Bizler Mi Fazla Hassas’ız Başkalarımı Vurdumduymaz?
27 / 5 / 2008 Salı tarihinde Haydar Alp tarafından eklendi, 169 kez okundu...
“Bilim adamları yıllardır yazıp çiziyorlar, rakamsal veriler, görsel etkileme (efekt), görsel ve yazılı basında açılamalar, uyarılar yapıyorlar. Aklı başında her insanın kesinlikle kayıtsız kalamayacağı kadar uyarı bombardımanı. Dünyamız küresel ısınma nedeniyle hızla bir felakete doğru sürüklenmektedir. Dünyanın iklim kuşağı kutuplara doğru kaym...” Okuyucu Puanı ;
Bizler Mi Fazla Hassas’ız Başkalarımı Vurdumduymaz?Bilim adamları yıllardır yazıp çiziyorlar, rakamsal veriler, görsel etkileme (efekt), görsel ve yazılı basında açılamalar, uyarılar yapıyorlar. Aklı başında her insanın kesinlikle kayıtsız kalamayacağı kadar uyarı bombardımanı. Dünyamız küresel ısınma nedeniyle hızla bir felakete doğru sürüklenmektedir. Dünyanın iklim kuşağı kutuplara doğru kayma göstermektedir. Yani ısınma nedeniyle ekvator kuşağı ve yakın paralellerde görülen sıcak iklim ekvator kuşağından kutuplara doğru yayılmakta sonuçta da dünyayı sular altında bırakacak olan buzulların erimesiyle sonuçlanacaktır. Belki maddenin sakımı kanunu gereği sular yok olmayacak ancak geçmiş çağlarda yaşandığı kayıtlı olan Nuh Tufanında yaşanan etkisi bu sefer kalıcı olacaktır. Bunlar hayallerde yaşatılan senaryolar gerçek elbette yaşanmadan bilinmez. Bazı gazete ve dergilerde dünyanın büyük anakentlerinin (mega kent) ya da kutsal şehirlerinin yok olacağı açıklanmaktadır. Artık insan havsalası ne kadar ölçümlendirebilmektedir. Bilinmez bilmek için Laboratuvar deneyi de yapılması olası değildir. Hesap ortadadır, “görünen köy kılavuz istemez”. Bütün bunların gerçekleşmesi olanaksız varsayımlar olduğunu kabul edelim. Hadi gözle görülür bir ısınmanın olmadığını da kabul edelim. Yaşı bizim gibi elliyi aşmış veya daha yaşlı insanlara sorun bakalım iklim ve çevre değişimleri konusunda ne diyorlar. Ancak bir söz vardır;”Sonradan ki pişmanlık fayda etmez.” Yani bu yolun dönüşü yoktur o nedenle iş işten geçmeden gerekli önlemleri almak gerekir. Bu sadece kişisel tedbirlerle olmaz bu konuda ulusal ve en önemlisi uluslar arası önlemler alınması zorunludur. Dünyanın en büyük gücü ve en ileri ülkesi sayılan başta ABD olmak üzere pek çok ülke Kyoto Sözleşmesine hala imza koymamışlardır. Sadece dünyaya karşı değil kendi vatandaşlarına karşı da sorumluluğunu yerine getirmemiştir. Oysa bu konuda daha hassas olmasını beklerdik. Neden beklerdik derseniz bırakınız dünyayı uzayın derinliklerinde daha yaşanabilir dünyalar arayanlar bu Amerikalılar değil mi? Küresel ısınma nedeniyle dünya hızla açlığa doğru sürüklenmektedir. Tarım ikliminin bozulması nedeniyle tarım alanları çölleşmekte ve ekilebilir tarım alanları hızla yok olmaktadır. Tarım alanları ekilebilir durumda olsa bile ya aşırı sıcaklar nedeniyle ya da sulanamama yanı kuraklık nedeniyle verim elde edilememektedir. Oysa gerek ülkemizde gerekse uluslar arası temelde uzun vadeli bir su politikası ve buna bağlı planlaması yapılarak hemen ve sağlıklı bir şekilde uygulamaya konulmalıdır. Çünkü bileşik