Bizim Seyfettin
Seyfettin'le hangi yıllarda tanıştık bilmiyorum. Anadolu'da görev yaptığım yıllardı zannederim. Bir kasabanın en uzak köylerinden biriydi, Belki de ilk görev yaptığım yerdi. Bir akşam bana hoş geldin demek için eve geldi ve konuşmaya başladı. Yaklaşık yirmi beş yıldır hala arar konuşur.Uzun süre mektuplaştık. Sonra köye telefon bağlanmış. Bana telefon numarasını gönderdi. Bir süre köyün telefonu ile görüştük. Daha sonra evine telefon almış. Bir sürede öyle geçti. Geçen yıl da cep telefonu almış, beni aradı numarayı verdi. ondan bu yana da cep telefonu ile görüşüyoruz. Daha doğrusu o konuşuyor ben dinliyorum. Zaten kendi aramıyor . Çaldırıp kapatıyor, ben arıyorum. İtiraz edecek oldum. Hiddetlendi;
Özellikle senin kartından aldım sana ağır gelmesin diye.
dedi.
Ne yaparsın Seyfettin'i seven kontöruna katlanır. Bende sesimi çıkarmadım. O gündür bu gündür o konuşuyor ben dinliyorum. Köyüyle ilgili tüm havadislerden haberim olduğu gibi ,çevre köylerdeki ve kasabadaki gelişmeleri de zamanında öğreniyorum artık. Köyde geçtiğimiz yıl üzümler iyi olmamış. Ayrıcada parada etmemiş. Etmeyince ,Kozalak Hacı'nın Necip'i bu yılda evlenememiş. Sarı Mustafa kooparatif aracılığı ile aldığı koyunları zararına satmış.Bir daha kredili iş yapmayacağına tövbe etmiş. Sakar'ların Sünepe Süleyman'ı bu yıl ziraat mühendisi çıkacakmış.Sakar Ali;
oğlum mühendis çıkacak diye, hindi gibi gubara gubara köyde dolanıp duruyormuş.
Köydeki okul kapanmış. Her gün bir minibüs, öğrencileri alıp, aşağı köyün okuluna götürüyormuş. Kızını öğretmenin yalvarıp yakarmasıyla okula zor gönderen Zühtü Ağa, Reisicumhur gelse kızımı başka köyün okuluna göndermem diye tutturmuş . Karakoldan çağırmışlar ikna olmuş.'' Başçavuş çok muhterem bir adam, kıramadım'' diyormuş. Kasabada bu yıl belediye başkanlığını, genel seçimleri kazanan parti kazanmış. Aynı parti köyünde de birinci parti olmuş. Seçim zamanı ilçe başkanı köye gelmiş, çok esaslı ve dokunaklı bir konuşma yapmış.Konuşmanın sonunda, ilçeye on beş tane fabrika yapılacağından bahsetmiş. Genel başkanın bu bölgeye çok önem verdiğini ve, seçimleri bizzat takip ettiğini anlatmış.Başkan her gece köylüyü arayıp ''Aman benim yüzümü kara çıkarman gerisine karışman'' diyormuş.Genel başkanın gelip, o fabrikaları kendi eliyle açacağını ,köyde bir tane bile işsiz genç kalmayacağını söylüyormuş. Köylü öyle duygulanmış ki, içlerinde ağlayanlar olmuş. Şarap Hayri bile tövbeye gelip, namaza niyaza başlamış. Gerçi dört yıldır kasabada fabrika falan açılmamış ama, kasabanın girişindeki su değirmenine bir oluk daha eklemişler ve köyden Bostancı'nın büyük oğlu Salak Hayri' de toscu olarak işe başlamış.
Seyfettin'in lafı bitmez . En son görüşmemizde bana bir mektup göndereceğini söyledi. Telefon varken neden mektup yazdığını sorduğumda;
-Telefonla konuşurken sana söyleyeceklerimi unutuyorum.Aklıma geldikçe bir köşeye yazıp sana yollayacağım.
dedi.
Bu iletişim pahalılığında mektup bana da cazip geldi. Yoksa bir tarifeli hat alıp yollamayı düşünüyordum bizim Seyfettin'e.
Not. Mektup gelirse sizlere de ileteceğim.