Bu Oyunun Adı Ne?Bu Oyunun Adı Ne?Oyundu diyordu..Sadece oyun..Onun için herşeyden vazgeçmişti.Ailesinden ,kariyerinden, gelecekle ilgili tüm hayallerinden. Gözlerinin içine bakıp ``Lütfen benimle evlen..söz veriyorum seni dünyanın en mutlu kadını yapacağım.`` deyişi daha dün gibiydi.Öyle samimi gözüküyordu ki..öyle güvenmiş , öyle inanmıştı ki sevgisine..Birgün bunları yaşatacağı aklının ucundan bile geçmezdi. Bir gecede bütün hayatı altüst olmuştu..Kaydettiği bir dosyayı arıyordu bilgisayarda.Birden gözüne bir msn kaydı ilişti..Çocuklar arkadaşlarıyla görüşmelerini kaydetti farkında olmadan diye düşündü..Bir göz atıp silmeyi düşünmüştü ki..Karşılaştığı şey karşısında şaşkına döndü.Kayıt eşine aitti ve konuştuğu bir kadındı..Aylar süren görüşmeler vardı..Okuduğu aşk cümleleri öylesine yaralıyordu ki içini, bu da yetmezmiş gibi ancak evli iki insan arasında geçebilecek yatak muhabbetleri vardı.. Eşine olan sevgi ve güven üzerine kurduğu dünyası yıkılıvermişti..O an sadece ölmek istedi..Sonra kendini toparlayıp düşünmeye başladı.Onca yıllık doktordu..Nelerle karşılaşmıştı..İnsan psikolojisi ilgi alanıydı..Kırk yaş sendromudur diye düşündü..Bu yaşta erkekler yaşlanmayı kabul etmemek için genç bayanlara ilgi duyarlardı..Ama eşinin konuştuğu kişi ablası olacak yaştaydı.Torun sahibi bir bayandı.Aynaya baktı..Yeni karşılaştığı insanlar onun evli ve çocuklu olduğuna inanmazlardı..En az on yaş genç gösterirdi hep..Acı acı gülümsedi.. Sürekli acabalarla boğuşuyordu..Kendini eleştirmeye yöneldi..Çok ağır ve sorumluluk isteyen bir işi vardı..Acil serviste çalışıyordu ve çok sık nöbete kalıyordu.Buna rağmen elinden geldiğince evini, eşini ve çocuklarını ihmal etmemeye çalışıyordu..Çoğu ev kadınlarının bile yapmaya üşendiği yemekleri yapardı..Eşine ilgisini ve sevgisini göstermeyi ihmal etmez, çok kızdığı bir şey bile olsa sesini yükseltmez konuşarak halletmeye çalışırdı.. Eşi görevinden dolayı bazen akşamları dışarı çıkardı...Sonra da bu alışkanlığa dönüşmüştü. Önceleri çok içerlese de konuşarak bunu çözemeyeceğini anlayınca onu kendi haline bırakmaya karar vermişti.Belli ki erkek arkadaşlarıyla sohbet etmek daha çok rahatlatıyordu onu..Bu yüzden ihmal edilmeyi bile sineye çekip onu bunaltmamaya karar vermişti..Arkadaşları arasıra takılır,’Başka biri olmasın, sürekli dışarıda ne yapar bir insan’ derlerdi..Oysa göğsünü gere gere bu konuda kendime güvenmem ona güvendiğim kadar derdi..Onun eşi yanlış yapmazdı..Hele ahlak dışı bir şey hiç yapmazdı..Nasıl olmuş da bu kadar yanılabilmişti.. İnsanları çok iyi tanıdığını zannetmesine rağmen nasıl bu kadar kör olabilmiş , kendisine her akşam söylenen yalanların farkına bile varamamıştı..Her gece aynı yastığa baş koyduğu eşi, onu sevdiğini söylemeden uyumayan insan nasıl bu kadar iki yüzlü olabilmişti..Aklı almıyordu bir türlü. Konuşmaya karar verdi.Önce inkar etse de eşi, her şey o kadar açıktı ki..Geçti, bitti..sen de bakmasaydın onlara gibi cümlelerle geçiştirmeye çalıştı.Ama o nedenini öğrenmek istiyordu..Sadece nedenini.. Oyundu diyordu..Ama neydi bu oyunun adı..Hangi oyun ailesini, eşini, çocuklarını kaybetme pahasına oynanırdı.Hangi oyun tertemiz bir insanı ahlaksız , yalancı ve iki yüzlü yapardı.Hangi oyun onca güveni ve sevgiyi yıkmayı hedeflerdi..Ne eşi söyleyebildi bu oyunun adını ne de kendi bulabildi.. Var mı bilen bu oyunun adını?
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Sudenaz’dan Mektuplar (ıv)
• Ersin Başeğmez • Yaşamdan Hikayeler • 16 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Aralık
2
Mart
31
Mart
30
Mart
30
Mart
30
Mart
14
Mart
14
Mart
31
Mart
30
Mart
30
Mart
30 |
![]() |
Site Menüsü
Radyo Yayını
( Canlı Yayında )
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||