Burada Her An Kara
Asabiyetin ve ciddiyetin kravatını öyle sıkı bağlamış ki boynuna,
Nefes alamaz insan Ankara’da.
Belki de Ankara nefes alamaz.
Bir havası yok ki nefes alasın,
Dumanlı gökyüzünün işgali altında bir ruh yok,
İnsanı buraya bağlasın…
Zorunlulukların istekleri boğazladığı,
Doğma büyüme oralı olanlardan başka seveninin olmadığı,
Geçiciliğin şehrinde çığlıklarını duyarsın hayal kırıklığının,
Her sokağında…
Biz başka bir başkent düşlemiştik diye söyler aslında,
Sesi olmayan yürekler,
Bu muydu sorusunu sormaya utanır titreyen sesler…
O sesler k ne hayallerle gelmiştir aslında,
Hayal kırıklığının başkentine.
Geride neler bırakmıştır, nelerden vazgeçip gelmiştir,
Aslında vazgeçilmişliğin ta kendisine,
Mavi gökyüzüne,deniz sesine hasret ne şafaklar eskitmiştir,
Kimi de şafak saymayı öğrenmiştir,
Başlamıştır 30,40 en fazla 60 diye,
Çünkü gelir gelmez ger dönülecek günün hesabı yapılmıştır,
A.Ş.T.İ den ayrılan otobüslerin ardından bakıp…
Huzurdan noksan, sahiplenmekten çok uzakta,
Uzaklık hissedilmiştir Ankara’da..
Veryansın edilmiştir,
Neden memleketten Ankara 6 saat de,
Ankara’dan memleket sanki 6 asır diye.
Keşkeler amip misali çoğalmış,
Ne olurdu Ankara hep hayallerde kalsaymış
Diye başlayan cümlelerin sonu hiç gelememiş,
Şehrin soğuğuna yenik düşen kelimeler bir bir çatlamış.
Ah ulan şimdi şurada olmak vardı diye iç geçirmiş,
Şuranın çocukluğu özlemiş çocukları…
Ekmek parası derdine düşüp,
Artık ailenin cüzdanının altındaki o koca delik olmaktan kurtulmak için,
Nice saçmalıkları hatim etmiş,ne geceler uykuya eyvallah çekmiş,
Adına gelecek denmiş,ama kendi gelecekleri karanlık olan,
Karanlıkta kalmış aydınlıklar…
Asabiyetin ve ciddiyetin kravatını öyle sıkı bağlamış ki boynuna,
Nefes alamaz insan Ankara’da.
Hani demiş ya Yılmaz ağabey:
Ankara’yı sevmeyene bir zulümdür;
Bu kadar insanın neden Ankara’yı bu kadar sevdiğini anlamadan,
Ankara’da yaşamak diye,
İşte o nedenin hep çok uzağından geçen,
Yüreğinin Ego otobüsleri sevgi durağında hiç durmayan,
Zorunlu alışkanlıklarda ise tekeri patlayan,
Nice 18’lk yüzler gördüm ben,
Kampüste,yurtta sokakta..
Daha da vahimi aynada…
Hasret yağmurlarında yıkanmış göz kapakları gördüm o gözlere her baktığımda…
İşte o gözlerden dökülen bir damla göz yaşı,
Buz olup düşünce bir zamanların toprak anasına,
Bir ananın yüreği sızlar,
Bir baba daha çok anarsa şimdi çok uzaklarda,
Daha çok başkalarının kullandığı oğlunun o güzel adını,
İşte o zaman bir gece daha günü kovmuştur Ankara’da.
Bir zamanlar, okul tatil olduğu için yalnızca braz daha uyku anlamına gelen bayramlar,
Daha bir değere sahipse şimdi.
Bil ki bir çocuk daha ayrılmıştır çocukluk limanından
Asabiyetin ve ciddiyetin kravatını öyle sıkı bağlamış ki boynuna,
Nefes alamaz insan Ankara’da.
Çünkü burada her an kara…