kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Fantazi Hikayeleri

Bitmeyen Hikaye


Bitmeyen Hikaye


BİTMEYEN HİKÂYE
RİMUNU`NUN ODASI
...Gözlerini açtı...
(Mavi ve yeşil renklerim bürünmüş kanatları ile çırpındı Rimunu.)
Rimunu: Öf ya !.. Yalnızım!..
(Bibloya.)
Rimunu: Biliyor musun? Bugün güneşle bir oyun oynadım.
Biblo: Yaaa?!
Rimunu: Evet! Bir çeşit saklambaç... Önce o durdu ve saydı, ben saklandım inlere, sonra ben saydım o kaçtı derinlere... Ve biliyorsun, o saatten beride görünmüyor.
Biblo: O halde ne yapmalı?
Rimunu: Bilmem? Yine de Kendim olma duygusunu yitirmediğime seviniyorum.
Biblo: Neden? Neden?
Rimunu: Meraklı biblom benim! Hala uçabiliyorum tabi ki! Sayısız derenin üstünde, tarlaların, otların,
çiçeklerin dibinde uçuyorum, siz soğuğun işlediği bardağın buğusuna bakarken... Ayrıca biliyor musun?

Biblo: Nevi? Nevi?
Rimunu: Buğularda kendini göremezsin!.. Değil mi?
Biblo: Bilmem?
Rimunu: Uf! Çok sıkıcısın! Sakın...
(O sırada Rimunu `nün kız arkadaşı Fini odaya girerek lafını kesti.)
... Gözlerini kapattı...
Fini: Ah Rimunu yine mi konuşuyorsun gariplerle? Neden seçemezsin ki gerçekle, hayali?
Rimunu: Bilmem? Beklide aptalım!..
Fini: Çok komiksin biliyor musun? Gariplere acıyorum... Seninle uğraşıyorlar...
(Dedi gülümseyerek Fini ve çıktı.)
Rimunu: En kızdığım lafı da şu garip tanımıdır, güzel Fini`min. Bence görmediği şeyleri algılayamayan,
zavallı insanlardan biridir o da!.. Bir gariptir de...
...Gözlerini açtı...

(O da çıktı.)
Biblo: Neden hep bana düşer huzur bekçiliği?
(Rimunu aceleyle sokağa çıkıp, merdivenlerden heyecanla indi ve yürüdü yolda. Issız, sessiz ve sisli sokak, gizlerle dolu biçimde onu bekliyordu...)
SOKAK
Rimunu: Islak ve soğuk bu yerde beni ısıtacak asil şey neden bir ızgaranın kapağından sızan sıcak hava
olmasın?
(Izgaradan sizan havaya yüzünü yaklaştırarak...)
Rimunu: Oh!.. Kendimi inanılmaz derecede rahat, temiz ve mutlu hissediyorum.
(Yerdeki çakıl taşlarına yönelerek...)
Rimunu: Değil mi?
Çakıl Taşları: Olabilir... Yine de belli tipik özellikleri olan bir askersin. Maskeli baloda canlandırılan,
bildiğimiz, o tüm asker tipleri içerisinde en temel, bilinen özellikteki yansımasın.
(Rimunu şaşkın, ama bir o kadar da merakla...)
Rimunu: Peki ne yapmam gerekiyor?
(Çakıl taşları önce birbirlerine bakarak, sonra konuştular...)

Çakıl Taşları: Cevabi biz veremeyiz. Yalnızca sen alabilirsin.
Rimunu: Nasıl?
Çakıl Taşları: Doğuya git!
(Ve tüm çakıl taşları sustu. Rimunu da her şeyden habersiz sokaktan aşağı, karanlık içinde yürüdü ve
uzaklaştı.)
l. Çakıl Taşı: Hiç gitmeyecek sandım.
2. Çakıl Taşı: Ben inandım.
3. Çakıl Taşı: Ne diye? Keh keh keh!..
2. Çakıl Taşı: Gidecek diye tabi ki taş kafalı!
(2. çakıl taşı, 3. çakıl taşma kafa atıp ve aralarında kavga başlattı.)
l. Çakıl Taşı: Neden hep bize düşer yön bekçiliği?
(Yokuş aşağı uzun bir yol boyunca yürüyen Rimunu, taşra yoluna gelince durdu. Yol kuzey ve güneye
ayrılıyordu. Yorgun olduğunu derinde hissediyordu Rimunu. Rengârenk kanatlarım çıkardı ve onları yere
attı. Sonra üzerilerine uzandı ve gökyüzüne öyle bakakaldı şaşkınlıkla...)
ÜÇYOL
Rimunu: Nasıl olur? Gök saydam bir ayna olmalıydı. Oysa ne yıldızlar bana bakıyor, ne de hilal beni
görüyor. Nerede hepsi? Kara boşluk, beni daha da sıkıyor. Sanki ben, benim içimde hapsolmuş gibiyim.
(Uyuya kalan Rimunu `nün gün aydınlanırken, tam uyanmasına yakin iki cüce yanma geldi ve bağırıştılar.)
ORMAN
7. Cüce: Merhaba ben Jamin.
2. Cüce: Merhaba ben Jakoste.
1. Cüce: Merhaba ben Jamin.
2. Cüce: Merhaba ben Jakoste.
l. Cüce: Gezginiz biz, yürürüz gizlice!
(Uyuyan Rimunu kalktığında şaşkınlığını gizleyemedi, çünkü o uyandığında başka bir yerdeydi. Büyük bir ormanin içinde, nasil oraya geldiğim kestiremeden, cüceler ani şekilde onu ayağa kaldırdı.)
Rimunu: Aaa!? Ne!? Ne!? Nasıl geldim ki ben buraya? Kanatlarım nerede?
Jakoste: Onlara ihtiyacın olmayacak burada!..
Jönün: Yinede süzülebileceksin dağlardan, kanyonlara!..
Jakoste: Bu arada biz getirdik seni buraya!..

