kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler

Bu Sabah


Bu Sabah


Bu sabah ansızın yatağından fırladı. Sağa sola bakındı; bir şeyler aradığı her halinden belliydi. Etrafındakilere sezdirmek istemiyor olması aradığı şeyin bilinmesini
istemediği bir şey olduğu gerçeği kendini ele veriyordu. Aradığı şey konusunda en ufak bir fikrimiz yoktu.
Ne olduğu konusunda en ufak bir düşüncemiz de. Daha önce böyle bir durum yaşamadığımız için de fikir yürütmekte oldukça zorluk çekmekteyiz. Bizim fazlaca kafa yormamız bize bir şey kazandırmayacağını düşünerek ilgilenmiyor gibi görünmeye çalıştık. Aslında sadece çalıştık. Neler olduğunu ve ne aradığını çok merak ediyorduk. Dört duvar arasından gidip gelmesi baş döndürücü gücünü bize miras bıraktığında o kapıya çoktan yönelmişti bile. Kapı tüm şiddetiyle yüzümüze kapanmıştı. Sorularımız cevap arayadursun cevaplayacak olan ise çoktan tüymüştü. “Dert bir değil ki…” diye yakındı, annesi. “Dert bir değil ki… Hangi biriyle uğraşayım ?”
“Dert etme sen teyze, biraz hava alıp nasıl olsa yine gelir. Sorunu ne ise o zaman öğreniriz. Merak etme sen. Gönlünü ferah tut.”
Hem söylenip hem de gözlerimiz arada bir kapıyı yokluyordu. Kendimizi otomatiğe kurmuş gibi ha bire gözlerimiz kapıya doğru kayıyordu. “Nerde kaldı?” sorusu hepimizin bilinç altında cirit atıyor olmasına rağmen kimse bunu açık bir şekilde dillendiremiyordu. Cesaret edemiyordu. Merak,kin ve öfke birbirine karışmıştı. Koruma duyusu da buna eklenince varın siz düşünün yaşanan çileli dakikaları, teneffüs edilen ağır havayı, kimsenin kaldırmaya güç yetiremediği ağır havayı… Zaman geçtikçe merakımız katlanarak artıyordu. Korku, endişe ve merak akraba olup kafamızı mesken tutmuştu adeta. Bir de buna ne yapacağımızı bilmeden bekleyip durmamız da dozunu artırıyordu.

Şen şakrak odaya girmişti. Etrafa gülücükler dağıtmıştı. Hatta el şakası bile yapmıştı. Huysuzluk edip terslenmemize bile aldırış etmemişti. Sadece biraz yorgun olduğu gözlerimizden kaçmamıştı. Sorularımıza kaçamak cevap yerine tatmin edici cevap vererek düşüncelerimizde yanıldığımıza inandırmıştı bizi.
Kapı sert bir şekilde çalmaya başlayınca hepimiz birden ayağa fırlayarak kapıya yönelmiştik. Kapıya yakın olan Salih kapıyı açtığında hepimiz hayal kırıklığına uğramıştık. Gelen o değildi. Sağa sola bakmamız bir şey değiştirmemişti. Kendisinden eser yoktu. Gelen kişi de onu soruyordu. “Nerede bulabilirim?” sorusuna vereceğimiz cevap onu tatmin etmeyeceğini bile bile “bilmiyoruz” cevabını verdiğimizde tahminimizde yanılmadığımızı gördük. Adamcağız inanmıyordu. Tüm çabalarımıza rağmen inandıramadık. “Öyle olsun” diyerek tehditvari bir bakış fırlatarak kapıdan uzaklaştı. Bizler birbirimize bakmakla öylece kalakaldık orta yerde. Neler döndüğünü bilemeden.
Saatler birbirini kovaladı ama hâlâ bizimkinden ne bir ses ne bir seda ne de bir haber vardı. Adeta nefesimizi tutmuş onu bekliyordu. Ya da ondan gelebilecek bir habere…

Telefon acı acı çaldı. Karşıdaki endişeli ve boğuk bir sesle:
“Hemen eve gel. İşin var!”
Ne olmuştu ki bu kadar acil bir durum doğurmuştu. Düşüne dururken:
-Ne oldu, kimdi arayan?
-Babam hemen eve gitmemi istiyor.
-Olumsuz bir durum mu var?
-Bilmiyorum ki!.. Sadece ‘acele eve gel’ dedi. Başka da bir şey de söylemedi.
Kafam arı kovanı gibi vızıldıyordu. Ne olmuştu? Neden bu saate beni eve , hem de acilen çağırıyordu babam. İstemeye istemeye eve doğru yol aldım.

