Birisi
Birisi… Hep beklenen ama gelmeyen kişi.
Kim bu birisi. Bugüne kadar gören, duyan, bilen birisi var mı? Bence yok.
Birisi denilen kişi bir umut kelimesidir aynı zamanda. Aşkı arayıp da bulamayan kişi birisi eninde sonunda çıkacak karşıma der. Yeteneği olan futbolcu kişi elimden birisi tutarsa iyi değerlendirileceğine inanır. Memlekette işler kötü giderse kahvede siyaset yapan amcalar. “Yok kardeşim biz de öyle adamlar yok. Birisi gelip masaya yumruğunu vurmadığı sürece bu işler düzelmez” der.
Örnekler çoğaltılabilir. (Sizde ekleyebilirsiniz). Bu örneklerden anlaşılacağı gibi. Her şeyi denemiş ama yine de derdine çözüm bulamayan kişi çareyi o “birisi” dediği kimse de arar. Kafasında öyle bir tip çizmiştir ki, o sanki bir süper kahramandır. Elinde sihirli değnekle dolaşan dokunduğu yerde tüm sorunları ortadan kaldıran bir tip.
Birisi denilen kişi yok artık dedirtecek kadar mükemmeldir. Hem şunu yapar hem bunu yapar üstüne bunu da ekler. İnsanoğlu işte hayal dünyası bu şekilde uçup gider kontrol altına almasa hayal dünyasını.
Çizgi filmler bu konuda bize yardımcı olabilir. Çünkü orda kimse ölmez. Onlarca kat aşağı düşse de, havaya uçsa da yine kaldığı yerden amacına devam eder. Şairler vardır mesela bu konuda ustadırlar. Senaristler, yazarlar… O saf ve temiz olanı arıyorum deyip dururlar.
Birisi dediğimiz şey böyle bir şeydir işte.
Fakat daha önemli bir şey var bence. Bana kalırsa şu birisi dediğimiz kişiyi öldürelim. Sonsuza kadar kurtulalım ondan. Nasıl mı? Basit.
Bunun bir tek yolu var. O da en kolayı zaten. Şu miskinliği, tembelliği üstümüzden atmakla işe başlayalım. Bir şeyin bize gelmesini bırakalım ve biz ona gidelim. Madem ki hayal kuracak kadar yeteneğimiz var onu gerçekleştirecek kadar da gücümüz olmalı.
Bunu yapmak zorundayız. Bir şey gelip bizi bulmayacak. Eğer oturup beklemeye devam edersek kendi sonumuzu hazırlamış oluruz.
Bunu kabullenmek ve içimizdekine doğru yönelmemiz lazım. Aksi takdirde “Godot’yu” bekleyenler gibi sonumuza razı oluruz.