Jamin; Hoplayasın, gidesin diye Shojo`yaL
(Ardından cüceler zıplaya zıplaya ormanın derinliklerim doğru gittiler, neşeli ve çılgın bağırışlarıyla... O
sırada Rimunu`nun yanından uçarak geçen kelebekler ona seslenerek uçtular, Rimunu`da onlara uyarak
yürümeye devam etti.)
Rimunu: Siz de kimsiniz?
Kelebekler: Biz sudaki yansımanısszz!
(Korkak ve çekingen bir sesle...}
Rimunu: Haa?
Kelebekler: Tısszz! Buğulu bir aynanın arkasındaydın önceden, derin karanlığın içinde kaybolmuş bir
giz... Burası da karanlıkta kendini bulma noktası!.. Hadi güle güle!..
(Dedikten sonra uzaklaştı kelebekler. Rimunu çok şaşkın ve tedirgin biçimde öyle kalakaldı sonra kendi
kendine konuşarak cücelerin ardından koştu...)
Rimunu: Nereye gideyim? Suju kim? Bekleyin Jamin!
(O da cücelerin artlarından koştu.)
Ağaçlar: Hey!..
(Aniden gelen seslere korkan Rimunu düştü. Öylece bakınırken de yerdeki yaprağın üstündeki Su damlası `m fark etti. Damla gözünü dikmiş öylece bakıyordu Rimunu`ya, Rimunu da ona... Rimunu tam hazırlanırken kalkmaya, Damla konuştu.)
Su Damlası: Şşh...
(Gözlerim sağa sola çevirerek, etrafıyla bakindi ilkin Damla...)
Su Damlası: Burada dikkatli olmalısın. Koşamazsın. Ağaçlar bundan rahatsızlık duyarlar. Sadece
zıplayabilirsin.
(Dedi usulca, sonra birden irkildi. Damla aldığı kokuyla şaşırdı ve Rimunu `yu kokladı ardından...)
Su Damlası: Bu koku? Şey kokuşu!..
(Rimunu `nün insan olduğunu anlamıştı Damla.)
Su Damlası: Kimsin sen?
(Üzerindeki kıyafeti silerek ayağa kalkan Rimunu sinirli biçimde konuştu.)
Rimunu: Rimunu. Cüceleri bulmam lazım. Beni buraya onlar getirdi! Doğuya gidecektim. Ama onlar.
Suju`yu bulmamı söylediler.
Su Damlası: Dür... Sanırım benden önce gitmen gereken biri vardı...
(Damlacık birazcık düşündükten sonra tekrar konuştu...)
Su Damlası: Akku`ya git hemen. Sonra aldığın öğüdü bana anlat ki sana yardımcı olayım daha sonra.

