, deniz kızı da martının beyaz tüylerinde kaybolmak istemiş.. deniz atının kendisine duyduğu sevgiye saygısı büyükmüş ama onun martıya duyduğu aşkmış artık onu hayata bağlayan.. bu düşünceler arasında birden üşüdüğünü farketmiş, başını martının sırtına yaslamış. deniz yıldızını hatırlamış tekrar; bu sefer gidişini.. ve pembe inci gelmiş aklına.. kalbi acımış, başı dönmüş.. hikayeyi bir anlatabilseymiş martıya, büyücüye gitselermiş... martıya söyleyeceği hiçbir şeyi duymayacağını anlamış o an, suların köpüklerine karışmak istemiyormuş oysa.. pembe inci... evet, onu bulmalıymış.. onu bulup kendine verdiği sözü tutmadığı için yalvarıp yakarmak.. başı dönmüş deniz kızının, çok üşümüş.. martı üşüyüp üşümediğini sormamış deniz kızına..

derken kayalıkların tepesindeki sisli zirvede bir sepetin içinde iki inci görmüş.. "martı da acılarının değerini biliyor, onu neden bu kadar sevdiğimi şimdi anlıyorum." diye düşünürken onların inci değil, iki küçük yumurta olduğunu görmüş.. yumurtaların yanına iniş yaptıktan sonra, martı yumurtalardan birini kanatlarıyla kavramış. o dokunuşu tanıyormuş deniz kızı, öyle çok seviyormuş ki martının dokunuşlarını.. o sırada yumurta çatlamış ve minik yavru gagasını çıkarmış yumurtadan.. deniz kızının içi ısınmış, yavrunun gagasına değdirmiş martı gagasını, öyle çok benziyorlarmış ki birbirlerine, deniz kızı hemencecik sevmiş yavruyu.. sonra onu bırakıp diğer yumurtayı eline almış martı. deniz kızı martının gözlerinden kaçırmış gözlerini, hep özlediği ışığı o an görmekten korkmuş martını gözlerinde..bu defa daha acemi hareketlerle tutmuş martı yumurtayı, ona zarar vermekten korkar gibiymiş.. yumurtayı hiç sevmemiş deniz kızı, martıyla hiçbir benzerlik görememiş. üstelik artık çok üşüyormuş, ıslak bedeni ince beyaz bir tabakayla örtünmüş.. yumurta kayıp düşsün istemiş martının kanatları arasından.. sevmemiş deniz kızı yumurtayı, sevmemiş, sevememiş, sevemezmiş.. kocaman bir yalanmış küçücük yumurta onun için! ama az önceki isteğini hemen silmek istemiş zihninden; martı anlasa çok kızarmış deniz kızına.. düşüncelerini okur gibi kızgın bakışlarını deniz kızına dikmiş martı. yumurtayı yerine bırakmış, ya da orada üçüncü bir kişi varmış da ona vermiş.. emin olamamış deniz kızı.. yumurtanın martı tarafından sepete koyulduğunu hayal etmiş. O kadar üşüyormuş ki artık, istediği her şeye inandırabilirmiş kendini.. martı gözlerini dikip "hazır mısın masalı dinlemeye?" diye sormuş deniz kızına. "hayır" demek istemiş deniz kızı, o an artık sesinin olmadığını farketmiş.. az önce, sevdiğiyle şarkılar söyleyemeyeceğini anladığında uçup gitmesine izin vermiş sesinin..

"bir varmış, bir yokmuş.." diye başlamış martı.. üzülüp sevinmeyen kent insanıyla tepkisiz martının benzerliğini düşünmüş deniz kızı.. ve martı yokmuş, yumurtalar yokmuş, hala hiç var olup olmadığını bilemediği yumurtaların başında bekleyen kimse yokmuş! deniz kızı varmış, rüzgar varmış, yabancı olduğu ve nasıl dönüleceğini bilmediği kayalık varmış... martı yokmuş, martı yokmuş... martı yokmuş... masallarda olması gereken sonsuza dek mutlu olmakmış.. ama martı yokmuş.. masallarda hep olduğu gibi "olmayacak" bir şey olmuş; bir varmış, bir yokmuş.



Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Erol Kılıç yazıyı tebrik etti...
tebrik Aysun Bilgin yazıyı tebrik etti...

Eylül
4
Ucurumdakı Kız
Cihat AkgünAşk Hikayeleri • 35 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
31
Bedevi ve Peri Kızı
İbrahim YörükAşk Hikayeleri • 68 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
31
Sessiz Ruh
Kamil UysalAşk Hikayeleri • 58 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
30
4 Yagmurdan Sonra Hüzün
Ahmet Ünal ÇAMAşk Hikayeleri • 168 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
30
Temmuz
15
Bir Varmış Bir Yokmuş
Defne DumanAşk Hikayeleri • 281 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
1
Gel Çocuk
Defne DumanHayata Dair Denemeler • 83 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Temmuz
1
Huzur
Defne DumanKişisel Denemeler • 83 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
20
Aynadaki Düşler (son Perde)
Defne DumanAşk Hikayeleri • 164 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
19
Karia
Defne DumanAşk Hikayeleri • 150 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mart
22
Sevgiliye Mektup
Defne DumanAşk Hikayeleri • 599 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Nisan
1
Geceye Uyanmak
Defne DumanAşk Hikayeleri • 465 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mart
25
Kadının Gözünde Bir Bulut
Defne DumanDüş Hikayeleri • 440 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Mart
13
Aynadaki Düşler
Defne DumanAşk Hikayeleri • 424 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
22
İçimdeki Okyanus
Defne DumanAşk Hikayeleri • 424 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Bir Varmış Bir Yokmuş, Bir Varmış Bir Yokmuş hikayesi, Bir Varmış Bir Yokmuş hikaye, Bir Varmış Bir Yokmuş nedir?, Bir Varmış Bir Yokmuş hakkında bilgi, Bir Varmış Bir Yokmuş hikayeleri, Defne Duman hikayeleri, Bir nedir, Bir hikayesi, Bir hikayeleri, Varmış nedir, Varmış hikayesi, Varmış hikayeleri, Bir nedir, Bir hikayesi, Bir hikayeleri, Yokmuş nedir, Yokmuş hikayesi, Yokmuş hikayeleri,

edebiyat

Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası


Yeniler
Yeni Hikayeler Yeni Denemeler
Yeni Şiirler Yeni Makaleler
Yeni Yorumlar

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Hapınızı Yuttunuz Mu?
Erol Sunat
Geldi!

Sezer Nişancı
Coğrafyam Karıştı

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Credit Card | Personals | CreditCards | Web Advertising | Repair Bad Credit | Video | Arkadaş | Saat