Bitmeyen KabusBitmeyen KabusBitmeyen KabusCengiz Altunaydın Berk geriye doğru adım attı. Korkuluğun kenarına gelince göz ucuyla aşağıya doğru baktı. “Aman Allah’ım” diye dökülüverdi ağzından sözcükler. Çok yüksekti. “Bak Ferhat” dedi karşısındaki adama “Sana yalan söylemedim ben, parayı yarın getireceğim.” Adam tabancasının ucuna susturucuyu yavaşça takarken ağızı alaycı bir gülümsemeyle kıvrıldı. “Bu kaçıncı Berk?” “Daha önce de yarın ödeyecektin. Artık tahammülüm kalmadı. Madem para gelmeyecek, sen de yoksun artık.” Ferhat tabancayı Berk’e doğrulttu. Berk’in gözlerinde yalvarırcasına bir ifade vardı. “Hayır” diye bağırdı. “Hayııııır.” Sonra tabancanın ucunda bir ışık kümesi belirdi. Işığı gördüğü an kalbinin üst kısmında bir basınç hissetti. Acı yoktu. Sonra patlama sesini duyduğunda merminin çarpma kuvveti onu sarstı. Geriye doğru sendeledi ve korkuluğun üstünden kaydı. Son anda elini uzatarak trabzanın kenarına tutunabildi. Sağ eliyle can havliyle tutunuyordu. Sol kolu cansız bir şekilde sarkıyordu yanından. Yardımcı olsun diye kaldırmak istedi ama sol kolunu hissedemiyordu. Aslında kolunda veya vücudunda hiç acı yoktu, yalnızca şakaklarından geçen kanın pompalanışını hissedebiliyordu. Kafası patlayacak gibiydi. Nefes almakta zorlanıyordu. “Yardım et Ferhat”, diye seslendi, ama Ferhat gitmişti bile. Berk’in eli kaymaya başladı trabzan kenarından. Parmak uçlarıyla tutunuyordu artık ve sonra bıraktı…. Bağırıyordu avazı çıktığı kadar. Tüm yaşamı boyunca çıkarmadığı kadar çok ses çıkarıyordu. Kalbinde ani bir sıkışma oldu ve gözleri karardı ve…. .....Berk bağırarak yataktan fırladı. Halen bağırıyordu. Etrafına şaşkın gözlerle baktı. Ama, bu da ne? Odasındaydı. Hepsi sadece bir rüyaydı. ‘Herhalde gece seyrettiğim polisiye filmin etkisinde kaldım’ diye düşündü. Kendini tekrar geriye doğru yastığın üstüne bıraktı. Güldü. “Aman tanrım, ne kadar da gerçekti.” Yastık ıslaktı, terden sırılsıklam olmuştu ve alnındaki ter boncuklarını eliyle sildi. ‘Bari banyoya gidip elimi yüzümü yıkayayım’ diye düşündü. Yüzünü yıkadı ve havluyla güzelcene kurulandıktan sonra aynada kendisine baktı. Dağınıktı biraz ama, yakışıklıydı aslında. Sakalları üç günlük olsa ve saçları kirpiye benzer şekilde yukarıya kalkmış olsa da, hiç de fena değildi. Gülümsedi, sonra elini omzuna doğru götürdü. Omuzunda garip bir ağrı vardı. Pijamasının düğmelerini açtı ve atletinin üzerinde kırmızı bir leke olduğunu ve yavaşça büyüdüğünü gördü. “Bu da ne böyle?” diye bağırdı. Üstünü hemen çıkardı. Aynada omzuna bakıyordu. Bir delik vardı orada. Bir delik. İçinden kan sızan bir delik ve…. bir kurşun deliğine benziyordu. Hemen dolabın içerisinden pamuk çıkardı ve yaraya bastırdı. “Bu nasıl olabilir?” diye söylendi. Rüya değil miydi bu? Sonra omzundaki pamuk da kanla doldu. Yaradan fışkırırcasına kan akıyordu. Üstü başı kan olmuştu Berk’in. Kan yere damlamaya başladı. Gözleri kocaman açılmış yere bakıyordu. İçindeki can yavaşça akıp gidiyordu. Büyük bir korku kpladı içini. Bağırmak istiyordu ama sesi çıkmadı bu sefer. Gırtlağı düğümlenmiş gibiydi...... .......uzaklardan biri seslendi. “Berk” Bir kadın sesi gibiydi. Sonra ses artmaya başladı. “Beeerk, uyan artık, okula geç kalacaksın.” Gözlerini açtığında annesini üzerine eğilmiş, gülümserken gördü. “Günaydın canım. Aşağıda kahvaltın hazır seni bekliyor. Haydi kalk bakalım.” Berk önce şöyle bir baktı, sonra annesinin boynuna sarılıverdi. Annesi şaşkın bir ifadeyle “Allah Allah” dedi, “bu kadar sevineceğini zannetmemiştim.” Berk annesinin gülen yüzüne ve gözlerine baktı. “Sağol anneciğim” “Sağol gerçek olduğun için.” Annesi “Canım” dedi. Yüzünü okşadı ve doğruldu. Sonra kapıya döndü. Kapıyı açtı ve tekrar geriye baktı. “Hoşça kal canım. Seni bekliyorum.” “Anne , bekle” diye seslendi Berk. Hemen peşinden gitmek için acele etti. Ama annesi gitmişti. Sonra herşey bulanıklaştı. Oda siliniyordu gözlerinin önünden. Tekrar korkuluktan kaydığı ana geri dönmüştü. Aşağıdaki cadde hızla yaklaşıyordu. Arabalar önce ufakken gittikçe büyüdüler. ‘Yok canım’ dedi kendi kendine. ‘Bu kadarı da fazla artık. Bu rüyalar ne kadar da içiçe geçti böyle.’ ‘Neyse, nasılsa birazdan uyanacağım tekrar’ diye düşündü. Ama Berk uyanmadı. Bir rüyadan diğerine atlayıp duruyordu. Annesi onu yatırdığı hastanenin odasında, sürekli başında duruyordu. Bu halde 5 gündür yatıyordu ve herhangi bir değişiklik olmamıştı. Doktorlar bu duruma hiç anlam veremiyorlardı. Fiziken tamamen normal, vücut fonksiyonları yerindeydi. Ama hasta sürekli olarak ram uykusu halindeydi ve EEG`de yoğun beyin faaliyetleri gözüküyordu. İçeriye babası girdi ve elinde bir kitap tutuyordu. "Nedir o" diye sordu Berk`in annesi eşine. "Bilmiyorum, evdeki yatağının başında duruyordu" dedi adam. Kadın kitaba daha yakından bakmak için kitabı eşinin elinden aldı ve başlığı okudu: "Transandantal meditasyon ve otohipnoz."
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
1
Akıl Hastanesi ve / veya Dinlenme Odası 1
• Zeynep Tümöz • Düş Hikayeleri • 56 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Kasım
30
Kasım
27
Kasım
26
Kasım
26
Aralık
24
Eylül
20
Temmuz
31
Ağustos
4
Haziran
4
Ocak
21
Eşlerin Ölümüne Benzerliği
• Cengiz Altunaydın • İronik Hikayeler • 1442 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Mart
28
Eylül
20
Ağustos
4
Haziran
4 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||