Rimunu: O da kim? Kime gideceğimi ben bile unuttum artik?! Öff!..
Su Damlası: Merak etme sana çok uzak değil... Güneye doğru biraz gitmen yeterli...
(Rimunu sıkılmış ve isteksizce...)
Rimunu: Neye benziyor?
(O ara Damlacık hemen uyuyor rolü yaptı Rimunu`ya.)
Su Damlası: Zzzzzz...
(Damlacığın uyuduğunu görünce sinirlenen Rimunu, güneye doğru yürümeye koyuldu.)
Rimunu: Öf ya! Ne yapacağım şimdi?..
(Rimunu zıplaya zıplaya ilerlerken bir çatırdama sesi duydu yerde ve oraya baktı hemen. Yerdeki küçük bir
tahtayı kırmıştı yanlışlıkla. Tahtanın yanında da ağaca oyulmuş bir yuva vardı. Aceleyle dışarı bir Kurtçuk
çıktı ve bağırarak Rimunu`ya konuştu.)
Kurtçuk: Neeea?! Ne olduuu?! Bu gürültüde neaa?!
(Etrafim zor seçen Kurtçuk, boynuna asili şişe tabanı gibi gözlüğünü takarak merakla Rimunu`ya baktı. Ve
yüzünü buruşturarak onu inceledi...)
Kurtçuk: Kimsin sen beaa?!
(Rimunu`nun çekingen ve korkmuş bakışını görünce...)
Kurtçuk: Niye öle bakıyorsun bana!.. Bu bakışları bilirim... Torunlarımda bir halt yiyince böyle
bakarlardı!.. Gözlerini yukarı çevirip, öylece bakarlardı!.. Ne yaptın sen!..
(Rimunu isteksizce kırdığı sopayı göstererek yukarı bakmaya devam etti.)
Kurtçuk: Ne yaptın sen salak adam!.. O benim bastonumdu!..
(Ağlamaya başladı Yaşlı Kurtçuk.)
Kurtçuk: Ben neyle yürüyeceğim şimdi?!
Rimunu: İyide sen yürüyemezsin ki. Sen kurtçuksun sadece. Ve... Ve sürünürsün... Hem senin zıplaman
gerekmez mi bu ormanda? Neyse! Kafamı karıştırma! Su Damlası beni buraya yolladı. Suju`yu arıyorum.
Senden bir öğüt alacağımı söyledi Damla. Ee söyle...
(Daha sonra ağlamayı kesen Kurtçuk konuştu...)
Kurtçuk: Haklisin galiba salak adam!..
(Diyerek hızla Rimunu`nun ayağına süründü ve ısırdı. Acıyla onu attı Rimunu`da ve konuştu.)
Rimunu: Benim bir adim var!.. Rimunu!
(Kurtçuk toparlanarak...)
Kurtçuk: Eyi be!.. Çok konuşmada sadede gel!..

Rimunu: Suju nerede? Öğüt ver.
(Kurtçuk söylene söylene yuvasına girdi...)
Kurtçuk: Öf bea! Öğütçü başı olduk burada da...
(Yuvasından çıktığında elinde bir kağıt ve kalem vardı. Önce yere oturarak bir şey yazmaya başladı.
Rimunu merakla bakmaya çalışınca kızgın biçimde ona baktı, Rimunu`da çaktırmadan havaya bakınca ve
kağıdı gizleyerek öyle yazıyı bitirdi.)
Kurtçuk: Al!.
(Rimunu tam uzanırken kağıdı almak için Kurtçuk geri çekti kağıdı ve düşünceli bir biçimde sordu.)
Kurtçuk: Ehemm... Buraya neden geldin?
Rimunu: Sorun olmak istemezdim ama ne bileyim ben?
(Kurtçuk biraz daha düşünceli konuşmaya devam etti.)
Kurtçuk: Ehemm... Sorunların önüne duvar örmek gerekir. Dikkat edeceğin durumlar var. Tam olarak ne
bildiğinin farkında mısın?
(Gururlu...)
Rimunu: Elbette! Neden olmasın?!
Kurtçuk: Tabiii... Bak salak adam...
Rimunu: Rimunu!..
Kurtçuk: Süs ulan!
(Rimunu tırsarak sustu ve dinledi kurtçuğu...)
Kurtçuk: Belli bir şeyler yaşamışsın evvelden, herkes gibi ama... Bak oğlum hayattan aldığın derin izler
birleşerek sende melodi birakir. Yani yaşadiğinm kaniti... Yapman gereken buraya neden geldiğim
söylemek...
Rimunu: Bilmiyorum. Beni cüceler buraya...
(Yavaş yavaş sinirlenen Kurtçuk kendini tutarak, sari iğrenç dişlerim göstererek, koca şişe dibi
gözlüklerinden Rimunu`yu süzdü.)
Kurtçuk: Acaba her şeyi unutarak mı yaşıyorsun diye düşünüyorum ama... Nerde o kapasite...
Rimunu: Efendim?
Kurtçuk: Yok birşey!.. Yaşadığın ani karelerde bırakma...
Rimunu: Evet?
(Sinir küpüm dönen Kurtçuk sakinleşerek...)
Kurtçuk: Çikolatalı pudingi tembelce ağır ağır karıştırırken ne hissediyorsun?

