Buğra ve TuğrulBuğra ve TuğrulBuğra, son derece efkârlı olduğu hâlde oturmuş sigara içiyordu. Tanına yaklaşan Tuğrul, Buğra`ya şöyle bir baktıktan sonra sordu:- Neyin var Buğra? Neden böyle düşünceli duruyorsun? Buğra elindeki sigaradan bir nefes daha çektikten sonra gözlerini Tuğrul`a çevirdi: - Hiç! Ne olsun? Düşünüyorum öylesine. Tuğrul, Buğra`nın çok eskilerden beri arkadaşıydı. Onun üzüntülü olduğunu anlamıştı. Acaba canı neye sıkılmıştı? Bunu anlamak için sormak gerekiyordu: - Canını sıkan bir şey mi oldu? Buğra umursamaz bir tavırla konuşuyordu: - Yok, özel bir şey olup canım sıkılmadı. Her zamanki durum işte. İnsanların bu hâllerine bakmak insanın canını fazlasıyla sıkmıyor mu zaten? Tuğrul nihayet durumu anlamıştı. Buğra, yine insanların ikiyüzlü ve yalancı oluşlarını düşünüyor ve bundan bunalıyordu. Buğra, yaşadıklarıyla o kadar dolmuştu ki, bir insan en küçük bir şekilde kalbini kırsa bütün insanlara lanet ediyordu. Görünenin aksine Buğra`nın yüzündeki gülümsemeler ve yaptığı espriler hep yapmacıktı ve olması gerektiği için oluyordu. Özünde Buğra, içindeki hayal kırıklıklarının verdiği bir "insanlara kin" ile yaşıyordu. Bu ne derece doğruydu bilinmezdi. Fakat Tuğrul, Buğra`nın bu durumuna üzülüyordu. Ona sordu: - Buğra, bu şekilde yaşamak, bütün insanlara potansiyel nankör gözüyle bakmak sana acı vermiyor mu? Buğra gülümsedi: - Ne acısı? Bana acı verebilecek olan her şey şansını denedi. Hepsi de fazlasıyla acı verdi. Acıyı kim çeker? Beklediği olmayan ve hayal kırıklığına uğrayan insanlar. Oysa benim hayattan mutlu olmak gibi bir beklentim yok. Böyle bir beklentim olmadığından acı çekmem de mümkün değil. Tuğrul, Buğra`nın bu hâline şaşıyordu ama imreniyordu da. Buğra bu hâliyle hiç kendini kandırmıyor, kendini avutmuyordu. Gerçekten de bu yüzden hiç acı çekmiyor ve hayal kırıklığına uğramıyordu. Buğra, o kadar çok hayal kırıklığına uğramıştı ki artık şunu öğrenmişti: "Hayal, insanı sinsice avlayan bir kurtkapanından başka bir şey değildi." Akşam çöküyordu, Buğra`nın elinde Hâlâ bir sigara, gözlerinde kırmızı bir güneş duruyordu. Biraz sonra gece olacaktı. Tuğrul, Buğra`ya bakıyordu; Buğra da ufka... Her ikisi de şunu biliyordu ki; "bu dünyadaki hiç bir canlı, uğrunda dökülen tek damla gözyaşına bile değmezdi."
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Buğra ve Tuğrul isimli yazı, Sadi Saçak tarafından 9/2/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
20
Kasım
18
Kasım
16
Aşık Oldugun İnsanla Dost Olmaya Çalışmak
• Aslı Silahtar • Dostluk Hikayeleri • 626 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
8
Kavak Ağacı İle Mor Menekşenin Dostluğu
• Menekşe Gülay • Dostluk Hikayeleri • 837 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Kasım
6
Aralık
2
Yalnız Kalmak Karanlık Gecede
• Sadi Saçak • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 26 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
22
Kasım
18
Kasım
16
Kasım
12
Haziran
15
Haziran
19
Eylül
23
Ağustos
24
Şubat
9 |
![]() |
Site Menüsü
Radyo Yayını
( Canlı Yayında )
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||