Büyük Aldanışlar (1)
22 / 5 / 2008 Perşembe tarihinde Erol Güldiken tarafından eklendi, 216 kez okundu...
“Her aldanış bir kaybediştir. Neler umulur neler kaybedilir; bazen hemen, bazen sonra. Tarihte, savaş meydanlarında kazandıklarımızı masa başında kaybetmenin acısını en çok biz yaşamışızdır. Orhun anıtlarında bile Türk beğlerinin, hileci Çin siyasetine nasıl aldanıp yenik düştükleri ve bu yüzden esaret altında geçen yılları anlatılır.Merhum İlh...” Okuyucu Puanı ;
Büyük Aldanışlar (1)Her aldanış bir kaybediştir. Neler umulur neler kaybedilir; bazen hemen, bazen sonra. Tarihte, savaş meydanlarında kazandıklarımızı masa başında kaybetmenin acısını en çok biz yaşamışızdır. Orhun anıtlarında bile Türk beğlerinin, hileci Çin siyasetine nasıl aldanıp yenik düştükleri ve bu yüzden esaret altında geçen yılları anlatılır. Merhum İlhan Bardakçı`nın kalemiyle: "Tarih, nice ibretlerin sergisidir. Bilmez ve ders almazsanız, hüsranların sonu gelmez. İngiltere büyükelçisi Abdülhamit Han’ın huzuruna kabul edilir. Dudaklarında, kulaklarına kadar yayılan bir tebessüm vardır. - Haşmetlim, diye söze başlar. Bize ırak’ta arkeolojik kazılar yapma hakkını lutfetmiştiniz. Size insanlık tarihi adına minnetlerimizin bir ifadesi olmak üzere, bu kazılarda bulduğumuz bu eseri getirdim. Lutfedip kabul etmenizi ben ve hükümetim rica ediyoruz. Sonra elindeki paketi hükümdara takdim eder. Abdülhamit Han getirilen hediye paketini Başmabeyncisi Tahsin Paşaya uzatır. Hediye ortaya çıkınca İngiliz Büyükelçisi yeniden söz alır. - Haşmetli, diye konuşur. Bu kılıcın Sümerlerden kalma olduğunu tesbit ettik. Padişah teşekkür eder. Gerçekten İngilizlere arkeolojik çalışma yapma iznini kendisi vermiştir. Ama devletler tarihimizin en zeki hakanlarından birisi olarak, İngilizlerin arkeolojik çalışma maskesi altında bölgede petrol aradıkların farkındadır. Büyükelçi gittikten sonra tebessüm etme sırası kendisine gelir. Başmabeyncisine emreder: Bu kılıcı antikacı sedefyan’a götürünüz, incelesin de ne olduğunu bana bildirsin. Sedefyan’ın raporu bir hafta sonra Abdülhamit Han’a ulaşır. Tarihi filan değil, alelade bir kılıçtır bu. Ne var ki, İngilizler bir takım kimyevi usullerle onu antika haline getirmişlerdir. Hükümdar ise huzuruna kabul ettiği andan itibaren İngilizlerin bu muhteşem sahtekarlığının farkına varmıştır. Tek bir cümle söyler: - Aynı işi Almanlar’da yapıyorlar. Onlara da arkeolojik inceleme ruhsatı vermiştim. Bu bölge neft (petrol) ile dolu. Önce bizim, sonra onların başına bela olacak Kuzey Irak… Ama bu sahteciliğe üzüldüm. Yapmamalı idiler. İÇERİDEN’DE DIŞARIDAN’DA Anlattığım bu olay, aldatılmak istenen bir hükümdarın, aslında bütün hayatı boyunca hedef edilmek istendiği bir sahne… Oysa biz, millet, devlet ve devlet adamları olarak, iki yüz yıldan beri aldatılış ve elbette aldanış içinde idik. Allah devlete çöküntü ve zeval göstermesin. Osmanlı çınarı, etrafında uğuldayan fırtınalara artık tahammül edemez hale gelince, birde bakmışızdır ki, çevremiz bir sahtekarlar ordusu ile sarılmıştır. Sadece dışardan mı gelirler bu aldatıcılar?.. Hayır… İçimizde de peydahlanmışlardır.. Örneklere geçmeden evvel yine Abdülhamit Han’ın bir hatırasını nakledeyim sizlere. Sık sık sadrıazam değiştiren Padişah dert yanar hatıralarında: “ Kimi iktidara getirdi isem ya Frankofil, ya Anglofil ya da Germanofil veya Rusofil çıktı… Allah şahittir Ahmet Vefik Paşa hariç…” Ve sanki bu günkü dertlerimize parmak basar: “ Devleti emanet ettiklerim içinde yabancı şimendifer (demiryolu), kredi kumpanyaları ile hatta askeri esliha (silah) alımında bile nice devletlinin hisse senedi ya da komisyon aldıklarını öğrendim. Devlet adamı aç kalır amma, hele hele yabancılardan imkan ve hediye kabul etmez!...” Abdülhamit Han’ı, dedim ya, sadece dışarıdakiler değil, içeridekiler de aldatmışlardır. Demek ki bu hastalık bünyemize, içimizdekilerin ve dışarının ittifakı halinde musallat olmuş. Söylemesi acıdır amma, bu oyunlar karşısında zaman zaman bilerek ya da gaflet yüzünden aldatılışlara mahkum olmuşuzdur. Oldukça da kaybetmişizdir. Kaybettikçe yeni aldanışlarla tanışmışızdır." Tarih ve Medeniyet, Ocak 1995- İlhan Bardakçı
Tavsiye Et :
Ersin Başeğmez yazıyı tebrik etti...
Erturan Elmas yazıyı tebrik etti...
Ali Özkanlı yazıyı tebrik etti...
Ağustos
15
Ağustos
15
Ağustos
13
Ağustos
13
Ağustos
10
Ağustos
5
Ağustos
3
Temmuz
27
Yalnızlar Rıhtımında Karanlıklardan Sabaha
• Erol Güldiken • Hayata Dair Denemeler • 90 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Temmuz
21
Temmuz
13
Mart
11
Nisan
18
Şubat
23
Kasım
17
Yakamoz (gerçek Bir Hikaye)
• Erol Güldiken • Yaşamdan Hikayeler • 974 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Mayıs
12 |
![]() |
|
||||||||||