(Rimunu çok şaşkın...)
Rimunu: Öyle yaptığımı nereden biliyorsun?
Kurtçuk: Sen şu ağaçların birinden mi düştün tepeme?.. Kereste gibi adamsın!
(Rimunu dikkatle dinledi. Kurtçuk biraz daha sakinleşerek...)
Kurtçuk: Ayrıca bilmesem burada işim olmaz... Beni hiç tatmin etmedin, değil mi? Dür bakalım...
(Biraz düşünüp tekrar Rimunu`ya dönerek...)
Kurtçuk: Sen ne düşündüğünün farkında misin merak ediyorum?
(Rimunu tam cevap verirken hemen laf a atılır ve gözlerim büyük büyük açarak Rimunu`ya baktı.)
Kurtçuk: Peki ben ne düşünüyorum?..
(Rimunu`dan cevap gelmeyince, içeri gitti hemen, dönünce de elindeki şişeyi kafasına dikerek...)
Kurtçuk: Tanrı alkol moleküllerim birleştirirken neyi düşünüyorsa bende onu düşünüyorum...
(Ve Rimunu`ya karizmatik bir bakış attı Kurtçuk. Rimunu ise şaşkınken, Kurtçuk yuvasına gidip elinde çekiç
ve çivisiyle döndü. Ardından pis pis bakarak Rimunu`nun sözünü keserek konuştu.)
Rimunu: Eee...
Kurtçuk: Süs bakiim!..
(Kurtçuk etrafına garip garip bakarak...}
Kurtçuk: Bu anlattıklarım benim delirme anim mi? Hayır! Senin olabilir mi? Evet!
(Rimunu merakla kağıdı istemeye kalkmak için kağıdı işaret edip konuşurken...)
Rimunu: Şey...
(Rimunu`ya elindeki kağıdı vererek, diğer elindeki çekiç ve çivilerle kirik sopayı tamir e başladı Kurtçuk.)
Kurtçuk: Hadi git!.. Su Damlasına kös!.. Unutma bir fırça darbesi gibi yaşamalısın!.. Kendin ol!..
Rimunu: Senin ismin ne?
Kurtçuk: Sanane bea!.. Akku!.. Damla söylemedi sanki!..
(Rimunu giderken...)
Kurtçuk: Balık hafızalı... Hıh! Sanki mektup atacak... Neden hep bana düşer öğüt bekçiliği?
(Kağıdı alan Rimunu zıplaya zıplaya Su Damlası`nın yanma gitti.)
Rimunu: Tamam geldim...
(Dedi usulca Rimunu, Damlacığı uyandırarak.)
Su Damlasi: Eee? Anlat bakalım...

Rimunu: Al... Fırça’dan falan da bahsetti. Duymadım sandı ama... Asil kendi duymuyor.
Su Damlasi: Haklisin moruğun tekidir.
(Rimunu elindeki kağıdı Damlacığa çevirerek, yazıyı gösterdi.)
Su Damlasi: Shojo mu?
Araçlar: Shojo mu? Hmm...
(Ağaçlar bir süre homurdanarak düşünmeye başladı.)
Su Damlası: Se-sen Shojo`mu demiştin?
(Dedi kekeleyerek Su Damlası...)
Ağaçlar: Shojo mu? Hmm...
(Ağaçlar tekrar bir süre homurdanarak düşünmeye başladı. Sıkılmış vaziyetteki Rimunu, birazda tedirgin,
söylenerek konuştu.)
Rimunu: Suju ya da Shojo! Kim o? Niye ona gitmek zorundayım?
Su Damlası: Yaklaş...
(Rimunu Damlaya sokulup, tam dibine geldi ve fısıldayarak konuşmaya devam etti Su Damlası...)
Su Damlası: Sen bunu bilmiyor musun?
(Şaşkınlıkla çevresine ve içi boş avuçlarına, ellerine bakınır Rimunu ve yine Damlaya sokulur.)
Su Damlası: Peki bunu bilmen gerekmez mi?
(Dedi usulca Damla.)
Su Damlası: Amaçları olan herkes bu yoldan geçer.
(Biraz düşünceli, bakindi etrafına Damla ve devam etti konuşmasına.)
Su Damlası: Aslında sen de amacı olan birisin. Shojo da amacına ulaşmandaki anahtar.
(Damla sessizce kıkırdadı ve gülerek...)
Su Damlasi: Shojo ve bir insan...
(Damla insan kelimesin! kullandığı gibi ormanda ağaçlar çok yoğun bir uğultu başlattılar.)
Ağaçlar: Hööööö!..
Su Damlası: Lanet olsun! Hemen anladılar! Çabuk kös! Git buradan! Kös!
Rimunu: Ne? Niye? Ne oldu ki? Hem hani zıplayacaktım?
Asaplar: Öööööö!..