kaplar kuralı gibi susuzluk sadece bizim değil çevre ülkelerinde ister istemez içinde olacağı bir sorundur. Geçmişte sadece sanayi yatırımlarına yönelip tarım ve çevre sorunlarını görmezden gelen anlayışlarının ne kadar hatalı davranış olduklarını dünya tarımının S.O.S vermeye başlamasıyla görmeye başladılar. Ancak daha da geç kalınmadan ulusal tarım ve çevre politikasının sadece gelir gider bilançosuna endekslenmeden yürürlüğe sokulmasıdır. Hangi bölgede neyin ne kadar ekilmesi nasıl ekilmesi gerektiği konusunda hükümetlerin gerekli düzenlemeyi hemen yapması ve yürürlüğe koyması gerekmektedir. Bölgesel verimlilik ve sulanabilme potansiyeline uygun dereceli ve limitli davranabilmenin yanında ekonomik ve sürdürülebilir bir tarım uygulaması şarttır. Daha yakın geçmişte ülkemiz tarımda kendi kendine yeten yedi ülkeden biriydi. Gel gör ki tarımın ekonomiye feda edilmesi sonucu yani verimli ve uygun tarım alanlarının fabrika, site veya tarım dışı alanlara kullanılması sonucu tarım potansiyelimiz aşırı zaafa uğratılmıştır. Bunun yanında ekolojik sistemin çökertilmesi sonucu gerek sulayabilme gerekse verim kapasitesi nedeniyle pek çok tarım arazisi atıl duruma gelmiştir. Ülkemizde bilinçsizce sulama ve gübreleme sonucu topraklarımız çoraklaşmıştır. Organik tarımın değerini zamanında bilemedik. Güzelim topraklarımızı daha çok verim alacağımızı sanarak bilinçsizce ve kontrolsüz bir şekilde fabrika gübreleriyle çoraklaştırdık. Bu kötü gidişe dur diyecek bir devlet görevlisi de olmadı. Gerçi devlet yapımızın içinde ziraat ile ilgili birimler var ama şeklen var. Onlara da sorsan onlarında haklı bir sürü nedeni vardır. Bu konuda aydın kesim olarak dengelerin git gide bozulduğunu her keresinde dile getirdik. Gerek şahıs olarak gerek ise dünya görüşü olarak. Bir atasözümüz vardır; “Zararın neresinden dönersen kardır.” Diye. Daha fazla geç kalınmamalı. Bilmiyorum bizler mi fazla hassasız yoksa başkaları mı vurdumduymaz? Ama bu gemi batarsa hepimiz de içindeyiz. Dikkat ederseniz önce suyun dünyayı boğacağını, sonra da susuzluğun ve yanlış tarım politikalarının dünyayı açlıktan kıracağını açıklamaya çalıştım. Yani işin başı da sonu da su!.. Derler ki su hayatın başlangıcıdır. Bu gidişle sonu olacak.
Tavsiye Et :
Eylül
7
Eylül
7
Ağustos
31
Ağustos
29
Ağustos
24
Haziran
6
Haziran
3
Çocuklarımız Katillerimiz Neden Olsun?
• Haydar Alp • Toplumsal Makaleler • 148 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
27
Bizler Mi Fazla Hassas’ız Başkalarımı Vurdumduymaz?
• Haydar Alp • Güncel Makaleler • 170 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Mayıs
1
İstanbul İstanbul Olalı Böyle Zulüm Görmedi
• Haydar Alp • Eleştiri Makaleleri • 140 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Nisan
28
Haziran
21
Temmuz
5
19 Mayıs 1919 ( Kurtuluş Destanından)
• Haydar Alp • Klasik Şiirler • 3266 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Nisan
28
Nisan
20
Kasım
24
10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü ve Haftası
• Haydar Alp • Güncel Makaleler • 1491 kez okundu. • 3 kez yorumlandı. |
![]() |
|
||||||||||||||