Bu Paraya Bu Kadar Çalışılır!Bu Paraya Bu Kadar Çalışılır!Günümüzde ücretlerin düşük olduğunu bilmeyen yok. Ekmeği aslanın ağzından alıp, midesine indiren işi zorlaştırdıkça zorlaştıran insanların var olduğu bir dünyadayız.Çalışanların aldıkları ücretler yerinde saydıkça, artmadıkça, günün şartlarına ve ihtiyaçlarına cevap vermedikçe, bu paraya bu kadar çalışmak bile fazla gibi bir anlayış gelişiyor. İş sahipleri ve işverenler bu yaklaşımı, nankörlük, vefasızlık ve haram olsun yaklaşımlarıyla karşılarlarken, çalışanlar ise ben bu sektöre şu kadar yılımı verdim. İşe girdiğimde bekardım. Şu an çoluk-çocuğa karıştık. Çocuklar okuyor. Ama işverenlerimiz durumumuzu görmek istemiyorlar son üç-dört yıldır, doğru dürüst zam bile alamadık, sözleriyle karşılıyorlar. İşlerde verimin düşmesi, işyerinin itibar ve güven kaybetmesi, üretilen hizmetin kalitesinin düşmesi, işverenleri adeta çıldırtıyor. Durumumuz düzelince bunu size yansıtacağız, sizden az daha sabır ve fedakarlık bekliyorum, beni de anlayın piyasanın hali belli gibi laflar, yıllarca bir umutla bekleyen insanlara teselliden ibaret kalıyor. İşverenin eliyle cebi arası bir kilometre abi, diyor insanlar... Cebinde akrep olan işverenler, verim alamaz, bu paraya bu kadar çalışılır der geçeriz diyor, bir başkası.. Çalışan insanlar, ne kamuda, ne özel sektörde hayatından memnun değil... Ağırlaşan hayat şartları, ücretlere gelen sembolik zamlar, belli bir otomatiğe bağlanmış gibi sessiz sedasız artan Çarşı-Pazar ve Market fiyatları ve bu fiyatlar arasında krizden krize giren bunalım yaşayan insanlar. Kimse kimseye doğruyu söylemiyor. Her ferdin yaşadığı hayat şartı, kendi doğrularını ve yanlışlarını oluşturmuş, hatta yalanlarını... Dinlemeye başladığınızda neler duyuyorsunuz, neler... İşveren bizi eskiden kendi evladı gibi görürdü. Şimdi en ufak bir hatamızda kapının önüne koyuyor diyenleri dinlemek lazım. Üç kişinin yapacağı işi bir kişi yapıyor, yinede aldığımız aynı para diye yakınanları da dinlemek lazım. İşveren cephesinde ise, bir işçinin bana maliyeti şu, maliyetlerde sübvanse olsa bir işçi daha fazla çalıştırmak istemez miyim, sözleri mevcut. Konuşmaları alt alta topladığınızda, adına işçi-işveren meselesi denen problem çıkıyor. Bu konu çözülmeli... Bu konuyu hükümetler mutlaka çözmeli... İşsizlik tartışmasız, ülke gündemimizin ilk sıradaki maddelerinden biri... Dinlediğimiz insanların samimiyeti çok önemli... İster işveren olsun, ister çalışan, ister siyasetçi... Ama ne olursa olsun... Bir işyerinde çalışan insan, emanete hıyanet etmemeli...Bu paraya bu kadar dendiği an, ekmek yenilen kapıya hakaret etmekle eşdeğer bir konu karşımıza çıkıyor. İşveren yanında çalışan insanın gösterdiği performansı, iyi niyeti, döktüğü alın terini görebilmeli ve bu gayretin karşılığını vermekten imtina etmemeli... Şikayetleri dinlediğinizde haklı ve haksız inanın birbirine karışıyor. Huzursuzlukların diz boyu olma nedeni yine insanların anlayışlarında gizli... İş sahipleri, yanında çalışanların aynen kendi gibi o işe sahip çıkmasını istiyor. Böyle elemanlar buluyor da... Ancak, ödüllendirme hep manevi olarak yapılıyor. Ya sözle yada hediye veya plaketlerle... Adamın aldığı ücretin yetmediği bilindiği halde, yapılan bu gösteri, sadece birkaç gün için o çalışanın gururunu okşamaktan ileriye gidemiyor. Para ödülleri ile teşvik edilen personelin performansının arttığı ve bu başarının işe doğrudan yansıdığı bilindiği halde, üstelik... İşyerleri, işverenin kişisel hırslarını tatmin ettiği bir yer olmamalı... Olduğu an, keyfi yönetimler, keyfi davranışlar, keyfi anlayışlar egemen olur ki, işvereni yanında çalıştırdığı insanlara zulmeden birisi konumuna getirir. İşte o zaman, bu kadar paraya bu kadar çalışılır anlayışının hakim olduğu bir işletmesi olur. Uzun lafın kısası şu sevgili okurlar.... Ekmeği aslanın midesinden ve ağzından alıp, işsiz kesimin önüne koymak gerekiyor. Aslanı da, o meydandan kovalamak... Değilse, konuşa konuşa hiçbir yere varacağımız yok.
Telif Hakkı Uyarısı Bu Paraya Bu Kadar Çalışılır! isimli yazı, Erol Sunat tarafından 05.10.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Zeynep Tümöz yazıyı tebrik etti...
İlyas Koyuncu yazıyı tebrik etti...
Ali Esat Taş yazıyı tebrik etti...
Aralık
1
Kasım
30
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!
• Erol Sunat • Güncel Makaleler • 65 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
24
22 Kasım Edebiyat Şöleni
• Site Yöneticisi • Güncel Makaleler • 498 kez okundu. • 33 kez yorumlandı.
Kasım
23
Kasım
23
Kasım
30
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!
• Erol Sunat • Güncel Makaleler • 65 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
23
Öğretmen Sevgiden İbarettir
• Erol Sunat • Eleştiri Makaleleri • 201 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
16
Kasım
9
Kasım
2
Gözlere Bakmasını Bilmeyenler…
• Erol Sunat • Eleştiri Makaleleri • 311 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Mart
20
Şubat
14
Mayıs
21
Şubat
14
Nisan
25 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||