Su Damlasi: Keş sesini de kös! Sen insansın, zıplasan da seni fark edecekler! Bir şey değişmez! Hızlı ol!
Rimunu: Kime koşacağım? Neden? Seni duyamıyorum?
Ağaçlar: Ööööög!..
Su Damlası: Bunlar büyülü sözler! Shojo`nun avcısına haber veriyorlar. Hemen koşmalısın! Önce büyülü
fırçayı bul! Sonra o seni bulmadan, sen Shojo`yu bulmalısın. Cücelerin artlarından doğuya kös! Acele et!
(Rimunu koşmaya başladı.)
Rimunu: Peki onu bulunca ne diyeceğim? Nasıl tanıyacağım?!
Ağaçlar: Ziiiiii!..
Su Damlası: Aslan-maymun arası beyaz derili bir yaratık!.. Lütfen dikkatli et!.. Bu arada benim adim
Paşi...
(Başını öne eğen Su Damlacığı korkuyla sonunu bekledi.)
Asaplar: Dooooo!
(Ağaçlar Büyülü sözleri söyleyince tüm orman sallandı ve uğultu dinince de gökyüzünden geniş kanatlı bir
mahluk indi yere. Etrafındaki ağaçlara baktı ve sordu o korkunç sesiyle...)
Högzido: Nerede o?!
Ağaclar: Doğuda!..
(Duyar duymaz iri toynaklarıyla adımladı yeri Högzido ve Damlacığı da ayaklarının arasına alarak ezdi ve
ilerledi. Geyik şeklinde vücutlu, iri kanatlı, insan başlı, elinde de mekanik bir oku bulunan bir avcı yaratıktı
bu mahluk.)
Högzido: Buldum sizi...
(ön ayaklarını hoplatarak saha kalktı. Sonra öyle bir vurdu ki yere, Shojo hariç herkesin ayakları yerden
kesildi.)
SHOJO`NUN SARAYI
(Olanları gördü ve çıldırdı Shojo.)
Shojo: Nedir bu itimatsız öfke! Tiksindirici bir durum daha mi?
(Konsantre olur ve Högzido ile konuşur.)
Shojo: Ne halt yediğim sanıyorsun sen çatalkuyruk?!
Högzido: Kontesim...
Shojo: Evet?!
Högzido: Bir insan...
Shojo: Ne? Nasil olur? Her neyse bana bulaştırma!

Högzido: Tamam.
(Bağlantı bilince, Högzido gözlerim ileriye dikti, konsantre oldu ve okunu fırlattı.)
ORMAN
Jamin: Ahh!
(Aldığı büyük yaranın yani okun açışını bacağında hisseden Jamin korkudan ne yapacağım bilemedi.
Jakoste `de yerden çok zor kalkarak ona yardıma gitti. Bu arada yerden kalkıp toparlanan ve koşmaya
devam eden Rimunu olanlara bir şekilde anlam veremiyordu. Bir süre sonra koşarak ilerleyen Rimunu,
Jakoste `yi gördü. O sırada Högzido uzaklardan sapladığı okla Jamin `i kendine hızla aldı.)
Rimunu: Jamin! Jamin! Bekleyîn beni.
(Jakoste yere kapanmış sonunu beklerken olandan habersiz Rimunu öylece bakakalmıştı Jakoste `ye)
Jakoste: Ben Jamin`in kuzeni Jakoste. Sakin durma, düz yoldan devam et! Her şey sende saklı... Acele et,
beni de alacak!
Rimunu: Niçin?
Jakoste: Zamanı geldi!
(Dedi ağlamaklı Jakoste. Bunun üzerine Rimunu sinirlerine hâkim olamayarak...)

Rimunu: Onun kanatlarım yolacağım! Ve sanrılar görene kadar pataklayacağım onu!
(Ağlamaya başladı Rimunu `da...)
Jakoste: Acele et! Geliyor... İnancın amacın olsun! Shojo`yu bul, o seni bulmadan!
(Rimunu koşarken, bir an için arkasına bakmıştı ama gördüğü o an ömründeki acı dolu sayfalardan daha
öfkelendirici daha tiksindiriciydi... Jakoste `nin sırtından giren ok göğüs kafesinden çok sert bir biçimde
çıkmıştı. Jakoste `nin acısını dehşet dolu çığlığından ve kayboluşundan anlamıştı Rimunu ve koştu...koştu...koştu... Bütün bunlar doğal bir bencillik için mi, yoksa ne diye düşündü Rimunu koşarken.)
Rimunu: Hayır!
"Bir tepenin eteklerine geldiğim fark etti Rimunu koşarken ve tırmanmaya başladı hemen. Bu sırada
arkasına baktı ve ufuktaki toz bulutunu gördü ve daha hızlı çıkmaya çalıştı. Hızına hız katarken Högzido,
epedeki noktacığı fark etti ve büyük kanatlarım açarak ona doğru haince uçtu.)
Högzido: Hazır ol değersiz hayvanim benim...
Tam zirveye çıkınca Rimunu, aşağıdaki büyük kaleyi gördü.)
Rimunu: Shojo`nun sarayı burada olmalı.
Yamaçtan hızla inmeye başladı Rimunu kale kapılarına doğru ve tam inip kapıya vurunca, olanca gücüyle
bir acı hissetti içinde. Kalbine saplanıp çıkan beyaz renkli şeffaf oku gördü Rimunu ve oracıkta yığıldı yere.
Högzido yere inerek kanatlarım gizledi ve ağır adımlarla Rimunu `nün yanma sokuldu.)
Högzido: İhtişamla bezenmiş kanatlarım size bir yerden tanıdık geliyor mu sevgili Horus?! Hahahaha!..