Dalgındı. Bıkkın. Yüzü ağlamaktan şişmişti. Yanaklarında süzülen yaşların bıraktığı iz. Ağzından eksilmeyen sigarası cılız bir şekilde yanarken, sigarasının dumanları ile boğuşan saçları dağınık. Soğuk ayazın bıraktığı izlerle buruşan derisi… Tam bir derbeder … Hayattan umudunu kesmiş; çaresizliğin verdiği eziyet ve usanç… Benliğini etkisi altına almış. Duygularyaşadıkları ve içinden çıkamadığı labirent… Nasıl davranması gerektiğini de bilememin ezikliği de eklenince ruh halini varın siz düşünün. Moraran gözleri hayatın bitme noktasına yaklaştığını komik yorumu ve dayanılmaz acılar geride bırakacaklarına kalan miras olarak düşündükçe yoğun duygular arasında gözlerinden yaşlar ha bire aşağıya doğru yuvarlıyordu. Günler birbirini kovalamış ancak o içine girdiği girdaptan bir türlü kurtulamamıştı. “Bu sefer her şey değişecek” diyerek günlerce aylarca kendisini kandırmıştı. Avutmuştu. İçine girmiş olduğu girdap durmadan kendisini içine çekiyordu.” Bir daha bir daha…” diyerek avunmuştu. Bu durumdan da kendisinden başka kimse haberdar değildi. Derdini kimseyle paylaşmıyordu. Bu da çıkmaz sokakta yalnız başına yolculuk demekti. Zaman durmadan ilerliyor; etrafındaki çember de gittikçe daralıyordu. Daraldıkça da sıkıntı aşılmaz bir duvar olarak karşısında dikiliyordu. Çıkar yol kalmamış görünüyordu kendisine. Kendisine göre yaptığı yorumdan bu sonucu çıkarmıştı. “Başka yol yok…”

Yılların birikimini bir anda yok etmişti. Kendisinde tutku haline gelen bu illet, hayatını yiyip bitiriyordu. Başını taştan taşa vuruyor, çıkış yolu arıyordu. Nafile…Tüm yollar yüzüne kapanıyordu. Kimseye de belli etmeden halletmek istiyordu, ancak bunu başaracak güçte de değildi. Çıkış yolu arıyordu ancak bulmakta zorluk çekiyordu. Başını taştan taşa vuruyordu. Çıkış yolu bulmak uğruna hayatının en riskli oyununu oynamıştı ve kaybetmişti. Önceleri iş olsun diye başladığı bu tehlikeli oyuna her geçen gün bataklığa batan nesne gibi her geçen gün batıyordu. Çıkış yolu aradıkça da daha bir batıyordu pisliğe. Ailesi durumu bilmediği içinde sıkıntısı daha da bir büyüyordu. İçinden çıkılmaz bir durum düşüncelerini altüst ediyordu. Çıkış için çaldığı tüm kapılar yüzüne kapanıyordu. Bilinmez denklemler artıkça kapan kapılar çoğalıyordu. Nasıl yapmıştı nasıl? Bu sorumsuzluğu nasıl yaşamıştı. Utancından yerin dibine batıyordu.

Aylar birbirini takip etmiş. İçinde bulunduğu sıkıntılı dönemi ailesinin yardımıyla atlatmıştı. İçindeki kurt her seferinde kulağına fısıldıyordu: “Kaybettiklerini geri almalısın.” Zihninde bu cümle çalkalandıkça yayıktaki ayran gibi düşünceleri çalkalanıp gidip gelmeye başladı. Bir saati diğerine uymuyordu.

“Bir daha bir daha” diyen sesler kafasında çoğaldıkça adımları ve elleri de bu ritme ayak uydurunca kendini kaybedip kumar masasının başına geçti. Tekrar başa dönmüştü. Kaybettikleri yetmemiş yeni kayıplar eklenmişti. Başı önde sokaklarda avare avare dolanmaya başladı. Çıkış yok, çıkış yok !..


Bu Sabah
Yazı Sahibi
Bedran Yoldaş
Bedran Yoldaş tarafından 13.6.2007 tarihinde eklendi 220 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı



Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :

Aralık
2
Deve Dikeni
Münevver ErilmezYaşamdan Hikayeler • 53 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
2
Duygu Gemisi 3
Berna BaşabaşYaşamdan Hikayeler • 35 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Duygu Gemisi 2
Berna BaşabaşYaşamdan Hikayeler • 14 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Adak (7 Bölüm)
Aylin BaşdemirYaşamdan Hikayeler • 18 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Aralık
1
Çelişkifinal
Gülhan TekeYaşamdan Hikayeler • 40 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Nisan
18
Karanlık Kuyu
Bedran YoldaşYaşamdan Hikayeler • 165 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Nisan
17
Asi Dertler
Bedran YoldaşHayata Dair Şiirler • 91 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Nisan
4
Gül ve Bülbül
Bedran YoldaşAşk Şiirleri • 105 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mart
30
Hayat Damarında Durmuş
Bedran YoldaşAşk Şiirleri • 103 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
26
Baharıma Doğan Güneş
Bedran YoldaşAşk Şiirleri • 140 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Haziran
14
Kızgınlık
Bedran YoldaşSerbest Şiirler • 268 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Haziran
13
Kalbimi Çalan Yardan Haberin Var mi
Bedran YoldaşSevgi ve Aşk Şiirleri • 258 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Haziran
15
İçindeki Korkuyu Öldürmek
Bedran YoldaşYaşamdan Hikayeler • 254 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Haziran
13
Bu Sabah
Bedran YoldaşYaşamdan Hikayeler • 221 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Haziran
18
Aşk
Bedran YoldaşSevgi ve Aşk Şiirleri • 186 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Bu Sabah, Bu Sabah hikayesi, Bu Sabah hikaye, Bu Sabah nedir?, Bu Sabah hakkında bilgi, Bu Sabah hikayeleri, Bedran Yoldaş hikayeleri, Sabah nedir, Sabah hikayesi, Sabah hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Per Insurance | Credit Cards | Advertising | Credit Check | Xecuter 3 Mod Chip | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul