Bir Yeter
Yavrucuğum;
Beşiğinde yatarken sen sevincimiz umuda dönmüştü. Soyumuzun sürmesi seninle devam edecekti. Dişlerin kendini gösterdiğinde gülüşlerini zevkle izliyorduk. Bir yaşına geldiğinde o beşikte yatan sen artık yürüyor, zarar vermeyesin diye her eşyayı elinin altından kaçırıyorduk.
Beşiğinde yatarken ismini kulağına fısıldayışımın on beşinci yılında artık yaşamın en güzel ama en tehlikeli çağına adımını attın. Kocaman bir genç olup dikildin karşıma. Belki hayatı ders kitaplarından tanımağa çalışacaksın. Biyoloji dersi ilgini çeken en önemli ders olacaktır senin için. Üremeyi öğreneceksin bu derste. Ama, üremeyi sağlayan eylemin bir zevk olduğunu başkalarından. Çok şeyler takılacak aklına, sorular, beyninde tur atacak. Ama bunları sormağa cesaretin olmayacak. Kendin bulacaksın hepimizde olduğu gibi.
Şanslısın teknoloji harikası bir çağda yaşıyorsun. Aradığın soruların cevaplarını bir tıklama ile bulabileceksin. Ergenliğin tüm gizlerini sanal alemde öğrenebileceksin.
Ekolojiyi, ekolojik dengeyi okuyacaksın. Buna rağmen her yaratık gibi sen de ekolojik dengenin aleyhine adımlar atacaksın.
Şansızsın dağ elmasını bilmeyeceksin, ünnap belki sadece adını bizden duyacaksın. Oysa tadı bizim damaklarımızdan bile silinmiş. Dahası bir zamanlar doğu köylerimizde yetişen bal tadındaki karpuzu, Haranda yetişen hıyarı, yerken dudaklarında yağ tabakası oluşturan marulu bilmeyeceksin.
Dahası yaşanabilir bir dünyanın arta kalanları ile yetineceksin. Hani şairimiz ‘’ çocuklar öldürülmesin şekerde yiyebilsinler’’ demiş. Oysa o şekerlerinde şimdi kimyası bozuk. Savaşa, nükleere gerek kalmadan o şekerlerde öldürüyor. Hazır, paketlenmiş konserve besinler sizi aldatmasın yavrum. Dengeli beslenmenizi sağlamıyor.
Yaşanabilir dünyanın arta kalanları size bırakabildiğimiz tek miras. Sizinde gelecek çocuklarınıza bırakacağınız arta kalanların ekonomik kullanılması gerekir. Sakın ha yavrum, üç-altı söylemlerine aldanma. İnsanlık var oldukça yaşanabilir bir dünyadan payını alabilmesi için bir yeter. İki bile çoktur.