Kara deliğin başka büyük bir boşlukla yitirilişi... Ya da güneşin düşüşü... Evet! Bu daha uygun!..
Hahahaha!.. Karanlıkta kendini bulma noktası olarak bu kapıyı, hep doğuyu gördün!.. Oysa... Burada doğu
yok!.. Çünkü burada îlah benim!.. Çok bilinçsizsin... Şu yaptığın adeta, kirlenmiş tozlu toprağın çatlağından
gök mavişi engin denizlere ulaşma hayali kadar boş!.. Zamansızlığın ne demek olduğunu biliyorum... O
yüzden seni anlayabiliyorum... Dolayısıyla seni hızlı alacağım...
(Dedi tam kulağına sokularak Rimunu `nün. Rimunu ise oku yediği gibi yığılıp kilitlenmişti.)
Högzido: Lakin...
(Havayı koklayıp ve konsantre oldu. Durdu ve...)
Högzido: Burada farklı bir hava var! Sen?! Sen kapıyı mi çaldın mahluk?!
(Rimunu gülümsedi acı içinde, ama yine de kaskatıydı.)
Högzido: Hayır!
(Kale kapıları aralandı ve selam boruları, “İdrah Boruları” çalındı. Kapılar açıldığında Högzido, Shojo `nun kendini hissetti ve anladı başarısızlığını...)
Höszido: Lanet olsun!
(Ve kanatlarım kaybetti ilkin Högzido...)
Högzido: Aah!
(Askerlerden birkaçı Rimunu `nün kalbine saplı oku çıkarmaya geldiklerinde, onları engellemek istedi
Högzido ve yıldırım oku attı onlara.)
Högzido: Hedekiyuto!.. Alin size!.. Kimse beni engelleyemez!.. O benim!.. Yalnız benim!.. Benim olmalı! .
Daha üstünüm ondan!.. Neden ayrıcalık tanıyorsunuz ona!.. Kandırıcı ustaları!..
(Rimunu `yu sırtına alıp kaçmak isterken Shojo arkasından seslendi büyük bir garezle...)
Shojo: Bırak onu!
(Ölmüş askerlerine baktı Shojo. Diğerleri ölülerim almaya gelip ve götürdüler. Shojo ile göz göze geldiler,
arkasını dönünce Högzido. Ardından şaşkın olan Högzido, Rimunu `yu yere bıraktı.)
Shojo: Okunu çıkar!
(Dedi öfkeyle Shojo ve Högzido biraz bekledikten sonra şeffaf okunu dikkatlice aldı. Rimunu ise ölüm ile
hayat arasındaki o son yolda can çekişmekteydi. Shojo okunu alan Högzido `ya görülmemiş bir kinle baktı ve
ak eliyle ona yolladı ölümü...)
Shojo: Hazudna me Yahavu!
(Bu büyü ile Högzido paramparça oldu. Bütün kazandıkları ve kaybettikleri ile birlikte yok oldu. Etraf
bembeyaz ışık kümesinin içinde kalmıştı... Rimunu gözlerim açtığında bulutlardan daha yumuşak ve daha
beyaz bir yatakta olduğunu fark etti. Acısı dinmiş, tüm yaraları iyileşmişti. Tam ayağa kalkarken Rimunu o
beyaz Shojo `yu karşısında gördü.)
Shojo: Küçük insancığım benim!..
(Shojo, Rimunu `ya yaklaştı iri vücuduyla. Rimunu tedirgin vaziyette, ama dikkatle baktı o garip şekline, gözlerine, ağzına, tüylerine ve derisine. Shojo `nün derin nefesim artik hissedebiliyordu. Shojo `nün keskin bakışları arasında, büyük odadaki kılıçları görebiliyordu. Shojo `nün her yerini kapatan garip gri bir pelerini vardı.)
Shojo: Kalk!
(Büyüsüyle Rimunu `yu ayağa kaldırdı.)
Shojo: Gel!
(Dedi bağırarak ve onu izlemesini sağladı.)
Rimunu: Nereye gidiyoruz!?
(Sürekli açılan kapılar ardından yürüyen Shojo ve Rimunu çok karanlık bir odaya girmişlerdi. Shojo
Rimunu`ya yaptığı büyüsünü çözüp. Mavi Ud Büyüsü île odadaki geçit kapısı meşalelerini bir bir yakmaya başladı. Birincisi, ikincisi, üçüncüsü ve dördüncüsünü de yakınca oradan aldığı enerjiyle kapı açıldı ve Shojo içine girdi. Bunu gören Rimunu tedirgin ama tereddütsüz içine girdi kapının.)
Rimunu: Aaaaaah!
(Büyük, karanlık bir uçurumdan düştüğünü hissediyordu Rimunu. Önce uzayda, boşluğun içinde bir
mahzene düştü, içeri girdi kapıdan merakla. Anladı la bu büyülü fırçanın yeriydi. Karanlık yolda ilerlerken aydınlanan bir odaya girdi Rimunu. Ve karşısındaki uzun bir masa dikkatim çekti. Heyecanla ona yaklaştı ve temiz yüreği sayesinde, büyülü fırça oracıkta görünür hale geldi. Rimunu`da onu eline aldı. Birden görünmez oldu fırça, Rimunu onu eline aldığı gibi. O sırada da yer yarıldı ve yine düşmeye başladı Rimunu. Çığlıkları boşuna, aniden bir zemine çakıldı. Kalktığında büyük, yuvarlak bir kaya parçasının üzerinde olduğum fark etti. Yuvarlak bu düzlemde garip bir simge gözüne çarpıyordu Rimunu `nün. Yuvarlak taşın etrafını çevreleyen, çember şeklinde bir düzlem daha vardı ama bu ikisinin arasında köprü yoktu. Ve iki taş arasındaki uçurumun dibinde kızgın lavlar köpürüyordu. Sıcaklığını yeni yeni hisseden Rimunu...)

ÇEMBER KAYA

Rimunu: Artik kendimi ne rahat, ne temiz ve ne de mutlu hissediyorum.
(Rimunu çember şeklindeki taşın etrafına dolaşan garip yaratıkları fark etti. Gülüşen, kıkırdayan, bağıran,
zıplayan ve dikkatle ona bakan...}
Rimunu: Şimdi anladım.
(Rimunu düzlemi incelerken, Shojo gölden şiddetle yere indi. Bir eli ve dizi yerde, keskin gözleriyle
Rimunu `ya baktı ve...)
Shojo: Hazır olan sendin. Bunu söyledin ve sıra bende şimdi.
(Dedi Shojo, ardından ayağa kalktı.)
Shojo: Amacına atacağın son adımındaki basamak benim. Beni de geçmen gerekiyor artik. Asla dengim
olamayacağın ve öncekilerin aksine zavallı Högzido`ya hiçbir parçanı kaptırmamış olman ve buraya kadar
gelebilmen dolayısıyla sana üç seçenek sunuyorum, intikam, aşk, kudret! Bu güçlerden birisini seç ve ben
sana, ruhuna aşılayayım, küçük insancığım benim.
(Etraftaki yaratıklar merakla, olan bitene bakarken Rimunu bir şeyi anımsadı ve büyülü fırça yine görünür
hale geldi elinde.)

Rimunu: Evet... Benimde sana bir önerim var aslında...
(Dedi ve gülümsedi.)
Rimunu: O üç seçeneği beyaz götüne şok, sonra da ben o götüne tekmeyi basayım.
(Dedi Rimunu ve gülümsedi yine. Shojo çok şaşırmıştı.)
Rimunu: Nasıl? Ha? Benim inancım amacımdır. Senin inançlarına hizmet etmem ben, seni şebek-kedi
kırması dangalak!
(Dediği anda fırçayı bir kez salladı havada ve fırça yok oldu. Rimunu `nün hissettiği oldu ve mavi, yeşil
kanatları ona geri döndü ardından diğerleri. Shojo bunca laflarına hiddetle ölüm büyüsü yaptı Rimunu’ya.)
Shojo: Seni lanet! Agaraban me Yahavu!
(Büyüden ustalıkla sıyrılan Rimunu yukarılara uçtu. içinde hissettiği, Högzido `dan ona geçen ve kendinde
harmanlanan güçlerim kullandı. Önce yıldırım büyüsü yaptı ağzını bile kıpırdatmadan.)
Shojo: Nasil olur?!
(Ardi ardinayara alan Shojo, Rimunu `ya inmesin! söyledi.)
Shojo: în aşaği insan! Yoksa ben seni indireceğim!
(Cevap alamayan Shojo sürekli büyüler yapti, intikam büyüsü.)
Shojo: Daviz me Yahavu!
(Son olarak kudret büyüsü yapti.)
Shojo: Avigihen mane Zaag!
(Hepsinden sıyrılan Rimunu yere indi ve dür işareti yaparak Shojo `yla konuşmaya başladı.)
Rimunu: Peki hiç düşündün mü acaba senin yolun benden geçiyor mu diye?
Shojo: Ne?
Rimunu: Hikâye içerisinde hikaye olmak...
(Ve gülümsedi Rimunu...)
Rimunu: Tabi...
Shojo: Yeter!
(Yok olum büyüsü yaptı Shojo...)
Shojo: Azugra dela Mardan ji Egmi!
Rimunu: Begaut!
(Büyüsü ile savurma yaptı Rimunu Shojo`nun büyüsüne karşı ve Shojo`yu kilitledi. Kilitlenen Shojo zorlukla konuşabiliyordu...)
Shojo: Ne haltsın bilmiyorum, ama... Nasıl bir gaza geliştir bu, ama...
(Shojo kilidi açtı.)
Shojo: Diğerlerinden olmadığın kesin. Her an senin gibileri gelirdi buraya, ama...
Rimunu: Seninde öncekilerden olmadığın muhakkak! Ben de her gün senin gibi kişiler görmüşümdür. Benle kesişir yaşamları, ama boş oldukları için mi yoksa nedir bilmem, gider hepsi. Zamanı geldi Shojo, yaklaş, buradan çıkma vaktidir!
Shojo: Anlaşılan birbirinden bağımsız günlere özendin! Hahahaha!..
(Dedi Shojo ve Rimunu`yla beraberce çember taşlarına uçtular. Sonra Rimunu...)
Rimunu: Gözlerim kapat, hafifle, kafandaki her şeyi boşalt ve ağzım olabildiğince açarak çiğlik at. Ben
böyle çıkarım hikayelerden
Shojo: Öyle olsun! Hazırım!..
Rimunu: Shojo çok merak ediyorum. Högzido`yu nasıl bu kadar kolay harcadın? Sırf benim için...
Shojo: Unutma misafirler kutsaldır... Aslında Högzido`yu severdim. Ömrünü kartpostallar yığınını bir
matkap gibi delerek ilerlemekle harcadı ve kar taneleri gibi dağıttı etrafına. Onu gerçekten görebilen de bir tek bendim yine de. Neden mi? Çünkü ona bende inanıyordum. Oysa o, arkasından hatalarını düzeltici biri gereken düşüncesiz yaratık bana kazık attı!.. Sen ise bunu bana fark ettirdin...
Rimunu: Peki eğer ben sana ulaşamasaydım sen ne yapacaktın, amacın neydi?
Shojo: Dünya, yaşam bir girdap aslında, bizi yakalayıp götürür. Sonra bizi bir yerlere fırlatıp, yine bizden aldıklarım geri dönüşüm gibi yüzümüze tükürür. Sanırım sen gelmeseydin, bende tükürdüğümü
yalayacaktım Rimunu.
(İkisi de güldü.)
Shojo: Hahahaha!
Rimunu: Hahahaha!
(Ardından hafifleşip bu hikâyeden çıktılar. Rimunu kendi odasında uyandı. Biblosu başında ona bakar
vaziyette, ama konuşmaz durumda. Shojo ise başka bir hikâyede...)

... Gözlerini kapattı...

RİMUNU`NUN ODASI

(Fini Rimunu `nün odasına girdi.)
Fini: Aferin! Ne oldu?
(Rimunu kendini kasti sonra patladı...)
Rimunu: Hahahaha!..








Bitmeyen Hikaye
Yazı Sahibi
Umut Uyan
Umut Uyan tarafından 8.9.2008 tarihinde eklendi 146 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı

Telif Hakkı Uyarısı
Bitmeyen Hikaye isimli yazı, Umut Uyan tarafından 08.09.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :

Aralık
1
Oyun 2 (son)
Deniz ErFantazi Hikayeleri • 37 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
30
Kiralık Ölü
Mehmet ÇalışkanFantazi Hikayeleri • 36 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
26
Son Savaş 3
Abdullah ŞengülFantazi Hikayeleri • 73 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
24
Ayyaşlar
Mehmet ÇalışkanFantazi Hikayeleri • 99 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
24
Ben ve Ben 2
Osman KaragölFantazi Hikayeleri • 136 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
9
Bir Yüreğin Yapıtaşları
Umut UyanAşk Şiirleri • 78 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Kasım
6
Yazı Yazamıyorum
Umut UyanMizah Denemeleri • 124 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Kasım
6
Bitmeyen Hikaye 7_baronların Savaşı 1
Umut UyanFantazi Hikayeleri • 147 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
6
Bitmeyen Hikaye 7_baronların Savaşı 0
Umut UyanFantazi Hikayeleri • 81 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
6
Bitmeyen Hikaye 6_dragon İni
Umut UyanFantazi Hikayeleri • 66 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
11
Bir Yastık Esnemesi
Umut UyanFantazi Hikayeleri • 938 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
24
Galu
Umut UyanFantazi Hikayeleri • 828 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Haziran
27
Pinokyo Karanlık Yollar
Umut UyanFantazi Hikayeleri • 401 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mart
24
An
Umut UyanFantazi Hikayeleri • 353 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
30
Vah Vah
Umut UyanKomik Hikayeler • 351 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Bitmeyen Hikaye, Bitmeyen Hikaye hikayesi, Bitmeyen Hikaye hikaye, Bitmeyen Hikaye nedir?, Bitmeyen Hikaye hakkında bilgi, Bitmeyen Hikaye hikayeleri, Umut Uyan hikayeleri, Bitmeyen nedir, Bitmeyen hikayesi, Bitmeyen hikayeleri, Hikaye nedir, Hikaye hikayesi, Hikaye hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : IT Outsourcing | Credit Cards | Buy Anything On eBay | Credit Report | Debt Help | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul